Trabzon ili tüm ilçeleri

10 Mart 2018 Yazan  
Kategori ŞEHİRLER VE İLÇELER

Trabzon ilçeleri genel bilgiler
ARSİN İLÇESİ
İl merkezine 21 km uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 169km2’dir.İlçe merkezi sahil kesiminde ve hafif meyilli bir araziye sahiptir. İlçemizin topografik yapısı, sahilden iç kesimlere doğru gidildikçe eğimi artan bir yapı gösterir. Bazı köylerde eğim %70’lere kadar varmaktadır.İlçemizde 5 akarsu bulunmaktadır. Bunlar Yanbolu, Falkoz, Arsin, Kendirlik ve Sifla dereleridir.

Arsin İklimi :
Bölgesel iklime bağlı olarak ilçemizde yazları serin, kışları ılık geçer. Ilıman iklim hâkimdir. Yıllık ortalama yağış miktarı 1000- 1100 mm arasında ve ortalama sıcaklık 15.5 derecedir. Bölgenin yüksek kesimleri ve vadiler yaz ve sonbahar ayları başlangıcı dışında sislidir. Bulutluluk derecesi 6/10 dur. En bulutlu ay Şubat, en bulutsuz ay Haziran ve Ekim aylarıdır.

Bölgedeki hâkim rüzgârların hızı 1.6m/sn dir. Bölgeye egemen rüzgârlar Aralık ayında Kıble yâda Lodos, Haziran ayında Güney, Kasım ayında Batı, diğer aylarda Batı-Kuzey rüzgârları hâkimdir. En hızlı rüzgârlar Şubat ayında Batı ve Kuzeybatıdan eser. En soğuk ayın sıcaklık ortalaması 7.75 derecedir. En sıcak ayın sıcaklık ortalaması ise 24.05 derecedir. En düşük ortalama nem oranı 69.2 (Aralık ayı) en yüksek ortalama nem oranı 83.5 (Mart ayı)’dır.
İlçemiz, Trabzon ilinin 20 Km. doğusunda Trabzon-Rize sahil şeridi üzerinde kurulmuştur. Doğuda Araklı, Batıda Yomra ile çevrili, Kuzeyinde Karadeniz, Güneyinde Gümüşhane ilinin Yağmurdere bucağı ile çevrilidir. Karadeniz ile 7 Km. deniz kıyısı, Batıda Yomra ilçesi ile 28 Km. mülki kara sınırı, Doğuda Araklı ilçesi ile 35 Km. mülki taksimat sınırı mevcuttur.
İLÇENİN TARİHİ
Arsin ilçesi Ortaçağdan bu yana yerleşim merkezi olarak varlığını sürdürmekte olup, Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u Fethi ile 26 Ekim 1461 tarihinde Osmanlı topraklarına katılmıştır. 13 Nisan 1916 tarihinde Rus işgaline uğrayan Arsin 24 Şubat 1918 tarihinde işgalden kurtarılmıştır.
Arsin 1952 yılına kadar Yomra ilçesine bağlı iken bu tarihte bucak olmuş ve belediye teşkilatı kurularak 1957 yılında çıkarılan 7033 Sayılı Yasayla ilçe durumuna gelmiş ve 04 Nisan 1959 tarihinde fiilen teşkilatlandırılmıştır

Yomra ilçesine bağlı bir bucak iken 04.04.1959 tarihinde ilçe haline getirilmiştir.
İlçe arazisinin verimli olduğu söylenebilir. Özellikle ilçe merkezinin kurulduğu alan yerleşmeye son derece elverişlidir. Halk geçimini genellikle tarım ve hayvancılıkla sağlar. Bunun yanında ilçede fındık üretimi de önemli bir yer tutar.
DERNEK PAZARI
Karadeniz Bölgesi’nde, Trabzon İline bağlı bir ilçe olan Dernekpazarı, doğuda Hayrat, güneyde Çaykara, batıda Köprübaşı, kuzeyde de Of ilçeleri ile çevrilidir.
Dernekpazarı (Kondu), 1925 yılında Of ilçesi’ne bağlı bucak merkezi iken 1948’de Çaykara İlçe olunca, Of’tan ayrılıp köy konumuna dönüştürülmüştür.Ancak, 1949 yılında yeniden bucak, yakın tarihlerde de ilçe olmuştur.
Dernekpazarı (Kondu)’nın kesin olarak hangi tarihte kurulduğu bilinmemekle birlikte, Kondu isminin zengin bir Rum’un isminden kaynaklandığı sanılmaktadır. Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon ve yöresini 1461’de ele geçirmesiyle, Osmanlı Topraklarına katılmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Maraş’tan gelenlerin buraya yerleştiği söylenirse de bu iddia kesinlik kazanamamıştır. Bir söylentiye göre; Of İlçesi ve çevresindeki bataklık nedeniyle bölgelerde üreyen sivri sineklerin yaydığı sıtma hastalığından korunmak için; orada yaşayanlar, Dernekpazarı’na gelip yerleştirilmiştir.
I.Dünya Savaşı sırasında Trabzon ile birlikte burası da Rus işgaline uğramış, burada yaşayanların bir kısmı batıya göç etmiş, yörenin kurtuluşundan sonra da geri dönmüşlerdir. Bu bakımdan her yıl 27 Şubat günü Mahalli Kurtuluş Günü olarak kutlanmaktadır.

ÇAYKARA
Trabzon’un güney doğusunda, 76 km mesafede bulunan Çaykara bir dağ yerleşmesi olup denizden yüksekliği 280 metredir. İlçenin köyleri ile birlikte nüfusu 21.674’tür. (1990 nüfus sayımına göre) 1925 yılında Kadahor adıyla Of a bağlı bir bucak iken 11.06.1949’da ilçe olmuştur. Çaykara’nın Soğanlı dağları kışın kar yüzünden geçit vermez. İlçe merkezinden 25 km güneydoğuda, Llzungöl bucağının hemen yanında eski devirlerde toprak kayması sonucu meydana gelmiş olan ve aynı adı taşıyan göl “Uzungöl” bulunur. Civar tepeler göl kıyısından itibaren çam ağaçları ile kaplı olup, gölde alabalık bulunur. Yüksek zirvelerin çoğu yayla olup, dağ çiçekleri ve pınarlar dikkat çeker. Bu yaylalardan en tanınmışı, Sultan Murat yaylasıdır. Burada l. Dünya Savaşı sırasında kazılmış siperler ve şehitlerin mezarları vardır.

ÇAYKARA İLÇESİ
Çaykara ilçesi, Trabzon ve çevresinin 15 Ağustos 1461 tarihinde Fatih Sultan Mehmet tarafından fethiyle Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır. İlçe Trabzon’a bağlı olup, ilin güney-doğusunda yer almaktadır. Arazisi oldukça engebelidir.
Çaykara (Kadahor) doğudan Hayrat ilçesi ve Rize ili, batıdan Dernekpazarı (Kondu) ve Köprübaşı ilçeleri, güneyden Bayburt ili, kuzeyinden de Dernekpazarı ilçesi ile sınırlıdır. İlçe adını, ilçe merkezinde bulunan ve merkezin su ihtiyacını karşılayan Çaykara Suyu’ndan almıştır. Ancak ilçenin bu adla 1947 yılından itibaren anılmaya başlandığı anlaşılmaktadır. Bu tarihten önce, ilçenin merkez mahallesi olan Kadahor adıyla anılmaktaydı. Tespit edilinilebildiği kadarıyla Kadahor (Çaykara) ile ilgili ilk kayıt 1583 tarihlidir. Bu kayıta göre bir mezranın “Kadahor”un yanında olduğu belirtilmekte beraber; buranın mezra mı, köy mü olduğu hususunda bir bilgi verilmemektedir.

Kadahor ilk olarak 1654 tarihli kayıtlarda Of kazasına tabi “Karye-i Holayısa-i Kadahor” adıyla bir iskan birimi olarak göze çarpmaktadır. 1657 tarihli sicil kaydında yalnız “Kadahor” köyü adıyla Müslümanların yaşadığı bir yerleşim birimi olarak dikkat çekmektedir. Kadahor’un 1876 (H.1293) tarihli salnamede Of kazasına bağlı bir köy olduğu görülmektedir. Kadahor (Çaykara), 1925 yılında Of ilçesine tabi bir nahiye olarak yapılandırılmıştır 11 Haziran 1947’de 5071 sayılı kanunla Çaykara adıyla ilçe yapılmış ve 1 Ocak 1948’de de fiilen teşkilatlandırılmıştır. İlçe merkezi Solaklı Deresi’nin kenarında kurulmuştur. Bugün Çaykara (Kadahor) ilçesi sınırları dahilinde 28 köy yerleşim birimi olup; ilçenin yüzölçümü toplam 559 km2’dir.

GENEL TARİHİ
Yazılı kaynaklara göre Çaykara ve Dernekpazarı yöresi ile ilgili ilk kayıt tespit edilinilen kadarıyla Kondu (Dernekpazarı ilçe merkezi)’ya aittir. Bu kayıt 1486 yılından önce olmakla beraber hangi tarihe ait olduğu kesin olarak belirlenememektedir. Ancak bu yerleşim birimi ile ilgili kaydın 1461 ila 1486 yılları arasındaki bir tarihe ait olduğu tahrir kayıtlarından ortaya çıkmaktadır. Kondu, Türkçe bir yer adı olup, konmak, konaklamak ve yerleşmek anlamına gelmektedir. 1486 yılı tahrir kayıtlarında yer alan bilgilere göre; bugünkü Dernekpazarı ilçesi sınırları dahilinde Kondu, Oflare (Visir) ve Kaçal adlı üç iskan birimi olup bu yerleşim birimlerinde nüfus ikamet etmekteydi.
Çaykara, Karadeniz Bölgesinin doğu bölümü, Trabzon ilinin güneydoğusunda, 40,33- 40,55 kuzey enlemleri ile 40,15-40,30 doğu boylamları arasında yer alır.
İlçenin doğusunda Rize ilinin İkizdere ilçesi, güneyinde Bayburt ili, batıda Sürmene ilçesi, kuzeyde Dernekpazar ilçesi kuzey doğusunda Of ilçesi ile çevrilmiştir. İlçenin yüzölçümü Orman Bölge Şefliğinin verilerine göre 63.700 hektardır( 637 km2). Nüfusu 1997 yılı nüfus sayımının sonucuna göre 27.590 kişidir. Km2′ ye düşen insan sayısı 46 kişidir.

Türkiye genel ortalamasında rakam 76 kişi olduğu düşünülürse ilçemiz, nüfus yoğunluğu bakımından Türkiye ortalamasının çok altındadır. Bunun en önemli nedenleri şöyle sıralanabilir.Tarım alanlarının ve ürün çeşitliliğinin azlığı, sanayinin hiçbir kolunun bulunmaması, Eğitim ve Sağlık hizmetlerinin kısıtlı olması, ilçe nüfusunu sürekli göçe zorlamıştır.
yüzey şekilleri İlçemiz, Kuzey Anadolu kıvrımları mezozoik (İkinci zaman)‘in tebeşir devrinde başlamıştır. Bu kısmın en fazla kıvrımı alt tebeşir tabakaları üzerinde az kıvrımlı, fakat aykırı bir tabakalaşma gösteren üst tebeşir tabakaları görülür. Ancak Alp-Himalaya dağ oluşumu olan III. Jeolojik zaman ilk dönemine rastlar. Bunların en önemli örnekleri Kemer- Soğanlı ve kuzey eklanları bu devrin yani Mezozoikin üst tebeşir devrine aittir. Bu yörelerdeki tortul kütleler killi, kumludur. İlçenin arazisi kayşa olayına çok müsaittir.

Bunun sebebi volkanik kütlelerin Sistlive ve Marnlı kütleler üzerine, jeolojik zamanlarda toplanarak moloz yığıntılarının meydana gelmesidir. Bölgenin yağışlı oluşu moloz yığınlarının su geçirmez yerler üzerine oturması bazen bu yığıntılar dereler tarafından sürüklenmesine neden olur. Bu olaylar çok yağmurlu yıllarda oluşur. İlçe yöresinde en büyük sel felaketi 24 Temmuz 1929 yılında olmuştur. Bu felakette Ulucami, Şahinkaya, Aşağı ve Yukarı Kumlu, Çambaşı ve Taşlıgedik köyleri büyük ölçüde zarar görmüştür. Sonuç olarak Çaykara’nın arazisi II’inci jeolojik zamanın sonunda, III Jeolojik zamanda başlayan Alp-Himalaya Dağ oluşumu sırasında Kuzey Anadolu dağları ile oluşmuş genç kıvrım dağlarıdır.

İlçemiz genelde engebeli bir araziye sahiptir. Güneyde Trabzon-Rize dağlarının uzantısı olan Soğanlı dağları yer alır. Bu dağlar sarp geçit vermeyen üzerlerinde Eylül’e sarkan kalıcı buzulların olması, bu buzullar vadiden 800-900 m aşağıya sarkarak akarsuları beslerler. İlçe merkezini Bayburt iline bağlayan Soğanlı (Dağ Geçidi) vardır. Bu geçit Eylül ayının sonunda kar yağması ile kapanır ve ancak haziran ayında ulaşıma açılır. Soğanlı geçidinin doğusunda yer alan Sarıkaya, Karakaya ve Haldızen dağları 3000 metre nin üstüne çıkan yükseltilere sahiptir ve geçit vermezler. Üzerlerinde çok fazla buzul ve buzul göllerine rastlanır. Bu göller Balık, Aygır, Kara, Sarı, Pirömer, Buzlu, Koyun, Dipsiz, Hatalan, Sırri ve Kazıklı gölleri önemli olanlarıdır. Bu göller buzul suları ile beslenir
İlçemiz 1925 yılına kadar Of ilçesine bağlı bir köy iken, 1925 yılında Bucak, 01.06.1947 yılında 5071 sayılı kanunla İlçe statüsüne kavuşmuş, 01.01.1948 tarihinde de fiilen teşkilatlandırılmıştır. 27 Şubat İlçemizin Kurtuluş Günü olarak kutlanmaktadır.

İlçe ” Çaykara” adını Solaklı ve Yeşilalan derelerinin birleştiği yere yakın taşların arasından çıkan “Çaykara Suyu”‘ndan almıştır.
İlçemiz, dağlık ve kayalık bir yapıya sahiptir. Trabzon iline 75 km uzaklıktadır. İlçe merkezi denizden 280 m yükseklikte ve 25 km içeridedir. Of ilçesinden Bayburt ili İstikametine uzanan vadinin içinde kurulmuştur.
Soğanlı Dağları ve Uzungöl bucağının doğu ve güneyinde bulunan dağlardan çıkan sular, Ataköy Kasabası yakınında birleşerek Solaklı Çayı adını alır ve Of ilçesinde denize dökülür. Solaklı Çayı’nın yatağı dar olduğundan, bu çayın kenarında bulunan İlçemizin yerleşim alanı da dardır. Çaykara, Trabzon’un deniz sahilinden içeride olan 6 ilçesinden biridir. İlçenin 420 km2.lik bir yerleşim alanı vardır. Of -Dernekpazarı-Çaykara-Bayburt Devlet Karayolu, Solaklı Çayı’nı takip eder. Bayburt ili sınırları içinde bulunan Soğanlı Dağlarının yüksekliği 3.000 metre yi bulur.

DÜZKÖY
Akçaabat’a bağlı bucak merkezi iken yakın tarihte ilçe olmuştur.Trabzon’a 40 km uzaklıkta bulunan ilçede yayla turizmi ön plandadır. Ayrıca ilçeye bağlı Çalköy Beldesinde bulunan mağara fazla tanınmamasına rağmen son zamanlarda yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.

İlçemiz “Haçka” adında köy iken 1944 yılında Bucak olmuş, 1961 yılında ismi değiştirilerek “Düzköy” adıyla Belediye olmuştur. Akçaabat ilçesine bağlı belediyemiz, 9 Mayıs 1990 tarih ve 3644 sayılı yasa gereğince İlçe statüsüne kavuşmuştur.
İlçeye 4’ü belediye (Düzköy Merkez, Çalköy, Çayırbağı ve Aykut Belediyeleri), 6’sı köy (Alazlı, Çiğdemli, Gökçeler, Taşocağı ve Küçüktepe köyü) olmak üzere toplam 10 yerleşim birimi bağlıdır. 2000 yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre İlçe Merkez Nüfusu 6.863 kişi, Beldelerin nüfusu 13.416 kişi, köylerin toplam nüfusu 4.613 kişi olmak üzere toplam nüfus 24.892 dir.
Nüfus hareketleri açısından yayla ve mezra(mezere)lar önem taşımaktadır. Halkın büyük bir bölümü nisan ayından sonbahar başlarına kadar mezra ya da yaylalara göç etmektedir.

İlçe topraklarının % 80’i engebeli bir bölge özelliğine sahiptir. İlçemizin işlenebilir arazisinde ise mısır, patates, fasulye ve benzeri tarım ürünleri yetiştirilmekte, ekonomi tarımsal ve hayvansal üretime dayanmaktadır.
İlçemizin kuzeyinde Akçaabat, doğusunda Maçka, Batısında Vakfıkebir, Güneybatısında Tonya ilçeleri bulunmaktadır. İlçemizin yüzölçümü 117 kilometrekaredir. İlçemiz Trabzon’a 35 km. uzaklıkta ve komşu ilçemiz Akçaabat’a ise 27 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Ulaşım yolu asfalt olup, Tonya ile stabilize yolla bağlantısı dışında daha iç kesimlere bağlantısı yoktur.

OF İLÇESİ
Trabzon’a 52 km mesafededir. Of, doğuda Rize, batıda Sürmene, güneyde Çaykara’ya komşu olup, kuzeyinde Karadeniz bulunur. İlçede Osmanlı döneminde bir kütüphane bulunmaktaydı. Gümüşhaneli Hacı Ahmed tarafından “Hacı Ahmed Kütüphanesi” adı altında (1282 H.) tarihinde kurulmuş olup, 8000 adet kitabı vardır. İklim itibariyle çay yetiştirmeye müsait olan Of’un fındık bahçeleri sökülerek yerlerine çay fideleri dikilmiştir. Of halkının temel geçim kaynağı durumunda bulunan çay, merkezde ve nahiyelerinde bulunan birçok çay fabrikası tarafından işlenmektedir. Diğer yörelerde olduğu gibi, Of sahilleri de doğal plaj görünümündedir.

OF İLÇE TARİHÇESİ
Trabzon yöresinin Hititlere ait olduğunu M.Ö. 1900’lerde Hitit İmparatorluğu’nun kurulduğu, M.Ö. 1200’lü yıllarda Hititler zayıflayınca Doğu Karadeniz’de Azzi’ler diye bir topluluğun olduğu bütün tarih ders kitaplarında ve tarihsel diğer kaynaklarda yazılıdır.
Trabzon ve çevresi ile ilgili en geniş bilgi Ksnophon’un yazdığı “ANABASİS” adlı kitapta vardır. M.Ö. 400 yılında yazılan bu kitapta Trabzon’un şehir dışında kalan yerleşim birimlerinden ve dağlılarından söz ederken “Banları” o dönemin isimleri ile geniş olarak anlatır. Milletlerin Trabzon’u yaklaşık M.Ö. 750 yıllarında kurduğu bilindiğine göre aradaki dönemde Of’ta bağımsız bir yönetimin olduğu söylenemez. Trabzon şehri Of ile birlikte Müslüman Türklerin eline geçtiği 1461 yılına kadar Of’ta sırasıyla Koloniciler, Persler, Selefkiya Krallığı, Pontus Krallığı, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu ve Trabzon Rum Pontus İmparatorluğu hakim olmuştur. Rum Pontus İmparatorluğu sözünüdeki Rum ibaresinin Yunanlılık ile ilgisi bulunmadığı ve kelime olarak Romalı anlamına geldiği kesin olarak bilinmektedir.

Ayrıca özellikle Bizans döneminde Müslüman Arap ve Türklere karşı Bizanslılar çareyi Balkanlardan getirdikleri bir çok Türk Boyunu Trabzon ve Of’tan başlayarak Güneye doğru Akdeniz sahiline kadar yerleştirmekle bulmuştur.yerleşen bu topluluklar genelde dağlık bölgelere yerleşmişlerdir. Burada dilleri Rumca (Bugünkü Yunanca’da farklı) dinleri Hristiyan, çoğu Kültürleri Türk olan insanlar vardı. Bu toplulukların Kafkas insanı arasında Kültür ve yaşam biçimi bakımından çok benzerlik vardır. Bunlarla ilgili geniş yayınlar ve belgeler Of-Hayrat Kültür ve Yardımlaşma Derneği kütüphanesinde bulunmaktadır.
Of 1461’de alındıktan sonra Of’ta ilk Müslüman –Türk yerleşmesi genellikle asker aileleri kökenliler tarafından Sulaklı ve Baltacı Derelerinin kıyı kesimlerinde olmuştur.
Günümüzde Ordu, Samsun, Amasya, Çorum, Ankara, Bolu, Adapazarı gibi şehirlere yerleşmişlerdir. Ofluların bu direnişi Milli Mücadelenin başlangıcı oldu.

Oflular Rusları 21 gün durdurmayı başardıkları bu mücadelede kararlı ve takviye kuvvetlerini toplayan Rus Orduları Denizden en büyük ve donanımlı zırhlılarını, Doğudan Kalapatamoz (İyidere), Güneyden Bayburt, Sultan Murat Yaylası, Batıdan Sürmene yakınlarına çıkarma yapıp Of’a Dört koldan saldırdı. Of bu saldırılar arasında bırakılınca takviye kuvvet gelmeyince düştü. 2 Yıl esaret altında kaldı. 28 Şubat 1918 de tekrar Türk yönetimine geçti.

SÜRMENE
Sürmene ilçesi, doğuda, Of, batıda Araklı, güneyde Gümüşhane’ye komşu olup kuzeyi Karadeniz ile çevrilidir. Tarihi geçmişi M.Ö. V. yy. kadar uzanmaktadır. 1854 yılında ilçe durumuna getirildiği salnamelerden anlaşılmaktadır. Denizi, tabiatın yeşillikleriyle kucaklaşan Sürmene halkı geçimini tarım, hayvancılık, balıkçılık ile; ağaç ve metal aletler yapımından sağlar. Tarım ürünü olarak çay başta gelir. İlçede bu çayı işleyecek çay fabrikası vardır. Köylerde büyük baş hayvan besiciliği yapılmakta olup, sahil boyunda balıkçılık önemli bir gelir kaynağıdır. 6 km doğusundaki Yeniay’da 800 – 900 tonluk büyük deniz motorları yanısıra küçük tonajlı feribot dahi yapılabilmektedir. Ayrıca el tezgahlarında bıçak, kaşık, keser, kazma vb. bir çok alet yapılmaktadır. Bunların içinde en ilgi çekici olan Sürmene bıçağıdır. Trabzon’a 39 km uzaklıkta bulunan Sürmene’de eski Osmanlı mimarisinin tipik örneği olan ahşap yapılara sık sık rastlanmaktadır.

Sürmene’nin tarihini Doğu Karadeniz Bölgesinin genel tarihi içinde ve onunla bir bütün olarak ele almalıyız. Karadeniz kıyısı boyunca sahile paralel olarak uzanan dağlar doğuya doğru gidildikçe sahile daha dik olarak iner.Sahilde yerleşimi mümkün kılacak düz alanlar yok denecek kadar az, bol yağmur nedeniyle dağlar orman ve sık bitki örtüsü ile kaplıdır.Vadilerde oluşan dereler sahilden iç kesime ulaşım için doğal bir geçiş yolları oluşturmaktadır.
Bölge kültürünün, batı dünyası ile ilk tanışmasına dair efsaneler,genç bronz çağı dönemine atfedilen ve mitolojik Yunan kahramanlarının yolculuklarını anlatan öykülerdir.Eski Yunan mitolojisinde önemli bir yer tutan bu öykülerde Doğu Karadeniz sahilleri ‘KOLCHİS’,burada yaşayan insanlarda ‘KOLCHİ’ adıyla anılır.Eski Yunan denizcilerinin bu yolculukları zamanla ticari faaliyetlere dönüşerek bölge sahillerinde Pazar yerlerinin kurulmasına yol açtı.

SÜRMENE İLÇE TARİHÇESİ

MÖ.500 yıllarında bu Pazar yerleri kolonici tüccarlara ait iskelelere dönüşmesi ile Xenophon tarafından yazılan Anabasis adlı eserde Doğu Karadeniz bölgesinde TRAPEZOS isimli ilk yunan kolonisinden bahsedilmektedir.
Daha sonraki çağlara ait tarihsel kayıtlarda Tzani adıyla anılan Doğu Karadeniz dağlı yerlileri ile karşılaşan Yunanlılar bunlarla dost olarak sahillere ulaşmayı başarmalarına rağmen daha sahilde yaşayan Kolşi’lerle pek dost olamamışlardır. MÖ. 335 yılında kendi parasını basan yunan kolonisi Trapezos uzunca bir süre serbest bir ticaret bölgesi olarak bölgenin yerli halkıyla batı dünyası arasındaki köprü olmuştur.

MÖ. 114 yılında Anadolu’da Romalılarla egemenlik mücadelesine giren İran menşeli Mithridat VI Trapezos ve çevresini hakimiyeti altına alır.Fakat bir sonraki yüzyılda egemenlik tekrar Romalılara geçer. Fakat bu egemenlik değişmelerinden bölgenin yerli halkı etkilenmediği sonraki asırlardaki kayıtlardan anlaşılmaktadır.
MS.I yüzyıla ait bir haritadan geliştirildiği düşünülen Tabula Peutingeriana isimli bir Roma yol kılavuzu,muhtemelen günümüzdeki ile ilişkili gibi görünen yerleşime dair en eski bilgiyi içermektedir. Bu belgede geçen HYSSİLİME adının bugünkü Sürmene olduğu söylenebilir. Bu belgeye göre Trapezunte’den sonra Hyssilime daha sonra da Opiunte gelmektedir ve Hyssilime; sahilde Trapezunte ile Opiunte arasında bir Roma askeri istasyonu olarak görülmektedir.
MS.550 yıllarının başında gemiyle Traapezus’dan doğuya seyahat eden Prokopius, ‘Trapezunt bölgesinden SUSURMENA köyüne ve Rize denilen yere varılır…..’bilgisini seyahatnamesine ekler.Prokopius, TZANİKA memleketi olarak adlandırdığı bölgenin yüksek kesimlerine yaptığı gezilerde seyahat namesinde anlatmıştır.
Trabzon çevresinin dağlık kesimine ve yerli halkına dair oldukça sağlam bilgiler içeren bu notlara göre asırlar önce Xenophon’nun izlediği güzergahi kullanarak Bayburt tarafından bugünkü Soğanlı dağlarını aşan Prokopius Sürmene ve Of yaylalarının bulunduğu yerleri gecerek Trapezus’a ulaşmıştır.Bu yolculuğu sırasında bugünkü Sürmene, Of yaylaları ile ilgili gözlemleri ve orada karşılaştığı dağlı yerlilerin yaşam biçimleri ile ilgili aktardığı bilgiler bölgenin bugünkü kültürel dokusunun kökleri ile ilgili önemli ipuçları vermektedir. Bu tarihlerden sonra Doğu Karadeniz bölgesi genellikle Bizanslıların hakimiyeti altında olmasına rağmen zaman zaman İranlılar, Avarlar arasında hakimiyetler değişmiştir.
İslamiyet’in ortaya çıkması ile güçlenen Araplarla Bizanslılar arasında savaşlar devam etmiş ve 715 yılında Müslüman Arapların Anado lu’ya yaptıkları seferde Trabzon’uda kısa bir süre hakimiyetleri altına almışlardır.

Araplarla Bizanslıların mücadelesi X. Yüzyıl sonuna kadar devam etmektedir. Bu tarihten sonra Anadolu’ya Türk akınları başlamıştır. Malazgirt savaşı ile Anadolu’ya giren Türkler Anadolu’da bazı bölgelerde hakimiyet alanları oluşturmaya başladı. Malazgirt savaşı ile Bizans içinde başlayan karışıklıklar sonucu Gürcistan kraliçesi Thamar’ın yardımıyla Trabzon’da Trabzon Rum İmparatorluğu Kommenos hanedanı tarafından kurulur (1204 1222).Bu tarihten sonra Trabzon yöresi ve Karadeniz bölgesi bir çok Türk boylarının akınına uğramış bazen hakimiyet sağlanmış bazen savaşlar kaybedilmiştir.

Trabzon’un Türkler tarafından kesin alınışı 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından gerçekleştirilir.
Sürmene kelimesine ‘Sürmene’ olarak ulaşılabilen en eski kaynak 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u fethinden sonra idari bölümde bir nahiye ismi olarak gösterilmiştir. Humurgan ismi ise 1583 yılında Trabzon Sancağı Mufassal Tapu Tahrir defterinde Zaruha (Soğuksu,Orta, Çamlıca,Çarşı mahalleleri) köyünün bir mahallesi olarak gösterilmektedir.1832-1834 yıllarında yaşanan Tuzcuoğlu isyanlarından sonra yanarak tahrip edilen Sürmene çarşısı (Halanik şimdiki Zeytinli mahallesi) dağıtılarak Manahos deresi vadisindeki köyler için bu vadinin ağzındaki Humurgan köyünde haftanın bir günü pazar kurulmaya başlandı.
1870-1871 tarihine kadar nahiye olarak Of kazasına bağlı olan Sürmene 1871-1872 ‘den itibaren merkez kaza olan Trabzon’a bağlanmış 1873 yılında ise kaza olmuştur. 1876 yılında belediye açılarak faaliyete geçmiştir.
Cumhuriyetin ilanından sonra 1926 yılında yine aynı yerde Arap kaymakam diye tanınan kaymakam Saadettin Goloğlu tarafından hükümet binası inşa edilmiştir.

VAKFIKEBİR
Vakfıkebir tarihi bir ilçe olup, yörede yerleşim Fatih’in Trabzonu Fethinden önceye dayanır. Bu konuda İlçeye bağlı Çamlık Mahallesindei tarihi kilise kalıt olarak gösterilebilir. İlçe bugünkü adını, Yavuz Sultan Selim Trabzon’da bulunduğu bir tarih de annesi Gülbahar Hatun’un onu görmek için İstanbul’dan deniz yoluyla seyahat ederken yakalandığı amansız fırtınada karaya ayak basacağı toprakları Allah’a vakfedeceği adağından kaynaklanır. Vakfıkebir sahilinde fırtınayı atlatan ve bilhare Trabzona salimen ulaşan Gülbahar Hatun Trabzonda kurmuş olduğu Hatuniye Vakfına Vakfıkebir topraklarının gelirlerini de dahil ettiğinden dolayı o zamanki adıyla Büyükliman olarak anılan kasaba bu tarihten sonra Vakfıkebir olarak (Büyük Vakıf ) olarak anılmaya başlanmış. Doğal liman olması nedeniyle ve tarih de ulaşımın çoğunlukla denizyoluyla yapıldığı dikkate alındığında büyüklimanın önemi kendiliğinden ortaya çıkmakta ve buranın çok eski bir yerleşim merkezi olduğu anlaşılmaktadır.

Osmanlı döneminde bir ulaşım noktası olmasına karşı yeterli gelişme ve kalkınmayı göstermeyen Vakfıkebir Maa Tonya Vakf-ı Kebir Nahiyesi olarak salnamelerde yer almakta bu ifadeden de Vakfıkebirin Tonyanın kendisine bağlı olan bir Nahiye olduğunu anlamaktayız. Vakfıkebir Osmanlı Teşkilat Nizamesi ile 1874 yılında kaza olmuştur. Bu tarihte Akçaabat, Maçka, Yomra Nahiye olarak Trabzona bağlıdır. Vakfıkebirin ilk Kaymakamı Memiş Efendidir. 1874 yılında kaza olmasına rağmen Belediye Teşkilatı 1877 yılında kurulmuştur. Kazanın ilk Belediye Başkanı Bahadırzade Yusuf Ağa’dır. 1888 yılında Rüştiye Mektebinin açıldığı Vakfıkebirde 1892 yılında Ziraat Bankası kurulmuştur. Rüştiye Mektebinin ilk muallimi evveli (Müdürü) Mehmet İhsan Efendidir.

20 Temmuz 1916da Rus işgaline uğradı. Ancak bu işgal uzun sürmedi ve 14 Şubat 1918 tarihinde düşman işgalinden kurtarıldı.
Cumhuriyetin kuruluş dönemi öncesi çalışmalarına yürekten katılmış olan ilçe halkı aldıkları bir kararla Kellecioğlu Abdullah ATAMAN Beyi Erzurum Kongresine Büyükliman Delegesi olarak göndermişlerdir. Abdullah Hasip Bey , Erzurum Kongresinin yazmanlığını yaparak imza altına alan iki kişiden biridir.
Kurulduğunda Trabzona bağlı ilçeler içinde en geniş alana yayılı olan Vakfıkebir İlçesinden 1954 yılında Tonya Bucağı daha sonra 80 ve 90lı yıllarda sırası ile Beşikdüzü, Şalpazarı ve Çarşıbaşı Bucakları Vakfıkebirden ayrılarak bağımsız ilçe olmuşlardır.
İlçenin başlıca gelir kaynağı fındık ve hayvancılık olup, Vakfıkebirde işleyen iki fabrikanın bulunuşu ekonomi açısından büyük önem taşımaktadır. İlçe, Vakfıkebir Tereyağı ve Taş Fırın Ekmeği ile ünlenmiş bulunuyor.

Coğrafi Yapı
Vakfıkebir, Trabzonun 40 km . batısında olup, ilçe toprakları Doğuda Çarşıbaşı, Batıda Beşikdüzü, Güneyde Tonya ilçeleri ve Kuzeyde Karadeniz ile çevrilidir. İlçe merkezi; Doğuda Işıklı (Yeros), Batıda Zeytin (Yobol) burunları arasında meydana gelmiş genişçe bir merkezin en uç noktasında kuruludur. Bu nedenle ilçe adı, Coğrafi kitaplarında Büyükliman olarak da gösterilir. Işıklı fenerinden itibaren kıyı, Güney Batıya ve daha sonra Kuzey Batıya yönelerek Büyükliman adıyla anılan geniş koyu meydana geldikten sonra Zeytinburnuna ulaşır. Büyükliman koyu, karayele kısmen kapalı olup, denizciler için iyi sayılan bir demir atma yeridir.
Vakfıkebir, Karadeniz Bölgesi Doğu bölümünün iklim şartlarının etkisi altında olup burada iklim, ılıman iklimin denizsel karakterini taşır. Yazlar orta sıcaklıkta, kışlar ılık ve her mevsim yağışlı geçer. Yağmurun en yoğun olduğu mevsim sonbahar, ilkvahar ve kıştır. Biten bakımından deniz iklimi özelliğini taşıyan kıyı kesimine kimi yıllar kar düşmediği olur.

Vakfıkebir ekmeğinin temel özelliği, özel yapılmış bir tür taş fırında pişirilmesi. Fırınların tabanı Bayburt’ta bulunan bir taştan yapılır. Ayrıca alttaki katmanlarda kalın ve ince çakıltaşı, kum, cam kırığı ve kaba tuz kullanılır.Vakfıkebir ekmeğini lezzetli kılan, özel taş fırını dışındaki asıl ikinci öğe, üretimde kesinlikle fenni maya kullanılmaması, bunun yerine ekşi maya geleneğinin sürdürülmesi. Nihayet fırınlarda yakılan kızılağaç, meşe ve gürgen odunlarının Vakfıkebir ekmeğine ayrıca tat kattığı söylenir. Vakfıkebir’de Ekmek adına Vakfıkebir Kaymakamlığı ve Belediyesi tarafından geleneksel olarak her yıl Ağustos ayında 3 günlük “Ekmek festivali” düzenlenmektedir. Çeşitli etkinlikler ve her akşam ilçe festival alanındaki konserlerle en önemli besin kaynağı olan ekmek, eğlenceyle bütünleşir. Ayrıca Ekmek adına şiirler bile yazılmıştır.

Trabzon’a 45 km mesafededir. Büyük Liman diye de anılan ilçede halkın başlıca geçim kaynağını findık, tarım ve hayvancılık oluşturmakta olup, tereyağı ile Türkiye’de meşhurdur. Son yıllarda ilçede turizm yatırımlarına ağırlık verilmekte olup, çeşitli turistik tesisler yapılmaktadır. Sosyo – ekonomik açıdan oldukça gelişmiş olan ilçe, civarının ticari merkezi durumundadır. Vakfıkebir, Trabzon – Samsun asfaltı üzerinde ve Trabzon’a 45 km mesafede olup, kıyı şeridinde uzanan doğal plajlar ve bir ormanı andıran findık bahçeleri ile güzel bir görünüm meydana getirir.

ŞALPAZARI
Karadeniz Bölgesi’nde, Trabzon’a 65 km. uzaklıktaki Şalpazarı, Doğu Karadeniz Bölgesinin orta kesiminde yer almaktadır.İlçe merkezi, Asar Deresi ile Köristan Deresinin birleştiği noktada kurulmuştur. Konum itibarıyla Trabzon’un en batısında yer almaktadır. Giresun iline bağlı Ey-nesil ve Görele ilçeleri ile komşudur. Kuzeyinde Beşikdüzü, güneyinde Gümüşhane iline bağlı Kürtün ilçesi ve doğusunda Tonya ile çevrilidir.

Şalpazarı ilçesinin en büyük akarsuyu Ağasar Deresi, Şıhkıram ve Sis Dağı eteklerinden çıkarak Ağasar vadisini boydan boya kat ederken, doğudan ve batıdan köyler arası sınır teşkil eden birçok küçük dereciklerin suyundan alarak kuzeye doğru yoluna devam eder.

ilçe merkezinden büyük kolu olan küçük dere, Fidanbaşı ve Sugören deresi ile birleşir ve Beşikdüzü ilçesinin batısından Karadeniz’e dökülür. Uzunluğu 42 km olup, göz ve sel suları ile oldukça bol su, ülke çapında tanınan ve üzerine Türküler yakılan bir akarsudur. Alaca yaylası ve Gökçeköy’den çıkan Gökçeköy Deresi (Çayırdere, Kovanlı Dere) kolları ile birleşerek Sisdağı’nın batısından Görele topraklarından Karadeniz’e dökülür.ilçenin mesiresi haline gelen ve adını da minarellerinin özelliği itibarıyla acılığından alan ilçe merkezinden 8 km güney yönünde bulunan Ağasar Deresi’nin hemen üzerinde akan Acısu şifa suyu olarak içilmektedir.

Eskiden Vakfıkebir’e bağlı bir bucak iken 1987 yılında ilçe konumuna getirilmiştir. İlçede herhangi bir eser bulunmamaktadır.

TONYA
Doğudan Düzköy ve Maçka, Güneyden Gümüşhane İline bağlı Kürtün İlçesi, kuzeyden ve batıdan Vakfıkebir ile Şalpazarı ilçeleri ile çevrilidir.
İlçenin genel alanı 264 Km2’dir. Denizden yüksekliği 755 metredir. Arazi genel olarak engebelidir. Yüksek dağ sıralarına rastlanmamakla birlikte mevcut tepeler kuzeyden güneye doğru uzanır. Bu uzantılar arasında bulunan Fol Deresi ile Çamlık Deresi Vadisi Tonya sınırları içinde kalır. İlçe merkezi Fol Deresi Vadisinde kurulmuştur.

Tonya’nın en yüksek tepesi 1900 m. yüksekliğindeki Karakısrak tepesidir. İlçe sınırları içinde büyük akarsu ve göl yoktur. En önemli akarsu Fol Deresi’dir. Fol deresi Tonya’nın güneyinde Kürtün İlçesi sınırlarındaki Erikbeli Tepesinden doğar. Kuzeye doğru Tonya topraklarını geçtikten sonra Vakfıkebir İlçesi merkezinden Karadenize dökülür. İkinci önemli akarsu Toksar tepesinden kaynağını alarak Beşikdüzü İlçesinden denize dökülen Çamlık Deresidir. Akarsuların rejimi düzenli değildir. Bahar aylarında karların erimesi ile su miktarı artar. Yaz aylarında azalır. Bununla birlikte yukarıda sözü edilen akarsuların kuruduğu hiç görülmemiştir.

İklim, Karadeniz iklimi ile karasal iklim arasında bir geçiş alanıdır. Karadeniz kenarından yükselen tepeler üzerinde bulunan ormanlar sürekli nem çeker. Denizden gelen su buharı burada yoğunlaşır, sis haline gelir. Bu nedenle özellikle yaz aylarında günlerin büyük bir bölümü sisli geçer. Güneşli havalar daha çok sonbaharda görülür. Yaz aylarında ortalama sıcaklık 20 derece, kış aylarında 6-7 derece civarındadır. Çevrede iklimin etkisiyle bitki örtüsü bir paralellik gösterir. Arazinin büyük çoğunluğunu meralar ve ormanlar kaplar ve yoğun ormanlar ilçenin güney yönündeki Kalınçam Köyü çevresindedir. Bu ormanlar yayvan ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşur. Bölgede en iyi yetişen ağaç kızılağaçtır. İnsan emeği olmadan kendi kendine yetişebilmektedir.

ARAKLI İLÇESİ

Trabzon’un 33 km doğusunda olup, 372 km2 lik bir arazi üzerinde kurulan bir kıyı ilçesidir. Araklı geniş bir düzlüğün içine kurulmuş olduğu için kentleşmeye son derece elverişlidir. Düzgün sahilleri doğal plaj durumundadır. İlçede çay üretimi önemli bir yer tuttuğu için çay fabrikası da mevcuttur. Tabiat güzellikleri yanında findık ve çay bahçeleri ile ünlüdür. Sahilleri tabii plaj halinde olup, kamping için müsait yerler vardır. İlçenin güneyini ladin ve kayın ağaçlarının meydana getirdiği bir ormanlık kaplar. Burada kurt, çakal, tilki gibi hayvanlar bulunur. Doğal liman, rüzgarlı havalarda balıkçı teknelerinin sığınma yeridir. İlçeye bağlı Yeşilyurt Beldesi sınırları içerisinde bulunan Yılantaş Yaylası, yayla turizmi açısından önemli bir yer tutmaktadır.

AKÇAABAT
Karadeniz Bölgesi’nde, Trabzon İline bağlı bir ilçe olan Akçaabat, kuzeyde Karadeniz, doğuda Merkez ilçe, güneyde Maçka, güneybatıda Düzköy, batısında da Vakfıkebir ve Çarşıbaşı ilçeleri ile çevrilidir. İlçe toprakları, dar bir kıyı şeridi ile güneydeki dağlık alanlardan oluşmuştur. İlçe topraklarını Kale Deresi sulamaktadırİlçenin yüzölçümü 425 km2 olup, 2000 Yılı genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 120.693’tür.

Trabzon’un 15 km. batısında yer alan Akçaabat’ta yerleşimin başlangıcı kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber il merkesi ile bütünleşmiştir. Tarihi Çağlarda çınar ağaçlarının çokluğundan ötürü burası Platana veya Pulathane diye anılmıştır. Sonraları ticaretin gelişmesi ve paranın bol olması anlamında Akçaabat adını almıştır. Fatih Sultan Mehmet tarafından Trabzon ile birlikte fethedilen Akçaabat’ta, Roma, Bizans, Komnenos ve Osmanlı dönemine ait yapı kalıntılarına rastlanmıştır. Trabzon’a gelen bilginler, gezginler, araştırmacılar, yazdıkları kitaplarda Akçaabat’tan da söz etmişleridir. Xenephon, Ruy Conzales de Clavijo, Evliya Çelebi, P.Minas Bıjiskyan, Charles Texier, Teophile Deyrolle, W.J.Hamilton, Seline Balance bunlar arasında yer almaktadır.
1884 yılında ilçe olan Akçaabat’ın, Osmanlı Dönemine ait kaynaklarda şehir merkezi “Pulathane”, ilçe geneli ise Akçeabâd” olarak geçmektedir.Doğu Karadeniz Bölgesi’nin tek doğal limanı olan Akçaabat, öncelikle bir liman kenti olarak önem kazandı. Trabzon Limanı yapılmadan önce bölgeye gelen yük ve yolcu gemileri, fırtınalı havalarda Akçaabat Limanı’na kaçmak zorunda kalırlardı. Akçaabat Limanı, tarih boyunca bu yöreye gelen deniz taşıtlarının en güvenilir barınağı olmuştur.

XVI.yüzyılda Trabzon’a bağlı bir nahiye olup, Hızır Çelebi ismindeki bir kişinin 24.000 akçe geçerli zeameti idi. Akçaabat’ta günümüze gelen belli başlı yapılar arasında Eski Cami vardır. Deniz kıyısından 200 m. yükseklikte yer alan bu caminin yazıtı olmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Kare plânlı, orijinalinin kubbeli olduğu sanılan caminin üzeri çatı benzeri bir örtü ile kaplanmıştır. Yanındaki kesme taştan minaresi barok üslupta olup, oldukça itinalı bir işçilik göstermektedir. Caminin yanı başındaki h.1190 (1784-1785) tarihli Mustafa Efendi Çeşmesi bulunmaktadır. Mimari üslubuna dayanılarak caminin XVIII. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Eski Cami’nin doğusunda Akçaabat Dülbinar Mahallesi’nin camisi 1949 yılına kadar orijinal şeklini korumuş, o tarihten sonra betonlaştırılarak tüm özelliğini yitirmiştir.

Günümüz Akçaabat’ı bir liman kenti olmasının yanı sıra tütüncülük, tereyağı üretimi, zeytincilik ve balıkçılığı ile Doğu Karadeniz kıyı kentleri arasında özel bir konumdadır. Ayrıca Akçaabat Karadeniz’in önemli bir gemi ve tekne yapım merkezidir. Akçaabat’ta nüfus, özellikle sahil kesiminde yoğunlaşmıştır. İlçe, hayvancılık alanında gelişmiş olup, hayvansal ürünleri işleyen sanayi tesisleri vardır. Akçaabat’ın kıyıları tabii birer plaj niteliğinde olup, kamp kurmaya uygun yerler vardır. Özellikle Mersin Köyü ve Akçakale Kamping ve plaj için de elverişlidir.

Kıyı boyunca uzanan tütün ve zeytin bahçeleri ilçenin doğal görünümüne renk katar. İlçenin bir diğer turistik varlığı da Sera Gölü’dür. Trabzon ile Akçaabat arasında denize dökülen Sera deresi vadisinin sahile 3 km mesafede 1950 yılında meydana gelen bir yer kayması sonucu kapanmasıyla oluşmuştur. Göl ve çevresinin görünmeye değer tipik bir görünüşü vardır.
İlçede günümüze gelebilen eserler arasında; Dürbinar Mezarlık Camisi, Mahalle Camisi, Eski Cami, Yeni Cami, St.Michael Kilisesi (Akçaabat Orta Mahalle Kilisesi), Hagios Michael Kilisesi ve Sivil Mimari Örneklerinden evler bulunmaktadır.

MAÇKA İLÇESİ
Karadeniz Bölgesi’nde, Trabzon İline bağlı bir ilçe olan Maçka, doğuda Yomra ilçesi ve Gümüşhane ili, güneyinde yine Gümüşhane ili, batısında Tonya ve Düzköy ilçeleri, kuzeyinde de Akçaabat ilçeleri ile çevrilidir. Trabzon ilinin Karadeniz’e kıyısı olmayan iç kesiminde yer alan ilçe topraklarını Zigana (Kalkanlı) Dağları engebelendirir. Bu dağların en yüksek yerini oluşturan Çakırgöl Dağı ilçenin güneydoğusunda Deveboynu Tepesi’nde 3.082 m.ye yükselir. Bu dağlardan kaynaklanan Hamsiköy ve Meryemana dereleri Maçka’da birleştikten sonra Değirmendere adı ile anılır.

Tamamıyla yüksek dağlardan oluşan Maçka arazisi 2000 metreye kadar ormanlarla, daha yükseklerde ise otlaklar ve dağ bitkileri ile kaplıdır. Yayla denilen bu yüksek yerler manzarası, temiz havası ve kaynak suları ile doğal güzellikler yönünden eşsizdir. Zigana geçiti de buradadır.
Maçka, Trabzon – Gümüşhane karayolu üzerinde ve Trabzon’a 29 km uzaklıktadır. Deniz seviyesinden 365 m. yüksekliktedir. Yüzölçümü 1.000 km2 olan ilçenin 2000 Yılı genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 42.557’dir.
İlçenin ekonomisi tarım, hayvancılık ve ormancılığa dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında mısır, patates, elma ve fındık gelmektedir. Az miktarda lahana, pancar, fasulye ve buğday yetiştirilir. Hayvansal ürün olarak tereyağı ile ünlüdür. Zengin bir orman varlığı bulunan ilçede orman ürünlerini işleyen atölyeler ve kereste fabrikası vardır.

MÖ. 550’lerde Persler tarafından kurulmuş bir yerleşim alanı olup, Trabzon’un kıyı ile bağlantısı olmayan ilçelerinden birisidir. Büyük İskender döneminde Makedonya egemenliğine girmiş, MÖ. 312’de Pontos Kırallığının, daha sonra Roma İmparatorluğu’nun ve Bizans İmparatorluğu’nun egemenliğinde kalmıştır. Osmanlı topraklarına 1461’de katılan Maçka, 1908 de Kaza durumuna getirilmiştir.
Maçka Vadisindeki yerleşimleri dile getiren ilk yazılı kaynak, Ksenophon’un Anabasis (Onbinlerin Dönüşü) isimli eseridir. Ksenophon’un komuta ettiği askerler Zigana Dağlarını aşıp denize ulaşmak için Maçka Vadisinden geçmiştir. Ksenophon geçtikleri vadideki yerleşmeleri şöyle anlatmaktadır; “Doğuya ulaşan Yunanlılar bol erzak dolu bir çok köyde konakladılar. Bu köylerde onları şaşırtan bir tek şeyle karşılaştılar: Bir çok kovan vardı ve bu kovanlardaki peteklerden bal yiyen insanlar kustular, ishal oldular ve içlerinden hiçbiri ayakta duramıyordu. Oradan iki günde yedi fersenk (yaklaşık 35 km.) açıp deniz kıyısında Yunan şehri olan Trapezus’a ulaştılar”.

Trabzon’un ve Maçka’nın fethinden önce yörede bazı Rum kiliseleri bulunuyordu. Bunlardan bazılarının kalıntıları günümüze kadar ulaşmıştır. Maçka’daki yeni Cami ise 1825 yılında yapılmıştır. Mimari yönden herhangibir özellik taşımamaktadır.
Çam ormanlarının süslediği vadilerin ortasındaki bir dere yatağına kurulmuş olan ilçe merkezi, doğal güzellikler bakımından Trabzon’un en şirin yerlerindedir. İlçenin 17 km. kadar güneyindeki Meryemana Manastırı (Sumela) Trabzon ili ve Maçka ilçesinin turizm gelirleri bakımından önem arzetmektedir.
Ünlü ve Trabzon ilinin turizm potansiyeli en yüksek yörelerinden biri olan Şolma Yaylası, Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir.

İlçede günümüze gelebilen eserler arasında; Sümela (Meryem Ana) Manastırı, Vazelon Manastırı, Gregorius Peristera (Kuştul-Hızır-İlyas) Manastırı, Kaymaklı Manastırı, Kızlar Manastırı (Panagia Thaoskepastos), Kızlar (Panagia Keramesta) Manastırı, Anayurt Köyü Kilisesi (Camisi), Gürgenağaç Köyü Kilisesi (Camisi), Oğulağaç Köyü Kilisesi (Camisi), Yazlık Köyü Kilisesi (Küçük Livera Camisi), Altındere Köyü Kilisesi , Bağışlı Köyü Kilisesi, Verizana (Coşandere Köyü) Kilisesi, Çamlıdüz Köyü Kilisesi, Aşağı Temelli Köyü Kilisesi, Mintantoz (Ocaklı Köyü) Kilisesi, Kırantaş Köyü Kalesi, Hortokop Kalesi, Altındere Köyü Köprüsü, Ardıçyayla Köprüsü, Bağışlı Köyü Köprüsü, Arıkaya Mahallesi Çesmesi I, Arıkaya Mahallesi Çeşmesi II, Fatih Mahalle Çeşmesi, Yazılıtaş Köyü Çeşmesi, Esentepe Mahallesi Çeşmesi, Yeniköy Mahallesi Çeşmesi, Işıklar Köyü Çeşmesi, Temelli Köyü Çeşmesi, Yeşilyurt Köyü Çeşmesi, Akmescit Köyü Camisi, Bahçekaya Köyü Merkez Camisi ve Güzelce Köyü Camisi bulunmaktadır.

HAYRAT İLÇESİ
İlçemizin tarihi yapısı hakkında kesin olarak bir bilgi bulunmamakla birlikte, Mileoslu denizcilerle kurulan kolonilerden biri olan Of a bağlı yerleşim birimi olan İlçemizin, İ.Ü.312’de Pontus Krallığı sınırlarına girdiği, Pontus egemenliğinin yıkılması ile Roma, sonra da Bizans egemenliğine girdiği bilinmektedir. Hayrat, Trabzon Rum İmparatorluğu döneminden sonra Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u fethi ile Osmanlı topraklarına katılmıştır.
I.Dünya savaşında Ruslar tarafından işgal edilen İlçemiz 28 Şubat 1918’de Türk Birliğince işgalden kurtarılmıştır.
Karadeniz sahil şeridine 11 km. uzaklıkta bulunan İlçemiz, 170 Km2 yüzölçümüne ve ortalama 180 m. rakıma sahiptir. Arazi yapısı itibarı ile çok engebeli olan İlçemiz, “kıran” tabir edilen sıralı, paralel tepeciklerden oluşmaktadır. Bu tepelerin en yükseği 3000 m. ile Ziyaret Tepesidir.
Fazlaca yağışlı olan bölgemiz, bitki örtüsü açısından oldukça zengin olup, hemen her çeşit ağaç kendiliğinden yetiştiğinden bütünüyle orman görünümündedir.
Hayrat, 1969 yılında Of’a bağlı bir Belde olarak Belediye Statüsüne kavuşmuş, 20 Mayıs 1990’da da İlçe statüsüne kavuşmuştur. İlçemize bağlı 3 adet belediye (Hayrat,Balaban ve Gülderen), 17 adet köy bulunmaktadır. Hayrat Merkez Belediyemize bağlı 11 adet mahallemiz bulunmaktadır.
İlçemizde ekonomik hayat büyük ölçüde Çay Üreticiliğine dayanmakla birlikte,az miktarda hayvancılık ve ormancılık yapılmaktadır. İlçemizde Çay tarım alanı 2.380 hektar, fındıklık 165 hektar, tarla 426 hektar, sebze alanı 20 hektar ve ormanlık alan 9,154 hektardır.
İlçemizde sanayi de çaya dayanmaktadır. İlçemizde bir adet Çaykur Çay Fabrikası, bir adet de özel çay işleme atölyesi bulunmaktadır. Buralarda yaklaşık 500 işçi ve memur istihdam edilmektedir.
2000 genel nüfus sayımında İlçemizin nüfusu, 7.661’i İlçe merkezinde , 14.306’sı kırsal kesimde olmak üzere 21.967 olarak tespit edilmiştir. İlçemizin okur yazar oranı %93 tür.

BEŞİKDÜZÜ
Bir süre Görele ilçesine Şarlı adı ile bağlı kalmıştır. Buradan ayrıldıktan sonra doğruca Trabzon vilayet merkezine tıpkı ilçe merkeziymış gibi bağlanmıştır. Vilayet meclisinde buluann son Beşikdüzü mümessili Zemberek köyünden ispir oğulları’ndan Kadı Mehmet Efendi’dir.
Beşikdüzü, I. Dünya Savaşı öncesinde mümessillin de hazır bulunduğu vilayet meclisinde ekseriyetle alınan bir kararla Vakfıkebir’e bağlanmıştır.
7 Aralık 1953 gün ve 4/1949 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile eskiden olduğu gibi ilçede Bucak Sulh Hakimliği, Nüfus, Tapu Sicil Müdürlüğü, Özel İdare Müdürlüğü, Noterlik gibi teşkilatları kurulmuş; ancak 1958 yılında Tapu ve Ziraat Dairesi hariç diğer devlet daireleri kaldırılmıştır.
4 Temmuz 1987 tarih ve 19507 sayılı resmi gazetede yayınlanan 3797 sayılı kanunla ilçelik hürriyetini kazanmıştır.
Ekonomi : Halk balıkçılık, fındık ve ormancılık içinde yoğunlaşmıştır ve halk genellikle geçimini bu üç sektörden sağlar.
İlçede Beşikdüzü Anadolu Lisesi, Beşikdüzü Endüstri Meslek Lisesi, K.T.Ü. ye bağlı olarak 1992 yılında eğitim öğretime açılan Beşikdüzü Meslek Yüksek Okulu, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Beşikdüzü Anadolu Öğretmen Lisesi (önce köy enstitüsü olarak kurulmuştur, Beşikdüzü Ticaret Meslek Lisesi, Beşikdüzü Kız Meslek Lisesi, Beşikdüzü Merkez İlköğretim Okulu, Beşikdüzü Atatürk Lisesi yer alır. İç kesimlerde ise Beşikdüzü Anadolu İmam Hatip Lisesi, Beşikdüzü Şehit Öğretmen Gürhan Yardım İlköğretim Okulu ve Beşikdüzü Sağlık Meslek Lisesi bulunur. Yaklaşık 4700 öğrenci eğitim ve öğrenimleri sürdürmektedir.
Yetişkinler için Beşikdüzü halk eğitimi merkezi müdürlüğü faaliyetlerine sosyal ve kültürel alanda yürütmektedir.
Köylerinde ise 6 tane ilk Öğretim Okulu açıktır; diğer köylerdeki öğrenciler, taşımalı eğitim kapsamı dahilinde eğitim öğretimini sürdürmektedir
1987 yılına kadar Vakfıkebir ilçesinin bucağı durumunda olan Beşikdüzü, 04.07.1987 tarihinde çıkarılan bir kanunla ilçe olarak kabul edilmiştir. Trabzon’a 50 km uzaklıkta bulunan Beşikdüzü ilçesi sahil şeridi üzerinde olup sosyo – kültürel açıdan oldukça gelişmiştir. Bu gelişmede hiç kuşkusuz halen Öğretmen Lisesi olarak hizmet veren Beşikdüzü Köy Enstitüsü’nün payı büyüktür. Bu gelişmelere paralel olarak ilçede turizm yatırımlarına da ağırlık verilmiştir. Halk geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. İlçede fındık üretimi de önemli bir yer tutar. Denizi ve doğal güzelliği yerli ve yabancı herkesin ilgisini çekmektedir.

ÇARŞIBAŞI
Doğu Karadeniz Bölgesi ‘ nde Trabzon – Giresun sahil yolu üzerinde , Trabzon ilinin 30 km. batısında kurulmuş güzel bir yerleşim merkezidir .Çarşıbaşı’nın eski adı İskefiye olup 1962 yılında değiştirilmiştir . Bunun yanında , Vakfıkebir ‘ de kurulan pazara gidecek olan insanların konaklama yeri olduğu için Çarşıbaşı ‘ na Pazarönü de denilmekteydi .Çarşıbaşı Trabzon ‘ dan ayrı olarak düşünülemez . Bu bakımdan Çarşıbaşı ‘ nın Trabzon tarihi içerisinde incelemek gerekir . Zaten Çarşıbaşı Tarihi ‘ ni aydınlatacak araştırmalar da henüz yapılmış değildir .
Trabzon ‘ a ve Çarşıbaşı ‘ na ilk yerleşenlerin kimler oldukları tam olarak bilinemiyor . Ancak Miletlilerin Trabzon çevresine yerleşmelerinden çok önceleri bu yörede yerli toplulukların yaşadıkları , hatta Türk oldukları bilim adamlarınca kabul edilen İskit ‘ lerin buraya yerleştikleri ileri sürülmektedir .Miletliler ekonomik amaçlarla Karadeniz ‘ e açılmış , önce Sinop ‘ ta koloni kurup bundan sonra Doğu Karadeniz ‘ e doğru gelişmelerini sürdürmüşler , Trabzon ve çevresine hakim olmuşlardır . Miletliler Trabzon ‘ da koloni kurup etrafını da kontrol altına almışlardır . Trabzon ‘ da Milet egemenliği 700 yıl devam etmiştir . Bu süre içerisinde Sinop ‘ tan gönderdikleri valiler aracılığı ile Trabzon ve çevresini yönetmişlerdir .
Miletlilerden sonra Pers ‘ ler Trabzon ‘ a hakim olmuşlar ve Hellenistik Döneme kadar hakimiyeti ellerinde tutmuşlardır .
Hellenistik Dönemin sonunda Trabzon ve çevresi Pont Krallığına bağlanmıştır . Daha sonra Romalılar Trabzon ‘ a hakim olmuşlar ve 395 yılına kadar Roma hakimiyeti devam etmiştir . Bu tarihte Roma ikiye ayrıldığı için Trabzon ve çevresi Doğu Roma İmparatorluğu ‘ nun kontrolü altına girmiştir . Doğu Roma İmparatorluğu zamanında Trabzon ‘ un kale dışındaki yerleşim merkezlerine Bayburt üzerinden Çepni ve Yüreğir Türkleri göç ederek yerleşmeye başlamışlardır
Bizans ‘ ı hakimiyeti altına alan Latinler ‘ den kaçan bir kısım Rumlar Gürcüler ‘ den aldıkları yardımla Trabzon ‘ a gelerek burada Pontus Rum İmparatorluğu ‘ nu kurmuşlardır . Pontus Rum hakimiyeti Fatih Sultan Mehmet ‘ in Trabzon ‘ u fethine kadar devam etmiştir . Pontus Rumları son zamanlarında Akkoyunlular ile yakınlık kurarak güçlenmeye çalışmışlardır .
Fatih Sultan Mehmet 1461 yılında karadan ve denizden Trabzon ‘ u muhasara ederek , buradaki Pontus Rum hakimiyetine son vermiştir . Trabzon ‘un kısa sürede Türkleşmesi ve müslüman bir şehir statüsüne kavuşması için diğer fethedilen yerlerde uygulanan iskan politikası burada uygulanır .

Samsun , Niksar , Ladik , Bafra , Osmancık , Çorum , Tokat ve Torul ‘ dan Türk aileler getirilip Trabzon ve çevresine yerleştirilir . Böylece Trabzon ve çevresi Türk nüfusunun yerleşimine açılmış olur .Osmanlı Devleti zamanında sancak olan Trabzon ‘ a etrafındaki yerleşim merkezleri bağlanır . Bu durum Kanuni Sultan Süleyman ‘ ın tahta geçişine kadar devam etmiştir . Kanuni Sultan Süleyman zamanında Trabzon ve çevresi Erzurum ‘ a bağlanır . Kanuni Sultan Süleyman ‘ ın vefatından sonra Trabzon Erzurum ‘ dan ayrılır .16 . ve 17 . yüzyıllarda Trabzon ve etrafındaki yerleşim yerlerinin ekonomik ve sosyal bakımdan iyi bir durumda olduğu görülüyor .
Nitekim 17 . yüzyılda Trabzon ‘ u gezen ünlü seyyahımız Evliya Çelebi ” Seyahatname ” isimli eserinde Vakfıkebir ve Çarşıbaşı hakkında şunları yazmıştır :
” Yine kuzeye gidip Kilye ( Kılıta ) kalesine geldik . Bu da Trabzon ‘ un nahiyelerindendir . Gayet mamur köyleri vardır . Tek başına zeamet olup subaşısı vardır . deniz kıyısında bir yüksek tepe üzerinde Ceneviz yapısı eski bir kalesi vardır . Buradan Poruz Burnu ( Yoroz ) kalesine geldik . Bu kale deniz kıyısında kayalık bir durum üzerinde dört köşe şeklinde yapılmış ve küçük bir kale olup dört tarafında mamur köyler vardır . Bir Rum papazı tarafından yapıldığı için Poruz ( Yoroz ) kalesi derler.”

Sultan II. Mahmut zamanında , denizden bir Rus baskınını önlemek , memleket savunmasını kolaylaştırmak amacı ile Trabzon kıyılarına top tabyaları yerleştirilmeye başlanmıştır . Bunlardan birisi de Çarşıbaşı ‘ na kurulmuştur . Bu top tabyalarının görevini tam olarak yerine getirebilmesi için asker ve malzeme yönünden eksikleri giderilmiş ve bu hususta emirler yayınlanmıştır . Bunun yanı sıra , devam eden Osmanlı-Rus harbi için bu yöreden asker alınması amacı ile bir emir çıkarılmış ( 1828 ) ve Vakfıkebir ‘ den 140 kişinin alınacağı belirtilmiştir .
Tanzimat sonrasında Trabzon vilayet olunca etrafındaki merkezler Trabzon ‘ dan yönetilmeye başlanmıştır . Çarşıbaşı ise Vakfıkebir ‘ e bağlanmış ve bu bağlılık uzun süre devam etmiştir .

Birinci Dünya Savaşı ‘ nda Ruslar ‘ a karşı açılan Doğu Cephesi ‘ ne Trabzon ‘ un birçok yerinden ve bu arada Çarşıbaşı ‘ ndan da askerler katılmıştır . bu askerlerden bir çoğu salgın hastalıklar ve dondurucu soğuklardan dolayı şehit düşmüştür . Ardından Ruslar ‘ ın Trabzon ‘ u işgal etmeleri üzerine burada düşman esareti altında yaşayamayacağını anlayan insanlarımız göç etmek zorunda kalmış ve İzmit ‘ e kadar olan yerlere gitmişlerdir . Göç etmeyen insanlarımız ise , kendi köyünü düşmana vermemek için direnmişler ve düşmanlar bu köylere girememişlerdir . Göç eden insanlarımızın gittikleri yerlerde açlıkla , salgın hastalıklarla ve kendi topraklarından ayrı kalmanın hüznü içerisinde büyük sıkıntılarla karşılaştıklarını söylemek mümkündür . Çarşıbaşı ‘ ndan göç eden insanlar geri döndüklerinde medrese ve karakol binası ile diğer yerlerin yakıldığını taş üstünde taş kalmadığını görmüşlerdir .Çarşıbaşı bundan sonra Vakfıkebir ‘ e bağlılığını sürdürmüştür.
Çarşıbaşı, 1944 yılında bucak olmuş , 01. 12. 1954 tarihinde Çarşıbaşı Belediyesi kurulmuş ve 12. 08. 1991 tahinde ilçe olmuştur .

Vakfikebir’e bağlı bir bucak merkezi iken yakın geçmişte ilçe haline getirilmiştir. 1990 sayımına göre merkezde 6073, toplam 19.324 nüfusa sahiptir. Trabzon’a 36 km mesafede bir sahil ilçesidir.

DERNEKPAZARI

DERNEKPAZARI
Çaykara ilçesine bağlı bucak merkezi iken yakın tarihte ilçe olmuştur. 1990 sayımına göre merkez nüfusu 2651, toplam nüfusu 7549 olup, Trabzon’a 79 km mesafededir.

Dernekpazarı, Karadeniz Bölgesi’nde, Trabzon İline bağlı bir ilçe olan Dernekpazarı, doğuda Hayrat, güneyde Çaykara, batıda Köprübaşı, kuzeyde de Of ilçeleri ile çevrilidir.
Dernekpazarı, 1925 yılında Of ilçesi’ne bağlı bucak merkezi iken 1948’de Çaykara İlçe olunca, Of’tan ayrılıp köy konumuna dönüştürülmüştür. Ancak, 1949 yılında yeniden bucak, yakın tarihlerde de ilçe olmuştur.
Dernekpazarı (Kondu)’nın kesin olarak hangi tarihte kurulduğu bilinmemekle birlikte, Kondu isminin zengin bir Rum’un isminden kaynaklandığı sanılmaktadır. Fatih Sultan Trabzon ve yöresini 1461’de ele geçirmesiyle, Osmanlı Topraklarına katılmıştır.

KÖPRÜBAŞI

KÖPRÜBAŞI
İlçenin tarihçesi ve ilk yerleşmeler hakkında ilmi bilgi yok denecek kadar azdır.
Köprübaşı’na ilk iskan eden kavimler gür ormanlar arasında Güneş’ten ara bir yer bularak buraya yerleşmişlerdir. İlk iskan edilen bu yer ilk önce Güneş’ten ar, daha sonra Güneşara adını almıştır. Bügünkü Fidanlı, Gündoğan ve Akpınar Mahalleleri ile Çifteköprü, Güneşli (Güneşera) Köyü adı altında tek muhtarlık olarak 1929 yılına kadar idari yapıları devam etmiş. 1929 yılında bugünkü Kahraman, Yağmurlu, Koyuncular, Konuklu, Dağardı, Büyükdoğanlı, Yılmazlar ve Arpalı köylerinin iştirakiyle Köprübaşı(İki dere ve birbirine çok yakın iki köprü arasında kaldığından bu ismi almıştır) adı altında Köprübaşı bucağı teşekkül ettrilmiştir.
Fidanlı, Akpınar ve Gündoğan Mahallelerinin birleştirilmesi ile 1965 yılında KÖPRÜBAŞI BELDESİ kurulmuştur.
05 Mayıs 1990 tarihinde 3644 sayılı kanunla Sürmene İlçesinden ayrılarak yeni bir İlçe olarak kurulmuş olup, 12 Ağustos 1991 tarihinde ilk kaymakamı göreve başlamıştır.
Coğrafi Yapısı
Köprübaşı, kuzeyde Sürmene ilçesi, güneyinde Bayburt ili, doğusunda Çaykara, Of ve Dernekpazarı İlçeleri, batısında Sürmene İlçesine bağlı Oylum Beldesi vardır.
9 mahalle, 4 köyü vardır. İlçe merkezinde rakım 200 metre ve merkezin yüzölçümü ise 132 km2 dir. Köprübaşı İlçesi Trabzon ilini Bayburt iline bağlayan en yakın yola sahiptir.
İklim genellikle Doğu Karadeniz Bölgesinde hakim iklimdir. Yazlar serin kışları ılık ve her mevsim ağışlıdır. Yağışlar ençok ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde yağar.
Bölgede güneyden kuzeye doğru akan Manahoz deresi bulunur. İlçenin e önemli akarsuyu Manahoz deresidir. Yeni yayladan doğar ve Sürmene İlçe Mekezinde denize dökülür.

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar


2 Yorum yapılmış "Trabzon ili tüm ilçeleri"

  1. Isim demişki 28 Ağustos 10 05:09 

    Bu ilk resim “http://www.metin1.net/wp-content/uploads/TRABZON-ŞEHİR.jpg” trabzonun neresi?

    trabzona giresunden giris tarafi buna benzemiyor?

  2. esmanur demişki 04 Eylül 10 07:05 

    hiç güzel bir şehir değil.beğenmedim.bu günden itibarende beğenmeyeceğim.iğrenç

Yorum Yazaken SeviyeLi YorumLar Yazınız.!