Sivas ili ve ilçeleri

05 Mayıs 2018 Yazan  
Kategori ŞEHİRLER VE İLÇELER

SİVAS İLİ VE İLÇELERİ
Yüzölçümü : 6.001 km²
Nüfus : 621.301 kişi (2017  Yılı verilerine göre )
İl Trafik No : 58
Sivas İç Anadolu’nun doğusunda yer alan, Anadolu’daki tarihi İpek Yolu güzergahlarının kesiştiği bir yerde konumlanmış ve ünlü Kral Yolunun da geçtiği büyük bir ilimizdir. Sivas tarihi zenginlikleri, doğal güzellikleri, kaplıcaları ile turistlere ilginç tatil olanakları sunmaktadır.
Sivas Mezopotamya ve Karadeniz arasında kervanların geçtiği bölgede olduğu için, Selçuklular döneminde tüccarların ziyaret ettiği bir merkez haline gelmiştir. Ülkemizde Konya´dan sonra en çok Selçuklu eserinin bulunduğu il Sivas´tır. 13.yüzyıla ait Gök Medrese, çifte minareli medrese ve mavi medreseleri çini sanatı açısından mutlaka görülmeye değer yerlerdir. Ulu Camii ise 1100 yılında inşaa edilmiştir.

Sivas Türkiye´nin yüzölçümü açısından en büyük ikinci ilidir, başka bir özelliği iseTürkiye´nin en büyük yerleşim birimi olmasıdır.
Sivas coğrafi açıdan kıraç, yeşili maalesef az, sert iklimli bir yerdir. Ikliminin elverdiği ölçüde yetiştirilebilen ancak tahıl ürünleri, şeker pancarı, patates gibi ürünlerdir.Türk İstiklâl Savaşının temellerinin atıldığı, Selçuklu devrinin dev eserleriyle süslü, yüzölçümü bakımından Konya’dan sonra ikinci sırada yer alan bir ilimiz. Sivas ili topraklarının büyük kısmı İç Anadolu’nun yukarı Kızılırmak bölümünde diğer kısımları ise Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgesinde olup, 35° 50’ ve 38° 14’ doğu boylamları ile 38° 32’ ve 40° 16’ kuzey enlemleri arasında yer alır. Kuzeyden Giresun, Ordu ve Tokat; doğudan Erzincan; güneyden Malatya, Kahramanmaraş, Kayseri; batıdan Yozgat illeriyle çevrilidir.

SİVAS İLİNİN TARİHÇESİ
Sivas’ın bugünkü sınırları içerisinde yer alan Hafik Gölü, Pılır Höyüğü, Zara Tödürge Gölü kıyısındaki Tepecik Höyüğü ile Kangal ilçesi Çukur Tarla ve Kavak nahiyesi Höyük değirmeninde Prehistorik buluntular elde edilmiştir. Yıldızeli Argaz Höyük ve çevresinde Kalkolitik çağ (maden taş devri M.Ö. 5000-3500) ile Tunç Devri (M.Ö. 3000-1500) buluntuları elde edilmiştir.

Roma İmparatorluğu hakimiyetine giren şehir 395’te Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğuna ayrılan topraklar içerisinde kaldı.1509’da Anadolu’ya giren Türkmen güçleri ve 1604’te Alparslan’ın önünden kaçan Selçuklu şehzadesi Elbasan Sivas yöresinde kısa süre hakimiyet sağlamışsa da, bölgenin Türk egemenliğine girmesi ancak 1071 Malazgirt Zaferinden sonra gerçekleşti. Kısa bir süre Selçuklu hakimiyetinde kalan Sivas’ta 1075’te Danişmend Beyliği kuruldu. Danişmend Beyliğinin taht kavgaları ile zayıf düşmesinden sonra Anadolu Selçuklularını yeniden birleştiren I.Mesud, 1152’de Sivas’ı eline geçirdi.

Bizanslılarında karıştığı taht ve egemenlik kavgaları sırasında Anadolu Selçukluları ile Danişmend’liler arasında sürekli el değiştiren Sivas, 1175’te II. Kılıçarslan tarafından kesin olarak Selçuklulara bağlandı. Daha sonra İzzetdin Keykavus Sivas’ı başkent yapmış, uzun müddet Sivas’ta kalarak günden güne genişleyen Sivas Şehri mamur edilmiş ve 1217 yılında Şifaiye Medresesini yaptırmıştır. İlim adamlarını Sivas’ta toplayarak şehri büyük bir ilim merkezi haline getirmiştir, İzzetdin Keykavus Türbesi” yaptırdığı medrese içinde bulunmaktadır.

1220 yılında İzzettin Keykavus ölünce yerine I. Aladdin Keykubat hükümdar oldu. Bu dönem Anadolu Selçuklularının en parlak dönemi oldu. Moğol istilasını dikkatle izleyen ve önlemler almaya çalışan Sultan 1224’te Sivas’ı surlarla çevirerek korunaklı duruma getirdi. Yerine geçen II. Gıyasettin Keyhüsrev’in kötü yönetimi sırasında sıkıntı çeken halk,1240 yıllarında ayaklanarak Sivas’ı yağmaladı. Selçuklu askerlerinin sivilleri sindirmek için seferber olduğunu gören Moğollar, Anadolu’yu ele geçirmek üzere harekete geçtiler. Gıyasettin Keyhüsrev’i 1243’te Kösedağı Savaşı’nda yenilgiye uğratan Moğol güçleri, ‘Sivas’ı işgal ettiler. Moğollarca bağımlı duruma gelen Selçuklular, Moğollar tarafından kurulan İlhanlı Devleti ile idareye hakim olunmuş. Sivas ili bu dönemlerde büyük bir gelişme göstererek önemli bir ticaret ve bilim kenti olmuştur.

Anadolu’da yarım asır kadar devam eden İlhanlılar devrinde Vali Demirtaş Sivas’a yerleşmiş ve istiklalini ilan ederek Sivas’ta uzun yıllar saltanatını sürdürmüştür. Demirtaş’tan sonraki Sivas Valileri sırayla, Alaattin Ertana oğlu Gıyaseddin Mehmet, Alaattin Ali ve oğlu Mehmet Bey Sivas’ta saltanatı sürdürmüşlerdir.
Ali Bey’in ölümünden sonra yerine geçen yedi yaşındaki Mehmet Bey’i Kadı Burhaneddin saltanatından uzaklaştırarak Sivas’ta kendi devletini kurmuştur. Bu arada Kadı Burhaneddin Sivas’ı onarmak için birçok çaba göstermiştir.
Surların etrafında hendekler kazdırılmış, kaleleri tamir ettirmiş ama Akkoyunlu aşireti reisi Kara Osman’la yaptığı muharebe sonunda katledilmiş yerine oğlu Alaattin geçmiştir.
Bu sırada Timurlenk Anadolu’ya akınlar yapmıştır. Yıldırım Beyazıt Amasya’yı almış Sivas’a yaklaşmış, güneyde Karamanlıların baskısına dayanamayan Alaattin, şehri Osmanlılara teslim etmiştir.
Bir davetle Sivas’ı teslim alan Beyazıt, şehri en büyük şehzadesi Emir Süleyman’a vermiştir. Sivas Osmanlıların eline geçtikten bir yıl sonra 1400 yılında Timur’un istilasına uğramış, bir süre sonra tekrar Osmanlı hakimiyetine geçmiştir.
Sivas Osmanlı İmparatorluğunda eyalet merkezi haline getirilerek Amasya, Çorum, Tokat kısmi olarak Malatya ve Kayseri illeri Sivas’a bağlı birer sancak olmuştur. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde belirtildiği gibi Sivas zamanının en önemli eyaletlerinden biridir (40 ilkokul, 1000 dükkan, 18 han, 40 kadar çeşmesi olduğundan bahsedilir.
Sivas’a birçok vali atanmış, bunlar içinde belki de ismi hiç unutulmayacak olan Halil Rıfat Paşanın yaptırdığı birçok yollar, köprüler, hanlar ve konaklar halen halkımızın hizmetindedir. Tarihin kaydedildiği zamandan beri önemli bir yerleşim merkezi olan Sivas, asırlar boyunca önemini korumuş ve özellikle Milli Mücadele yıllarında milli mücadeleye başlangıç olması ona tarihin en kıymetli değerini vermiştir.

COĞRAFYA
İç Anadolu’nun yüksek platoları üzerinde başlayan ve doğuya doğru yükselen il alanı; kuzey, doğu ve güneydoğuda dağlık ve sarp bir kesimle son bulmaktadır. Ortalama yükselti 1000 metrenin üzerindedir. İlde Kuzey Anadolu sıradağlarının uzantısı olan Köse Dağları, Torosların kuzey kollarından Tecer Dağları ve İncebel Dağları, Akdağlar, Yama Dağı yer almaktadır. Uzunyayla ve Meraküm platoları, ayrıca Kızılırmak, Kelkit, Çaltı vadileri önemli coğrafi oluşumlardır. Önemli akarsuları Kızılırmak, Kelkit Çayı, Tozanlı Çayı, Çaltı Çayı ve Tohma Çayıdır.
Sivas ilinin büyük bir kesimi yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve karlı geçen karasal İç Anadolu ikliminin etkisinde kalmaktadır. Fakat kuzeyde Karadeniz, doğuda Doğu Anadolu yüksek bölge ikliminin etkileri bulunmaktadır.

İKLİMİ
Sivas’ın karasal bir iklimi vardır. Kışları soğuk ve sert geçer, genelde kış aylarında bol kar yağışı görülür ve ortalama 3-5 ay karla örtülüdür. Yazları sıcak ve kurak, ilkbahar ve sonbahar ayları yağmurlu geçer. Her ne kadar kışlar soğuk geçse de, ilin Kuzey bölümünde, “Koyulhisar ve Suşehri ilçelerinde” karasal iklimden tipik Karadeniz iklimine geçiş görülür. Bu bölgelerde, iç kesimlere göre havalar ılık geçer.
Yapılan gözlem ortalamalarına göre (son 50 yıl içinde gözlenen) en soğuk ay -34.6 derece ile Ocak ayıdır. En sıcak ay 38.3 derece ile Temmuz ayıdır, aylık yağış ortalaması en yüksek ay Mayıs, en düşük ay Ağustostur. 1992 yılında gözlenen en yüksek nem oranı %80.0 ile Aralık ayı; en düşük ay %55.2 ile Ağustos ayıdır. Aynı yılda en yüksek basınç 874.1 mb olarak Ocak ayı, en düşük ay ise 868 mb olarak Şubat ayıdır.

BİTKİ ÖRTÜSÜ
İklim ve yer şekilleri özellikleri bakımından Sivas doğal bir orman alanı olması gerekirken; yüzyıllar boyunca devam eden ormanların tahribatı yüzünden bugün Sivas çevresinde orman alanları fazla geniş bir yer tutmaz. İlin Koyulhisar bölgesi zengin çam ormanı ile kaplıdır. Şerefiye yöresi Koyulhisar çevresi kadar olmamakla birlikte önemli bir orman bölgesidir. Şarkışla-Yıldızeli sınırları içerisinde bulunan Ak Dağlar İç Anadolu Bölgesi’nin en önemli orman bölgesidir. İlin geniş toprakları arasında fazla geniş bir yer tutmayan bu orman alanları dışında Sivas’ın asıl önemli bitki örtüsü (step) bozkırlardır.

İlkbahar ayında yağışlarla canlanan çoğunlukla boyları 20-25 cm’yi geçmeyen yaz aylarında yağış yetersizliği nedeniyle çoğunlukla kuruyup kaybolan bozkır bitkileri içinde kısa ömürlü olan çiğdem, navruz (kar çiçeği), gelincik, üvez türünden bitkiler yanında kuraklığa dayanıklı kökleri derine kadar inen keven, sığır kuyruğu, çoban döşeği, sütleğen, dağ yoncası, kekik, yavuşan gibi bitkiler geniş yer tutar. Ancak yakacak sıkıntısı çekilen kimi bölgelerde bu bitkiler yakacak olarak kullanıldığı için hızla azalmaktadır. İlde ormanların azalmasından doğan yakacak odun ve kereste ihtiyacının karşılanması için kavakçılığa büyük önem verilmiştir. Özellikle Şarkışla, Zara, Divriği, Gemerek ve Yıldızeli’nde akarsu boyları söğüt ve kavak ormanı haline getirilmiştir.
Sivas İli, Coğrafi konumu itibariyle yabanil hayvan bakamından çok zengindir. İlin Anadolu, Doğu Anadolu ve Karadeniz iklimleri arasında bir geçit yeri oluşu, il topraklarının engebeli ve sarp olması yabanil yaşamı çeşitlendirir.

DAĞLAR
İldeki dağlar, III. Zamanda başlayan Alp Kıvrımlaşması sırasında Kuzey ve Güney Anadolu dağ sistemleri de belirgenleşmiştir. Kuzey Anadolu Daığlarının güneye, Güney Anadolu Dağları’ nın kuzeye açılan uzantıları il alanının büyük bölümünü kaplamaktadır.
Kuzey Anadolu sistemine bağlı dağlar; Kelkit Vadisi ile Kızılırmak Vadisi arasını doldurarak batı-doğu doğrultusunda uzanır. Tüm Güney Anadolu’yu batıdan doğuya doğru geçen Toroslara bağlı dağlar ise Şarkışla’dan başlayıp ilin ortalarına doğru sokulur. Bu iki sıranın dışında kalan ve genellikle tek tek yükselen dağlar, ilin ikinci derecede kabartıları durumundadır.

Köse Dağları, Yıldız Dağı ,Asmalı Dağı,Tecer Dağları,Bu iki sıra doğuya doğru uzanarak Doğu Anadolu dağlarıyla birleşir. Akdağları,İncebel Dağları, Yama Dağı: Volkanik yapılı bir dağdır. Çatlı Suyu’nun kollarıyla sıkça parçalanmıştır. Divriği-Çetinkaya yöresinde çok sayıda yüksek plato tarafından kuşatılmıştır. Genellikle Çıplak; bitki örtüsü açısından fakirdir.Sivas İlinde, bu dağların dışında tek tek yükselen çok sayıda dağ ve tepe vardır.
.
VADİ VE OVALAR
Sivas İlinde Vadi oluşumları çok önemlidir. İlin kuzeydoğusu ve batısındaki yüksek kesimden kaynaklanan akarsular, genellikle batı ve güney yörelerinden akmaktadır. Bu hızlı akışlı sular, dar ve derin oluklar açmıştır. Vadiler il alanının batısında yer yer genişleyerek, il tarımında belirleyici rol oynayan alüvyonlu ovalara dönüşmektedir. Sivas’ta vadilerin ikinci önemli rolü de, dağlar ve platolarla kaplı bu alanda belli başlı ulaşım kanallarını oluşturmalarıdır. Yerleşim merkezleri arasındaki kara ve demiryolu ulaşımı, düzenli sıralar oluşturan yüksek ve sarp yapıyı kesintiye uğratan vadi boylarınca sağlanır.
İlin önemli vadilerinden olan Çatlı Suyu Vadisi iki kol halinde başlar. Birisi Kangal Çayı Vadisi adıyla Tecer Dağları’nın güneybatı yamaçlarından, diğeri Kalkım Çayı Vadisi adıyla Yama Dağı’nın batı yamaçlarından başlamaktadır.

AKARSULAR
Sivas il alanı orta Anadolu ile Doğu Karadeniz Bölümünün kesiştikleri bir yöredir. İl alanının kuzey kesiminde batı-doğu yönünde uzanan Köse Dağları, Karadeniz ve Orta Anadolu Bölgelerini birbirinden ayırmaktadır.

Bu dağlar aynı zamanda Kızılırmak Havzası ile Yeşilırmak Havzası’nın su bölüm çizgisi durumundadır. İlin Kuzey ucunda yer alan Suşehri ve Koyulhisar Yeşilırmak Havzası’nda, ilin orta ve batı kesimlerinde yer alan İmranlı, Zara, Hafik, Merkez, Yıldızeli, Şarkışla ve Gemerek Kızılırmak Havzası’nda kalmaktadır. Gemerek ile Şarkışla arasında başlayıp kuzeydoğu yönünde uzanan Tecer Dağları ise Doğu Anadolu ile Orta Anadolu’yu birbirinden ayırır. Kızılırmak Havzası ile Fırat Havzası’nın su bölümü çizgisini oluşturan Tecer Dağlarının doğusunda kalan Kangal ve Divriği, Fırat Havzası’na girmektedir.

Kızılırmak Havzası: Sivas il alanının büyük bir kesimi, Fırat’tan sonra Türkiye’nin su depolama alanı en büyük ırmağı olan Kızılırmak’ın kaynak alanı durumundadır. Su toplama alanı 78.180 km2 olan Kızılırmak Havzası’nın ortalama yıllık su hacmi 5.5 milyar m3 ün üzerindedir. Havzada 3.528.800 hektar ovalık alan vardır. Bunun 2.395.815 hektarı sulanabilir niteliktedir. Kızılırmak Havzasına baraj, gölet , taşkın önleme, drenaj, toprak iyileştirme, bataklık kurutma, sulama vb. işler için büyük paralar harcanmıştır. Ancak, Sivas ili, Kızılırmak Havzası’na giren bölümleri yüksek ve engebeli olduğundan bu yatırımlardan sınırlı düzeyde yararlanabilmiştir. Havzanın başlıca akarsuları şöyle sıralanabilir;

Kızılırmak: Türkiye’nin en uzun akarsuyu olan Kızılırmak; İmranlı-Suşehri arasında kalan Kızıldağ’ın güney yamaçlarından üç kol halinde doğmaktadır. Bu üç kol İmranlı’ya 6 km. uzaklıktaki Çukuryurt Köyü yakınlarında birleşerek Kızılırmak adını almaktadır. Zara yakınında Köse Dağları eteklerinden gelen Habeş (Arap) Çayı’nı alır. Zara Ovası’nın güneyinde Acısı’yu aldıktan sonra Hafik yönüne dönerek Hafik önlerinde Kuruçay ve Acı Irmak ile birleşir ve Merkez İlçe alanına girer. Burada Tecer, Mundarırmak, Mısmılırmak ve Yıldızeli Çaylarını alarak Yıldızeli Çayı ile Şarkışla topraklarında Kaldırak Çayı ve Acısu ile Gemerek topraklarında Sızır ve Kasımbeyli dereleri ile birleşerek Deveboynu yöresinde Sivas İl alanı dışına çıkmaktadır. Anadolu’nun ortasında çok geniş bir yay çizerek Karadeniz’e dökülen Kızılırmak’ın suyu zara yakınlarına dek tatlıdır.
Yeşilırmak Havzası:
Suşehri ve Koyulhisar yörelerini içine alan Yeşilırmak Havzası Türkiye’nin orta büyüklükteki havzalarından biridir.
Kelkit Çayı: Gümüşhane topraklarından doğan Kelkit Çayı, Suşehri yakınında il topraklarına girmektedir.
Tozanlı Çayı:
Tozanlı Çayı Köse Dağları’nın batı yamaçlarından doğup, birkaç kolun birleşmesiyle birlikte suyunu iyice artırarak Şerefiye’den sonra dar ve derin bir vadide hızla akmaya başlar. Asmalı ve Tekeli dağlarından kaynaklanan derelerle birleşir ve Kelkit’e katılır
Fırat Havzası:
Sivas’ın Kangal ve Divriği yörelerini içine alan Fırat Havzası Türkiye’nin en büyük havzalarındandır.. İlin Fırat Havzası’nda kalan önemli akarsuları şunlardır:
Çaltı Çayı: İlin güneyindeki dağlardan kaynaklanan Çaltı çayı, Yılanlı Dağları’ndan çıkan Güneş Çayı ile Tecer Gürlevik ve karabel yörelerinden kaynaklanan Sincan Çayı’nın Divriği yakanlarında birleşmesiyle oluşmaktadır.

SİVAS GÖLLER
Sivas İlinde çok sayıda göl vardır. Ancak bunların bir bölümü alan, derinlik ve süreklilik açılarından pek önemli sayılmaz. İldeki göllerin başlıcaları şunlardır.
Tödürge Gölü:
İl Merkezine 50 km uzaklıktaki Tödürge Gölü, Sivas-Erzurum karayolu yakınlarında Cencin Ovası’nın doğusundadır. Yüzölçümü 5 km2 olan Tödürge Gölü’nün derinliği ortalama 20 m, en çok 45 m’dir. Dipten ve çevreden kaynaklanan sularla beslenen gölde bol balık yaşamaktadır. 1980’lerin başında uygulanmaya başlanan projeyle gölün fazla suları Kızılırmak’a akıtılmaya başlanmıştır. Gölün doğusunda iki adacık vardır. Yabani yaşam açısından önemi büyük olan bu adacıklarda, kanatlı av hayvanlarından turna yaşar. Soyları tükenmek üzere olduğundan, turnalar koruma altına alınmış, avları yasaklanmıştır. Bu gölde su sporları yapılmaktadır.
Gürün Gökpınar Gölü:
Suyu çok temiz ve duru olan Gökpınar Gölü, Gürün’e 10 km. uzaklıktadır. Doğal güzellikleri ve alabalıklarıyla ünlü olan göl; dipten gelen kaynaklarla beslenmektedir. Derinliği 15 m’yi bulan Gökpınar Gölü’nün fazla suları Tohma Çayı’na dökülür. Göl kıyısında motel ve gazino vardır. Gölde kayıkla gezilebilmektedir. Önemli mesire yerlerindendir.
Büyük Hafik Gölü
Hafik ilçe merkezinin kuzeybatısındaki bu gölün alanı 1 km2 dir. Derinliği ortalama 6 m olan göl, dipten kaynayan sularla beslenmektedir. Ortasında bir adacık olan gölde bol balık yaşamaktadır. Fazla suları Kızılırmak’a akan Büyük Hafik Gölü yörenin önemli mesire yerlerinden biridir.
Lota Gölleri:
Hafik’in 3 km doğusunda, Sivas Erzurum karayolunun kuzeyindeki göller topluluğuna Lota Gölleri denir. İlkbahar yağışlarının başlamasıyla bu göller kabararak birleşir. Dipten gelen kaynaklarla beslenen ve derin olan lota göllerinde bol balık yaşar. Göllerin çevresi özellikle balık avcılarının sıkça geldiği yerler arasındadır.

EKONOMİ
Sivas ilinin ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayanır. Faal nüfûsun % 70’i tarım sektöründe çalışır. Tarım ise tarla tarımı şeklindedir. Tarımdan sonra hayvancılık ikinci bir gelir kaynağıdır. Son senelerde sanâyi sektörü de hızla gelişmektedir. Mâdenler bakımından da zengin olan Sivas, kara ve demiryolları kavşağıdır.

Tarım: Yüzölçümü bakımından Türkiye’nin ikinci büyük ili olan Sivas topraklarının % 97’si ekilebilir olmasına rağmen tarım yeterince gelişmemiştir. Bitki üretimine ayrılan alanlar bir milyon hektara yakındır. Bunun beşte birine yakınında sulu tarım, 10 bin hektara yakın kısmında ise bağcılık yapılmaktadır.
Tarım ürünlerinde tahıl, baklagiller ve sanâyi ürünleri başta yer alır. Tahıl ise en önde gelir. Tarım ürün miktarı mevsim şartlarına göre her sene değişmektedir. Başlıca tarım ürünleri buğday, çavdar, fasülye, mercimek, fiğ, şekerpancarı ve patatestir. Sebezcilik ve meyvecilik pek gelişmemiştir.

Hayvancılık: İl topraklarının çok geniş bir kısmını kaplayan plato ve yaylalar hayvancılığa çok elverişlidir. Çayır ve mer’alar çoktur. Sivas’a hayvancılık bakımından Türkiye’nin Texas’ı denir. Hayvancılığın tarımsal üretim içerisindeki yerinin büyük olmasına karşılık, istenilen düzeyde gelir getirmemektedir. İlde en çok koyun, sığır, kılkeçisi, kümes hayvanları beslenir. İldeki ırmaklar ve Gökpınar Gölünde kurulan alabalık tesislerinde balık üretimiyle Kangal köpekleri ülke sınırını aşan bir üne sâhiptir. Arıcılık gelişmiş olup Sivas balı meşhurdur.

Ormancılık: Sivas ilinin orman varlığı yüzölçümüne göre çok az sayılır. İl topraklarının % 11’i ormanlarla kaplı olup, 200 bin hektarı orman ve 100 bin hektarı fundalıktır. Orman içinde 220, orman kenarında 147 köy vardır. Senede 50 bin m3 sanâyi odunu ve 30 bin ster yakacak odunu elde edilir. Ormanlarda daha çok karaçam, kızılçam, ardıç gibi iğne yapraklı ağaçlara ve daha aşağılarda meşe ormanlarına rastlanır. Suşehri ve Koyulhisar ilçelerindeki ormanlar ise tamâmen yaprak dökmeyen ağaçlardan ibârettir. Sivas’ta ağaçlandırma hızla yapılmasına rağmen hem yetersiz hem de bakımsızdır.

Mâdencilik: Sivas il toprakları mâden bakımından zengindir. İl dâhilinde demir, kömür, kurşun, krom, bakır, tuz, gümüş, asbest, manganez, nikel, amyant, balit ve mermer çıkarılır. Divriği’de senede 1500 tona yakın demir elde edilir. Ayrıca Celalli civârında petrol, Abdülvehhab Gâzi Türbesi civârında zengin alçıtaşı yataklarına rastlanılmışsa da işletilmemektedir.

Sanâyi: Kara ve demiryollarının kavşak noktası olan ve mâden bakımından zengin olan Sivas, sanâyi bakımından gelişmemiştir.

Ulaşım: Ülkenin dört yanını birbirine bağlayan kara ve demiryolları ağı Sivas’tan geçer. Ankara, Sivas, Erzincan, Erzurum devlet yolu ile Doğu ile Batı Anadolu birbirine bağlanır. Bu yol Yıldızeli’nde ikiye ayrılır ve bir hat Tokat, Amasya, Samsun’a ulaşır. Böylece Kuzey Anadolu’ya bağlanır. Ulaş ve Kayadibi’nde ayrılan yol Kayseri, Niğde, Mersin’e giderekGüney Anadolu’ya bağlanır.

Sivas, demiryolu ağının önemli bir kavşak noktasındadır. Demiryolu ile ülkenin dört yanına bağlanır.

SİVAS İLİNİN İLÇELERİ

SİVAS AKINCILAR İLÇESİ
Coğrafi Konum :
Doğu Karadeniz Bölgesinin batı ve iç kesimlerinde yukarı Kelkit havzasında yer almaktadır. Doğusunda Sivas’ın ilçelerinden Gölova, batıda Suşehri, güneyde İmranlı, kuzeyde Giresun iline bağlı Şebinkarahisar ilçeleriyle komşudur. Yüzölçümü yaklaşık 500 km2’dir. İlçede ortalama yükseklik l000m’dir. En düşük rakım 700m’dir. En yüksek tepesi 3015m ile Kızıldağ doruğudur.
İlçenin Tarihçesi :
İlk yerleşim Malazgirt Savaşından sonra Türklerin Anadolu’ya girmesiyle başlamıştır. İlk Türkmen boylarından biri şimdiki ilçe merkezinin 1 km. güneyinde Karadağ’ın yamacındaki Söğütlüdere mevkiinde yerleşmiştir. Köyün ilk adı o zamanlar Azbider olarak anılmıştır. Daha sonraları Azbider ve Ezbider’de denilmiştir. Konum itibariyle bölge aşağı Ezbider ve yukarı Ezbider olarak da anılmış her iki yere de mescit yapılmıştırTazminat döneminde Ezbider nahiye olmuştur.
1956 yılında şimdiki belediye teşkilatı kurulmuştur.1962 yılında Ezbider adı değiştirilerek “Akıncılar” olmuştur.1990 yılında çıkarılan kanunla ilçe merkezi olmuştur. İlçe merkez nüfusu 5320 kişidir. İlçeye bağlı 33 köy vardır ve rakımı 900 m’dir. Sivas’a 210 km mesafededir.
.
SİVAS ALTINYAYLA İLÇESİ
Coğrafi Konum :
Altınyayla’nın Kuzeybatısında Şarkışla, Kuzeydoğu-sunda Ulaş ve Sivas Güney doğusunda Kangal, (Güneybatısında (Kayseri) Pınarbaşı ile çevrili bulunmaktadır. İç Anadolu Bölgesinin sahip olduğu karasal iklim hüküm sürmektedir. Arazinin %70’i yayla %30’u dağlıktır. İlçenin (çizildi) Güneybatısında Kara Tonus Dağı, kuzeyinde Tonus Ovası, Güneyinde İncecik ve Mergesen Yaylası, Güneydoğusunda İbicek Yaylası, Doğusunda Yücekaya Yaylası mevcuttur.
İlçemizde Altınyayla göleti, Deliilyas göleti Güzeloğlan Göleti, Doğupınar Göleti bulunmaktadır. Ayrıca (şahlı) Doğupanır köyüne Gazibey barajı ve Deliilyas barajı yapımı inşaatları sürmektedir. Belirtilen göletler sayesinde tarım arazileri sulanmakta ve sulu tarıma geçilmiş bulunmaktadır. İlçe nüfusunun 1990 yılı nüfus sayımında 3100 kişi olduğu saptanmıştır. İlçe halkı tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır.
İlçenin Tarihçesi :
Eski adı Tonus olan Altınyayla tarihinin ilk çağlarında başka bir deyişle 600 yıl önce Anadolu’da hakimiyet kuran Mezopotamya – Hitit – Roma – Bizans • Selçuklu ve Osmanlı Medeniyetlerinin yerleşim yeri olduğu M.Ö. 550 yıllarında Persler’in hakimiyetine girdiği rivayet edilmektedir.
Daha sonra Pontus ve Roma egemenliğine girdiği 1071 yılında Malazgirt Zaferinden sonra Selçukluların egemenliğine girdiği,1347 yılında Şarkışla ile birlikte İlhanlılarca işgal edildiği M.S.1408 yılında Osmanlı Devleti yönetimine katıldığı bilinmektedir. Osmanlı İmparatorluğu zamanında 1882 yılında Sivas vilayeti 4 sancak 26 kaza ve 247 nahiyeden meydana gelmektedir. Bulardan merkez sancağı Sivas, Aziziye (Pınarbaşı), Koçgiri (Zara), Divriği, Hafik, Gürün, Darende, Yıldızeli ve Tonus Beylerbeyliğine bağlı bir sancak olarak teşkilatlanan Tonus (Altınyayla) önemli bir konak yeri olmuştur.
1873 yılında ilçe olarak teşkilatlanan Şarkışla’nın önceleri Tonus adıyla kurulduğu görülmektedir. Şarkışla ilçe teşkilatından sonra Tonus nahiye olarak hizmet vermiştir. Yurt düzeyinde 1972 yılında yapılan ad değişikliği ile (çizildi) Tonus (Altınyayla) olarak adlandırılmıştır.
1972 yılında belediyelik olmuş, 20 Mayıs 1990 tarih ve 20523 sayılı Resmi

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar



Yorum yapma kapalı.