Suçlar nasıl önlenir?

25 Kasım 2018 Yazan  
Kategori MAKALE YORUM

Suç işlemeyi önlemenin tek yolu : ( H.Metin Yiğit )
Türkiye son yıllarda Avrupa birliğine girme yolunda yasalarda yaptığı değişikliler ve cezalarda hafifletmeler sebebiyle inanılmaz derecede suç işleme artışıyla neredeyse rekora gidiyor.

Suç işleyene yönelik verilen cezaların caydırıcı olmayışı, toplumda suç işlemeye meyilli bir çok kişiye adeta meydan boş bırakıldı. Onlarda korkmadan çekinmeden çeteler oluşturup can yakmaya devam ediyorlar.

Son on yılda işlenen suçlarda en çok kadın ve çocuklar zarar gördü. Hırsızlık sayısında inanılmaz artışlar göze çarparken, suçluların sabıka kaydındaki müthiş rakamlar dikkati çekiyor.

Kadın cinayetleri hiç gündemden düşmez iken birde bunlara masum savunmasız çocuk kaçırma ve cinayetleri eklenmiş durumda.

Zina zaten iktidar tarafından suç olmaktan çıkarıldığı için o kunuya hiç girmeyelim. İşlenen suç oranlarındaki düşüşün tek yolu suç işlemeye giden yolların kati olarak kapatılmasıdır.

Suçluların bir an önce yakalanıp adalete teslim edilmesi her ne kadar başarıysada verilen cezanında işlenen suça emsal değerde olması ilahi adaletin bir kanunudur.

Suç oranlarının azalmasının bir tek yolu vardır : İslam hukukuna göre kısas uygulamasıdır.

Kısas nedir?: Kısas, sözlükte aynıyla karşılık vermek demektir.
Herhangi bir hakkı dengiyle takas etmek, değiştirmek anlamına da gelmektedir.
Kavram olarak bir suç işleyenin aynı cinsten bir ceza ile cezalandırılmasıdır.

Kısasta insanlar için hayat vardır. Hem ahlâk yönünden, hem sosyal barış yönünden, hem caydırıcılık yönünden, hem de merhamet yönünden en tutarlı yoldur. Allah, insanları bu konuda akıllı davranmaya çağırıyor.

Karşılığı verilmeyen suçlar, sahibini daha da azdırır.
Allah’ın insana verdiği en kutsal şeylerden biri de hayattır. Hayatı sona erdirmek hakkı da sadece onu veren Allah’a aittir. Hiç kimse haksız yere bir cana kıyamaz. Allah (cc) haksız yere cana kıyanlara ve insanların bedenlerine zarar verenlere belli cezaların verilmesini emrediyor.

Kur’an-ı Kerim diyor ki:
“Bu nedenle, İsrailoğullarına şunu yazdık: Kim bir nefsi, bir nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksızca) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur….” (5 Maide/32)

Görüldüğü gibi bir insanı haksızca öldürmek bütün insanları öldürmek kadar ağır bir suçtur. Böylesine ağır bir suçun cezası da kendi cinsinden olmalıdır. Bu da adaletin gereğidir.

Bir kimsenin hayatına saldıranın, bunu hayatıyla ödemesi, bir kimsenin bedenini zedelemesi, kendi vücudunda bunun karşılığı kadar zedelemeye uğraması gerekir. Bu insana ve onun haklarına bir saygıdır. Öldüreni affetmek, ölenin hakkına tecavüzdür.

Kur’an, öldürenin (katilin) bağışlanmasını tavsiye ediyor. Ancak bu af yetkisi yalnızca ölenin yakınlarına aittir. Onlar dilerlerse af ederler, dilerlerse diyet (kan bedeli) alırlar. Ama affetmezlerse, suçlunun cezası verilmelidir. Bu cezayı da ancak müslümanların işlerini yürüten yetkililer yerine getirebilir.

Metin Yiğit

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar



Yorum Yazaken SeviyeLi YorumLar Yazınız.!