Mantarlar | Metin1.Net : Hayatı Kolaylaştıran Faydalı bilgiler



Yenilebilir bazı mantar çeşitleri ve faydaları

20 Mayıs 2018 Yazan  
Kategori BİTKİLER VE SAĞLIK

MANTARLAR HAKKINDA BİLMEMİZ GEREKENLER
Yenilebilir bazı mantar çeşitleri ve faydaları
Boy, biçim ve bölge bakımından büyük değişiklikler gösteren, yüz bin kadar çeşidi bulunan bir çeşit bitkidir. Günde 1 kase mantar tüketiminin migren ağrılarını da azalttığını söyleyen Yiğit, çinkodan zengin olan mantarın, bağışıklık sistemini güçlendirme, yara iyileştirme ve sağlıklı hücre bölünmesi gibi etkileri olduğunu vurguluyor:
“Niasinden zengin olan mantar türlerinin Alzheimer ve yaşa bağlı bilişsel becerilerin azalmasını önlediği, ve güçlü bir antioksidan olduğu çalışmalarla kanıtlandı.
MANTARLARIN FAYDALARI NELERDİR
Mantar; buğday tohumu ve tavuk ciğerinde de bol miktarda bulunan ‘ergothioneine’ bakımından çok zengin bir kaynaktır. Bu madde, beyaz mantarlarda ve etli ‘Portobello’ mantarında bol miktarda bulunur. Bir porsiyonu yaklaşık 22 kalori olan Portobello mantarı; zengin miktarda magnezyum da içerir. Ayrıca bu mantarlar atardamarlarınızın genç ve bel bölgenizin ince kalmasına da yardımcı olur. Fareler üzerinde yapılan bir araştırma ise; beyaz mantarların doğal öldürücü hücrelerin üretimini artırdığını gösterdi. Buradaki iyi haber şu; eğer aynı durum insanlarda da geçerli olursa, bu tür hücreler tümörlere ve virüslü hücrelere karşı savaşırlar. Ayrıca her şey bir yana; bu mantarlar çok da lezzetlidir..

YENİLEN BAZI MANTAR ÇEŞİTLERİ VE FAYDALARI
İSTİRİDYE MANTARI

Et ve baklagillere eşdeğer protein içeriğine sahip bulunan İstiridye Mantarı, insan vücudu için gerekli olan kalsiyum, fosfor ve demir gibi tüm mineral tuzlar sığır ve tavuk etinde bulunanların iki katı düzeyindedir.

* Tüm mantar türleri içerisinde en yüksek B1 ve B2 miktarına sahip
* Sebzelere nazaran 5-10 kat daha fazla” niasin” içeriyor
* Karaciğer hariç tüm et ve sebzelerden daha fazla “folik asit” içeriyor.
* Azeker ve tansiyon sorunu olanlara tavsiye ediliyor
* Düşük nişasta, yağ ve kalori içerdiği için obezite, şeker ve hipertansiyon hastalarıyla, çok az sodyum içermesinden dolayı nefrit ve kalp rahatsızlığı olanlar için tavsiye ediliyor.
* Tokyo ve Michigan üniversiteleri bilim adamlarının yaptığı araştırma sonuçlarına göre düzenli olarak tüketildiklerinde hastalıklara karşı vücut direncini artırarak bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
* Yenilenebilir mantar türleri içerisinde sadece istiridye mantarı, kandaki kolestrol seviyesini düşüren ” Lovastatin” adlı etken maddeyi içeriyor.
* Kan dolaşımını düzenliyor ve damar tıkanıklıklarını önlüyor
* Tansiyona iyi geldiği doktorlar tarafından belirtiliyor.
* Aneminin düşmanıdır.
* İstiridye mantarının kolestrolü düşürücü özelliği tüm tıp dünyasında kabul görmektedir. Yağ oranı yok denecek kadar az olan bu tür mantarlar en sağlıklı diyet listelerinin başını çekmektedir.
* İstiridye mantarının bağırsakların daha düzenli çalışmasına büyük katkısı vardır.
* İçerisinde bulunan “Lentinian” adı verilen maddenin tümörleri azalttığı belirtilmektedir.
* Damar sertliği, Beyin Kanamaları ve enfeksiyonlara karşı koruyucudur.
* Düzenli tüketimi ile çocukların gelişiminde büyük katkıları vardır.
* Yüksek miktarda C ve D vitaminleri içermektedir.
Bu özel mantar (Pleurotus ostreatus) çeşidi, içerisindeki zengin besin değerleri sayesinde, yurt dışında bir çok doktor tarafından tedavi amaçlı olarak hastalarına önerilmektedir.

KUZU GÖBEĞİ MANTARI
Koyu krem renklidir. Kuzugöbeği mantarları yakından şekil olarak küçük fincanlara benzemektedir. Oldukça lezzetli olan tadı sayesinde her bahar toplanmaktadır. Bu mantar türü özellikle gurme aşçılar tarafından tercih edilmektedir. Oldukça sağlıklı olan kuzugöbeği mantarı pişirilmeden asla yenmemelidir.

Kuzugöbeği mantarı protein, bakır, potasyum, çinko, selenyum ve B vitaminleri açısından oldukça iyi bir kaynaktır. Bu mantar aynı zamanda, lif açısından zengin, hem doymuş hem de doymamış yağ açısından düşüktür.

Kuzugöbeği mantarının sağlığa faydaları

Güçlü bir antioksidandır: Oksidatif stresin ve serbest radikallerin neden olabileceği kalp damar hastalıkları, Parkinson hastalığı, diyabet tip 1 ve tip 2 hastalıklarından korunmak için antioksidan yüklü besinler tüketmek en mantıklısıdır. Yapılan çalışmalarda ise, kuzugöbeği mantarı bu durumda faydalı olabilmektedir. Superoksit, hidroksi ve nitrik oksit radikalleri dâhil olmak üzere, reaktif oksijen türleri (ROS) olarak bilinen zararlı molekülleri temizleyebilmektedir. Kuzugöbeği mantarının ayrıca, lipid peroksidasyonunu inhibe ettiği gösterilmiştir.

Bağışıklık sistemini güçlendirir: 2002 yılında yapılan bir araştırmaya göre, kuzugöbeği mantarı eşsiz bir polisakkarit bağışıklık sistemi uyarıcı özelliğe sahiptir. Galaktomannan olarak bilinen bu bileşik makrofaj aktivitesini artırarak hem doğal bağışıklık sistemini güçlendirmekte hem de adaptif bağışıklık sistemi üzerinde çalışmaktadır.

Kalp sağlığını destekler: Kuzugöbeği mantarı bakır, vitamin E ve potasyumu yüksek miktarlarda barındırmaktadır. Bu nedenle, kalp koşullarının iyileştirilmesi için faydalı olabilmektedir. Urbana-Champaign Illinois Üniversitesi tarafından yürütülen bir çalışmaya göre, kuzugöbeği mantarı tüketiminin kalp sağlığının korunmasına yardımcı olduğu kanıtlanmıştır.

Kanserle mücadele eder: Kuzugöbeği mantarı yüksek miktarda selenyum ve niasin barındırmaktadır. Bu nedenle, kansere karşı etkili olabilmekte, özellikle prostat kanseri riskini azaltabilmektedir. İngiltere’de yapılan kanser araştırmaları sonucu, kuzugöbeği mantarının tedavi edici özellikler sergilediğini doğrulamaktadır.

Diyabete iyi gelir: Kuzugöbeği mantarı düşük kan şekerine yardımcı olabilmektedir. Doğal bir diyabet tedavisi için kuzugöbeği mantarı tüketebilir, böylece kan şekeri düzeylerini dengede tutabilirsiniz. Elbette her zaman, diyabet tedavisine başlamadan öncesinde bir sağlık kuruluşuna danışmakta fayda vardır. (5)

Kan yapar: Eğer yeterli miktarda demir alamadığınızla ilgili endişeleriniz varsa, kuzugöbeği mantarı bu konuda size yardımcı olabilmektedir. İki adet mantarın her biri pişmemiş halde 12,9 gramdır ve bu 3 miligram demir içeriyor demektir. Bu nedenle, kuzugöbeği mantarı günlük demir ihtiyacını karşılayabilmektedir. Fakat eğer, kuzugöbeğindeki demirin vücudunuz tarafından emilmesini istiyorsanız, beraberinde vitamin C açısından zengin olan brokoli, patates gibi gıdaları da tüketmeniz doğru olacaktır.

Karaciğer sağlığını destekler: Kuzugöbeği mantarı karaciğer sağlığı için faydalı olabilmektedir. 2013 yılında yapılan bir çalışmaya göre, kuzugöbeği mantarı alkole bağlı toksisite ile mücadele edebilmektedir. Karaciğer fonksiyonları üzerinde olumlu bir etki gösterebilmektedir. Kuzugöbeği mantarı özü antioksidan özellikle göstererek karaciğer enzimlerinin yenilenmesini sağlamaktadır. (6)

D vitamini kaynağıdır: Ultraviyole ışığa maruz kalmak ciltte D vitamini üretme sürecini tetikler, çünkü D vitaminde birincil kaynak güneş ışığıdır. D vitamini genellikle bitkilerde ve gıdalarda bulunamamaktadır. Ancak, kuzugöbeği mantarı için bu durum geçerli değildir. Kuzugöbeği mantarı yüksek oranda D vitamini içermektedir. Kalsiyumun düzgün bir şekilde emilmesi için yeterli miktarda D vitaminine ihtiyaç duyulmaktadır. D vitamini özellikle kan basıncını düzenlemekte ve bağışık sistemini güçlendirmektedir.

B vitamini kaynağıdır: B vitamini biyokimyasal reaksiyonları tetikleyen enzimleri aktive etmektedir. Bu vitaminin bulunması vücuttaki önemli süreçlerde gıdadan enerjinin sağlanmasına yardımcı olmaktadır. Niasin ve B6 vitamini kalple ilişkili hastalıkların oluşmasını önlemektedir. Diğer yandan, kolesterol ve trigliserid seviyelerini de düşürmektedir. (7)

Demir ve fosfor kaynağıdır: Kuzugöbeği mantarı demir ve fosfor açısından oldukça zengindir. Bir fincan kuzugöbeği mantarı yaklaşık 8 miligram demir içermektedir. Yeterli miktarda alınan demir ise, anemi yani kansızlık hastalığını önlemeye yardımcı olmaktadır. Ayrıca vücuttaki oksijenin taşınması için kırmızı kan hücreleri oluşturmaktadır. Fosfor ise oksijeni sağlamakta, güçlü kemikler ve DNA yapılanmasında etkili bir rol almaktadır. (8)

İlaçların yan etkisinden korur: İlaçlarına yan etkilere neden olduğu bilinen bir gerçektir. Bunlar iç savunma sistemini etkileyebilmekte ve böbrek yetmezliğine neden olabilmektedir. Yapılan araştırmalarda ise, kuzugöbeği iç savunma sistemini geliştirebilmektedir. Bu durumda, çeşitli ilaçların neden olduğu toksisiteye karşı koruma sağlayabilmektedir. (9)

Eklem ağrılarını hafifletir: Bakır sertlik ve artrit ile ilgili ağrıyı hafifletmek için anti inflamatuar aktiviteler sağlamaktadır. Bağ dokusunu onararak, eklem ağrısını azaltmakta ve kas gücünü artırmaktadır. Kuzugöbeği mantarında bulunan bakır, artrit hastalarına ağrılı artrit semptomlarını azaltarak yardımcı olmaktadır.

Tiroid sağlığını destekler: Potasyum, çinko, kalsiyum ve bakır tiroid aktivitesinin düzgün işlemesi için gerekli olmakta ve aynı zamanda hipertiroidi önlemektedir. Bu minerallerin birinin yokluğu tiroid rahatsızlığından muzdarip olmaya yol açabilmektedir. Kilo alma ya da kaybı, yorgunluk, iştah kaybı, vücut ısısının değişikliği gibi sonuçlara neden olan bu durumdan korunmak için kuzugöbeği mantarı tüketilebilmektedir.

Göz sağlığını destekler: Vitamin B2 eksikliği keratokonus, katarakt ve glokom gibi göz rahatsızlıkları riskini artırabilmektedir. B2 vitamini bu göz bozukluklarını önleme yeteneğine sahiptir. Kuzugöbeği daha öncede söylendiği gibi B vitaminleri açısından oldukça zengin olduğu için bu durumda son derece faydalı olabilmektedir.

Kolesterole iyi gelir: Vitamin B3 dislipidemi hastalarında kardiyovasküler hastalık riskini azaltabilmektedir. Bu vitaminin varlığı inme, kalp krizi ve diğer kalp hastalıkları riskini artıran LDL kolesterol seviyelerini düşürmektedir. Vitamin B3 HDL kolesterol düzeylerini artırır ve trigliserid seviyelerini azaltır. Bu durumda, kuzugöbeği tüketimi kalp rahatsızlıklarını önleyerek sağlıklı bir kalbi korumak için yardımcı olmaktadır. (10)
Kuzugöbeği mantarının zararları

Alerjik reaksiyon: Kuzugöbeğine alerji varsa hafiften şişme ile kendini belli etmeye başlamaktadır. Sonrasında sindirim sistemini oldukça etkileyerek karın ağrısı, ishal, bulantı ve kusmaya neden olabilmektedir. Diğer yaygın belirtiler dudaklar, dil ya da boğazda şişme, kurdeşen, hırıltılı solunum, burun tıkanıklığı ve baş dönmesi, ağızda kaşıntı yer almaktadır.

TİRMİT MANTARI
Tirmit Nantarının Faydaları Nelerdir ?
Yağ oranı oldukça düşük olan tirmit mantarı, çam mantarı ve cincile mantarı gibi, diyet yaparken zayıflamaya yardımcı olur.

Protein açısından zengin olan tirmit mantarı, yağsız yapısı ile kolesterol hastaları tarafından et yerine tüketilebilir.

Tirmit mantarının kalbi koruduğu ve damar tıkanıklığının önüne geçtiği düşünülmektedir.

Kanlıca Mantarınn Faydaları Nelerdir;
Kalsiyum, fosfor, demir, B ve C vitaminleri bakımından oldukça zengindir. Protein içeriği oldukça fazladır.
Fosfor, demir, sodyum, potasyum, magnezyum, B1 vitamini, B2 vitamini, Niasin ve C vitamini bulunmaktadır.
Mantarda bulunan bu vitamin ve minerallerin kaybolmaması için mantarların taze alınıp, bekletilmeden tüketilmesi gerekir.
Çam mantarı sebze ve meyvelere oranla protein ve mineralce zengin olan mantarlar, vücut için gerekli olan tüm aminoasitleri içerir.
* Özellikle çocuklar için zihinsel gelişim ve öğrenme durumlarına iyi gelir.

*Çok düşük kalorili olduğu için kilo sorunu olanlar rahatlıkla tüketebilir.

*Vejetaryenlerin imdadına koşan bu aminoasit deposu besin; ağrılara da iyi gelir.

*Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

*Mide rahatsızlıkları ve romatizmal ağrılara iyi gelir.

*Yaşlanmayı geciktiririanti-ageing etkisi yapar.
Kanserin iyileşme sürecine yardımcı olur.

*Cilt hastalıkları için mantarın suyu çok faydalıdır. Özellikle sivilcelere iyi gelir.

*Günümüzün stresli yaşamına yardımcı olarak zihinsel yorgunluğa iyi gelir.

*Demir açısından oldukça zengin olan çam mantarı kansızlığa iyi gelir.

*Yağ içermediğinden kolesterolü olanlar için iyidir.
İçindeki bol folik asit sayesinde kalp-damar hastalıklarının oluşmasını engeller.

Nasıl Pişirilir?

Bu mantar en lezzetli köz ateşinde pişirilerek tüketilir. Tabii ki her zaman o şartları bulamıyoruz. Et gibi kavurması, tereyağda kızarması ve ayrıca fırında pişirilme yöntemiyle tüketilebilir.

Bu mantarı su değdirmeden silerek temizlendiğinde çok daha lezzetli bir hale gelmektedir.

BAZI MANTARLAR HAKKINDA GENEL BİLGİLER

Kaypak mantar

KAYPAK MANTAR( Sarımtrak esmer, çamur renklidir.)

Şapka Koni şeklinde, yarım küre gibi tümsektir, daha sonra yayvanlaşır. Tutkallı denecek derecede yapışkan, parlayan bir örtüsü vardır, bu, ince zar halinde kolayca soyulabilir, yağmur ile yıkandığında lifsi ışınsal çizgili-yollu görünüm alır. Renk bakımından kestane renginden koyu morumtrak hahverengiye değişir, nadiren koyu sarıdır. Gençken sapa zar gibi bir örtü ile bağlıdır, bunun kalıntısı önce beyaz sonraları morumsu kahverengi bir yüksük halinde sapın üzerinde kalır.
Borucuklar: Kısadır ve delikçikler yüzeyi olarak sapa geniş oturur. Önceleri yumurta sarısı, daha sonra limon veya zeytin yeşili rengindedir.
Delikçikler: Önce zarımsı beyaz bir deri ile örtülüdür, bu örtü mantar geliştikçe şapkanın kenarından kopar ve delikçikler açığa çıkar: Renk sarıdır ve değişmez, olgun numunelerde sarımtrak zeytin yeşili rengindedir.

Gençlikte dibi, yukarısından daha incedir; yaşlanınca silindir şeklini alır; orta derecede kalındır. Gevşek bir yüksüğü vardir, yüksüğün üst tarafı beyazdır, yaşlanma ile aşınıp kaybolur. Yüksüğün yukarısında kalan sap kısmı sarı ve kahverengi tanecikli, aşağısındaki kısmı beyaz veya siyahımsı kahverenklidir.

Etli Kısım
Beyazımtraktır, sonraları limon sarısı renk alır, dip kısımda pembemsidir, bu renkler değişmez. Sulu ve yumuşak kıvamdadır.

Yetişme Yeri ve Zamanı
Hazirandan Ekime kadar iğne yapraklı, bilhassa çam meşçereleri altında ve kenarındaki çayır, yosun ve eğreltiler arasında çok sayıda kümeler halinde görülür. Orta derecede yaygın olan bir mantardır. Etli kısmın kokusu meyveye benzer, lezzeti mulayimdir. Bilhassa genç numuleri yemek için iyidir.

ÇÖREK MANTARI (Sarıdır.)
Şapka kısmı 10-20 cm büyüklükte, bazan biraz daha geniştir. Yarım küre şeklinde, daha sonra tümsek, nihayet yayvandır. İyi pişmiş, kabarmış çöreğe benzer. Kenarı başlangıçta içeri kıvrıktır. Şapkanın zarı düzgün değil, çıplak ve kurudur. Islak olduğu zaman parlar ve hafif yapışkandır. Rengi çok değişken, kestane kahverengisi veya soluk olabilir. Kenarının rengi hafifçe daha açık olur:
Borucuklar: Sıkı bir şekilde yanyana yer alırlar. Sapa boyları kısalarak bağlanırlar, uzun ve incedirler. Önce boz beyaz daha sonra yeşilimsi sarı, zeytin yeşili rengindedir. şapkadan kolayca ayrılabilirler.
Delikçikler: Küçük ve yuvarlaktır. Önce kirli beyaz, daha sonra sarımtırak, nihayet yeşilimtırak sarıdır.

Kuvvetli ve katıdır, Çoğunlukla ortada veya aşağıda şişkindir. Gençken dip tarafında şişkin olup daha sonra kalınlık bakımından muntazam olur. 15-20 cm kadar boyda, 3-4 cm kadar kalınlıkta olabilir. Renk bakımından önce beyaz açık bozdur, sonra esmer kahverengiye döner. Yukarı kısmı, ince, belirsiz beyaz soluk renkli damarlı ağ gibi görünüşe sahiptir, bazan bütün yüzeyi böyledir.

Etli Kısım
Gençken sert, beyazımtırak, olgun numunelerde yumuşak, sünger gibi sarımtıraktır. Şapkada dış zarın altına gelen kısımda esmerimtıraktır.

Yetişme Yeri ve Zamanı
Hazirandan Ağustosa ve Eylülden Kasıma kadar yapraklı ağaçlardan meşe, huş, bilhassa kayın, iğne yapraklılardan çam, bilhassa genç ladin meşçereleri altında ve çevresinde, oldukça asit karakterde topraklarda, ormandaki yol kenarlarında, orman sınırı boyunca, yaprak çürünyüsü üzerinde ekseriyetle çok sayıda bazan tek tek görülür. Hoş kokusu ve fındık gibi, mulayim, hoş ve lezzetli tadı ile yenilebilen en iyi mantarlardan biridir. Kurutularak veya yağ içinde saklanabilir.

Tirmit mantarı

TİRMİT MANTARI (Çok açık kırmızımtırak sarıdır.)
15 cm kadar büyüklükte, kuru ve et gibidir, hiçbir zaman yapışkan olmaz. Gençken yarım küre şeklinde tümsek olup olgunlaşınca açılır ve derin olmayan huni şekline dönüşür, üst tarafı düzensiz, dalgalu gibi bir hal alır. Kenarı başlangıçta içeri kıvrıktır, daha sonra düzensiz olarak dalgalı olur. Gençken sarımtırak kahverengi olgunlaşınca kırmızımsı kahverengi olan mantarın iki formu vardır: Kırmızı kahverengi tipi iğne yapraklı ağaç ve kayın ormanlarında yosunlar arasında gelişir, ateş sarısı tipi yalnızca kayın ve meşe ormanlarında bulunur.

Lameller
Gençken sarımsı beyaz turuncu, olgunlaşınca sarı açık kahverengidir, dokunulduğunda kahverengi olur. Bol miktarda beyaz sıvıya sahiptir. Oldukça sık olup sap üzerinde az olarak aşağı devam eder.

Sap kısmı12 cm kadar uzunlukta ve oldukça kalın, sağlamdır. Mum gibi bir örtüsü vardır. Şapka ile aynı renkte veya birazcık daha açık, şapka tarafındaki birkaç santimetrelik kısımda sarımsı, diğer kısımlarında kırmızımtırak kahverenktedir.

Etli Kısım
Gençken yumuşak, beyaz, olgunlukta sünger gibi, katı ve açık sarıdır, daha sonra yavaş yavaş kahverengi lekelilik kazanır.

Yetişme Yeri ve Zamanı
Temmuz ve Eylül arasında yapraklı ağaç meşçerelerinde bilhassa kayın ormanlarında ve sınırlarında, bazen çam meşçerelerinde gelişir.
Badem gibi latif tadı, balık gibi kokusu vardır. Kolay tanınabilen bir mantardır, bilhassa bol miktarda çıkarılan beyaz sıvısı ile iyi ayırdedilebilir, bu sıvı çok lezzetlidir, renk değiştirmez ve balık kokusundadır. Taze mantar kesildiği zaman bol miktarda beyaz sıvısı akar, halbuki kuru ve yaşlı nümunelerde bu özellik yoktur, yani yaşlı mantar numuneleri beyaz sıvıdan yoksundur. Salamura edilmiş balık gibi olan kokusu, mantar numuneleri öldükçe artar. Yenilebilen iyi bir mantardır, hatta çiğ olarak bile emniyetle yenebilir. Tuzlanıp baharatla muamele edildiği, sıcak yağda kızartıldığı zaman çok lezzetli olur. Kızartılırken lamelleri yukarı gelecek şekilde tavaya konulmalıdır. Çorbalar için de iyidir. Bununla beraber, tadı çok acı olan ve şapkasının ortasında konik bir çıkıntı bulunan Lactarius rufus ile karıştırılmamalıdır, bu mantar zehirli değildir fakat yenmesi lezzet bakımından tavsiye edilmez. Bir lezzet denemesi yapmak üzere latif olduğundan emin olmak için küçük bir parça çiğ olarak tadılabilir.

KANLICA MANTARI (Parlak kırmızımtırak sarı, tunç rengindedir.)

Kanlıca mantarı

Şapka büyüklüğü 5-15 cm kadardır. Mantar gençken ortası hafifçe çukurdur, kenarı içeri kıvrıktır, büyüdükçe ortası daha da çukurlaşarak hemen hemen huni şekline döner. Renk turuncudur, açık sarıdan erik sarısına kadar değişir, kenarda 1 milimetre genişlikte halka halinde açık parlak sarıdır ve belirgindir. Genel görünüşle turuncu ve sarıdan ibaret halkalıdır. Yeşil renkleme yoktur.

Lameller
Başlangıçta kırmızımtırak sarı beyaz, daha sonra açık portakal rengi tonundadır. Sapa doğru kıvrımlı şekil alır, sap üzerinde birazcık devam eder.
Sap kısmı 3-6,5 cm boyunda 0,8-2,5 cm kalınlığında, silindir şeklindedir. Renk bakımından portakal sarısı, dip kısmında kırmızımtırak sarı beyaz, yukarı kısmında şarap kırmızısı turuncudur. Sapın etli kısmı kırmızı-pembedir ve koparıldığında turuncu renkte bir sıvı çıkarır. Gençken içi dolguludur, daha sonra şapkaya kadar olan alt kısımda boşlukludur.

Etli Kısım
Kırmızımtırak sarı beyaz renkli, meyve kokulu ve yumuşak, sünger gibidir.

Yetişme Yeri ve Zamanı
Çam meşçerelerinde ve çam ormanı açıklıklarında, çayırlıklarda, Avrupa’da yapraklı ağaç ormanlarında, ilkbahar ve sonbaharda yağmurlardan sonra görülür. Mantar gençken, kırılıp koparıldığı yerinden portakal renkli bir sıvı çıkarır, bu sıvı hava ile temas edince kırmızı olur, iki saat sonra kırmızımtırak portakal esmeri renk alır ve acıdır. Mantarın tadı acıdır fakat nahoş değildir, lezzetlidir.

Zehirli mantarlara dikkat
Geçmişte ‘bitki’ olduğu söylenen, ancak daha sonra bazı farklı özellikleri sebebiyle hayvanlardan ve bitkilerden farklı ayrı bir âlem olarak kabul edilen mantarların mikroskopik ölçülerde hastalık yapanları olduğu gibi ilâç olanları da vardır. Şapkalı mantarlar olarak bilinen büyük türlerin bazıları ise, gıda olarak kullanılabilecek mahiyette yaratılmış nimetlerdendir. Ancak onları da iyi tanımak gerekir. Aksi takdirde gıda niyetine çok şiddetli bir zehir de yiyebiliriz.

Günümüzün hayat tarzı; stresin, sinir, damar ve kalb hastalıklarının giderek artmasına sebep olmaktadır. Yoğun iş temposu içinde çabuk yemek (fast food), fazla miktarda yağın alınmasına yol açmakta, buna ilâveten masa başında uzun süreli oturma ve hareketsiz kalma, alınan enerjinin bir kısmının kullanılmadan vücutta depolanmasına sebep olmaktadır. Kalb-damar hastalıkları, gelişmiş ülkelerin en büyük sıhhat problemlerinden biridir. Bu yüzden son 50 yılda koroner arter hastalıklarının gelişmesinde rol oynayan risk faktörlerinin ortaya çıkarılması ve bunların önlenmesi için çok sayıda çalışma yapılmıştır.

Mantarlar, yüksek gıda değeri ve beslenmeye faydası bilinen gıdalardandır. Ayrıca bağışıklık sistemini düzenleyici, ur teşekkülünü önleyici ve yan tesiri olmayan kan basıncını düşürücü hususiyetleri dolayısıyla bazı mantar türleri hususi olarak üretilmektedir. Mantar çok eski tarihlerden beri değerli bir besin maddesi olarak bilinir. Mantarın % 88–91 kadarı su olduğundan, taze mantarlar, diğer sebzelere nazaran çok kolay sindirilen proteinlere sahiptir. Sağlık için gerekli olan proteinlerin yanında, B kompleks vitaminler ve mineral maddeler bakımından da zengin olan mantarlar, bütün olarak değerlendirildiğinde, yüksek gıda değerine sahip nimetlerden kabul edilir.