Kahraman Maraş ilimiz

20 Ocak 2014 Yazan  
Kategori ŞEHİRLER VE İLÇELER

Kahramanmaraş Hakkında genel bilgiler

Yüzölçümü:14.327 km²
Nüfus 1.oo4.414 kişi (2008 ) Yılı sayımına göre
İl Trafik No: 46

Akdeniz Bölgesi ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yer alan Kahramanmaraş’ın doğusunda Malatya ve Adıyaman, güney ve güneydoğusunda Gaziantep, batı ve güneybatısında Adana, kuzeybatısında Kayseri, kuzeyinde de Sivas illeri bulunmaktadır.

İlin yüzey şekilleri Torosların güneydoğu parçaları olan, yükseklikleri 3000 m.ye ulaşan dağlar, bunların arasında kalan platolar ve tektonik kökenli düzlüklerden oluşmaktadır.Güneydoğu Torosların uzantıları olan Engizek Dağı, Ahırdağı, Amonos ( Nur) Dağları, Nurhak Dağları, Kandil Dağları, Sarımsak Dağı, Düldül Dağı ve Binboğa Dağı il topraklarını engebelendirmektedir. Bunlar jeolojik dönemlerde, üçüncü zamanın Alp sistemi kıvrım dağların olup, çeşitli aşınmalarla düzleşmiş ve Neojen dönemin sonunda yükselmiş kırıklı ve kıvrımlı dağ sıralarıdır.İl toprakları 350-3000 metre arasında değişen geniş ovalarla kaplıdır. Ceyhan Vadisi boyunca sıralanan bu ovaların başlıcaları Elbistan Ovası ,Göksun Ovası ve Kahramanmaraş ovalarıdır. Ayrıca Gâvur, Maraş, Göksun, Aşağı Göksun, Afşin, Elbistan, Andırın, Mizmilli, Narlı ve İnekli Ovaları da onları tamamlamaktadır.

Kahramanmaraş’ta yükseltiye bağlı olarak bitki örtüsü de değişmektedir.Burada Orman, Alpin ve Maki Formasyonu olmak üzere üç çeşit bitki formasyonu görülmektedir. Bunlardan Çalı Formasyonu 500-1200 metreler arasında yer almaktadır. Maki Formasyonu içinde , Kermes meşesi, Mazı meşesi, Laden, Sandal, Zeytin, Diş budak, Sumak, Akça Kesme, Karaçalı, Erguvan gibi bitki türlerine rastlanır. Orman Formasyonunda iğne yapraklı ağaçlardan Kızılçamlar çok sayıda bulunmaktadır.Bunların arasında, Karaçam, Göknar, Sedir, Ardıç ve Meşe türleri bulunmaktadır. Alpin ot formasyonunda Geven, Burçak, Menekşe, Gelincik, Yumak, Çoban Yastığı gibi bir bitki örtüsü bulunmaktadır.Kahramanmaraş üç ayrı coğrafi bölgenin, Akdeniz Bölgesi ,Doğu Anadolu Bölgesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin birbirine en çok yaklaştığı alanda yer almaktadır. Coğrafi konumu ve diğer faktörlerinde etkisi ile üç farklı iklim tipi arasında ?Bozulmuş Akdeniz İklimi”ne daha yakın bir iklim özelliği gösterir. Kahramanmaraş’ta merkezde görülen iklimin aksine kuzeye doğru gidildikçe yükseltiye bağlı olarak tamamen karasal iklim özellikleri görülür.

COĞRAFYA
Kahramanmaraş Akdeniz Bölgesi ile Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin birleştiği yerde bulunmaktadır. Güneybatısını Nur Dağlarının uzantılarının kapladığı ilde diğer önemli yükseltiler Berit, Engizek, Binboğa, Delihöbek, ve Ahır Dağlarıdır. Kahramanmaraş, Elbistan ve Göksun Ovaları ilin önemli ovaları olup, Ceyhan nehri ile Aksu çayı önemli akarsularıdır.

Kahramanmaraş ilinde, genel olarak denize uzaklık ve yükselti nedeniyle, değişikliğe uğramış karasallaşmış bir Akdeniz iklim tipi egemendir. İlde yazlar sıcak ve kışlar soğuk geçer.

DAĞLAR
İl toprakları kuzeyindeki Çamlıca, Karakaya ve Kırıkkale tepelerinin ovaya indikleri meyil üzerinde bulunmaktadır. İl topraklarının denizden ortalama yüksekliği 700 m. dir. Kuzeybatı-güneydoğu yönünde uzanan Koçu Dağı 4 km genişlik ve 7 km uzunluğa sahip olup en yüksek noktası Yığlıtepe’dir (1278 m.) dir. Güney ve güneydoğuda Denek Dağ sırası Çoruhözü Vadisinin güneyinde Keskin ile İzzettin Köy arasında uzanmaktadır. En yüksek noktaları; Gavur Tepesi (1742 m.) ile Bozkaya Tepesi (1577 m.)‘dir. Bölgenin en uzun, en geniş ve en yüksek kütlesini oluşturur, uzunluğu 44 km, genişliği 30 km’dir. Kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanan Küre Dağ’ının en yüksek yeri Küre Tepesi (1450 m.) dir.

OVALAR
İl sınırları içinde ovalık alanlar çok azdır. En önemlisi Kırıkkale Ovasıdır. Kırıkkale Ovası; kuzeyde Çamlıca ve Karakaya tepelerine, güneyde de Denek Dağı’nın batısına kadar uzanmaktadır. Kuzeydeki tepeler ovaya meyilli bir şekilde inerek birleşir. Kırıkkale yerleşimin çekirdeği bu meyilde oluşmuştur. MKE Kurumu Fabrikalarının bulunduğu alan ise, Denek Dağı’na doğru daha dik olarak yükselmektedir. Kırıkkale Ovası doğudan batıya, yani Kızılırmak’ a doğru gittikçe genişler; en geniş yeri Çoruhözü Deresi’nin Kızılırmak’ a yaklaştığı yerde bulunur, buranın yüksekliği 750 m civarındadır.
Kırıkkale Ovası’ndan başka, akarsular boyunca düzlükler görülürse de jeoformatik bakımdan pek önemli değildir. Bunun nedeni akarsu yatakları ile tepelerin yükselti farkının fazla oluşudur. Dağlar her yönden aşılmak suretiyle açılmış derin vadilerle ve parçalanarak yuvarlak ve bazen de sivri tepeler halinde gelmişlerdir. Bu tip tepelerin dağlara yaklaştıkça fazlalaştıkları görülmektedir.

YAYLALAR
Kırıkkale ili sınırları içerisinde, yükseklikleri 1200-1600 m arasında değişen yaylaları bulunmaktadır. Küre Dağı’ndaki Hodar, Bedesten, Kamışlı, Sarıkaya; Koçu Dağı’ndaki Koçu, Denek dağlarındaki Gümüşpınar, Pehlivanlı, Suludere, Yeşilkaya, Azgın yaylaları en önemlileridir.

AKARSULAR GÖLLER:
İlin en önemli akarsuyu Kızılırmak’tır. 94 km’lik bir bölüm il sınırları içinde yer alır. Kentin güney ve batısından geçer. Kent, Kızılırmak ile yerleşim olarak birleşmiş durumdadır.
Yeşil Vadi Projesi ile koruma altına da alınan Kızılırmak’tan en iyi biçinde yararlanma yolları araştırılmaktadır.
Kapulukaya Hidroelektrik Santralı bu ırmak üzerinde kurulmuş olup, faaliyetlerini sürdürmektedir.

İlin diğer akarsuları küçük akarsulardır.
Çoruhözü : İzzettin-Balışeyh arasında demiryoluna paralel olarak merkezden geçer ve Kızılırmak’a karışır. Derenin aktığı yerlerde su tarımsal sulamada kullanılır.
Okun Deresi : Elmadağ’ın güneyinde akan suların oluşturduğu Balaban ve Sarılıöz çaylarının Kılıçlar Köyü’nde birleşmesinden oluşur ve Kızılırmak’a karışır.
Delice Irmağı: Delice ilçesi ile Çorum toprakları arasında akar. Bozköy ovasını sular ve Kızılırmak’a karışır. Irmağın il sınırlarındaki uzunluğu 54 km.dir.
Acıözü ve Kılıçözü çayları Keskin ilçe topraklarıyla Kırşehir arasında sınır oluşturur.
Ayrıca yaz aylarında kuruyan Ahılı kasabasındaki Kuru Çay, Beyobası köyündeki Yeni Çıkan dereleri daha küçük sulardır.

İlimizde Sulakyurt-Danacı Göleti ile Ahılı deresi üzerinde sulama amaçlı bir gölet vardır. Enerji amaçlı Kapulukaya Barajı’nın ardında suların birikmesiyle oluşmuş yapay bir göl vardır.

EKONOMİSİ
Tarım, hayvancılık ve ormancılığa dayalıdır. Kahramanmaraş’ın doğal yapısı ve farklı iklim özellikleri her türlü tarım ürününün burada yetiştirilmesine olanak sağlamaktadır. Ayrıca Kartalkaya Barajı’nın tarım alanlarını sulaması ile de sebze ve meyve üretimi geniş ölçüde artmıştır. Yetiştirilen başlıca ürünler; buğday, arpa, şeker pancarı, nohut, çiğit, pamuk, patates, soğan, fasulye, üzüm, elma, domates, patlıcan, lahana, salatalık, armut, zeytin, kayısı, dut, ceviz, şeftalidir. Hayvancılıkta büyük ve küçükbaş hayvan besiciliği yapılmakta olup, sığır, koyun, at, kıl keçisi, inek yetiştirilmektedir. Kümes hayvancılığı ve arıcılık da yapılmaktadır. Ormancılıkta, yakacak ve kerestenin yanı sıra, reçine ve defne yaprağı elde edilir. Kahramanmaraş kalkınmada öncelikli iller kapsamına alındığından sanayii tesisleri kurulmuştur. Bunlardan başlıcaları; Pamuklu Sanayii Müessesesi, Süt Endüstrisi Kurumu, Et Balık Kurumu, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu, Türkiye Elektrik Kurumu’dur. Bunların yanı sıra özel sanayii kuruluşları da bulunmaktadır. İldeki yer altı kaynakları ise; Afşin yöresinde çimento hammaddesi, Elbistan yöresinde alüminyum ve demir, Pazarcık yöresinde manganez, tuğla ve kiremit hammaddesi, merkezde barit yataklar bulunmaktadır. Ayrıca ilin çeşitli kesimlerinde maden suyu kaynakları vardır.

TARİHÇESİ
Maraş adının nereden geldiği ve anlamının ne olduğu konusunda bazı görüşler ileri sürülmüştür. Herodot, Maraş şehrini Hitit komutanlarından Maraj adlı birisinin kurmasından dolayı şehre bu ismin verildiğini belirtmektedir. Hitit İmparatorluğu ( M.Ö. 2000 – 1200 ) döneminde Hititlerin önemli merkezlerinden biri olan şehrin ismi, Hitit tabletlerinde Maraj ve Markasi şeklinde geçmektedir. Asur kaynaklarında da şehrin ismi yine Markaji şeklinde geçmektedir. Asur krallarından Sargon döneminden kalan Boğazköy yazıtlarında ise kentin adına rastlanmaktadır. Hitit Devleti’nin merkezlerinden biri olan Maraş’ın adı bu dönemde Gurgum şeklinde belirtilmektedir. M.S. I. yüzyılda Romalılar yönetimine geçince bu kentin ismi Germanicia olmuştur. Roma ve Bizans İmparatorluğu döneminde Germenicia olarak anılan şehir, Araplar tarafından ele geçirilince eski ismi olan Maraj olarak kullanılmıştır. Arap alfabesinde “j” harfi olmadığından bu isim Mer’aş şekline dönüşmüştür. Osmanlılar döneminde şehrin adı bölgede Dulkadiroğulları Beyliği’nin kurulmasından dolayı Zülkadir olarak da anılmıştır.

Eshab-ı KehfKahramanmaraş’ın tarihi oldukça eski yıllara inmektedir. Döngele Köyü’ndeki mağaralarda yapılan araştırmalarda yörede, ilk yerleşimin Üst Paleolitik Çağda (MÖ.45.000-15.000) başladığı, Neolitik Çağda (MÖ.8000-5500), İlk Tunç Çağda (MÖ.3500-2000) sürdüğü anlaşılmıştır. Orta Tunç Çağında (2000-1500) Kapadokya ile Anadolu’nun bazı kesimlerini Mezopotamya’ya bağlayan kervan yollarının kavşağında bulunuşundan ötürü yöre, tarih boyunca önem kazanmıştır. Hitit devletlerinden Gurgum’un merkezi olan bu şehrin günümüzdeki yerine taşınmadan önce iki kez yer değiştirdiği söylenmektedir. Bunlardan birine göre ilk Maraş’ın bugünkü şehrin 20 km. güneyinde Erkenez Çayı kenarında Elmalar Köyü’ne yakın Himli Höyük civarında, Asurlular tarafından M.Ö.2500 yıllarında kurulduğu iddia edilmiştir. Ancak burada günümüze ulaşan kalıntıları büyük bir şehir merkezine ait olamayacağı izlenimini vermektedir. Büyük olasılıkla burası bir Asur ticarî koloni kasabası idi. Maraş’ın ikinci yerinin günümüzde Karamaraş diye anılan ve Namık Kemal Mahallesi’nin bulunduğu yer olduğu da söylenmektedir. Maraş’ın, buraya Hamdanoğulları Hükümdarı Seyfüddevle tarafından (M.S. 944-967) bugünkü yerine taşındığı sanılmaktadır. Şehrin şimdiki kale ve çevresine ise, Dulkadiroğlu Alaüddevle tarafından taşındığı da bir başka iddiadır. Mağaralı Mahallesi’nin bulunduğu yerde şehrin kurulduğu da söylenmektedir. Nitekim Mağaralı Mahallesi civarında yukarıda da belirtildiği gibi bulunan arkeolojik bulgular, burasının çok eski dönemlerden beri yerleşim merkezi olduğunu ispatlamıştır.

Hititler M.Ö. 2000-1200 yılları arasında Anadolu’da hakimiyet sürdükleri dönemde Maraş bölgesinde de egemen olmuşlardır. Hititler döneminde bu şehrin adına Maraj ve Markasi denilmektedir. Hititler döneminde Maraş bölgesinin Elbistan, Pazarcık ve Türkoğlu ilçeleri sınırları içinde bir çok yerleşim merkezinin olduğu görülmektedir. Elbistan’ın Karahöyük harabelerinde yapılan kazılarda Hititlerin hüküm sürdüğü bu alanda Asur ticaret kolonilerine ait çanak, çömlek, tunç ve kemik buluntuları ele geçirilmiştir. Hititlere ait anıtsal yapılara rastlanmıştır. Elde edilen eserler Hititlere ait olmamakla beraber Hitit figürlerini üzerinde taşımaktadır.

Hitit İmparatorluğu dağılınca onun yerine kurulan Genç Hitit devletlerinden Gurgum şehir devleti Maraş bölgesine hakim olmuştur. Asur kaynaklarına göre bu devletin başkenti Markasi’dir. Gurgum şehir devleti günümüze, iki önemli eser kalmıştır. Bunlardan biri Maraş Aslanı’dır. Bir zamanlar Maraş Kalesi’nde bulunan bu aslan heykeli Hititlerden kalan en önemli eserdir. Diğeri de Hitit döneminden kalan Fırtına Tanrısı kabartmasıdır. Maraş bölgesinden çıkarılan bir çok eser XIX.yüzyılın sonları ile XX.yüzyılın başlarında yabancılar tarafından Avrupa ve Amerika müzelerine götürülmüştür.

M.Ö. VIII.yüzyıl sonlarında Asur krallarından Sargon II. zamanında (M.Ö.721-705) Gurgum şehir devleti yıkılmış ve Maraş bölgesi Asurlulara bağlanmıştır. Asurlular döneminde şehir bir ara Urartuların yönetimine geçmiştir. Ardından Kimmerler ve İskitler Maraş’ı ele geçirmişler ve Maraş, ticaret yolları üzerinde bulunması sebebiyle önemini korumuştur.

M.Ö.612 yılında Med devletinin kralı Keyaksases, güney komşusu Babillerin de yardımı ile Asur başkenti Ninova’yı alarak bütün Asur ülkesinin kalelerini yağmalayarak bu devlete son vermiştir. Bir süre sonra da Güneybatı İran’da Ahameniş soyundan gelen II.Kiros, Medleri ortadan kaldırarak İran’da Pers İmparatorluğu’nu kurmuştur(M.Ö.550). Anadolu’yu istila eden II. Kiros, diğer Anadolu şehirleri gibi Maraş’ı da topraklarına katmıştır. Pers kralı I. Darius zamanında Anadolu’da ele geçirilen şehirler yönetim bölümlerine ayrılmıştır. Bu arada Maraş şehri de Kapadokya Satraplığı’nın (Eyalet) sınırları içinde kalmıştır. M.Ö.333’te Anadolu’yu ele geçiren Büyük İskender, Pers İmparatoru III.Darius’u Issos’da yenerek bu devleti yıkmış ve Maraş’ı da ele geçirmiştir. Afşin, Göksun ve Maraş’ta bulunan Makedonya dönemine ait sikke, sütun başları ve heykeller bunu kanıtlamaktadır. M.Ö.323’de Büyük İskender’in ölümünden sonra Makedonya İmparatorluğu, onun generalleri arasında paylaşılmış ve Maraş şehri de İskender’in generallerinden Seleukos’un payına düşmüştür. M.Ö.192 yılında Romalılar, Anadolu’ya girerek Toroslara kadar Batı ve İç Anadolu’yu Seleukosların elinden alarak kendilerine bağlamışlardır.

Elbistan Ulu CamisiMaraş, Roma ile Pontus krallığı arasında sürekli el değiştirmiş, sonunda Romalı komutan Lucullus 1064’te yöreyi kesin olarak Roma topraklarına katmıştır. Roma imparatoru Calligula onuruna kente Germanikeia ismi verilmiştir. Bu arada kent Sasanilerin saldırılarına uğramıştır. MS. 605-611 yıllarında Maraş yöresi Sasanilerin eline geçmiştir. Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) döneminde yöredeki Sasanilerle olan çatışmalar devam etmiş, Araplar zaman zaman yöreye akınlar yapmıştır. Bunun sonucu olarak da Bizans ve Araplar arasında Maraş yöresi el değiştirmiştir. Maraş 1079’da Urfa Haçlı komutanlığına bağlanmış, ardından Kilikya Krallığı, Eyyubi yönetiminden sonra, 1103’te Selçukluların eline geçmiştir. İlhanlıların yöreyi işgalinden sonra Maraş Memluklulara bağlanmış, çevresine Türkmenler yerleştirilmiştir. 1339’da Dulkadiroğulları buraya hakim olmuştur(1339). Yavuz Sultan Selim Çaldıran Savaşı’ndan (1514) sonra Dulkadiroğlu beyliğini ortadan kaldırmıştır. Maraş ve çevresi 1515’te Osmanlı topraklarına katılmıştır. Yavuz Sultan selim Dulkadiroğlu topraklarının yönetimini Şehsuvaroğlu Ali Bey’e vermiş ancak, Şehsuvaroğlu Ali Bey’in Dulkadiroğulları hükümdarı mı, yoksa Osmanlı valisi mi olduğu açıklık kazanamamıştır. Şehsuvaroğlu Ali Bey, Maraş ve Elbistan civarından asker toplayarak, Yavuz Sultan Selim’in Memlükler seferine katılmıştır. Nizip civarında yapılan Mercidabık Savaşı’nda (1516) Osmanlı ordusu Memlük ordusunu ağır bir yenilgiye uğratmıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Dulkadiroğullarının bağımsız bir devlet gibi davranması üzerine, Şehsuvaroğlu Ali Bey oğulları ile birlikte 1552’de idam edilmiş ve Dulkadiroğulları Beyliği de tamamen Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Osmanlı döneminde yörede çeşitli isyanlar çıkmış ve bunlar bastırılmıştır. Maraş, 1898’de Halep vilayetine bağlı bir sancak merkezi olmuştur.

I.Dünya Savaşı’ndan sonra Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra 22 Şubat 1910’da Maraş İngilizler tarafından işgal edilmiştir. İngilizlerin kısa bir süre sonra Musul’a karşılık, Anadolu’dan çekilmeleri üzerine 30 Ekim 1919’da Fransız birlikleri Maraş’a girmiştir. Bu karışık dönemde Ermeniler kendi amaçları doğrultusunda bağımsız bir Ermenistan devleti kurmak istiyorlardı. Bunun için de Ermeniler Osmanlı ordusunu arkadan vurarak yeni bir cephe açmışlar, Doğu Anadolu Bölgesi’nde Ruslarla savaşan Osmanlı ordusunun kuvvetlerinin buraya aktarılması ile, zayıflatmışlardır. Ermenilerin isyanını bastırmak üzere, Maraş Mutasarrıfı Haydar Bey buraya asker göndererek isyanı kısmen bastırmıştır. Ancak Haydar Bey’in Urfa Mutasarrıflığı’na tayin edilmesi ile Ermeni isyanı yeniden şiddetlenmiştir. Maraş yöresinde Ermeni isyanları birbirini izlemiştir. Osmanlı hükümeti, önlem olarak 1915 yılında Tehcir Yasası’nı çıkarmış, bu yasa ile Anadolu’da yaşayan, isyan halinde olan ve Türk ordusunu arkadan vuran Ermeniler; yine bir Türk toprağı olan ve cephe gerisi sayılan Suriye’ye göç ettirilmiştir. Bu arada yöreyi işgal eden Fransızlara Ermeniler katılmış, yerli halka eziyet etmeye başlamışlardır.Maraşlı kadınlara kötü davranışta bulunan Ermenilere karşı, küçük bir dükkanda süt satan, Sütçü Hacı İmam silahla karşılık vermiştir. İşgalcilere karşı ilk kurşun böyle atılmış ve Sütçü İmam şehit edilmiştir. Bu olaya karşı Maraş halkı, ayaklanmış, şehirde çatışmalar başlamıştır. Fransızlar Maraş’ı top ateşine tutmuş ve sonunda Fransızlar 11 Şubat 1920’de şehri terk etmişlerdir.

Lozan Antlaşması’nın imzalanması ile (24 Temmuz 1923) Maraş, yeni Türkiye Cumhuriyeti topraklarının bir ili konumunu sürdürmüştür. Maraş’ın, Kurtuluş Savaşı sırasında halkın gösterdiği direnişten ötürü ismi Kahramanmaraş (1973) olarak değiştirilmiş ve İstiklal Madalyası ile şehir ödüllendirilmiştir.

İLÇELERİ
Kahramanmaraş’ın biri merkez olmak üzere on ilçesi vardır.

MERKEZ
İlçe merkezi, Maraş Ovasının kuzeyinde Ahır Dağının güney eteklerinde meyilli bir arâzide kurulmuştur. En alçak yeri denizden 580 m yükseklikte olup en yüksek yeri ise 660 metredir. Kayseri-Gaziantep karayolu ve Adana-Elazığ demiryolu ilçeden geçer.

Merkez bucağına bağlı 77, Süleymanlı bucağına bağlı 10, Yeniköy bucağına bağlı 13 köyü vardır. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Kuzeybatısında Ahır Dağı yer alır. Başlıca akarsuları Ceyhan Nehri ve Aksu Çayıdır.

Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, pamuk, kırmızı biber, buğday, arpa ve sebzedir. İplik dokuma, un, yağ, çırçır, çelik tencere, konfeksiyon fabrikaları, çeltik ve biber işleme atölyeleri başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.

AFŞİN
İlçe merkezi Binboğa Dağlarının güney eteklerinde kurulmuştur. Denizden yüksekliği 1180 metredir. Târihî eserler bakımından zengindir. Elbistan’a bağlı bucakken 1944’te ilçe oldu. Eski isimleri Efsus ve Yarpuz’dur. İl merkezine 145 km mesâfededir.

Merkez bucağa bağlı 35, Tandır bucağına bağlı 20 köyü vardır. Yüzölçümü 1387 km2 olup, nüfus yoğunluğu 72’dir. İlçe toprakları Elbistan Ovası ve batısında yer alan Binboğa Dağlarından meydana gelir. Güneydoğu Torosların kuzeye uzanan kollarında platolar görülür. Güneydoğusunu Afşin Ovası kaplar, ovayı Ceyhan Irmağı ve kolları sular.

Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Başlıca tarım ürünleri nohut, şekerpancarı, ayçiçeği, patates ve meyvedir. Sulanabilen yerlerde fasulye yetiştirilir. En çok koyun ve sığır beslenir.

ANDIRIN
İlçe merkezi, Andırın Suyu Vâdisinde kurulmuştur. Denizden 1050 m yüksekliktedir. İlçe halkı İstiklâl Harbinde Hâfız Efendinin teşvikiyle öküzlerini satıp silâh alarak Maraş’ın kurtuluş mücâdelesine katılmışlardır. 1863’te ilçe olan Andırın’ın belediyesi 1953’te kurulmuştur.

Merkez bucağına bağlı 43, Çokak bucağına bağlı 6 köyü vardır. Yüzölçümü 1178 km2 olup, nüfus yoğunluğu 38’dir. İlçe toprakları dağlıktır. Kuzeybatısında Nur ve Gâvur Dağları adlarıyla da bilinen Amanos Dağları yer alır. Amanos Dağlarında platolar vardır. Başlıca akarsuları Andırın ve Keşiş çaylarıdır. Geben Ovası hâriç düz arâzi yok denecek kadar azdır.

Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, nohut, pamuk, karpuz, yerfıstığı, çilek, fındık ve ayçiçeğidir. Meyvecilik ve sebzecilik yaygın olarak yapılır. Yüksek kesimlerde yaylacılık yoluyla küçükbaş hayvan beslenir. Ormancılık son zamanlarda gelişmektedir.

ÇAĞLAYANCERİT
İlçe merkezi Ahır Dağının kuzeydoğu eteklerinde kurulmuştur. Merkez ilçeye bağlı belediyelik bir köyken 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kânunla ilçe oldu.

Merkez bucağına bağlı 14 köyü vardır. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Güneybatısında Ahır Dağı yer alır.Doğu Anadolu Bölgesi ile Akdeniz Bölgeleri arasında, Kahramanmaraş iline bağlı bir ilçe olan Çağlayancerit, kuzeyde Elbistan, güneyde Pazarcık, doğuda Adıyaman ili, Gölbaşı ilçesi batıda Kahramanmaraş ile çevrilidir. İlçe toprakları dağlık bir arazi yapısına sahiptir. Tarıma elverişli ova ve düzlükler çok azdır. Çağlayancerit merkez ilçenin kuzeydoğusunda kalan Öksüz Dağının kuzeyi ile Engizek Dağının güneyinde kalan oldukça geniş bir vadide kurulmuştur.
İlçe, yer yer Akdeniz ikliminin etkisinde kalmakla beraber karasal iklim hüküm sürer. Kışları oldukça soğuk ve yağışlı, yazları sıcak geçer.

Çağlayancerit’te arkeolojik ve yüzey araştırması yapılmadığından ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu bilinmemektedir. İlçenin ismini, Oğuzların Ceritoğulları kolundan aldığı sanılmaktadır.

Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri fasulye, buğday, arpa, mercimek ve nohuttur. Meyvecilik gelişmiştir. Elma, bâdem, ceviz, kiraz, kayısı, şeftali ve vişne en çok yetiştirilen meyvelerdir.

EKİNÖZÜ
İlçe merkezi Savan Dağının kuzeybatı eteklerinde bir dere vâdisinde kurulmuştur. Elbistan’a bağlı belediyelik köy iken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu. İlçe toprakları orta yükseklikteki dalgalı düzlüklerden meydana gelir.Doğu Anadolu Bölgesi’nde, Kahramanmaraş iline bağlı bir ilçe olan Ekinözü , doğusunda Nurhak ilçesi, güneyinde Kahramanmaraş ili, Çağlayancerit ilçesi, kuzeyinde Elbistan ilçesi ile çevrilidir. İlçe, Kahramanmaraş ilinin kuzey doğusunda, Çağlayancerit ile Elbistan ilçeleri arasında yer alan Şar Dağının güney yamacında kurulmuştur. İlçenin en yüksek noktası Engizek Dağı’dır (2.822 m.). Deniz seviyesinden 1.200 m. yükseklikteki ilçenin yüzölçümü 692 km2 olup, toplam nüfusu 16.618’dir.

Ekinözü iklim ve tabiat şartları olarak, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinin tipik özelliklerini taşımaktadır. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlıdır.

İlçenin ekonomisi genel olarak tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Ancak sezonluk olarak faaliyet gösteren içmeler ilçeye büyük bir canlılık ve hareket getirmektedir. Tarımsal olarak yetiştirilen başlıca ürünler, arpa, buğday, nohut, ayçiçeği ve pamuktur. Sebze ve meyvecilik de yapılmaktadır. Hayvancılıkta büyük ve küçükbaş hayvan besiciliği yapılmaktadır. Güneydoğusunda Salavan Dağı, batısında Berit Dağı, güneyinde Engizek Dağı yer alır.

Ekonomisi, tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, şekerpancarı, ayçiçeği, nohut, fasulye, sebze ve meyvedir. Yüksek kesimlerde küçükbaş hayvan besiciliği yapılır. İlçede bulunan içmeler önemli gelir kaynağıdır.

Cumhuriyetin ilanından sonra bir köy konumundaki Cela, 1958 yılında Belediye Teşkilatı kurularak Belde haline dönüştürülmüş,. 01.01.1983 tarihinde Cela olan adı Ekinözü olarak değiştirilmiş ve 19.09.1991 tarihinde ilçe konumuna getirilmiştir.

Kahramanmaraş’a 151 km. uzaklıkta Ekinözü (Cela) İçmesi bulunmaktadır.

ELBİSTAN
İlçe belediyesi 1885’te kurulmuştur. İl merkezine uzaklığı 163 kilometredir. İlçe toprakları akarsularla parçalanmış bir düzlük ve bunun etrâfında yer alan dağlardan meydana gelir. Doğusunda Nurhak, güneyinde Engizek ve Berit, kuzeyinde Hezanlı Dağı, orta kesimde Elbistan Ovası yer alır. Ova ile dağlar arasında platolar vardır. Başlıca akarsuyu olan Ceyhan Nehri ilçe yakınlarındaki Pınarbaşı’ndan doğar.

Ekonomisi tarıma ve sanâyiye dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, lahana arpa, şekerpancarı, ayçiçeği, nohut, fasülye, sebze ve meyvedir. Antepfıstığı yetiştiriciliği gelişmektedir. Yüksek kesimlerde hayvancılık yapılır. En çok koyun beslenir. Dağlık kesimlerde daha çok kıl keçisi, ovada ise sığır besiciliği yaygındır. İlçe merkezinde şeker ve tuğla fabrikası bulunur. Elbistan ile Afşin arasında düşük kaliteli linyit yatakları vardır. Türkiye’nin en büyük termik santralı olan Afşin-Elbistan Termik Santrali bölgeden çıkarılan linyit ile çalıştırılır.

İlçe merkezi ovanın güneyinde, Şar Dağı eteğinde, kurulmuştur. Denizden yüksekliği 1115 metredir. Dulkadiroğulları Beyliğine başkentlik yapmıştır. Memluk İmparatoru Sultan Baybars İlhanlıları burada yenmiştir. 1507’de Şah İsmâil ilçede korkunç tahribât ve katliam yapmıştır. Afşin-Elbistan Termik Santrali ilçenin gelişmesinde büyük rol oynamıştır.

GÖKSUN
İlçe merkezi Göksun Ovasında Terbüzek Çayı kenarında kurulmuştur. Kahramanmaraş-Kayseri karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 94 km mesâfededir. Denizden yüksekliği 1240 metredir. İlçe belediyesi 1908’de kurulmuştur.
Merkez bucağına bağlı 43, Çardak bucağına bağlı 8 köyü vardır. Yüzölçümü 1920 km2 olup nüfus yoğunluğu 37’dir. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Batısında Dibek Dağı, kuzeyinde Binboğa Dağları, Binboğa Dağlarının doğu kısmında ise platoluk alan yer alır. Başlıca akarsuyu Göksun Irmağıdır.

Ekonomisi tarıma bağlıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, şekerpancarı, fasülye, nohut, elma ve üzüm olup, ayrıca az miktarda arpa, mercimek, antep fıstığı ve kayısı yetiştirilir.Hayvancılık ekonomik açıdan ikinci derecede yapılır. En çok kıl keçisi ve koyun beslenir. İlçe topraklarında alüminyum, mermer yatakları ve demir yatakları vardır. Orman bölgesinde olduğundan kereste fabrikaları mevcuttur.

Akdeniz iklim kuşağında yer almasına rağmen Toroslar’ın olumsuz etkisi ve yükseltiden dolayı, Göksun’ da deniz etkisi görülmez. İlçede yazları sıcak ve kurak, kışları ise soğuk ve kar yağışlı olan Akdeniz yakını dağ iklimi görülür. İlçemizde Akdeniz yağış rejimi görülür. En fazla yağışı kış ve ilkbahar mevsimlerinde, en az yağışı ise yaz mevsiminde alır.
Göksun ilçe sınırları içerisindeki hâkim bitki örtüsü steptir. Göksun İlçesinin Batı kısımlarında, Akdeniz’ e bakan yüksek dağ yamaçlarına yıllık yağışın çok olduğu yerlerde (1500-2000 mm) Karadeniz ikliminin etkisi görülür. Buralarda yaz kuraklığı pek olmaz. Karadeniz’ e özgü bitki türlerinden porsuk, kayın, gürgen, kızılağaç, mürver benzeri bitkiler bu alanlarda doğal olarak yetişmektedir.
Bölgemiz, ardıç türünden sedir ve karaçam türlerine kadar bir çok türü barındıran ormanlara sahiptir. Ormanlık alanlar ağaç türleri itibariyle en fazladan en aza doğru şöyledir: Ardıç, meşe, ibreli ardıç karışımı, karaçam, ibreli yapraklı ardıç karışımı, göknar, sedir ve kızılçam.
Akarsular ve Göller :
İlçe sınırları içinde herhangi bir doğal göl yoktur. Çardak kasabası ve Kamışçık köyünde birer gölet bulunmaktadır. Ayrıca ilçenin Kuzey doğusunda bulunan Adatepe Barajı ve Değirmendere kasabasındaki gölet inşaatı da devam etmektedir.
Göksun Ovası’ ndan geçen Hurman çayının kollarından olan Törbüzek ve Kömür akarsuları bulunur. Bu akarsularda Törbüzek çayında % 25, Kömür çayın da ise % 75’ lere varan oranlarda, Temmuz ve Ağustos aylarında, su azalması görülmektedir. Ovanın orta kısmında, bu akarsular üzerinde, DSİ tarafından sulama kanalları ve sulama pompaları yaptırılmıştır. Bu sayede, ovanın büyük bir bölümünde sulu tarım yapılmaktadır.

NURHAK
İlçe toprakları orta yükseklikte dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Kuzeyinde Nurhak Dağları yer alır.İlçe merkezi, NurhakDağlarının güney eteklerinde kurulmuştur. Elbistan’a bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu

İlçe, adını bölgedeki dağdan almaktadır. İlçe merkezi 3090 metre yüksekliğindeki Nurhak Dağı eteklerinde kurulmuştur. Geceleri dağın parlaması “Nur var” olarak nitelenmiştir. Nur Dağı diye anılmaya başlanmıştır. Daha sonra bölge Nuruhak, Nurhak adını dilden dile dolaşarak almıştır. İlçe Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin kuzeyindedir. Kahramanmaraş kent merkezinin ise kuzeydoğusuna düşmektedir. İlçenin kuzeyinde Sivas, doğusunda Malatya, güneydoğusunda Gaziantep ve Adıyaman illeri bulunmaktadır. Yeryüzü şekilleri oldukça engebelidir. İklimi karasaldır, kışları soğuk ve kar yağışlıdır.

Nurhak ilçesi çok eski bir yerleşim yeridir. Tarihi İpek Yolu’nun ilçe içerisinden geçtiği eski tarihi harabeler halen görülmektedir. .

Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, şekerpancarı, ayçiçeği, sebze ve meyvedir. Yüksek kesimlerde küçükbaş hayvancılık yapılır. En çok koyun ve kıl keçisi beslenir. Ovalarda sığır besiciliği yapılır.

.

PAZARCIK
İlçe merkezi Aksu Vâdisinde Gani Dağları eteklerinde Kartalkaya Baraj Gölü kıyısında kurulmuştur. Adana-Malatya demiryolu ile Adayıman-Malatya karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 48 km mesâfededir. Belediyesi cumhûriyetten önce kurulmuştur. Merkez bucağına bağlı 57, Nazlı bucağına bağlı 34 köyü vardır. Yüzölçümü 1938 km2 olup, nüfus yoğunluğu 42’dir. İlçe toprakları yüksek olmayan dalgalı düzlüklerden meydana gelmiştir. Kuzeyinde Ahır Dağı yer alır. Başlıca akarsuları Aksu ve Karasu Çayıdır. Aksu Çayı üzerinde sulama gâyeli bir baraj vardır.

İlçenin ekonomisi tarıma dayalıdır. Yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler; buğday, pamuk, arpa, şeker pancarı ve üzümdür. Az miktarda da baklagiller, soya, elma ve kayısı yetiştirilir. İlin en çok pamuk yetiştiren ilçesidir. İlçe topraklarında manganez, tuğla ve kiremit hammaddesi içeren cevher yatakları bulunmaktadır. İlçe topraklarında Mangenez ve tuğla-kiremit hammaddesi ihtivâ eden mâden yatakları vardır.

Pazarcık çok eski bir yerleşim alanıdır. Gani Dağı yamaçlarında Paleolotik Çağa ait buluntularla karşılaşılmıştır. Prof.Dr.Kılıç Kökten’in 1958-1969 yıllarında Gani dağı ve Sarıl’da yapmış olduğu arkeolojik kazılarda MÖ.3500-3000 yıllarına ait önemli yerleşim merkezleri ortaya çıkmıştır.

TÜRKOĞLU
İlçe merkezi Adana-Kahramanmaraş karayolu ve Adana-Malatya demiryolu üzerinde yer alır. İl merkezine 20 km mesâfededir. Denizden yüksekliği 475 metredir. Eski ismi Eloğlu’dur. İlçe belediyesi 1960’da kurulmuştur.
Merkez bucağına bağlı 34 köyü vardır. Yüzölçümü 688 km2 olup, nüfus yoğunluğu 89’dur. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Batısında Amanos ve Gâvur dağları yer alır. Başlıca akarsuyu Aksu Çayıdır. Dağlık bölgeler ardıç, köknar, kızılçam ve sedir ormanları ile kaplıdır.

Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, üzüm, pamuk, şekerpancarı, antepfıstığı, çamfıstığı, arpa, kırmızı biber ve soya olup, ayrıca az miktarda zeytin, elma, nohut, mercimek ve kayısı yetiştirilir. Hayvancılık gelişmiş olup, daha çok büyükbaş hayvan besiciliği yapılır. İlçe topraklarında barit ve tuğla kiremit hammaddesini ihtivâ eden mâden yatakları vardır. İlçede tuğla, yağ, çırçır, demir çekme fabrikaları mevcuttur.