Şanlıurfa ilimiz ve tüm ilçeleri

04 Şubat 2018 Yazan  
Kategori ŞEHİRLER VE İLÇELER

Şanlıurfa ili genel bilgiler

Yüzölçümü: 18.584 km²
Toplam Nüfus:1 523 099 (2008 ) Yılı Sayımına göre
İl Trafik No: 63

COĞRAFİ YAPISI
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bir il olan Şanlıurfa, doğusunda Mardin, batısında Gaziantep, kuzeyinde Adıyaman ve Diyarbakır, kuzeybatısında yine Diyarbakır, güneyinde ise Suriye sınırı ile çevrelenmiş bir sınır şehridir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin orta kesiminde yer alan Urfa’nın büyük bölümü yükseltisi fazla olmayan düzlüklerden oluşmaktadır. Suriye’nin kuzeyindeki düzlüklere ve Fırat Vadisine doğru gittikçe alçalan bu düzlüklere Şanlıurfa Platosu ismi verilir.

İlin kuzeydoğu kesimini Karacadağ’ın batı bölümü engebelendirir. Sönmüş bir yanardağ olan Karacadağ’ın püskürttüğü lavlar geniş bir alana yayılmıştır. Buradaki en yüksek nokta Karacadağ’ın batısındaki Mandal Tepesi’dir (1.895 m.). Bunun dışında Şanlıurfa platosu üzerinde Harran ile Viranşehir ovaları arasındaki Tektek Dağı (749 m.) ve Kaşmer Dağı’dır (954 m.). Urfa’da Karacadağ’ın güneybatısında Takırtukur Dağları, bunun batısında Yılanlı Dağ, Viranşehir’in güneydoğusunda Karatepe ve Kepez Dağları, Tektek Dağlarının kuzeybatısında Susuz Dağları (801 m.), İl merkezi yakınında Germüş Dağları (770 m.), İlin güneyinde Nemrut Dağları (800 m.), Şanlıurfa-Suruç yolu üzerinde Şebeke Dağları ile Birecik-Suruç yolu üzerinde Şebeke Dağları, Arat Dağları (840 m.) bulunmaktadır. Ayrıca Beş Mağara Dağları, Cudi Dağı, Direkli Tepeleri, Kaşmer Dağı, Korçik Dağı, Sakızlı Dağı, Molla Ömer Dağı, Kalkan Dağı, Nohutçuk Dağı, Külaplı Tepesi ilin diğer yükseltileridir.

JEOLOJİK YAPISI

Şanlıurfa yapı bakımından III.Jeolojik zamanın son katı olan Poliosen bölümünün karakterini göstermektedir. Eski dünyanın bir bölümü ile birlikte oluşmuştur. Kıvrımlar oluşumundan önce Anadolu’nun bulunduğu sahada Thitys adı verilen bir deniz bulunmaktaydı. Üçüncü Zamanın sonu ve Dördüncü Zamanın başlangıcında gerçekleşen yan basınçlar ve patlamalardan pek etkilenmeyen Şanlıurfa, üzerinde bulunduğu sert kütle üzerinde biraz yükselmiş ve yer yer kıvrılmalara uğramıştır.

OVALAR
Suruç Ovası ile Harran (Altınbaşak) Ovası ilin diğer düzlükleridir. Şanlıurfa’nın en önemli ovası olan Harran Ovasının doğusunda Viranşehir Ovası, batısında da Suruç Ovası yer almaktadır.Ayrıca Fırat Nehri kenarında Halfeti Ovası, Bozova Ovası, Hilvan Ovası ve Karacadağ’ın püskürttüğü lavlarla örtülü Siverek Ovası bulunmaktadır.
Şanlıurfa, dünyanın ve Türkiye’nin en önemli bölgesel kalkınma projesi olan GAP’ın (Güneydoğu Anadolu Projesi) merkezi durumundadır.

AKARSULARI

İl topraklarını batı, kuzeybatı ve kuzeyde doğal sınırı oluşturan Fırat Nehri sulamaktadır. Siverek Maktalan Geçidi civarında Şanlıurfa topraklarına giren Fırat Nehri, Suriye’ye yönelir. Bu nehir üzerinde Atatürk Barajı, Birecik Barajı, Karakaya ve Kargamış Barajları bulunmaktadır. Bu nehrin suyu iki tünel ile Harran Ovası ve çevresini sulamaktadır. Culap Suyu ile Habur Suyu da ilin diğer önemli akarsularındandır. Bunların dışında; Direkli Suyu, Süleyman Pınarı, Anzeli Pınar, Bamya Suyu, Kerhiz Suyu, Germüş Suyu, Belih Suyu, Cülmen Suyu, Kırkpınar Suyu, Karakoyun, Aligör, Yukarı Koymat, Gölpınar, Çamurlu, Belik, Cavsak, Karaköprü ve Tülmen Deresi bulunmakta olup, bu akarsuların bir çoğu yaz aylarında kurumaktadır.

Hacıhıdır ile Atatürk Barajının oluşturduğu yapay göller bulunmaktadır. İlin kuzey ve kuzeybatısındaki bazı alanlar Atatürk Baraj Gölünün suları altında kalmıştır.

İKLİMİ VE BİTKİ ÖRTÜSÜ
Şanlıurfa bitki örtüsü Step görünümündedir. Nehir boylarında söğüt, kavak gibi ağaç toplulukları görülmektedir. Fırat Nehri havzasında erozyonu önlemek amacı ile ağaçlandırma çalışmaları yapılmaktadır.

İlde Karasal İklim hüküm sürmektedir. Yazları kurak ve çok sıcak, kışları yağışlı ve kısmen ılıman geçer. Kontinental (kara) iklim özelliğinden ötürü sıcaklık farklılıkları görülmektedir. Şanlıurfa’da yıllık ortalama yağış 462 mm.dir. Yıllık ortalama sıcaklık 18.6 C.dir.

EKONOMİ
İlin ekonomisi tarım, hayvancılık, turizm ve sanayie dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında; buğday, arpa, kırmızı mercimek, çiğit, karpuz, kavun, domates, üzüm, pamuk, patlıcan gelmektedir. Ayrıca az miktarda kayısı, erik, zeytin yetiştirilir. Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamında olan Şanlıurfa’da tarım üretimi sürekli artış göstermektedir. Hayvancılıkta sığır, koyun ve kıl keçisi yetiştirilir. Birecik’te Kelaynak Kuşları, Ceylanpınar’da da Ceylanlar için üretme istasyonları kurulmuştur. GAP bölgesi ve Şanlıurfa’daki anıtlar turizm yönünden il ekonomisinde önem taşımaktadır.

Kalkınmada öncelikli iller kapsamındaki Şanlıurfa’daki sanayii daha çok tarıma dayalıdır. İldeki başlıca sanayi kuruluşları; un, şarap, meyve suyu, yem, yün ipliği, çimento, tarım alet ve makineleri üreten fabrikalar, et kombinası, süt ürünleri işletmesi, zeytinyağı ve sabun üretim tesisleri ile halı ve pamuklu dokuma kuruluşlarıdır.

Şanlıurfa yer altı kaynakları bakımından oldukça yoksuldur. Bozova’da fosfat, Suruç’ta tuğla-kiremit hammaddesi içeren cevher yatakları bulunmaktadır.

İSMİNİN KÖKENİ
Urfa’nın eski ismi Şemseddin Sami’nin Kamusü’l Alamı’na göre; “Ur” ya da “Urelkeldaniyn” olup, Büyük İskender’in fethinden sonra Makedonyalılar bu şehri vatanlarındaki Edessa (Vodina) kasabasına benzeterek bu adla ve “Akarsuları güzel” anlamına gelen “Kaliroe” olarak adlandırmışlar, Araplar da “Kaliroe” isminden esinlenerek buraya “Ruha” ismini vermişlerdir. Prof. Fikret Işıltan’a göre İslam döneminde Diyarı Mudar olarak da adlandırılan bölgedeki Urfa’ya Osrhoene Krallığı döneminde verilen “Osrhoene” adının, Kentin Makedonyalılar tarafından “Edessa” ismi ile yeniden kuruluşundan, Süryanice “Urhai-Orhai” olan önceki isminin, Arapça “Er-Ruha”nın Latinleştirilmiş biçimi olduğu sanılmaktadır.

PEYGAMBERLER ŞEHRİ

BALIKLI GÖL

Peygamberler şehri diye anılan Urfa’nın 8000 yıl öncesine kadar uzanan zengin bir târihi vardır. Hatta hazret-i Âdem ile Havva’nın bir müddet Urfa’da kaldığı rivâyet edilir. Arap târihçilerine göre “Tufan”dan sonra hazret-i Nûh tarafından kurulan 18 şehirden biri de Urfa’dır. Böylece Urfa ilk yerleşim merkezlerinden biridir. Kuruluşundan bu yanaUrfa, yüzlerce efsâne ve hikâyeye konu olmuştur.

Hz. İBRAHİM
Rüyasında hükümdarlığının elinden gittiğini gören Kral Nemrut’un bu rüyası kahinler tarafından: “… Bu yıl bir çocuk doğacak, senin putperest dinini ortadan kaldıracak ve Krallığına son verecek” şeklinde yorumlanır. Bunun üzerine Nemrut o yıl doğan ve doğacak olan bütün çocukları öldürtmeye karar verir. Hz. İbrahim’ e hamile olan Nuna, hamileliğini herkesten gizleyerek Hz. İbrahim’i bir mağarada gizlice doğurur.
Hz. İbrahim bu mağarada 7 yaşına kadar herkesten gizlice yaşadı. 7 yaşından sonra mağaradan çıkarılıp baba evine getirilen İbrahim büyüyünce Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye başladı. Gerçek tanrının putlar değil bütün kiiinatı yaratan tek Allah olduğunu anlatmaya çalıştı. Bunun üzerine Nemrut, Hz. İbrahim’i yakalatarak Urfa kalesinin bulunduğu tepeden ateşe attırdı. O anda Allah tarafından ateşe “Ey ateş İbrahim’e karşı serin ve selamet ol” emri verildi. Ateş su, odunlar balık oldu. Hz. İbrahim sağ salim olarak bir gül bf1hçesinin içerisine düştü.
Onun düştüğü yerde oluşan Halil-ür Rahman ve Aynzeliha gölleri ile içerisindeki balıklar bugün dünyanın her tarafından gelen insanlarca ziyaret edilmektedir. Ayrıca Hz. İbrahim’in doğduğu mağara, bu göllerin yakınındaki Mevlid-i Halil Camii içerisinde olup ziyarete açık tutulmaktadır.

Hz. EYYUB
Allah, Urfa’ da yaşayan Eyyüb peygamberin kendisine bağlılığını göstermek için önce mallarını ve çocuk1arını elinden aldı ve daha sonra kendisine ağır bir hastalık verdi. Hasta yattığı mağarada bütün vücudunu kurtlar kapladı. Eyyüb peygamber bütün bunlara rağmen Allah’a isyan etmedi. Allah’a ibadetten geri kalmadı, sabır ve şükür gösterdi. Allah onun bu sabrına karşılık olarak sıhhatini ve malını geri verdi. Hz. Eyyüb bu nedenle sabır örneği olarak kabul edilir.
Hz. Eyyüb’un hastalık çektiği mağara ve kutsal suyu ile yıkanarak şifa bulduğu kuyu bugün Urfa’nın Eyyüb Peygamber semtinde ziyaret edilmektedir.
Hz. Eyyüb’ün mezarı, Urfa’nın Viranşehir ilçesine 20 km. uzaklıktaki Eyyüb Nebi köyündedir. Bu köy, bir peygamberler köyü gibidir. Eyyüb Peygamberin Türbesi, Hanımı Hz. Rahme’nin Türbesi ve Elyasa’ Peygamberin vefat ettiği yer buradadır.

Hz. ELYASA
Elyasa’ peygamber Eyyüb peygamberi ziyaret etmek ister. Uzun yıllar arar, sonunda bulunduğu yere yaklaştığını bilmemektedir. Karşısına şeytan çıkar. Daha çok uzakta olduğunu söyler. Elyasa peygamber yaşlanmıştır. Dua eder Allah ruhunu alır. 1 Km. kala O’na ulaşamadan vefat etmiş olduğu yer bu köydedir

Hz. ŞUAYB
Şuayb Peygamber’in Urfa’nın 85 km. doğusundaki tarihi Şuayb şehrinde yaşadığına inanılmaktadır. Bu tarihi kent kalıntıları arasındaki bir mağara ev O’nun makamı olarak ziyaret edilmektedir. (Bakınız Şuayb şehri)

Hz. NUH
Tufandan sonra, Hz. Nuh’un gemisinin Urfa ile Ceylanpınar (Re’sulayn) arasındaki Cudi dağına indiğine inanılmaktadır. Bu dağ deniz dalgalarını andıran çok değişik bir yüzey şekline sahiptir. Yöre halkı bu konuda çok kesin kanaate sahiptirler. Bu yer Soğmatar ve Şuayb şehir ile aynı mevkidedir.
Ancak başka bir Cudi dağı da Urfa’ nın güneyinde Nemrud’un tahtına 20-25 km. mesafededir. (Bakınız Cudi şehri)

Hz. MUSA
Günümüzde Yağmurlu Köyü olarak adlandırılan tarihi Soğmatar kenti içerisinde, Hz. Musa’nın Kuyusu ve Asa’ sının izi diye ziyaret edilen iki makamı vardır.

Hz. LUT
Hz. İbrahim’in kardeşi Harran’ın oğludur. Lut Hz. İbrahim ile birlikte göç etmiş ve peygamberlik ile görevlendirileceği Sodom’a gitmiştir. Urfa’ da doğmuş ve ilk çocukluğu Hz. İbrahim ile beraber geçmiştir.
Onunla beraber Harran’da da yaşamıştır

Hz. YAKUP
Urfa’ nın güney batısında Deyr Yakup – Nemrud’un Tahtı denilen yapıda misafir kalmıştır. Bu yer şehre 1O km. mesafededir. (Bakınız Nemrud’un Tahtı)

TARİHÇESİ

Şanlıurfa kalesi

Aşağı Fırat Projesi kapsamında Fırat Nehri kıyılarında, Sultantepe’de, Göbeklitepe’de ve baraj göllerinin altında yapılan kurtarma kazıları yörenin tarihine ışık tutmuştur. Buna dayanılarak Şanlıurfa’da Neolitik Çağ (MÖ.10000-5500) ve sonrasında yoğun bir yerleşmenin olduğu ortaya çıkmıştır. Asur tabletlerine göre burası MÖ.2000’lerde Hurriler ile Mitannilerin yerleştiği bir yerdi. Hitiler Mitanni krallığını ortadan kaldırdıktan sonra yöreye yerleşmişler, MÖ.XI.yüzyıldan sonra da Mezopotamya’dan kuzeye doğru göç eden Aramiler buraya yerleşerek Bit-Adini Krallığını burada kurmuşlardır. MÖ.857’de Asurlulara bağlanan ve sonra Medlerin saldırısına uğrayan yöre, bir süre Babillerin egemenliği altında kalmıştır. MÖ.VI.yüzyılda Persler yöreye hakim olmuş ve buranın ticaretinin ve tarımının gelişmesinde büyük payları olmuştur. MÖ.IV.yüzyılda Büyük İskender Persleri Anadolu’dan çıkardıktan sonra yöreye de hakim olmuştur. İskender’in ölümünden sonra da Seleukosların hakimiyetine girmiştir. I.Seleukos tarafından MÖ.303’te bugünkü Urfa’nın bulunduğu yerde Edessa kenti kurulmuştur.

Edessa’nın, ilk kuruluşu ile ilgili kesin bilgi olmamakla birlikte, Arap tarihçisi Ebul Faraç’a göre, Nuh Tufanı’ndan sonra yeryüzünde kurulan ilk yedi yerleşim merkezinin ilki ve en önemlisidir. Hz. Adem’in çiftçilik yaptığı, Hz. İbrahim Halil, Hz. Eyyüp, Hz. Şuayp, Hz. Elyasa gibi peygamberlerin yaşadığı bu bölge bugün “Peygamberler Şehri” olarak anılmaktadır. Hıristiyanlar, Hz. İsa’nın mendilinin Şanlıurfa’da bulunmuş olmasından dolayı buraya Dir-Mesih adını vermişlerdir.

Musevi, Hırıstiyan ve İslâm peygamberlerinin atası olarak nitelenen Hz.İbrahim Urfa’da doğmuş, Nemrut ve onun yaptığı putlarla mücadele ettiği için burada ateşe atılmıştır. Lut Peygamber, amcası Hz. İbrahim’in Urfa’da ateşe atıldığını görmüş ve daha sonra buradan Sodam’a gitmiştir. Hz.İbrahim’in torunu İsrafiloğulları’nın atası Yakup Peygamber burada yaşamış ve Urfa’da ölmüştür. Bu nedenle Şanlıurfa inanç turizmi yönünden önem taşımaktadır.

Seleukoslardan sonra Mısırlılar, ardından Aramiler yöreyi ele geçirmiştir. MÖ.132’de burada Abgar, sonra da Osrhoene olarak isimlendirilen bir krallık kurulmuştur. Ermeni Krallığı yönetiminde yağmalanan, bir süre Partların denetiminde kalan Osroene Krallığı MÖ.I.yüzyıl sonlarında Romalılara bağlanmıştır. Romalılar ile Partlar arasında zaman zaman el değiştiren Osroene Krallığı, MS.117’de tamamı ile Roma’nın egemenliğini kabul etmiştir. Aramiler birçok kez Roma’ya karşı ayaklanmışlarsa da bu ayaklanmalar bastırılmıştır. Yöre III.yüzyıl ortalarında Sasanilerin, VII. Yüzyılda Arapların saldırısına uğramış, X.yüzyılda Bizanslılarla Mervaniler arasında el değiştirmiştir.

Bizans’ın hakim olduğu dönemde Ermeni komutanı Philaretos’un yönetimine girmiş, bunu Selçuklu ve Kilikyalı Thoros’un yönetimi izlemiştir. Haçlı Seferleri sırasında 1098’de burada Urfa Haçlı Kontluğu kurulmuştur. 1144’te Musul Atabeklerinden Zengilerin, 1182’de de Eyyubilerin yönetimine girmiş, 1232’de Mısır Eyyubilerine bağlanmıştır. Anadolu Selçukluları ile zaman zaman el değiştiren yöreye Harezmliler hakim olmuş Moğollar tarafından yağmalanmıştır. Anadolu Selçuklularının yıkılmasından sonra da Türkmen aşiretleri buraya yerleşmiş, 1399’da Timur’un, XV.yüzyıl başında da Akkoyunluların eline geçmiştir. Memluklular 1429’da yöreyi yağmalamış, ardından Safaviler yöreye egemen olmuş, 1517’de Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Osmanlı döneminde Celali ayaklanmalarından Karayazıcı’nın başlattığı ayaklanma Urfa’yı etkilemiştir. XIX.yüzyıl sonlarında Halep Vilayetinin Urfa sancağına bağlı olmuşsa da ilin kuzey ve doğusundaki bazı kısımlar Diyarbakır vilayetinin sınırları içerisinde kalmıştır. Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşanın 1839’da isyan etmesi üzerine Sultan II.Mahmut bu isyanı bastırmak üzere Hafız Mehmet Paşayı görevlendirmiştir. Hafız Mehmet Paşa ile Kavalalı Mehmet Ali Paşanın oğlu İbrahim Paşanın 20 Haziran 1839’da Birecik’te yaptıkları savaş Mısırlıların lehine sonuçlanınca Urfa 4 yıl boyunca Mısırlıların elinde kalmıştır. Urfa 1912 yılında bağımsız bir sancak konumuna getirilmiştir.

I.Dünya Savaşı’ndan sonra24 Mart 1919’da İngilizlerin işgaline uğramış, onların çekilmesinden sonra 30 Ekim 1919’da Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. Bu işgale karşı yöre halkı karşı koymuş ve bunun sonucu olarak 11 Nisan 1920’de işgalciler Urfa’dan çekilmişler, 4 Haziran 1920’de de tüm yöreyi boşaltmışlardır.

Cumhuriyetin ilanından sonra da il konumuna getirilmiştir. Urfa milletvekili Osman Doğan ve 17 arkadaşının, Kurtuluş Savaşında gösterdiği kahramanlıktan dolayı Urfa ili adının “Şanlıurfa” olarak değiştirilmesine ilişkin kanun teklifi TBMM tarafından 12.6.1984 tarihinde kabul edilerek kanunlaşmıştır.Urfa ilinin adının Şanlıurfa olarak değiştirilmesi hakkındaki 3020 sayılı kanun 22 Haziran 1984 tarih 18439 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
TURİZM
il merkezinde çeşitli dönemlerden kalma tarihi evler, çarşılar, hanlar, hamamlar ve camiler gibi mimari eserlerin yoğun bir doku oluşturması, bu dokunun bozulmadan günümüze kadar gelmiş olması nedenleriyle tarihi eserlere meraklı turistlerin ilgisini büyük ölçüde çekmektedir.

TARİHİ ESERLER VE ZİYARET YERLERİ

şanlıurfa ulu camii

Ulu Camii: Urfa merkezindeki camilerin en eskilerindendir. Ulu Cami, bazı kaynaklardan anladığımıza göre eski bir sinagog iken M.S. V. yüzyıl başlarında St. Stephan Kilisesi adını alan ve kırmızı renkteki mermer sütunlarının çokluğu nedeniyle “Kızıl Kilise” olarak da adlandırılan bir Hristiyan kilisesinin yerine inşa edilmiştir. Bu kilisenin avlusuna ait duvarlar, bazı sütun ve sütun başlıkları ile halen minare olarak kullanılan sekizgen gövdeli çan kulesi bugün ayaktadır. İnşa kitabesi bulunmadığından caminin ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Camideki mevcut kitabeler onarım devirlerine ait olup inşa tarihi hakkında fikir vermemektedir. Nurettin Zengi tarafından tamir ettirilerek bugünkü şeklini alan, Halep Ulu Camii ile benzer bir plan gösteren Urfa Ulu Camii’nin Zengiler zamanında 1170-1175 yılları arasında yaptırılmış olabileceği tahmin edilmektedir.

Hasan Padişah Camii: Eş değerde çok kubbeli camiler grubuna giren Hasan Padişah Camii 15. yüzyılın ikinci yarısında Akkoyunlu Devleti Sultanı Uzun Hasan tarafından Toktemur Mescidi’nin batısına bitişik olarak yaptırılmıştır. Cami, kıble duvarı boyunca sıralanmış tromplu üç büyük kubbe ile örtülü dikdörtgen bir plana sahiptir. Kubbeler orta bölümde dört bağımsız payeye, doğu ve batıda ikişer duvar payesine, kuzey ve güneyde ise duvarlara otururlar. Son cemaat yeri, önde payeler üzerine oturan çapraz tonozlarla örtülü sekiz gözlüdür. Doğu baştaki göz Toktemur Mescidi önüne rastlamaktadır. Avlunun kuzeyinde yer alan tek şerefeli ve poligonal gövdeli minare 1859 tarihinde Halil Bey tarafından tamir ettirilmiştir.

Rızvaniye Camii: Halil-ür Rahman Gölünün kuzey kenarı boyunca yer alan bu cami, Osmanlılar’ın Rakka Valisi Rızvan Ahmet Paşa tarafından 1716 yılında yaptırılmıştır. Cami avlusunun üç tarafı, medrese odaları ile çevrilmiştir. Rızvaniye Camii, mihrap duvarı boyunca sıralanmış üç kubbesiyle dikdörtgen bir plana sahiptir. Üç gözlü son cemaat yerinin üzeri üç kubbe ile örtülü olup, doğu ve batıdaki kubbeler yanlara doğru yarım kubbelerle genişletilmiştir. Caminin inşa tarihinden kalma ahşap kapısı zengin bitkisel süslemelidir.

Halil-ür Rahman Camii: Halil-ür Rahman Gölü’nün güneybatı köşesinde yer alan bu camii medrese, mezarlık ve Hz. İbrahim’in ateşe atıldığında düştüğü makamdan meydana gelmiş bir külliye halindedir. Caminin güneydoğu köşesine bitişik kare gövdeli kesme taş minarenin batı cephesindeki kitabede, Eyyübiler’den Melik Eşref Muzeffereddin Musa’nın emriyle 1211 yılında yaptırıldığı yazılıdır. Halk arasında Döşeme Camii veya Makam Camii olarak da adlandırılan Halil-ür Rahman Camii’nin Bizans devrine ait Meryem Ana kilisesi’nin yerinde inşa edildiği tahmin edilmektedir. Bir görüşe göre de şehirdeki en eski camilerdendir. Halife Me’mun zamanında Hz. İbrahim Makamı’na inşa edilmiştir.

Urfa Kalesi ve Şehir Surları: Kentin güneybatı kesiminde, Halil-ür Rahman ve Ayn-ı Zeliha göllerinin güneyindeki Damlacık Dağı üzerindedir. Doğu, batı ve güney tarafı kayadan oyma derin savunma hendeği ile çevrili, kuzey tarafı ise sarp kayalıktır. 814 yılında (Abbasiler Dönemi) şehir sularının yeniden inşa edilmesi sırasında kalenin de Seleukoslar dönemine ait eski kalıntılar üzerine yeniden inşa edildiği kuvvetle muhtemeldir.
Güneydeki kayadan oyma hendeğin M.S. III. yüzyıla ait kaya mezarlarının üzerine yapıldığı kesilmiş kaya mezarlarından anlaşılmaktadır. Kale üzerindeki Korinth başlıklı iki sütunun arası 14 m. olup yükseklikleri 17.25 ve çapları 4.60 metredir.
Doğudaki sütunun kente bakan yüzünün 3 metre yukarısında Estrangela türündeki Süryanice kitabede: “Ben askeri ko[mutan] BARŞ[AMAŞ] (iGüneşin Oğlu)’ın oğlu AFTUHA. Bu sütunu ve üzerindeki heykeli başbakan MA’NU kızı, [kral MA’NU] eşi, hanımefendim ve [velinimetim] kraliçe ŞALMETH için yaptım.” yazılıdır. Kitabede adı geçen Edessa kralı Iİ. MA’NU (240-242)’dur. Saltanat tarihleri dikkate alınırsa, bu sütunların 814 yılındaki surlar ve kalenin esas inşa tarihinden önce buraya birer anıt sütun olarak dikildikleri ortaya çıkar.

İLÇELERİ
Şanlıurfa ilçeleri hakkında ansiklopedik bilgiŞ anlıurfa ilinde, merkez Akçakale, Birecik, Bozova, Ceylanpınar, Halfeti, Harran, Hilvan, Siverek, Suruç ve Viranşehir olmak üzere 11 ilçe vardır.

MERKEZ
2007 sayımına göre toplam nüfûsu 638.131 olup Merkez bucağa bağlı 26 Akziynet bucağına bağlı 33, Çamlıdere bucağına bağlı 32, Karahaydar bucağına bağlı 20, Payamlı bucağına bağlı 29, Yardımcı bucağına bağlı 40 köyü vardır. Yüzölçümü 3791 km2 olup, nüfus yoğunluğu 98’dir.
İlçe toprakları büyük kısmı dağlar, platolar ve engebeli alanlarla kaplıdır. Ovalar ise güney ve doğu kesiminde yer alır. En geniş ovası olan Harran Ovasını, Viranşehir Ovasından TektekDağları ayırır. İlçeye bağlı köylerin büyük kısmı bu ovada ve çevresinde kurulmuştur.

Ekonomisi tarıma dayalıdır. Ovalarda en fazla tahıl ve baklagil yetiştirilir. Sulanabilen kısımlarda bağcılık, meyve ve sebzecilikle zeytincilik gelişmiştir.
İlçe merkezi Nemrut Kalesinin bulunduğu tepenin eteklerinde geniş bir alanda kurulmuştur. Bâzı devletlere başşehirlik yapan şehir merkezi Yavuz Sultan Selim Han tarafından Osmanlı Devletine katılmıştır. Urfa belediyesi 1889’da kurulmuş olup, ilin en eski belediyesidir.

AKÇAKALE
2007 sayımına göre toplam nüfûsu 76.800 olup Merkez bucağa bağlı 28, Şehit Nusret bey bucağına bağlı 29 köyü vardır.
İlçe topraklarının batısı dağlık olup kuzeyinde Harran Ovası, güneyinde Tektek Dağları yer alır. Düz ve geniş bir kayalık durumunda olan bu dağlarda yükseklik 600 m’yi pek geçmez. İlçenin orta kesiminde yer alan düzlük, Culap Suyu ile sulanır.

Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa ve mercimektir. Dağlık kesimlerde hayvancılık yapılır. İlçede özellikle hayvan ürünlerine dayalı el sanatları da gelişmiştir. Suriye sınırında olması sebebiyle ilçe, bölgedeki sınır ticâretinin merkezidir.
İlçe merkezi, Haydarpaşa-Bağdat demiryolu üzerinde, il merkezine 52 km mesâfededir. İlçe belediyesi 1946’da kurulmuştur.

BİRECİK
2007 sayımına göre toplam nüfûsu 83.319 olup Merkez bucağa bağlı 27, Böğürtlen bucağına bağlı 13 köyü vardır. Yüzölçümü 852 km2 olup, nüfus yoğunluğu 69’dur.
İlçe toprakları genelde dağlıktır. Doğusunda Arat ve Babahat dağları, güneydoğusunda Beko Dağı, kuzeybatısında Kazan Dağı vardır.

Ekonomisi tarıma ve hayvancılığa dayalıdır. Yüksekliğin 1000 m’nin altında olan dağ yamaç ve eteklerinde zeytin ve fıstık yetiştirilir ve hayvan beslenir. Hayvancılığa bağlı olarak süt, yağ, peynir, yün ve yapağı üretilir. Birecik Ovasında ve diğer küçük düzlüklerde ise kenevir, pamuk, kendir gibi bitkiler yetiştirilir.

İlçe merkezi Fırat Nehri kıyısında kurulmuştur. Türkiye’nin nehir üzerinde kurulan en uzun köprüsü bu ilçededir. Birecik, Fırat üzerindeki ulaşım sebebiyle çok eski bir yerleşim merkezidir. Nehir ulaşımı, aynı zamanda ilçede tekne ve sal yapımının gelişmesine sebep olmuştur. Günümüzde nehir taşımacılığı önemini kaybetmiştir. İl merkezine 84 km uzaklıktadır. İlçede yaşayan kelaynak kuşları yabancı turistlerin büyük ilgisini çeker. Kuşlar koruma altına alınmıştır.

BOZOVA
2007 sayımına göre toplam nüfûsu 58.150 olup, Merkeze bağlı 23, Kauhavşar bucağına bağlı 12, Yaylak bucağına bağlı 40 köyü vardır. Yüzölçümü 1550 km2 olup, nüfus yoğunluğu 37’dir.
İlçe toprakları genelde engebelidir. Kuzey ve doğusu dağlık olup, güneyinde Bitik ve Macunlu Derelerinin suladığı geniş düzlük ve ovalar yer alır. Köyler daha çok bu düzlük bölgelerde toplanmıştır.

Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Başlıca tarım ürünleri tahıl, kenevir ve meyvedir. Dağlık kesimlerin yamaçlarında fıstık yetiştirilir. Hayvancılık dağlık bölgelerde yapılır. En fazla koyun beslenir. İlçede süt, yağ, peynir ve yün gibi hayvanî ürünlerin üretimi çok gelişmiştir. Dokumacılık ilçenin başlıca el sanatıdır.
İlçe merkezi, Adıyaman-Urfa yolu üzerinde kurulmuştur. İl merkezine 38 km mesâfededir. Osmanlı Devleti zamânında Yaylak diye bilinirdi. Belediyesi 1926’da kurulmuş ve 1930’da ilçe merkezi olmuştur.

CEYLANPINAR
2007 sayımına göre toplam nüfûsu 69.571 olup, Merkeze bağlı 1 köyü vardır. Yüzölçümü 2020 km2 olup, nüfus yoğunluğu 25’tir.
İlçe toprakları verimli Viranşehir Ovasında yer alır ve en önemli bölümü, Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliği kaplar. Bu verimli toprakları, Karacadağ eteklerinden doğan Habur Çayı sular.

Ekonomisi tarıma dayalıdır. Sulanan bölgelerde pirinçle yem bitkileri diğer bölgelerde tahıllar yetiştirilir. Devlet Üretme Çiftliğindeyse şekerpancarı, yerfıstığı, pamuk gibi bitkilerin denenmesi yapılmaktadır. Hayvancılık da ekonomide önemli yer tutar. Sığır ve koyun beslenir. Sınırda yer alması yüzünden sınır ticâreti gelişmiştir. İlçede peynir ve tereyağ fabrikası vardır.
İlçe merkezi Gaziantep-Nusaybin demiryolu üzerinde kurulmuştur. İl merkezine 142 km mesâfededir. İlçenin gelişmesinde Devlet Üretme Çiftliğinin büyük rolü vardır. Viranşehir’e bağlı bir bucakken 1981’de ilçe merkezi oldu. Ceylanpınar belediyesi 1960’ta kurulmuştur.

HALFETİ
2007 sayımına göre toplam nüfûsu 40.800 olup,Merkeze bağlı 34 köyü vardır. Yüzölçümü 646 km2 olup, nüfus yoğunluğu 56’dır.
İlçe topraklarının batısında Fırat Vâdisi, güneyindeyse Kızıldağ vardır. Yükseklik batıdan doğuya, kuzeyden güneye doğru artar. Nüfûsu daha çok Fırat Vâdisinde toplanmıştır.

Ekonomisi tarıma ve hayvancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri; tahıl, meyve, sebze, üzüm, fıstık ve zeytindir. Koyun ve kıl keçisi beslenir.
İlçe merkezi Fırat Nehrinin kıyısında kurulmuştur. İlçenin Fırat kıyısında bir feribot iskelesi vardır. İl merkezine 112 km uzaklıktadır. Küçük bir yerleşim merkezidir. İlçe belediyesi 1954’te kurulmuştur.

HARRAN
2007 sayımına göre toplam nüfûsu 58.734 olup,Merkez bucağa bağlı 58 köyü vardır. İlçe toprakları tamâmen ovalıktır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Ovada buğday, arpa ve mercimek yetiştirilir. İlçe merkezi Harran Ovasında yer alır.
Harran, târih boyunca kültür ve din merkezi olmuştur. Günümüze ulaşan târihi eserlerin çoğu İslâm eserleridir. Meşhur Harran Üniversitesinin sâdece gözetleme kulesi ayaktadır. Diğer eserler arasında CumâCâmii, Şeyh Hayat el-Harrânî Türbesi sayılabilir. Bunların büyük kısmı yıkılmıştır.
Harran ve çevresinin diğer bir özelliği de ananevî kubbeli köy evleridir. Akçakale’ye bağlı bucak merkeziyken 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kânunla ilçe oldu. Eski ismi Altınbaşak’tır.

HİLVAN
2007 sayımına göre toplam nüfûsu 40.690 olup, Merkez bucağa bağlı 22, Gölcük bucağına bağlı 12, Ovacık bucağına bağlı 19 köyü vardır. Yüzölçümü 1278 km2 olup, nüfus yoğunluğu 28’dir.
İlçe topraklarının batı ve kuzeybatısında Fırat Vâdisi yer alır ve Güneydoğudan batıya doğru alçalan bir plato görünümündedir. Köyler genelde Fırat’ın kolları olan akarsu boyları ile Fırat Vâdisinde toplanmıştır. Karacadağ eteklerinden kaynaklanan dereler Fırat’a karışır. Bu derelerin Fırat’a karıştıkları bölgede Hilvan Ovası yer alır.

Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Başlıca tarım ürünleri arpa, buğday, üzüm, mercimek, susam ve pamuktur. Ayrıca az miktarda antepfıstığı nohut ve erik elde edilir. İlçede mer’a hayvancılığı yapılır. En çok koyun ve kılkeçisi beslenir. İlçede bir yem fabrikası ile halı ve yün ipliği fabrikaları vardır.

İlçe merkezi Diyarbakır-Urfa karayolu üzerinde yer alır. İl merkezine 54 km mesâfededir.
1820 yılında Hacı Mûsâ isimli bir şahsın aşiretiyle Haşin köyündekilerin göç ederek buraya yerleşmesiyle Karacurun adıyla kurulmuş ve diğer aşiretlerin de karışıp kaynaşmasıyla büyüyerek Hilvan ismini almıştır. Hilvan 1926’da ilçe merkezi hâline getirilerek Urfa’ya bağlanmıştır.

SİVEREK
Yüzölçümü 4314 km2 olup ,2007 sayımına göre toplam nüfûsu 201.768 olup,kuzeybatısında Fırat Vâdisi, kuzey ve kuzeydoğusunda Ziyaret ve Gavurdağları ile Karacadağ yer alır. İlçe topraklarını Fırat’ın kolları olan Zengeçur Cem ve Hamdur çayları sular.

Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, mercimek, arpa, susam, çiğit ve pamuktur. Ayrıca az miktarda antepfıstığı, nohut, üzüm ve erik yetiştirilir. Hayvancılık ilçe ekonomisinde önemli yer tutar. Kıl keçisi ve koyun beslenir. İlçede süt ürünleri işleyen bir fabrika vardır. Kilim dokumacılığı ve keçecilik yaygın el sanatlarıdır.
İlçe merkezi Urfa-Diyarbakır karayolu üzerinde Siverek Kalesinin bulunduğu tepenin eteklerinde kurulmuştur. İlçe, Sümer, Akkat, Eti, Kamuk, Asur, Murri-Mittani, Roma,Sâsânî, Arap, Selçuklu ve Osmanlılar zamânında beylik ve hükümetlere başşehirlik yapmıştır. İl merkezine 92 km mesâfededir.

SURUÇ
2008 sayımına göre toplam nüfûsu 102.667 olup, Merkez bucağa bağlı 54, Murşitpınar bucağına bağlı 18 köyü vardır. Yüzölçümü 799 km2 olup, nüfus yoğunluğu 101’dir.
İlçe topraklarını kuzey ve doğudan Babahat, Geyvecik, Cudi ve Devreş dağları çevreler. Bu dağlar arasında Suruç Ovası yer alır. Yazın kuruyan cılız akarsular varsa da sulamada önemli değildir.

Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, çiğit, arpa, pamuk, kenevir, kendir, mercimek ve üzümdür. Ayrıca az miktarda antepfıstığı, nohut, susam yetiştirilir. Muşritpınar bucağında bulunan sınır kapısı vâsıtasıyla sınır ticâreti ekonomide önemli yer tutar.
İlçe merkezi, Suruç Ovasının ortasında kurulmuştur. Tarım ürünlerinin pazarlandığı canlı bir ticâret merkezidir. İl merkezine 43 km mesâfededir. Suruç belediyesi 1891’de kurulmuştur.

VİRANŞEHİR
2007 sayımına göre toplam nüfûsu 152.469 dur. Merkeze bağlı 39, Demirci bucağına bağlı 4 köyü vardır. Yüzölçümü 1431 km2 olup, nüfus yoğunluğu 70’tir.

İlçe toprakları dağlar ve ovalardan meydana gelir. Kuzeyinde Karacadağ, batısında Tektek Dağları yer alır. Dağlardan kaynaklanan sular. Habur Suyunun başlangıç kollarıdır. Bunların başlıcaları Büyükdere ve Arsanbaba Deresidir. Bitki örtüsü genelde steptir.

Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa ve mercimektir. Ayrıca az miktarda pamuk, çiğit, susam, üzüm ve erik yetiştirilir. Hayvancılık genelde Karacadağ eteklerinde yapılır ve en çok koyun beslenir.
İlçe merkezi Urfa-Nusaybin karayolu üzerindedir. İlçe çok eski devirlerden beri konaklama ve ticâret merkezi, aynı zamanda İpek Yolu üzerinde yer alıyordu. İl merkezine 80 km uzaklıktadır. Viranşehir belediyesi 1908’de kurulmuştur.

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar


1 Yorum yapılmış "Şanlıurfa ilimiz ve tüm ilçeleri"

  1. urfalı memet demişki 22 Haziran 10 23:17 

    süper

Yorum Yazaken SeviyeLi YorumLar Yazınız.!