Salavat-ı şerif okumanın önemi ve faziletleri

04 Kasım 2018 Yazan  
Kategori İSLAM VE YAŞAM

Salavât-ı Şerîfenin Fazilet ve Önemi
SALAVAT GETİRMENİN FAZİLETİ
“Kim bana bir defa salâtü selâm getirirse, bu sebeple Allah Teâlâ da ona on misli merhamet eder.”
Müslim, Salât 70. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 26; Tirmizî, Vitir 21; Nesâî, Ezân 37, Sehv, 55
Ravi: Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ

“Kıyâmet gününde insanların bana en yakın olanları, bana en çok salâtü selâm getirenleridir.”
Tirmizî, Vitir 21
Ravi: İbni Mes’ûd radıyallahu anh

“Kabrimi bayram yeri haline çevirmeyiniz. Bana salâtü selâm getiriniz. Zira nerede olursanız olun sizin salâtü selâmınız bana ulaşır.”
Ebû Dâvûd, Menâsik 97
Ravi: Ebû Hüreyre radıyallahu anh

“Bir kimse bana salâtü selâm getirdiği zaman, onun selâmını almam için Allah Teâlâ ruhumu iade eder.”
Ebû Dâvûd, Menâsik 96. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, II, 527
Ravi: Ebû Hüreyre radıyallahu anh

1402. Evs İbni Evs radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Günlerinizin en faziletlisi cuma günüdür. Bu sebeple o gün bana çokça salâtü selâm getiriniz; zira sizin salâtü selâmlarınız bana sunulur” buyurunca, ashâb-ı kirâm:
– Yâ Resûlallah! Vefat ettiğin ve senden hiçbir eser kalmadığı zaman salâtü selâmlarımız sana nasıl sunulur? diye sordular.
Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm:
– “Allah Teâlâ peygamberlerin bedenlerini çürütmeyi toprağa haram kıldı” buyurdu.
Ebû Dâvûd, Salât 201, Vitir 26. Ayrıca bk. Nesâî, Cum`a 5; İbni Mâce, İkamet 79, Cenâiz 65

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namazdan sonra Allah’a hamd etmeden, Peygamber aleyhisselâm’a salâtü selâm getirmeden dua eden bir adamı işitti. Bunun üzerine: “Bu adam acele etti” buyurdu. Sonra o adamı yanına çağırdı. Ona veya bir başkasına şöyle buyurdu:
“Biriniz dua edeceği zaman önce Allah Teâlâ’ya hamdü senâ etsin, sonra Peygambere salâtü selâm getirsin. Daha sonra da dilediği şekilde dua etsin.”
Ebû Dâvûd, Vitir 23. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 65; Nesâî, Sehv 48
Ravi: Fedâle İbni Ubeyd radıyallahu anh

DUADA SALAVAT GETİRMEK

Duamızın daha kabüle layık olması için duamızın başında ve sonunda Allahu Teâlâ’ya hamdü senâ ve peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi Ve Sellem)’e salatü selam getirmeliyiz. Baş ve sonda hem de ortasında da getirsek daha da iyi olur. Duaya başlarken, ellerimizi kaldırırken de “Sübhâne Rabbiyel Aliyyil A’lel Vehhâb” desek daha iyi olur.

Hamdü Senâ: “Elhamdü lillâhi Rabbil âlemîn.”
Salâtü Selam: “Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammediv ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim”
Veya “Vessalâtü vesselamü alâ Rasûlinâ Muhammediv ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim” gibi farklı şekillerde salatü selam vardır.

Fadâle İbnu Ubeyd (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Rasûlullâh (aleyhissalâtu vesselâm) dua eden bir adamın, dua sırasında Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’e salât ve selam okumadığını görmüştü. Hemen: “Bu kimse acele etti” buyurdu. Sonra adamı çağırıp: “Biriniz dua ederken, Allahu Teâlâ’ya hamdü senâ ederek başlasın, sonra Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’e salât okusun, sonra da dilediğini istesin” buyurdu.” [ Tirmizî, Daavat 66,(3473, 3475); Ebû Dâvud, Salât 358, (1481); Nesâî, Sehv 48, (3, 44).]

Hz. Ömer (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Rasûlullâh (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Dua sema ile arz arasında durur. Bana salat okunmadıkça, Allah’a yükselmez. (Beni hayvanına binen yolcunun maşrabası yerine tutmayın. Bana, duanızın başında, ortasında ve sonunda salât okuyun.)”[Tirmizî, Salât 352, (486).]

Hz. İbnu. Mes’ud (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Rasûlullâh (aleyhissalâtu vesselâm), Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer (radıyallâhu anhümâ) beraber otururlarken ben namaz kılıyordum. (Namazı bitirip) oturunca, Allah’a sena ile zikretmeye başladım ve arkasından Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a salât okuyarak devam ettim. Sonra kendim için duada bulundum. (Bu tarzımı beğenmiş olacak ki) Hz. Peygaınber (aleyhissalâtu vesselâm); “İşte!.İstediğin veriliyor. İşte! İstediğin veriliyor” dedi.” [Tirmizî, Cum’a 64, (593).]

Hz. Peygamber Allah’ı çokça zikretmeyi tavsiye ettiği bir sırada, Ubey b. Kâb: “Ey Allah’ın Resulü! Ben sana çok salavat getiriyorum; dualarımdan ne kadarını sana tahsis edeyim?” diye sordu. “İstediğin kadar” diye buyurdu. Ubey: “Dörtte biri olsun mu?” deyince, “Ne kadar istersen; şu var ki ne kadar fazla yaparsan senin için o kadar hayırlıdır” buyurdu. Kâb: “Üçte biri” dedim, buyurdu ki: “nasıl istersen; tabii ki ne kadar fazla yaparsan, senin için o kadar hayırlıdır.” Nihayet bu diyalogda, Ubey, “duanın yarısını, üçte ikisi”ni de sormuş, yukarıdaki cevapların aynısını almıştır. En son Ubey: “Dualarımın hepsini sana tahsis edeyim mi?” dedim. Buyurdu ki: “Bu takdirde bu duaların senin bütün gam-kederlerine kâfi (yeterli) gelir ve (bu vesileyle) günahların bağışlanır.” (Tirmizi, Kıyamet, 23)

SALAVAT GETİRMEYENİN DURUMU

“Yanında adım anıldığı halde bana salâtü selâm getirmeyen kimse perişan olsun. (burnu sürtülsün)”
Tirmizî, Daavât 101
Ravi: Ebû Hüreyre radıyallahu anh

“Sizin en cimriniz, yanında adım anıldığı halde bana salâtü selâm getirmeyen kimsedir.”
Tirmizî, Daavât, 101. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I, 201
Ravi: Ali radıyallahu anh

NASIL SALAVAT GETİRİLMELİ

1408. Ebû Muhammed Kâ’b İbni Ucre radıyallahu anh şöyle dedi:
Bir gün Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem yanımıza gelmişti. Kendisine:
– Yâ Resûlallah! Sana nasıl selâm vereceğimizi öğrendik, sana nasıl salavât getireceğiz? diye sorduk. O da şöyle buyurdu:
– “Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ âli İbrâhîm, inneke hamîdün mecîd. Allâhümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ âli İbrâhîm, inneke hamîdün mecîd:
ANLAMI: Allahım! İbrâhim’in âline rahmet ettiğin gibi Muhammed’e ve âline de rahmet et. Şüphesiz sen övülmeye lâyık ve yücesin. Allahım! İbrâhim’in âline hayır ve bereket lutfettiğin gibi Muhammed’e ve âline de hayır ve bereket ihsan et. Şüphesiz sen övülmeye lâyık ve yücesin, deyiniz. ”
Buhârî, Daavât 32, Tefsîru sûre (33), 10; Müslim, Salât 66. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 179; Tirmizî, Vitir 20; Nesâî, Sehv 51; İbni Mâce, İkâme 25

1409. Ebû Mes’ûd el-Bedrî radıyallahu anh şöyle dedi:
Biz Sa’d İbni Ubâde radıyallahu anh ile birlikte otururken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yanımıza geldi. Beşîr İbni Sa’d ona:
– Yâ Resûlallah! Allah Teâlâ sana salavât getirmemizi emretti. Sana nasıl salâtü selâm getireceğiz? diye sordu.
Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sükût buyurdu. Sükûtun uzaması sebebiyle biz içimizden, keşke sormasaydı, diye geçirdik. Sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
– “Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ âli İbrâhîm, ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ âli İbrâhîm, inneke hamîdün mecîd: Allahım! İbrâhim’in âline rahmet ettiğin gibi Muhammed’e ve âline de rahmet et.
ANLAMI: Allahım! İbrâhim’in âline hayır ve bereket lutfettiğin gibi Muhammed’e ve âline de hayır ve bereket ihsan et. Şüphesiz sen övülmeye lâyık ve yücesin, deyiniz. Selâm ise bildiğiniz gibidir. ”
Müslim, Salât 65. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru sûre (33), 23

1410. Ebû Humeyd es-Sâ’idî radıyallahu anh şöyle dedi:
Ashâb-ı kirâm:
– Yâ Resûlallah! Sana nasıl salavât getireceğiz? diye sordular. Şöyle buyurdu:
– “Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ ezvâcihî ve zürriyyetihî kemâ salleyte alâ İbrâhîm, ve bârik alâ Muhammedin ve alâ ezvâcihî ve zürriyyetihî kemâ bârekte alâ İbrâhîm, inneke hamîdün mecîd:
ANLAMI: Allahım! İbrâhim’in âline rahmet ettiğin gibi Muhammed’e, hanımlarına ve zürriyetine de rahmet et. İbrâhim’e hayır ve bereket lutfettiğin gibi Muhammed’e, hanımlarına ve zürriyetine de hayır ve bereket ihsan et. Şüphesiz sen övülmeye lâyık ve yücesin, deyiniz. ”

Buhârî, Enbiyâ 10, Daavât 33; Müslim, Salât 69. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 179; Nesâî, Sehv 54; İbni Mâce, İkâme 25

KAYNAK: http://www.ihvanlar.net/2014/04/02/peygamberimize-selat-u-selam-getirmek/
Otomatik alternatif metin yok.
SALAVÂT-I FÂTiH
OKUNUŞU: Allâhümme Salli ve Sellim ve Bârik Alâ Seyyidinâ Muhammedinil Fâtihi Limâ Uğliga Vel Hâtimi Limâ Sebega Nâsırıl Haggı Bil Haggı Vel Hâdî İlâ Sıradıkel Müstegîmi Ve Alâ Âlihî Ve Ashâbihî Hagga Gadrihî Ve Migdârihil Azîm.

ANLAMI: Ey Allâh’ım! Bütün kilitlenmişleri açan, bütün geçmiş (peygamber)leri sonlandıran, hak (din olan İslâm)a, Hakk (Teâlâ’nın emri) ile yardım eden ve Senin dosdoğru yoluna ileten Efendimiz Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)’e, O’nun âline (ailesine) ve ashâbına, O’nun gerçek kadrinin ve büyük şânının miktârınca salât-ü selâm eyle! ÂMİN.
SALAVATI FATİHİN FAZİLETLERİ
1-Muhammed el-Bekri’ye ait olan bu salavat öyle büyük bir salavattır ki Peygamberimiz (s.a.v)’in mana âlemindeki beyanı vechile ömründe bir kere dahi bu salavatı okuyan cehenneme girmez. (Cehenneme girmesi mukadder olana nasip edilmez.)
2-Mağrib sadatından bazısının nakline göre bu salat Allah-u Te’ala tarafından bir sahife ile bu zata indirilmiştir. Bu salavatın bir defa okunması 6 kere Kur’an- ı Kerim’in hatmine denktir.
3-Bir rivayete göre 10.000 salavat, bir rivayet 600.000 Salavat okumaya denktir.
4-Bu salavata 40 gün devam edene Allah-u Teâlâ bütün günahlarından tevbe nasip eder.
5-Her kim bu salavatı perşembe, cuma veya pazartesi gecesi 1000 defa okursa Peygamberimiz (s.a.v) ile uyanıkken görüşür.
6-1000 defa “Ya Latîf” zikrinin ardından 100 defa Salavat-ı Fâtih okunduktan sonra edilen tüm dualar kabul buyurulur.
7-Açılması gereken, çözülmesi gereken bütün problemler ve sıkıntıları açan bütün kapıları açan bir salavattır.
8-Her gün 100 defa okumayı vird edinenin kalp gözü açılır.

PEYGAMBERİMİZİN (Sallallâhü Aleyhi Ve Sellem) ŞEMÂİLİ ŞERİFİ
Peygamber Efendimizin (sav) mübarek yüzlerinin rengi kırmızıya çalar şekilde beyaz; gözleri siyah ve gözlerinin beyazı da bembeyazdı.
Aydın yüzlü ve güzel yaradılışlı idi; zayıf ve ince de değildi. Gözlerinin siyahı ve beyazı birbirinden iyice ayrılmıştı. Saçı ile kirpik ve bıyıkları gümrahtı (bol, gür). Sesi kalındı. Sustuğu zaman vakarlı (ağırbaşlılık, halim ve heybetli oluş), konuştuğu zaman da heybetli idi. Uzaktan bakıldığında insanların en güzeli ve en sevimlisi görünümündeydi; yakından bakıldığında da tatlı ve hoş bir görünüşü vardı. Çok tatlı konuşuyordu. Orta boylu idi; bakan kimse ne kısa ne de uzun olduğunu hissederdi. Üç kişinin arasında en güzel görüneni ve nur yüzlü olanıydı. Arkadaşları, ortalarına almış durumda hep onu dinlerler; buyurduğu zaman da hemen buyruğunu yerine getirirlerdi. Konuşması tok ve kararlı idi. (İbni Sa’d, Tabakat, I / 230-231; Taberani, el-Mu’cem’ül-Kebir, IV / 49, nu:3605, VII /105, nu:6510; Hakim, el-Müstedrek, III / 9-10; Beyhaki, Delail’ün-Nübüvve, I,) .”

Şeytan peygamberimizin (Sallallâhü Aleyhi Ve Sellem) kılığına giremez. Ancak başka bir şekle bürünüp kendisinin peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi Ve Sellem) olduğunu söyleyebilir. Eğer rüyamızda gördüğümüzde bize dine aykırı şeyler diyorsa o şeytandır. Ayrıca gördüğümüzü buradakiyle kıyas edelim. Benziyor olsa bile itibar edilmez. Çünkü şeytan, buradaki vasıflara sahip başka biri kılığına girmiştir. Şeytan cinlerden olduğundan Allah’ın izniyle şekil değiştirebilir, insanlara görünebilir. Rabbim bizleri şeytandan ve şeytanlaşmış insanlardan korusun. Rabbim bizleri peygamberimizin (Sallallâhü Aleyhi Ve Sellem) yolundan gitmeyi, şefaatine nail olmayı ve cennette ona komşu olmayı nasip eylesin. Âmin

SALAVAT GETİRMENİN FAZİLETLERİ

1- Salat ve selam getirene melekler de dua ederler.

2- Günahların affına vesile olur. Peygamberimiz (SAV); “Bana salat ve selam getiriniz. Zira bu yolla günahlarınız bağışlanır” buyuruyor.

3- Sevap yazılmasına sebep olur.

4- Kişinin manevi derecesini yükseltir.

5- Yapılan selamlar kıyamet günü Peygamberimize takdim edilir.

6- Peygamberimizin ahiretteki şefaatine sebep olur.

7- Kıyamet günü mahşerin korkularından kişiyi güvende kılar ve cenneti kolaylaştırır.

8- İçinde salat ve selam getirilen meclisler-sohbetler, manevi yönden süslenir.

9- Kıyamet günü sahibi için ışık ve nur olur.

10- Sohbetlerde işlenmiş küçük günahların affına vesile olur.

11- Kişinin münafıklardan sayılmasına engel olur.

12- Kişiyi ateşten korumaya çalışır.

13- Kişiyi şehitlerin makamına yaklaştırır.

14- Zor yaşantıdan ve fakirliğin sıkıntılarından kurtarır. Rızkı bollaştırıp bereketlendirir.

15- Peygamberimizin manevi makamında o kişinin adı anılır. Peygamberimiz de o kişiye karşılık verir. Efendimiz bir hadisinde şöyle buyuruyor: “Yüce Allah’ın yeryüzünü dolaşan melekleri vardır. Onlar ümmetimden salat ve selam getirenleri bana iletirler.” (Nesai, 3/43; Ahmed, 1/387; İbn Hibban, 3/195)

16- Duanın önünde salat ve selam getirilir sonra dua yapılırsa, bu işlem duanın kabulüne sebep olur.

17- Salat ve selam, fakir Müslüman için sadaka vermek yerine geçer. Kişiyi cömertlerden saydırır.

18- Salat ve selam, namazın zekátı sayılır. Yani namazdaki ufak hataların temizlenmesine vesile olur.

19- Kişiyi yalnızlıktan kurtarır.

20- Ahirette terazi kurulduğunda sevap kefesini ağırlaştırır.

21- Kişinin ölmeden önce manevi müjdeleri almasına sebep olur.

22- Peygamber sevgisinin kökleşmesine sebep olur. Ahiretteki susuzluktan kişiyi kurtarır.

23- Sekerat (koma) halindeki kişinin rahat nefes vermesine vesile olur.

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar



Yorum Yazaken SeviyeLi YorumLar Yazınız.!