Samsun ilinin tüm ilçeleri

24 Haziran 2018 Yazan  
Kategori ŞEHİRLER VE İLÇELER

Samsun ilinin ilçeleri
ALAÇAM
Tarihi: İlçe çok eski bir tarihe sahiptir. M.Ö. ki devirlerde Frigyalılar, Kimmiler, Mısırlılar, Lidyalılar ve Persler Alaçam’da hüküm sürmüşlerdir. M.Ö. 5. Asırda Orta Asya’dan gelen Miletliler oraya Zelikus adını vermişler. Miletlilerden sonra Bizansın eline geçen Zelikus daha sonra Danişmentlilerce zaptedilerek Tralköy adını almıştır. Selçuklular döneminde Tralköy adı Uluköy olarak değiştirilmiş, 1385’de İlhanlılar döneminde ise ilçe Alaçam adını almıştır.
İlçe çok eski bir tarihe sahiptir. M.Ö. ki devirlerde Frigyalılar, Kimmiler, Mısırlılar, Lidyalılar ve Persler Alaçam’da hüküm sürmüşlerdir.
M.Ö. 5. Asırda Orta Asya’dan gelen Miletliler oraya Zelikus adını vermişler. Miletlilerden sonra Bizansın eline geçen Zelikus daha sonra Danişmentlilerce zaptedilerek Tralköy adını almıştır. Selçuklular döneminde Tralköy adı Uluköy olarak değiştirilmiş, 1385’de İlhanlılar döneminde ise ilçe Alaçam adını almıştır.
Alaçam adının; kasabanın ortasında geçen Uluçay’ın kenarındaki Uluçam denilen büyük çam ağaçlarından geldiği ifade edilmektedir.

Alaçam Anadolu Beylikleri döneminde Eratna beyliğinin devamı olan Kadı Burhanettin tarafından ele geçirilmiş, ardından Candaroğulları ve İsfendiyaroğullarının hakimiyetine girmiştir.(1390)
1398’de ise Osmanlı egemenliğine giren Alaçam, Anadolu Türk Birliğinin bozulmasıyla 1402’de tekrar Candaroğullarının eline geçmiştir.
Çelebi Mehmet’in Canik bölgesinin ele geçirmesiyle Alaçam Osmanlı’nın olmuş ve bu hakimiyet II. Murat döneminde sağlamlaşmıştır.
Osmanlı’dan beri bir Türk kasabası olan Alaçam 1 Eylül 1944 tarihinde Samsun’un 8. İlçesi olmuştur.

COĞRAFYASI
Alaçam kuzeyden Karadeniz, batıdan Yakakent, güneyden Vezirköprü, doğudan Bafra ilçeleri ile çevrili şirin bir sahil kasabasıdır. Yüzölçümü 632 km2, denizden yüksekliği ortalama 15 m. dir. Samsun’a uzaklığı 78 km. dir. İlçenin en büyük yükseltileri Katran ve Tingaz dağları olup, bu dağların etekleri ise yayla durumundadır.
Sosyo-Ekonomik Yapısı:
İlçenin ekonomisi genel olarak tarıma dayalıdır. Bunun yanında hayvancılık ve Balıkçılık da yapılmaktadır. Tarım ürünlerinin başında tütün gelmektedir. Bunu buğday çeltik ve mısır üretimi takip eder. Ayrıca her türlü sebze ve meyve yetiştirilir. Hayvancılıkta ise büyük ve küçük baş hayvan yetiştiriciliği yapılmaktadır.
Ulaşım:
Alaçam Samsun-Sinop devlet karayolu üzerindedir. Bu nedenle ulaşım problemi yoktur. Samsun’a uzaklığı 78 km. dir. Ancak kötü hava şartlarında köyleriyle ulaşımı zor olmaktadır.
Gezi ve Mesire Yerleri: İlçenin 2 km kuzeyinde deniz kıyısında temiz kumsalı, çınar, kavak ve taflan ağaçlarından oluşan güzel koruluğu ile Geyikkoşan mesire yeri yeralmaktadır.
SAMSUN ASARCIK İLÇESİ
Küçük bir köy statüsünde olan şimdiki ilçe merkezi ve birkaç köye 1877- 1878 Osmanlı- Rus savaşından sonra Rusya’dan göç eden Çerkezlerin yerleşmesiyle ilçe kurulmaya başlamıştır. Zamanla civardan gelen insanların yerleşmesiyle de büyümüş ve genişlemiştir. 1959 yılında nahiye, 1987 yılında da ilçe olmuştur. Belediyesi ise 1989 yılı Mart ayında yapılan mahalli idareler seçimleri ile kurulmuştur.
Küçük bir köy statüsünde olan şimdiki ilçe merkezi ve birkaç köye 1877- 1878 Osmanlı- Rus savaşından sonra Rusya’dan göç eden Çerkezlerin yerleşmesiyle ilçe kurulmaya başlamıştır. Zamanla civardan gelen insanların yerleşmesiyle de büyümüş ve genişlemiştir. 1959 yılında nahiye, 1987 yılında da ilçe olmuştur. Belediyesi ise 1989 yılı Mart ayında yapılan mahalli idareler seçimleri ile kurulmuştur.

COĞRAFYASI
Samsun’un 44 km. güneyinde yer alan Asarcık batıdan Kavak İlçesi ve doğudan Çarşamba ilçesi ile sınırlıdır.
Sosyo-Ekonomik Yapısı
İlçede tarıma elverişli arazinin az ve verimsiz olması, sulanabilir arazinin olmaması tarım ekonomisinin gelişmesini engellemiştir. Tarımdan elde edilen ürün halkın ancak tüketim ihtiyacını karşılayabilecek düzeydedir. İlçede yetiştirilen ürünler buğday, mısır, arpa ve şekerpancarıdır.
Ulaşım:Samsun’a uzaklığı 44 km. dir. İlçe merkezi ile Samsun arasında ulaşım sorunu olmamasına rağmen, ilçenin genellikle kış aylarında köyleriyle ulaşımı kesilmekte ve bazen iki ay süre ile köy yolları kapalı kalmaktadır.

TARİHİ
Tarihi değerler açısından çevre ilçelere nazaran pek zengin sayılmamakla birlikte ilçede günümüze kadar gelip, önemini yitirmemiş eserler vardır. Bunlar Kılavuzlu ve Gökgöl köyündeki camiler ve Ayaklıalan köyündeki tarihi kilise kalıntısıdır.
Gökgöl Camii: 1180 yılında ahşap olarak yapılmıştır. M. 1870 H. 1291 yılında ilk kez, 1970 yılında ise son kez tamir görmüştür.
Gezi ve Mesire Yerleri:
Asarcık, tarihi eserler bakımından zengin kaynaklara sahip olmamakla birlikte doğal güzellikleri ile gezip görmeye değer bir ilçemizdir. İlçedeki orman alanları ilimizdeki doğal değerleri yüksek alanlar içinde sayılır.

SAMSUN AYVACIK İLÇESİ

Tarihi: İlçenin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, daha önce bağlı bulunduğu Çarşamba ilçesinden daha eski bir tarihe sahip olduğu sanılmaktadır. Eski tapularda Çarşamba ismi geçmeyip Ayvacık Geziyeri olarak bahsedilmektedir. Osmanlı İmparatorluğu zamanında bir Rum Köyü olan Ayvacık, Cumhuriyet kurulduktan sonra Rumlar tarafından terk edilmiştir. Bu günkü halk ilçeye Cumhuriyetten sonra yerleşmiştir.
İlçenin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, daha önce bağlı bulunduğu Çarşamba ilçesinden daha eski bir tarihe sahip olduğu sanılmaktadır. Eski tapularda Çarşamba ismi geçmeyip Ayvacık Geziyeri olarak bahsedilmektedir.
Osmanlı İmparatorluğu zamanında bir Rum Köyü olan Ayvacık, Cumhuriyet kurulduktan sonra Rumlar tarafından terk edilmiştir. Bu günkü halk ilçeye Cumhuriyetten sonra yerleşmiştir.
Ayvacık 1954’te tam teşekküllü nahiye olmuş; fakat 1960’da daha önce kurulmuş devlet teşkilatları kaldırılmıştır. Bu nedenle Ayvacık tekrar köy olmuştur.
20 Mayıs 1990 tarihinde Ayvacık köyü, Keskinoğlu köyü ile birleştirilerek Ayvacık ilçesi olmuştur. 19 Ağustos 1990 tarihinde yapılan mahalli seçimlerle de belediyesi kurulmuştur.

COĞRAFYASI
Ayvacık Canik dağlarının kuzey eteklerinde, Yeşilırmak vadisinde, Suat Uğurlu Baraj gölünün kıyısında yer almaktadır. Bu uzun vadide bir de Hasan Uğurlu Baraj gölü bulunmaktadır. İlçenin en yakın komşusu 28 km. kuzeyindeki Çarşamba ilçesidir. Samsun’a uzaklığı ise 62 km. dir.
Sosyo-Ekonomik Yapısı:
İlçe halkının %80-90’ı tarımla, %1’i balıkçılıkla, %8-9’u ticaretle uğraşmaktadır.
Tarımsal faaliyetler mısır, buğday, arpa ve fındık üretiminde yoğunlaşmıştır. İlçe topraklarının büyük bir bölümü ormanlık arazidir. Tarıma elverişli topraklar genellikle bozuk, kuru ormanlık alanların açılmasıyla elde edilmiştir. İlçede elektrik üretimi yaparak sanayinin ana girdisi olan enerjiyi sağlayan hasan Uğurlu Yeraltı Santrali ile Suat Uğurlu Hidroelektrik santrali yeralmaktadır. Bu barajlar 1981-82 yıllarında hizmete girmiştir.
Ulaşım:Samsun iline uzaklığı 62 km. dir. Samsun’dan Çarşamba’ya kadar Samsun- Ordu devlet karayolu üzerinden gidilir. Çarşamba’mdan sonra 28 km. lik il yolu ile devam edilir. Ulaşım problemi yoktur.

GEZİ VE MESİRE YERLERİ
Ayvacık Orta Karadenizin en güzel doğal yapısına sahip ilçelerinden bir tanesidir. Özellikle orman alanları Samsun ilindeki doğal değerleri yüksek alanlar içinde sayılmaktadır. Hasan Uğurlu ve Suat Uğurlu Baraj Gölleri ilçeye ayrı bir güzellik katmaktadır. Özellikle Hasan Uğurlu baraj gölü çevresindeki çam ormanlarıyla kaplı alan piknik ve mesire yeri olarak ideal bir mekandır.

SAMSUN BAFRA İLÇESİ

Tarihi: Bafra’nın tarihi M.Ö. 5000 yıllarına kadar uzanmaktadır. İkiztepe ören yerinde yapılan araştırmalarda Kalkolitik Döneme (M.Ö. 5000-4000) ait yerleşmelerin izine rastlanmıştır. İkiztepe ören yerinde İ.Ö. 4000 yıllarından İ.Ö. 1700 yıllarına kadar 2300 yıl boyunca sürekli yerleşim yapıldığı anlaşılmıştır. Burada Eski Tunç Çağı (M.Ö. 3000-2000) ve Erken Hitit (M.Ö. 1900-1800) dönemi kültürlerinin izlerinin taşıyan çok sayıda eser ve kalıntı bulunmuştur.

TARİHİ
M.Ö. 5000 yıllarına kadar uzanmaktadır. İkiztepe ören yerinde yapılan araştırmalarda Kalkolitik Döneme (M.Ö. 5000-4000) ait yerleşmelerin izine rastlanmıştır. İkiztepe ören yerinde İ.Ö. 4000 yıllarından İ.Ö. 1700 yıllarına kadar 2300 yıl boyunca sürekli yerleşim yapıldığı anlaşılmıştır. Burada Eski Tunç Çağı (M.Ö. 3000-2000) ve Erken Hitit (M.Ö. 1900-1800) dönemi kültürlerinin izlerinin taşıyan çok sayıda eser ve kalıntı bulunmuştur. M.Ö. 670 yıllarında Paflogonların’da Kızılırmak vadisinde yaşadıkları bilinmektedir.
M.Ö. 6. yy’da Lidyalıların eline geçen bölgeyi M.Ö. 546 da Persler istila etmiştir. İkiztepede Helenistik döneme (M.Ö. 330-30) ait bir anıt mezarda bulunmaktadır.
Bu bölge M.Ö. 47’de önce Roma, sonrada Bizans egemenliğine girmiştir.
1071 Malazgirt savaşından sonra Selçukluların eline geçen Bafra’ya 1214 yılında Anadolu Selçuklu Hükümdarı İzzettin Keykuvas Türkmen aşiretlerini yerleştirmiştir. 1243’de başlayan Moğol istilaları Selçuklu İmparatorluğunun yıkılması ve Türk beyliklerinin kurulmaya başlamasına neden olmuştur. İşte bu dönemde bölgede küçük bir Selçuklu beyliği olan Bafra Beyliği kurulmuştur. 1460’da ise Bafra Osmanlı hakimiyetine girmiştir.
Bafra adının; Kızılırmağın denize açıldığı yerde (M.Ö. 521 yıllarında Fenikeliler zamanında) ticaret gemilerini yanaştığı koylara kurulan, ticaret evlerine, Bafira denilmesinden geldiği sanılmaktadır.
Bafra İlçesi Osmanlı İmparatorluğu devrinde Trabzon iline bağlı Canik Sancağına ait bir yerdi. Hangi tarihte kaza merkezi olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Salname kayıtların göre 1854 yılı sonlarında kaza merkezi olduğu anlaşılmaktadır.
İmparatorluk zamanında 1876 harbinden sonra Kırım’dan Bafra’ya çok sayıda Türk gelmiştir. Daha sonraları çıkan Balkan ve I. Dünya savaşları Türk halkının azalıp, fakirleşmesinin, azınlık olmalarına rağmen Rum ve Ermenilerin iktisadi hayatı ellerine geçirip zenginleşmelerini sağlamıştır.
Bundan dolayı cesaretlenerek Rum- Pontus imparatorluğunu kurma hevesine kapılan Ermeni ve Rumlar mavri mira cemiyetini kurmuşlardır. Fakat 1919’da Milli Mücadelenin başlamasıyla bu amaçları gerçekleşmemiş, daha sonra Batı Trakya’daki Türklerle değiştirilmişlerdir.
Bafra, Cumhuriyetin kurulmasından bu yana idari Teşkilatta Samsun ilinin büyük bir ilçesi olarak yerini muhafaza etmiştir.

COĞRAFYASI
Bafra Karadeniz’e 20 km. uzaklıkta, denizden yüksekliği 20 m olan ve Kızılırmak’ın biriktirdiği birikinti ovası üzerinde kurulmuş; bir ilçemizdir.
İlçe doğusunda ve kuzeyinde Karadeniz, batısında Alaçam, güneyinde Kavak ilçeleriyle çevrilmiştir. Yüz ölçümü 175.000 hektar. Samsun’a uzaklığı 51 km. dir.
Kızılırmak deltasını kaplayan Bafra ovası güneyde dağlarla çevrilidir. Bunlardan en yükseği 1224 m ile Nebyan dağıdır. Bu dağlar Canik Dağlarının uzantılarıdır. Bafra’nın en büyük, Türkiye’nin ise en uzun akarsuyu Kızılırmak bu dağları derin bir vadi ile geçerek ovaya ulaşır. Bafra ovası tamamen Kızılırmak tarafından oluşturulmuştur. Irmağın denize yakın kısımlarında birçok göl oluşturmuştur. Nebyan dağının etekleri ise yayla durumundadır.
Kızılırmak’ın uzunluğu 1151 km’dir. Sivas’taki Kızıl Dağ’dan doğar, Orta Anadolu’da geniş bir yay çizerek Bafra’dan denize dökülür. En çok Nisan ve Temmuz dönemlerinde su taşır.
Kızılırmak’ın denize döküldüğü yerde oluşmuş göller, ırmağın her iki yakasında da yeralır. Batıdaki göl Karaboğaz, Doğudaki ise balık gölleridir. Doğu yakada yeralan göllerin başlıcaları şunlardır; Dutdibi, Liman, Hayırlı, Çernek, Uzungöl, Tombul göl, İnce göl. Göllerin çevresi sazlık ve bataklıktır. Ancak , ormanlık alanlarda göze çarpar.

EKONOMİ
Tarımsal üreten ve tarım ürünlerinin pazarlanmasına dayalı bir ekonomi gelişmiştir.Kızılırmak deltasının sulakalan çevresinde yaşayan insanların ise temel geçim kaynakları tarım, hayvancılık, balıkçılık ve sazcılık gibi etkinliklerdir.
Kızılırmak Deltası Türkiye’nin önemli tarım alanlarından birisidir ve yoğun olarak sebze tarımı yapılmaktadır. Deltanın sulakalan çevresinde ise daha çok çeltik ve hububat üretilmektedir.
İlçede hayvancılık genellikle sulakalan çevresindeki köylerde yapılmaktadır. İlçede Balıkçılıkta oldukça gelişmiştir. Balık göllerinde tutulan balıklar iç piyasada tüketilirken; 1985 yılında yetiştirilmeye başlanan kerevitin hemen hemen tamamı yurtdışına satılmaktadır.
Sanayi alanındaki faaliyetlerde başta Tütün olmak üzere oldukça gelişmiştir. İlçedeki Tekel yaprak Tütün Merkez İşletme Müdürlüğü tütünlerin bakım ve işletmesini gerçekleştirir.
Bölgede 1 Tekel, 6 Konfeksiyon-Tekstil, 35 Orman ürünleri, 8 un- kepek, 2 Balıkunu-yağı işletmesi, Ayrıca; Tuğla, Damper, Tanker, Soba, Mibzer, Zirai Aletler Donduma üretimi yapan işletmelerde mevcuttur. Bu alanlarda toplam olarak yaklaşık 3000 kişi istihdam edilmektedir. Bunların dışında diğer imalat ve montaj sanayi dallarından oluşan bir de küçük sanayi sitesi vardır. Bafra’da bir de Kızılırmak üzerinde elektrik üretim ve sulama amaçlı Altınkaya Barajı ile Derbent Barajları bulunmaktadır.
Ulaşım:Bafra Samsun’un 51 km batısında, Samsun-Sinop Devlet Karayolu üzerindedir. Her gün her saat Samsun’dan Bafra’ya araç bulmak mümkündür. Ulaşım problemi kesinlikle yoktur.

KALELER
Bafra’da Martı Kalesi ve Asar Kale olmak üzere iki kale kalıntısı vardır. Bunlardan Martı Kalesi harabe halindedir. Helenistik döneme aittir.
Asar Kale’de harabe halindedir. Kızılırmak vadisinde Ağsar köyünde bulunan kale M.Ö. 1000 yıllarına tarihlenmiştir.
Paflagonya Kaya Mezarları: (M.Ö. 700) da, Asar Kalesinin olduğu bölgede Kızılırmak vadisinde dikkat çeken tarihi yapılardır.

CAMİLER
Büyük Cami (1670), Tayyar Paşa Cami (1869), Çarşı Cami(1865), Nuri İbrahim Cami (1887), Şeyhören Türbesi.
Bafra’nın doğusundan batısına 60 km’lik bir kıyı şeridine sahiptir. Bu deltada balık gölleri, kıyı kumulları, çorak adalar, kuru ve su basar çayırlar, sazlıklar, çamur düzlükleri ve tarım alanları yeralır. Kızılırmak Deltası uzun yıllardan beri kuş varlığı açısından son derece önemli bir yer olarak bilinmektedir. Deltanın sahilleri denize girmek ve güneşten yararlanmak isteyeler için idealdir.
İlçenin 20 km kuzey batısında Kızılırmak’ın iki yakasında yeralırlar. Bu göller irili ufaklı 33 parçadan oluşur. Göllerden bazıları; Karaboğaz Gölü, Balık Gölü, Liman Gölü, Dut dibi Gölü, Uzungöl, Hayırlı Göl, İnce Göl, Çernek Gölü, Tombul Göldür. Çevresi sazlık ve bataklık olan bu bölge, kuş gözlemciliği açısından dört mevsim çok önemli bir potansiyele sahiptir. Bu bölgemiz ülkemizin en önemli sulak alan eko-sistemlerinden birini oluşturur

SAMSUN ÇARŞAMBA İLÇESİ

Çarşamba, Orta Karadeniz Bölümü’nde Samsun iline bağlı olan ilçe. Merkez bucağı dışında 1 bucak; 105 köyü vardır. Merkezi Samsun’un 33 km doğusundadır.
Yeşilırmak’ın çarşamba ovası’na çıktığı yer yakınında, ırmağın iki yakasında kurulmuş olan ilçe merkezinin adıdır. Çarşamba yöresi MÖ. 4000 lerden itibaren bir yerleşim merkezidir ve Hitit, Frig egemenlikleri altında kalmıştır Grek kaynaklarına göre MÖ 8. yüzyılda Amazonların (Kadın savaşçıların ) yaşadığı rivayet edilmektedir Selçuklu döneminde Rüknettin Süleyman Şah tarafından yönetilen yöre Selçuklu imparatorluğunun dağılmasından sonra Canik beylerinden Taceddinoğulları tarafından yönetilmiştir Çarşamba Canik beylerinin merkezi durumundaydı,1071 Malazgirt savaşından sonra Porsukoğulları tarafından yönetilmiştir.

1428 yılında ise Osmanlı İmparatorluğuna katılmıştır. Büyük önder Atatürk ilçeyi 20.09.1924 ve 24.11.1930 da olmak üzere iki kez ziyaret etmiştir,Geniş, verimli ve sulak topraklara sahip olan ilçe, hertürlü tarım ürününün yetiştirilmesi mümkündür Günümüzde çeşitli tarım ürünleri (Soya, mısır, şekerpancarı, Her türlü yaş sebze ve meyve) yetiştirilen ve son yıllarda sebze ve meyve fiyatlarının üretimin maliyetini karşılayamaması ana pazar olan Marmara bölgesine uzaklığı sebebi ile daha verimsiz ve engebeli arazilerde yetiştirilmesi mümkün olan Fındık üretimine yönelinmiştir,İlçede fındık üretimine dayalı sanayi gelişmiş Tarım ürünlerinde önemli oranda ihracata dayalı Fındık kırma tesisleri bulunmaktadır,Aynı zamanda mavi akım doğalgaz hattının Rusya’dan karaya çıktığı yer Çarşambanın Demirli köyüne bağlı durusu mevkiidir TarihiÇarşamba’nın ne zaman kurulmuş olduğuna dair kesin bilgiler yoktur. Ancak Yeşilırmak ovası merkezinde kurulu olan ilçenin M.Ö. 4000’lerden bu güne bir yerleşme merkezi olduğuna dair görüşler vardır.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında da idari teşkilatta önemli bir ilçe olarak yerini almış olan Çarşamba’da Cumhuriyetten sonra 1925’de Belediye teşkilatı kurulmuştur.

COGRAFYA
İlçe Samsun-Ordu karayolu üzerinde ve Yeşilırmak’ın iki yakasında Çarşamba ovası üzerinde kurulmuştur. Doğusunda Terme, batısında Tekkeköy, Kuzeyinde Karadeniz kıyıları, Güneyde ise Ayvacık ve Salıpazarı ilçeleri ile sınırlanmıştır.
Bafra gibi Çarşamba’da Yeşilırmak’ın biriktirdiği birikinti ovasıdır. Yeşilırmak ovayı ikiye bölmektedir. Canik dağlarının uzantısı olan dağlar ilçenin güneyinde kalmaktadır. Ormanlarla kaplı olan bu alanlardan denize kadar uzanan sadece çaltı burnundaki ormanlık alanlarıdır. Türkiye’nin büyük akarsularından olan 416 km. uzunluğundaki Yeşilırmak ilçenin en büyük akarsuyudur. Sivas’taki Köse Dağlarından (2801m) doğar, Canik dağlarını aşarak Çarşamba ovasına ulaşır, Civa burnundan Karadeniz’e dökülür.
Yeşilırmak’ın denize yakın kısımlarında delta gölleri oluşmuştur. Sahilde yer alan bu göller; Dumanlı gölü, Akarcık gölü, Akmaz gölü, Kocagöldür. Diğer göller ise ırmak yatağının değişmesi sonucu oluşmuş göllerdir. Bunlar; Sazlıkgölü, Çilme gölü, Körırmak gölüdür. Göllerin çevresi sazlık ve bataklıkla çevrilidir.

EKONOMİ
Çarşamba ilçesi Yeşilırmak’ın oluşturduğu verimli delta ovası üzerinde kurulmuştur. Halkının büyük bir kesimi tarımla uğraşmaktadır.
Yeşilırmak’ın suladığı ova tarıma son derece elverişli topraklarla kaplıdır. İlçede tarım Türkiye’ye üretim yapacak kadar gelişmiştir. Yetiştirilen ürünler; buğday, arpa, çeltik, fasulye, soya fasulyesi, nohut, şeker pancarı, ay çiçeği, şeftali, fındık ve elma başta olmak üzere çok çeşitlidir.
Samsun mısır üretiminde Türkiye’deki üretimin % 39’unu sağlarken mısırın çoğunu Çarşamba ilçesinden elde eder.
İlçede yılda ortalama 42.346 kg. tütün yetiştirilmektedir. Ayrıca; şeker fabrikasının üretime başlamasıyla şeker pancarı da yetiştirilmeye başlanmıştır.
Şeker fabrikasının açılması özellikle köylerde büyük ve küçük baş hayvancılığın gelişmesine yol açmıştır.

Ekime ve dikime elverişli alanların geniş olması; çiftçilerin verimli alanlarda sebzecilik yapmalarına olanak sağlamıştır. İlçede özellikle ; domates, biber, patlıcan, salatalık, taze fasulye vb. sebzeler yetiştirilerek, toptancı sebze halinde ihtiyaç duyulan illere sevk edilmek üzere pazarlanmaktadır. Çarşamba’da sanayi alanında da gelişmeler kaydedilmektedir. Özellikle yörede üretilen fındığı işleyerek; Almanya, A.B.D., Suudi Arabistan, Hollanda, Belçika, İsviçre, Birleşik Arap Emirlikleri, İtalya gibi ülkelere ihraç eden özel sektöre ait üç fındık kırma fabrikası vardır. Yine deniz ürünlerini işleyerek Fransa’ya ihraç eden özel sektöre ait iki küçük fabrika mevcuttur.
Ulaşım:Çarşamba Samsun-Ordu Devlet Karayolu üzerinde olup, Samsun’a uzaklığı 37 km.dir. hiç ulaşım sorunu olmayan Çarşamba ilçesine Samsun İl Merkezinden demiryolu bağlantısı da 1926 yılından beri devam etmektedir.

Tarihi ve Kültürel Değerler:İlçede ilk Tunç Çağı yerleşmeleri olan; Tepecik, Kilise Tepe, Tünbütepe Höyükleri vardır.
Çarşamba ilçe merkezi doğuyaka mezarlığı içinde yeralan Göğceli Cami Anadolu ahşap mimarisinin en güzel örneklerinden birini oluşturmaktadır. 1206 yıllarında yapıldığı tahmin edilen camiye 1335 yılında revak kısmı ilave edilmiştir. Cami tamamen ahşap olup, tekkatlıdır. Dış kısmı çok kalın ve yaklaşık 25 m. uzunluğundaki kalasların birbirine geçirilmesi ile yapılmıştır. Caminin en önemli özelliğinden biri yapımında hiç metal çivi kullanılmamış olmasıdır. Caminin etrafındaki mezarlık garipler mezarlığı olarak bilinmektedir. Cami tescil edilmiş tarih eserler kapsamındadır.
Çarşamba’da Osmanlılar döneminden kalma camiler de vardır. Bunlar; Rıdvan Bey Camii (1781), Abdullah Paşa Camii (1847), Değirmenbaşı Camii (1916), Yeni Keten Camii (19. yy sonları), Kanarya Camii’dir. Ayrıca Yaycılar Köyünde de 1619 tarihlerinde yapıldığı tahmin edilen yine ahşaptan Şeyh Habil Camii yer alır.1931 yılında yapılmış, Çarşamba Köprüsü de, Cumhuriyet döneminin ilçeye en önemli armağanı olarak hala hizmet vermektedir.
Gezi ve Mesire Yerleri:Çarşamba ilçesi geniş ovalık alanları, Yeşilırmak ve çevresindeki doğal güzellikleriyle gezip görmeye değer yörelerimizdendir.
İlçe, Terme ilçesi sınırlarından başlayıp, Tekkeköy ilçesi sınırlarına kadar uzanan sahilinde; Civa burnu istikametinde ilçe merkezine 10-12 km uzaklıktaki, ince kumlu plajları ve doğal gölleriyle dikkat çeker.

SAMSUN HAVZA İLÇESİ

Havza’nın doğusunda yeralan Lerdüge tümülüslerinde yapılan arkeolojik araştırmalar ilçenin tarihinin M.Ö. 100 yıllarına kadar uzandığını göstermektedir.
Havza’nın doğusunda yeralan Lerdüge tümülüslerinde yapılan arkeolojik araştırmalar ilçenin tarihinin M.Ö. 100 yıllarına kadar uzandığını göstermektedir.
Havza’da Romalıların ve Bizanslıların yaşadığı da bilinmektedir. Eski tarihçiler ilçedeki şifalı suların o dönemlerde çok meşhur olduğunu hatta Romalıların buraya (Thermee) Phoseemeomitarem adını verdiklerini belirtmişlerdir.
Kasaba şifalı suları nedeniyle yıllarca büyük krallar ve beyler arasında el değiştirmiştir.
Adını 1156’da Amasya hükümdarı olan Kavz Han’dan almıştır. Kavz adının 1245 tarihinde Selçuklu hükümdarlarından Sadi Paşa tarafından Havza olarak değiştirildiği ileri sürülmektedir. Beylikler döneminde Havza Canik Beylerinden Taşanoğulları tarafından idare edilmiştir.
Osmanlılar ülkede birliğin sağlanması için beyliklerin kendi egemenliğine girmelerini amaçlamıştır. Bu amaçla Amasya valisi II. Murat, Yögüç Paşayı görevlendirerek, Taşanoğullarının egemenliğindeki Havza yöresini Osmanlı egemenliği altına almıştır. Böylece Havza 1430 tarihinde Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Osmanlılar döneminde Amasya iline bağlı olarak yönetilen Havza 1882 tarihinde ilçe haline getiriliyor. 1926 yılında ise Samsun’a bağlanıyor.
Coğrafi Konumu:
Samsun’a uzaklığı 86 km. olan ilçenin kuzeyinde Bafra Güneyinde Amasya’nın Suluova ve Merzifon , batısında Vezirköprü, doğusunda Lâdik ve Kavak ilçeleri yer alır. Bu dağların etekleri yayla konumundadır. En önemli Akarsuları; Tersakan, Derinöz ile İstavruz’dur.

EKONOMİ
Havza’nın ekonomisinde tarım hakimdir. Buğday ve şeker pancarı tarımsal üretimde en ön sırayı alır.
İlçenin köylerinde hayvancılık yaygın olarak yapılmaktadır.
Dağlarla çevrili ilçede orman alanları geniş yer kaplar. Özellikle Orman köylerinde yaşayan halk geçimini büyük ölçüde orman ürünlerinden sağlamaktadır.
Havza ekonomisinde turizmde önemli bir yere sahiptir.
Ayrıca ilçede çok sayıda un fabrikası faaliyet göstermekte, elde edilen unlar çeşitli illere gönderilmektedir. Eski ve Yeni Çeltek denilen mevki de ise Linyit kömürü çıkartılan ocaklar vardır.

ULAŞIM
Havza, Samsun-Ankara Devlet Karayolu üzerinde kurulmuş bir ilçemizdir. Samsun’a uzaklığı 86 km. dir. Samsun’dan Havza’ya ulaşım problemi yaşanmamaktadır. Her gün her saat araç bulmak mümkündür.
Kaplıcalar
Havza’da turizm faaliyetlerinin büyük bir bölümü termal turizme dayanmaktadır. Kaplıcalar yaklaşık 2000 yıldan beri kullanılan tarihi sağlık tesisleridir. Şifalı suları bulunan ilçeye eski çağlardan beri bazı hastalıkların tedavisinde yaradığı için çevreden hatta bütün Anadolu’dan çok sayıda insan gelmektedir.
Diğer bir deyişle Havza’da daha çok sağlık, dinlenme ve temizliğe dayalı turizm söz konusudur.

Havza’nın içerisinde Samsun-Ankara yoluna yaklaşık 1 km. uzaklıkta bir tepenin eteğinde beş kaplıca bulunmaktadır. Bu kaplıcaların üçü eski tarihlerde yapılmış; Aslanağzı- Kızgözü; Şifa ve maarif hamamları; diğer iki tanesi ise MTA’nın araştırmaları sonucu 1986 yılında bulunan ve çıkarılan sıcak suyun değerlendirilmesi amacıyla sonradan yapılmış modern Türk Hamamı, Lokman hekim Hamamıdır.
Havza kaplıcalarının şifalı suları; çeşitli romatizma, kırıkçıkık, sekelleri ve mevzi ağrıları, sinir, mide, bağırsak, metabolizma, kansızlık gibi hastalıklara iyileştirici etki yapmaktadır.

Havza kaplıcaları Turizm Bakanlığı tarafından Termal Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir. Milli Mücadele yıllarında Atatürk Havza’ya geldiğinde, şifalı kaplıcalardan faydalanma fırsatı da bulmuştur.
Gezi ve Mesire Yerleri:
Çevresinde ve ülke çapında böylesine meşhur kaplıcalara sahiptir. Havza’nın etrafı Ormanlarla kaplanmış dağlarla çevrilidir. Bu nedenle yakın çevresinde piknik ve mesire alanı oldukça fazladır.

SAMSUN KAVAK İLÇESİ

Tarihi: Kavak ilçesinin tarihi oldukça eskidir. İlçe merkezinin kuzeyine kalan kaledoruğu Höyüğünde 1942 yılında yapılan araştırmalarda M.Ö. 3500- M.Ö. 2000 yıllarına ait eserlere rastlanılmıştır. Bu verilere göre Kavak İlk Tunç Çağından bu yana yerleşim yeridir. Kaledoruğu höyüğünde Genç Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserler rastlanması ise bu yerin hem yerleşim özelliğini, hem de burada yerleşim sürekliliğini göstermektedir.

Hititlerin egemenliğinden sonra Kavak, M. Ö. 1200’lerde Friglerin, M.Ö. 7. yy. da Milletlilerin egemenliği altına girmiştir. M.Ö. 333 yılında Pontusların elinde olan Kavak’a daha sonra Romalılar hakim olmuştur.
Daha önce Yahudiliği tanıyan halk, I.yy da İsanın havarilerinden AzizAndre ve Pier’in bölgeye gelmesiyle Hıristiyanlıkla tanışmıştır. Müslümanlar Abbasiler döneminde (750-1258) Malatya-Tokat üzerinden Karadeniz kıyılarına uzandılar ve İslam dinini burada tanıttılar.
1071 Malazgirt Savaşından sonra Selçuklular döneminde Rükneddin Süleyman’ın Tokat meliki olduğu zaman bölge Selçukluların eline geçti.
Osmanlılar döneminde ise Yıldırım Beyazıt Han Anadoluda birliği sağlamak için bölgeyi İsfendiyaroğullarından almıştır.
1418 Çelebi Mehmet döneminde ilçe tamamen Osmanlıların eline geçti. Kavak’ın bundan sonraki tarihi Osmanlı tarihi içinde gelişimini sürdürmüştür.
1518 tarihli bir Osmanlı Tapu defterinde Kavak’ın Samsun Sancağına bağlı bir karye (köy) olduğu görülmüştür. 1839 yılında merkez ilçeye bağlı bucak olmuştur. 1934 yılında da Bucak teşkilatı ilçe Teşkilatına çevrildi.

COĞRAFYASI
Samsun- Ankara, karayolu üzerinde kurulmuş, Samsun iline bağlı bir ilçedir. Samsun’a uzaklığı 51 km. olan Kavak : Doğusunda Asarcık, Batısında Havza, Kuzeyinde Samsun ve Bafra, Güneyinde Ladik ilçeleriyle çevrilidir.
Denizden yüksekliği 600 m. olan ilçe engebeli bir arazi yapısına sahiptir. En yüksek dağı Hacılar Dağıdır. İlçenin en önemli akarsularından Murat ırmağı bu dağlardan doğar, ilçenin doğal gölü olmasa da sulama amacıyla yapılan göletleri vardır.

EKONOMİ
Kavak ilçesinin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Tarım alanında en çok buğday, mısır, yulaf, arpa gibi tahıl ürünleri yetiştirilir. Ayrıca, şekerpancarı, tütün, patates ekimi de yapılmaktadır.
Yüksek kesimlerdeki köylerde yaşayan halkın geçim kaynağı ise büyük ölçüde orman ürünleridir.
İlçede sanayi ise genellikle kireç, tuğla ve kiremit üretimi şeklinde gelişmiştir. KÖY-TUR A.Ş. Tavuk Üretim Tesisleri de ilçedeki önemli ekonomik kuruluşlardandır.
Ulaşım:
Kavak Orta Karadeniz’i İç Anadoluya bağlayan Samsun-Ankara Devlet Karayolu üzerindedir. Samsun’a uzaklığı 51 km. olan ilçeye ulaşım kolayca sağlanabilmektedir.

SAMSUN LADİK İLÇESİ

Ladik ilçesinin tarihinin M.Ö. 3000 – M.Ö. 2000 yıllarına kadar uzandığı tahmin edilmektedir. Ladik’in Hititler devrinde de yerleşim yeri olarak kullanıldığı çevrede yapılan arkeolojik kazılardan anlaşılmıştır. Kaledoruğu yerleşim yerinde Hitit kültürünün izlerine rastlanmış olması da bunu göstermektedir. M.Ö. 131 yılında Pontus kralı VIII. Mitridat’ın karısı Veodikya Ladik İlçesine kurmuştur. Bir rivayete göre Veodikya adının zamanla halk dilinde değişerek Ladik olduğu ve ilçenin adının buradan geldiği ileri sürülmektedir.
Romalıların (M.Ö. 71 – M.S. 395) Pontusluları yenmeleri ile bölge Romalıların hakimiyetine girmiştir. M.S. 395’de Roma doğu ve batı olarak ikiye bölününce Ladik Doğu Roma (Bizans), imparatorluğunun sınırları içinde kalmıştır.
İslam uygarlıkları döneminde (705) Arapların eline geçen bölge 1071 Malazgirt Savaşından sonra Selçukluların eline geçmiştir. 1075’de Alparslan’ın komutanlarından Melik Ahmet Danişment Gazi Amasya ve çevresine egemenliği altına aldı. Bir rivayete göre de ilçe adını komutanın kızı İleduk ve İldük Hatun’un isminden almıştır.
Selçukluların parçalanmasıyla kurulan Anadolu Beylikleri zamanında Ladik Kabatoğullarının hakimiyetine girmiştir. Osmanlılar ise Ladik’i 1428’de kesin olarak topraklarına katmışlardır.
Ladik Cumhuriyet dönemine kadar Sivas Sancağına bağlı Amasya Vilayeti sınırları içinde bulunmuştur. Cumhuriyet kurulduktan sonra Amasya iline bağlı olan Ladik ilçesi 1925’de Samsun’a bağlanmıştır.

COĞRAFYASI
Samsun’un güneyinde yer alan Ladik ilçesi kuzeyinde Kavak, güneyinde Suluova, doğusunda Taşova ve batısında Havza ilçeleri ile çevrilidir.
Kuzey Anadolu sıradağlarının batıya doğru alçaldığı ve geçit verdiği bir alanda, Akdağ’ın kuzey eteklerinde kendi ismini alan geniş bir ova kenarında kurulmuştur.
İlçenin akarsularından Tersakançayı Yeşilırmak’ın bir kolunu oluşturur. Ladik gölünden çıkarak batıya, oradan güneye, daha sonra doğuya doğru kıvrılarak Yeşilırmak’la birleşir. Bu akış seyrinden dolayı adını Tersakan çayı olarak kalmıştır.
İlçe merkezinin 10 km. doğusunda yeralan Ladik Gölü, Akdağ’dan inen akarsularla beslenir.

EKONOMİ
İlçenin ekonomisi genellikle tarıma dayanmaktadır. Yaygın olarak buğday, arpa, yulaf, mısır, şekerpancarı ve ayçiçeği yetiştirilmekte, bunların yanısıra bağ – bahçe sebzeciliği de yapılmaktadır.
Ladik’in yayla durumunda olması hayvancılığın da gelişmesini sağlamıştır. Başta küçük baş hayvan yetiştiriciliği olmak üzere, büyük baş hayvan yetiştiriciliği, küçük çapta da olsa balıkçılık ve arıcılık da yapılmaktadır.
İlçede çok eski yıllardan beri yapıla gelen dokumacılık günümüzde de modern araçlarla devam etmektedir. Eskinin tahta tezgâhların yerini bugün trikotaj makinaları almıştır. Bu makinalarla fanila ve kazak örgücülüğü yapılmaktadır. Kırsal kesimde ise halı dokumacılığı teşvik edilmiştir. Birçok köyde kurulan halı tezgâhlarında Hereke tipi halılar dokunmaktadır.
Ladik gölü civarındaki köylerin hemen, hemen hepsinde kamıştan hasır örücülüğü yapılmaktadır. Bu hasırlar Güney Anadolu ve İstanbul bölgesine satılmaktadır.
İlçedeki en büyük sanayi kuruluşu Çimento fabrikasıdır. Bir de küçük sanayi sitesi bulunmaktadır.
Ulaşım:
Samsun’a 82 km. uzaklıkta olan ilçenin ulaşım problemi yoktur. Samsun’dan Ladik’e her zaman araç bulmak mümkündür.

SAMSUN ON DOKUZ MAYIS İLÇESİ
Ondokuzmayıs İlçesinde Dağköy ve Yörükler beldeleri civarında yapılan arkeolojik kazılarda M.Ö. ki yıllara ait yerleşmeler olduğu saptanmıştır.
Dağköy’de ortaya çıkarılan mezarın M.Ö. 47 yılların ait olduğu sanılmaktadır. Yörükler beldesinde bulunan hamamın ise Cenevizliler ve Romalılar dönemine ait olduğu rivayet edilmektedir.
Milattan önceki yıllardan beri yerleşim yeri olarak kullanılmış ilçe toprakları Çelebi Mehmet Döneminde Osmanlı hakimiyetine giriyor. İlçenin ilk Türk ahalisi Orta Asyadan göç eden Türkmenlerdir. Daha sonra 93 harbi (1877-1878) sırasında Kafkasya ve Dağıstandan göç edenler yerleşmişlerdir. Yine Balkan Savaşları sonunda Avrupa’dan gelen Osmanlı Türkleri 1913 yıllarında 19 Mayıs’a gelerek çevre köylere yerleşmişlerdir. İlçeye Kurtuluş Savaşı sonrasında Selanikten mübadele yoluyla gelenler, Doğu Karadeniz’den gelenler, Alaçam’dan gelenler olmuştur.

COĞRAFYASI
Ondokuzmayıs İlçesi Samsun’a 33 km. uzaklıkta, Samsun-Sinop Devlet karayolu üzerindedir. Kızılırmak nehrinin meydana getirdiği delta ovasının doğu ucunda yer alan ilçenin denizden yüksekliği 10 m. dir. İlçe merkezinin kuzeyinde kalan topraklar Kızılırmak’ın oluşturduğu Ovanın bir bölümünü teşkil eder. Bu alanda Balık Göllerinin bir kısmı bulunmaktadır. Ondokuzmayıs doğusunda Samsun, batısına Bafra, kuzeyinde Karadeniz, güneyinde Samsun ve Bafra ilçeleri ile çevrilidir. En yüksek yeri Nebyan Ormanlarının bulunduğu güneyindeki tepedir.

EKOMOMİSİ
İlçede tarım, hayvancılık ve balıkçılık gelişmiş durumdadır. Tarım ürünleri arasında fındık, mısır önemli yer tutar. Balıkçılık denizden başka balık göllerinde de yapılmaktadır.
Ondokuzmayıs ilçesinde Cevizcilik ve Arıcılık projeleri uygulanmaya konulmuş ve ekonomik açıdan önemli katkılar sağlayan faaliyetler haline gelmiştir. Ayrıca yapılan el dokuması kilimler, çoraplar vb. gibi eşyalar ilçe ekonomisinde küçükte olsa biryer tutmaktadır. Balık gölleri civarında yapılan hasır örücülüğü de ekonomik faaliyetler arasında sayılır.
ULAŞIM
Ondokuzmayıs İlçesi Samsun- Sinop Devlet karayolu üzerinde yeralmaktadır. Bu nedenle ulaşım problemi yoktur. Samsun’dan Ondokuzmayıs ilçesine hergün, her saat araç bulmak mümkündür. İlçenin Samsun’a uzaklığı 33 km dir.
Tarihi ve Kültürel Değerler:
Yörükler Tümülüsü: Yörükler belediyesinin yakında bulunan tümülüs Roma döneminin kültürünü yansıtmaktadır.
Yörükler Hamamı: Yörükler belediyesinde ve Balıkgölünün yakınında yeralan hamam 19 yy. Osmanlı eseridir.
Şeyh Bek Türbesi: Orta Asyadan ilçeye Türkmenlerin göç ettiği dönemde yapılmış bir türbedir.

GEZİ VE MESİRE YERLERİ
İlçenin güneyinde yeralan en yüksek tepesindeki Nebyan Ormanları ve çevresi gezi ve mesire yeri olarak ideal olması yanında, ilçede yapılan yayla şenliklerine de mekan oluşturmaktadır.
İlçenin kuzeyindeki Yörükler mevkiinde ise bölgenin en teniz denizi ve kumu yeralmaktadır.
Ondokuzmayıs ilçesinin Kuzeyde Karadeniz kıyısında kalan toprakları Kızılırmak Deltası’nın doğu ucudur. Bu bölgede Balık Göllerinin bir bölümü yeralır. Bu göler ve çevresindeki sazlık ve bataklık arazi deltanın Sulak alanlarının bir kısmını oluşturur. Kızılırmak Deltası barındırdığı kuş varlığı ile ülkemize uluslararası platformda prestij sağlayacağı gibi, doğa turizmi, çevre eğitimi, bilimsel araştırma vb. gibi konularda çok büyük bir potansiyel oluşturmaktadır.

SAMSUN SALIPAZARI İLÇESİ

Terme ve Çarşamba ilçelerinde Alanyaykın, Düzköy ve Bereket köylerinin birleşmesiyle 1973 yılında Belediye olmuştur. 1987-88 yıllarında da ilçe teşkilatı kurularak Samsun’a bağlanmıştır.
I. Dünya savaşından önce yörede Türk köylerinin yanında Rum, Ermeni ve Gürcü nüfusunun yaşadığı bilinmektedir. I. Dünya savaşı sırasında özellikle Ermeni çeteleriyle Türk halkı arasında çatışmalar yaşanmıştır. Ancak; Türk halkının mücadelesi sonunda Ermeniler bölgeyi terketmek zorunda kalmıştır.

COĞRAFYASI
Samsun’a uzaklığı 54 km. olan ilçenin, Güneyi Erbaa ve Akkuş, Doğusu Terme, Batısı Ayvacık, Kuzeyi ise Çarşamba ilçeleriyle çevrilidir. Salıpazarının denize kıyısı yoktur.
İlçenin kuzeyi düzlük, güneyi engebelidir. Yeşilçay ve Terme çayı ilçe merkezinde kesişmektedir. Bu çaylar üzerinde üç köprü vardır. Salıpazarı ile Gökçeli köyünü Kurt köprüsü, Yavaşbey köyünü ise Maviren köprüsü birbirine bağlar.

EKONOMİ:
İlçe ekonomisi tarıma dayanmaktadır. Halkın büyük çoğunluğu tarımla uğraşmaktadır. Tarım ürünü olarak Fındık, Çilek, Çeltik yaygın olarak yetiştirilir. İlçede hayvancılıkta gelişmiştir.
Dağlık bölgedeki köylerde sepet, kaşık ve çeyiz sandığı gibi ürünler yapılmaktadır.
Ulaşım:
Samsun’dan Salıpazarına ulaşım Çarşamba ve Terme ilçeleri üzerinden olmaktadır.
Tarihi ve Kültürel Değerleri:
Garpu Kalesi: Cevizli – Konakören köyleri arasında yeralmaktadır. M. Ö. 7. yy’a ait olduğu ileri sürülmektedir. Bir rivayete göre Amazonlara aittir. Klasik anlamda bir kaleye benzememektedir. Giriş kapısı kayadan oyularak, yukarı çıkma merdivenler ise kayaları yontmak suretiyle yapılmıştır. Kalede üzeri taşla kapatılmış iki kuyu bulunur.
Değirmen: Gökçeli mahallesinde 500 yıllık bir değirmen vardır. Kesme taştan yapılmış olan kemeri hala yıkılmamıştır. Bugün yine un değirmeni olarak faaliyet göstermektedir.
Cami: Çatak Ahmet Ağa köyündeki (Gökçeli Mh.) 105 senelik bir camidir. Ayrıca Yeşilköyü, Kayadibi, Kızılot köylerinde de 300 – 400 senelik ahşap camiler vardır.
Türbeler: Samzama kadem ve Topal Hacı türbeleri vardır. Halk tarafından çok saygı gösterilip, evliya kabul edilen kişilere aittir.
Gezi ve Mesire Yerleri:
Alan, Karacaören ve Kestanepınar köyleri çatağında Alabalık üretme tesisleri çevresi, Hasan Tekkesi civarı, Yeşilköyü yolundaki Adacık, Terme yolundaki Çobandüzü mevkileri piknik ve mesire alanı olarak ideal yerlerdir.
İlçedeki yemyeşil bir bitki örtüsü hakimdir. Salıpazarı ilçe merkezindeki 200 yıllık çınarlar gölgesin de dinlenmek için ideal bir mekan oluşturmaktadır.

SAMSUN TEKKEKÖY İLÇESİ

Tekkeköy ve civarında yapılan araştırmalar sonucunda paleolitik dönemden itibaren yerleşimin varolduğu öğrenilmiştir. Tekkeköy’ün hemen güneyinde yer alan bu yerleşim M.Ö. 600.000 – 10.000lere tarihlenmektedir.
İlçedeki araştırmalarda Hitit dönemine ait katmanlara rastlanmıştır. Friglere ait kalıntılar da bulunmuştur. Yöre M.Ö. 3.yy ortalarında Pontus devletinin sınırları içine girmiş, daha sonra sırasıyla Roma, Bizans ve Anadolu Selçuklu devletinin eline geçmiştir.
Selçuklular Anadoluya geçmeye başladığı zaman Bizans devletinin egemenliği altında olan bu yöreyi Türklere ve İslamiyete açmak için, bölgenin önemini de dikkate alarak büyük Türk velisi Şeyh Zeynüddin’i buraya göndermiş ve bir Tekke kurmuşlardır. Tahminen 1250 – 1330 yılları arasında yaşayan Şeyh Zenüddin kurduğu tekkede yolcuları, düşkünleri,, fakir fukarayı kazan kurarak doyurmuştur. Tekkeköy adının buradan geldiği söylenmektedir. 1399’da Tekkeköy Osmanlı egemenliğine girmiştir. 1402 Ankara savaşından sonra Kubatoğullarının eline geçmiştir. 1419’da Çelebi Mehmet Tekkeköy’ü tekrar Osmanlı topraklarına katmıştır.
Osmanlılar döneminde burada Türkler ve Bizans döneminden kalma Rum halkı barış içerisinde yaşamışlardır. Ancak I. Dünya savaşı sırasında Türk ve Rum halkı arasındaki barış bozulmuştur. Kurtuluş savaşı sonrasında yapılan Lozan Antlaşması gereği buradaki Rum halkı Batı Trakya Türkleriyle yer değiştirmiştir.
Coğrafi Konum:
Samsun – Trabzon karayolunun 13 km.’sinde güneye doğru 1 km. içeride yeralan Tekkeköy Samsun iline bağlı bir ilçedir.
Tekkeköy deresinin kıyı ovasına açıldığı kesimde açılmıştır. İlçe topraklarının üçte birini Çarşamba ovasının devamı oluşturur.

EKONOMİ
Önemli gelir kaynakları arasında tarım ve hayvancılık yer alır. İlçe topraklarının üçte biri Yeşilırmak’ın biriktirdiği verimli delta ovasının devamı olup sulu tarıma elverişlidir. Tütün en büyük gelir kaynağıdır.
İlçede 1944 yılında kurulan Gelemen Devlet üretme Çiftliği’nde yer almaktadır. Karadeniz bölgesinin kaliteli tohumluk ve yem ihtiyacını karşılamak amacıyla 46 bin dönümlük bir araziye kurulmuştur.
İlçe sınırları içerisinde yeralan Karadeniz Bakır işletmeleri, Azot Fabrikası, Kutlu Kent yöresindeki sanayi ve organize sanayi bölgeleri ilçeye ekonomik anlamda hareketlilik getirmiştir.
Gelemen mevkiinde yapılmakta olan hava alanı da hizmete girmiştir.

Ulaşım:
İlçeye ulaşım genellikle karayolu ile yapılır. Samsun’a uzaklığı 14 km.dir. Samsundan Tekkeköye her an araç bulmak mümkündür. İlçeye demiryolu ile ulaşmakta mümkündür.
Tarihi ve Kültürel Değerler:
Tekkeköy Ören Yerleri: Hitit ve tunç çağı dönemlerine ait buluntular ele geçmiştir. Bu buluntulardan; çarkta çekilmiş deve tüyü, al renkli keramikler çoğunluktadır. Burada bulunan mezarların ilk Tunç çağına ait olduğu saptanmıştır. Bu mezarlardan çıkan eşyaların Anadolu da bir benzerine daha rastlanmadığı belirtilmektedir.
Tekkeköy Mağaraları: Kalkolitik dönemi sergileyen yerleşim yerleridir. Bu mağaralar doğal oluşmuş ufak mağaraların genişletilerek ve oyularak iskan edilmesi sonucu meydana gelmiştir.
Şeyh Yusuf Zeynüddin Camii ve Türbesi: Şeyh Yusuf Zeynüddin, Anadolu Selçuklu Devleti zamanında yaşamış büyük İslam velisidir. Gavs-ı Azan Şeyh Abdülkadir-i Ceylani Hazretlerinin torunudur. Camii kendisi tarafından 1285 yılında yapılmıştır. Türbesi ise bu caminin bahçesinde yeralmaktadır.

SAMSUN TERME İLÇESİ

Terme’nin tarihi M.Ö. 1000 yılına kadar inmektedir. Hatta eski tarihçiler M.Ö. 1200 yıllarında şimdiki Terme Çayı kıyısında efsanevi kadın savaşçılar Amazonların yaşamış olduklarını ileri sürmüşlerdir.
Terme adının da, kıyısında Amazonların Themiskyra adlı kenti kurdukları Thermodon (bu günkü Terme Çayı) dan geldiği söyleniyor. İlçenin en eski halkının Gaskalar olduğu sanılmaktadır. Gaskalar Karadeniz kıyısında yaşayan yarı göçebe ve saldırgan bir topluluktur. Hititler Samsuna kadar yayılınca Gaskalarıda yönetimleri altına almışlardır. Türklerin Anadolu’ya hakim olmaya başladıkları, 11.yy’a kadar Terme’ye Hititler, Frigler, Medler, Persler ve Romalılar hakim olmuşlardır. 395 yılında itibaren Terme Doğu Roma (Bizans) hakimiyetine girmiştir.
I Alaatin Keybubat zamanında (1219 – 1236) Terme dahil bütün Karadeniz sahili Anadolu Selçuklularının yönetimine girmiştir. Moğol istilaları nedeniyle dağılan Selçuklu imparatorluğunun topraklarında Türk Beylikleri kurulmaya başlamıştır. Bu dönemde Amasya – Samsun – Tokat – Sivas – Kayseri bölgesinde Eratna Beyliği kurulmuştur. 1381 de Kadı Burhanettin Eratna Beyliğini ele geçirince Terme onun bölgesine bağlanmıştır. Bu arada yörede Canik Beyliği de kurulmuştur. 1389’de Yıldırım Beyazıt Amasya ve Karadeniz kıyılarındaki bütün beylikleri Osmanlı topraklarına katmıştır. Cumhuriyete kadar Terme Canik Mutasarraflığının idaresinde yönelmiştir. I. Dünya savaşı sırasında Terme Eylül 1916’da Ruslar tarafından bombalanmıştır. Milli mücadele döneminde ise Rus ve Ermeni çeteleri tarafından yakılıp yıkılmak istenmiştir. Fakat, Terme halkı bunlarla mücadelesini başarılı şekilde yaptırmıştır.

COĞRAFYASI
Terme Karadeniz Bölgesinin Orta Karadeniz bölümünde denizden 3 – 5 km. içeride kurulmuş Samsun iline bağlı bir ilçedir. Samsun’a uzaklığı 58 km.dir.
İlçenin Kuzeyi’nde Karadeniz, Doğusunda Ünye ve ikizce, güneyinde Akkuş, Batısında Salıpazarı ve Çarşamba ilçeleri yer almaktadır. Kuzeyinde kıyı ovası uzanmakta, güneyinde Canik dağları. En yüksek noktası 450 m.dir. Kara Orman dan doğan Terme Çayı ilçeyi tam ortasından ikiye bölerek Karadenize dökülür. Karadeniz ile Terme ilçesi arasında denize yakın bölgede birbirlerine doğal kanallarla bağlı olan Akgöl ve Simenit (Simenlik) gölleri yer alır. Simenit gölü, Terme Çayı’nın yatağının değişmesi sonucu oluşmuştur. İki gölün da balık varlığı açısından zengin oluşlarının sebebi deniz basmasıdır. Göllerin çevresi sazlık ve bataklıktır.

EKONOMİ
Terme ekonomisinin hemen hemen tamamı tarıma dayalıdır. Bu verimli ovada ünlü Terme pirinci ve fındık yetiştirilmektedir.
İlçede kültür kavakçılığıda oldukça yaygındır. Örneğin, dünyanın ikinci büyük kavak ormanı Terme’dedir.
Bunların yanında, sahil kasabası olması nedeniyle balıkçılık ve diğer deniz ürünleri avcılığı da geçim kaynakları arasında sayılabilir.
İlçede besicilik ve arıcılık gibi ekonomik faaliyetlerde önemli yer tutmaktadır.
Terme’nin en önemli sanayi kuruluşları, ilçede yetiştirilen çeltik ve fındığı işleyen fabrikalardır. Fındık fabrikalarında üreticiden alınan fındık iç fındık haline getirilerek ihraç edilmekte veya iç piyasaya sürülmektedir. Çeltikte aynı şekilde fabrikalarda işlem görerek pirinç halinde ihraç edilir veya iç piyasaya verilir.

UlLAŞIM
Samsun’a 58 km. uzaklıktadır ve Samsun’dan Termeye hergün her saat araç bulmak mümkündür. Çevre il ve ilçelerle ulaşım problemi yoktur.
Tarihi ve Kültürel Değerler:
Tarihi M.Ö. 1000 yıllarına kadar uzanan ilçede efsanevi kadın savaşçılar Amazonların yaşadığı bir çok tarihçi ve coğrafyacı tarafından ileri sürülmektedir.
Amozanların; yerleşmiş olduğu alanlar kaynaklarda Karadeniz kıyıları olarak tanımlanmaktadır. Özellikle Thermodon (Terme Çayı) kıyısında Themiskyra kentini kurmuş oldukları bilinmektedir. Themiskyra kentinin Terme ile Ordu arasında olduğu sanılmaktadır. Bir çok efsanede adları geçen Amazonlar sadece kadınlardan oluşan bir topluluktu. Savaşmayı çok seven ve savaşçı olarak ün yapmışlardı. Tarihin ilginç ve çekici savaş kadınları amazonlar, güzel sanatlara da konu olmuşlardır. M.Ö. 5.yy’da yapılan Amazon kadını heykelleri günümüze kadar ulaşmıştır. Berlin ve Roma Caputoline müzelerindeki Yaralı Amazon Heykeli ve Vatikandaki Amasone Mattei Heykelleri bunların en ünlüleridir. Rubens’in ünlü “Amazon Savaşçısı” isimli tablosu da Amazonları konu alan sanat eserlerindendir. Sarayköy; de hamam kalıntıları ve su kemerleri vardır. Amazonların burada yaşadığı ileri sürülmektedir.

Pazar Camii; 1840’lı yıllarda yapıldığı tahmin edilen cami Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşımaktadır.
Cüneyd-i Bağdadi Türbesi; Terme ilçe merkezinin 10 km. güneyindeki Dibekli köyündedir. Halk arasında, Bağdat’ta yaşamış olanCüneyd-i Bağdadi’nin Türbesi olduğu inancı yaygındır. Fakat başka bir görüşe göre de; türbede Kubatoğullarından Cüneyt Bey adlı bir komutan yatmaktadır. Bu komutan Moğol istilaları sırasında Canik (Samsun) Beyliğini Timur ordularına karşı savuşmuş bir kahraman ve şehittir.
Yukarı Söğütlü (Karacalı) Camii: Yukarı Söğütlü köyünde, büyük bir mezarlığın içinde ahşap bir camidir. Caminin duvarına kazınmış bir yazıdan 1716 yıllarında yapıldığı tahmin edilmektedir.
Aşağı Söğütlü Camii: 19. yy.da yapıldığı tahmin edilen cami iki katlı ve ahşaptandır.
Gezi ve Mesire Yerleri:
Cüneyd-i Bağdadi Türbesi, denilen ziyaretgâh ve çevresi özellikle Cumartesi günleri çevre il ve ilçelerden oraya adak kesmek yada piknik yapmak amacıyla gelen insanlarla dolup taşar. Terme’nin Yalı Mahallesinden Akçay’a kadar uzanan Miliç Çamlığı hem mesire yeri; hem de temiz denizi ve kumsalıyla doğal bir plajdır. Burada mavi deniz, çamların yeşiliyle adeta kucaklaşır.
Akçay ve Miliç gibi Çoban yatağı ve Kumcağaz sahilleri de Terme’nin doğal plajlarını oluşturmaktadır.
Karadeniz ile Terme arasındaki bölgede yeralan, doğal kanallarla birbirine bağlı Akgöl, Simenit, ve Silindir gölleri ile civarı yüzlerce türde kuşu bünyesinde barındıran sulak alanlarımızdan bir tanesidir. Milli parklar genel müdürlüğünce “Yaban Hayatı Koruma Sahası” olarak belirlenen göller derin değildir.

SAMSUN VEZİRKÖPRÜ İLÇESİ

Vezirköprü’nün tarihi Hititlere (M.Ö. 2000 – M.Ö. 700) kadar uzanmaktadır. İlk şehir Hititler tarafından şimdiki ilçe merkezinin 2,5 km. kadar uzağına kurulmuştur. Bu Vezirköprünün ilk kuruluşudur.
M.Ö. 1200 yıllarında bu yöre Frigya hakimiyeti ve Paflagonya idaresine girmiştir. Daha sonra burası Büyük İskender tarafından ele geçirilmiştir.
Frigyalıların akınları ile yıkılan şehri ikinci kez Bizanslılar kurmuştur. O zamanda ki adı Fezimon yahut Teakliodiopolisdir. İlçede Bizanslılar döneminden kalma sütün ve sutün başlıkları bulunmuştur. O dönemde çevredeki en zengin kent olduğu bu gün görülen büyük bina harabelerinden anlaşılmaktadır.
Selçukluların Bizanslılara yaptığı savaşlarda Vezirköprü tekrar harabeye dönmüştür. Daha sonra Danişmentlilerin eline geçen ilçe Haçlı seferleri nedeniyle inşa edilememiştir. Ancak Sultan Mesut 1160 yılında kasabaya Gadegara adıyla üçüncü kez yeniden kurmuştur.
Vezirköprü 1695 yıllarındaki Celali is – yanları sırasında sık sık baskına uğramış ve kasaba yağmalanıp yıkılmıştır. Bu nedenle insanlar kalelere sığınma ihtiyacı duymuş Taşkale ve Toprakkale olmak üzere iki kale yapılmıştır. Şimdi bu kale yıkıntıları üzerinde kurulan mahalleler aynı adlarla anılmaktadır. Celali isyanlarından sonra Köprülü Mehmet Paşa ilçedeki yıkılmış yapıları tamir ettiriyor ve ayrıca yeni eserler de yaptırıyor. İskelet olarak bu günkü durumu o zamandan kalmadır. İdari bakımdan Sivas Beyler Beyliğine bağlı Amasya mutassarrıflığı içinde olan Vezirköprü; 1925 yılına kadar Amasya’ya bağlı bir ilçe iken 1925 yılında Samsun iline bağlanmıştır. Mehmet Paşa Sedareti zamanında da ilçe VEZİRKÖPRÜSÜ adını almıştır. Bu gün daha kısaltılmış olarak VEZİRKÖPRÜ adı kullanılmaktadır.

COĞRAFYASI
Vezirköprü Orta Karadeniz bölgesinde, Samsun’un güneybatısında yer alıyor. Doğusunda Havza, batısında Boyabat ve Osmancık, güneyinde Gümüşhacıköy ve Merzifon, kuzeyinde Alaçam ve Bafra ilçeleri ile çevrilidir. İlçe merkezinin denizden yüksekliği 339 m. olup 370 – 400 m. yükseklikteki tepelerle çevrili bir çanak içerisindedir. Batısında en yüksek yeri olan Kunduz Dağları (1783 m), Güneyindeki Kale Tepe (1450 m), güney – batıda Tavşan dağları ile Keltepe Kızılırmak vadisine bakan yamaçlara Ormanlarla kaplıdır.
İlçenin batısında Kunduz yaylası, kuzeyinde Kabalı yaylası, güneybatısında Tavşan Dağı yaylası yeralıyor. En önemli akarsuyu merkezden 15 km. uzaktan geçen Kızılırmaktır.
Sosyo – Ekonomik Yapısı:
İlçenin ekonomisi genelde tarıma dayalı bir ekonomidir. Bunun yanında hayvancılık ve orman ürünleri de önemli yer tutar. Her çeşit tahıl üretimi ile sebze ve meyvecilik gelişmiş durumdadır. Ayrıca; şeker pancarı, tütün, kendir, kenevir, ay çiçeği, susam ve zeyrek tarımı da yapılır.
Vezirköprüde sanayinin fazla geliştiği söylenemez. ORÜS (Orman Ürünleri Sanayi) Entegre Kereste Fabrikası ilçe ekonomisine canlılık kazandırmıştır. Ayrıca un fabrikaları ile zirai aletler imal eden kuruluşlar da vardır. Ayrıca heybecilik, semaver yapımı, ip ve urgan yapımı da ekonomik faaliyetler içinde sayılabilir.

ULAŞIM
İlçenin çevre ile ulaşım karayolu ile sağlanmaktadır. Hergün Vezirköprüden Samsun, Ankara, İstanbul, Bursa’ya otobüs seferleri vardır. Havza ve Durağan’a hergün minibüslerle ulaşmak mümkündür. Samsuna uzaklığı 116 km olan ilçeye Samsun’dan her gün araç bulunur.
Tarihi ve Kültürel Değerleri:
İlçe 1906, 1939 ve 1943 yıllarında önemli depremler geçirmiş olmasına rağmen Selçuklular’dan ve Osmanlılar’dan kalan tarihi eserler ile mimari özelliklerini hala korumaktadır.

SAMSUN YAKAKENT İLÇESİ

Yakakent’in kuruluşu M.Ö. 2. yy’a rastlar. Bizanslıların yaşadığı dönemde adı ‘Kominos’ olan şehri, Yavuz Sultan Selimin Çaldıran Seferini yapmak üzere Trabzon’a geçerken, halkı Osmanlı İmpartorluğu’nu tanımadığı için, yerle bir ettiği söylenir.
Kente daha sonra gelenler adını “Gümenez” şeklinde değiştirmişlerdir. Bu günkü Yakakent’e 1800 yılında Gerze’den gelen üç, dört aile tarafından kurulmuştur. 1893 – 1895 yıllarında Rus işgalinden kaçan Doğu Karadenizliler ve 1922 yılında Selanik’ten gelen göçmenlerle Yakakent büyümüştür.
1896 yılında muhtarlık, 1Mart 1963 yılında belediye teşkilatı kurulmuştur. Aynı yıl Gümenez olan ismi, kıyı şehri anlamına gelen Yakakent olarak değiştirilmiştir. 9.5.1991 tarihinde Yakakent ilçe olmuştur.

COĞRAFYASI
Yakakent Karadeniz kıyısında Sinop il sınırı ile Samsun il sınırı arasındaki geçit noktasındadır. Samsun iline bağlı olan ilçenin Samsun’a uzaklığı 84 km. dir. Doğusunda Alaçam, Batısında Gerze, Güneyinde Canik Dağları, Kuzeyinde Karadeniz yeralmaktadır.

EKONOMİ
İlçe ekonomisi tarımsal karaktere sahip olmakla beraber; balıkçılıkta ekonominin can damarıdır. Karadeniz de avlanan her türlü balığı ve dünyaca ünlü Mersin balığını burada bulmak mümkündür.
Deniz ürünlerini değerlendiren özel sektöre ait iki fabrika bulunmaktadır. Bunlardan biri Sürsan Balık unu ve yağı fabrikasıdır. Diğeri ise İpek Gıda fabrikasıdır. Burada Vatos, köpek balığı ve kum midyesi gibi bazı deniz ürünleri işlenip, şoklanarak Fransaya ihraç edilmektedir. İlçenin karakteristik tarım ürünü tütündür. Köylerde buğday, mısır ve çeltik de yetiştirilir. Sarıgöl, Köseli ve Büyük kırık köylerinde halıcılık yapılmaktadır.

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar



Yorum Yazaken SeviyeLi YorumLar Yazınız.!