On iki adayı yunanlılara nasıl verdik

04 Şubat 2018 Yazan  
Kategori HABER GÜNCEL, TARİHİ BİLGİLER


ON İKİ ADALARI YUNANLILARA KİM NEDEN VE NASIL VERDİ
On iki adanın Yunanistan’a verilmesine kimler sebep oldu?
Rodos, Meis ile dolayındaki adalardan oluşan, Oniki Adalar, Türk kanı dökülerek Venedik ile Cenevizlerden Osmanlılarca alınmıştı. 19. Yüzyılda Piyemonte Kent Kırallığı olarak süren, ancak Venedik(1866) ile Roma’nın (1870’de) ilhanlığa katılımıyla yeni ilkut (devlet) olmuş İtalya; Fransa, İngiltere, Almanya, Avusturya, Rusya’dan görüş, ayrıca onay alarak, 29 Eylül 1911’de savunmasız Trablus(Libya) ile Oniki Adalara saldırmış, 18 Ekim 1912’de bu bölgeleri Türklerden koparmıştır. Kuzey Afrika’daki son topraklarla, Oniki Adaların elden çıktığı günün ertesinde Balkan Savaşı başlamıştı.

Lozan ikinci delegesi Rıza Nur’un Ege adaları hakkındaki:
“Bunların (adalar) bir kısmı Yunanlıların, bir kısmı da İtalyanların elinde (Oniki Ada’yı kastediyor). Ahali ekseriyetle Rum. Vakıa Anadolu sahilleri için kaçakçılık ve eşkıyalık, iktisadi vaziyet cihetiyle adalar mühimdirler. Hatta Anadolu’ya tecavüz için mükemmel hareket üssü olabilirler. Fakat Türkiye’de onları ne almak, ne de sonra muhafaza etmek kuvveti var. Deniz aşırı muhafazalar büyük masraflar ister. Yalnız Çanakkale Boğazı’nın ağzını tıkayan bir iki adayı almalıyız ve alabilirsek kâr. Öbür tarafı uğraşmaya değmez. Yunan veya İtalya, kimin elinde olursa olsun. Bizde olmayınca kimde olursa olsun. İkisi de bize tecavüz edecek mahiyette… Sade buraları gayri askeri yapabilirsek Renimel matlup!… Bu husustaki siyasetimiz bu idi.

Bize ‘Meis adası sahilimize pek yakın olduğundan verilmesini’ Rauf, hükümet namına ısrar ile yazdı. Fakat bir ufak ve kayalık yermiş, neye yarayacak? İtalyanlara harekat üssü ise Rodos ve Kuşadası’dır. Burası o işe yaramaz. Bu adaların hepsi de Oniki Adalardandır. Bunları 1912’de Türkiye Uşi Muahedesi ile İtalya’ya zaten vermiş. Bize şimdi burada tasdikinden başka çare yok. Binaenaleyh kara sularımızdaki adaları aldık[3].”
Lozan ikinci delegesi Rıza Nur’un Ege adaları hakkındaki bu görüşleri askeri, coğrafi ve tarihi bakımdan kabul etmek mümkün değildir. Hele hele Uşi Antlaşması’nı tam zıt bir şekilde yorumlanması anlaşılır değildir. Oysa Trablusgarp harbi çıkıp, İtalyanların Oniki Ada’yı işgal etmeleri üzerine devrin Sadrazamı Said Paşa bu konudaki düşüncelerini şöyle açıklamıştır:

“Adaların bence çok büyük ehemmiyeti vardır. Adaları veririm Trablus’u vermem; fikrinde değilim. Adaların ehemmiyeti çok fazladır. Binaenaleyh adaların kurtarılmasına çalışmalı. Hatıra gelecek şeyler vücuda gelecek olursa yalnız İstanbul değil, Anadolu sahilleri de tehlikeye girer. Önceden de söylediğim gibi bu adalar İstanbul ve Anadolu’nun karakollarıdır.”
Sonuçta, Lozan’da Oniki Ada İtalya’ya bırakıldı. Antlaşmanın 15. maddesine göre Türkiye bu adalar üzerindeki her türlü hak ve hukukundan İtalya lehine tamamen feragat etti.

21 Temmuz 1923’de Lozan Anlaşması imzalandı ve 21 Ağustos’ta onaylanmak üzere yeni seçilen T.B.M.M.’ne sunuldu. Meclis’te yapılan uzun görüşmelerden sonra, bazı milletvekillerirnin[5] Misak-ı Milli ilkelerine tam anlamıyla uyulmadığı yolunda ileri sürdükleri aleyhte konuşmalara karşın, 14 red oya karşılık 213 oyla anlaşma onaylanıyordu.
Anlaşmanın onaylanmaması konusunda görüş bildirenlerin başında Şükrü Kaya geliyordu. 21 Ağustos toplantısında konuşan Şükrü Kaya’ya göre, “Hükümetin büyük zaferden beklediği netice gayet mütevazi idi: Misak-ı Milli sınırları içinde hür ve müstakil bir devlet. Fakat bu hak Lozan’da da esirgenmişdi. Antlaşma, 1913 sınırlarını bile temin etmiyordu. Semadirek ve Limni adaları alınamamıştı. Diğer adalar yani Rodos, 12 Ada ve Meis Anadolu’nun bir parçası olup İtalya ile hiçbir münasebeti yoktu. İşte bütün bu sebeplerle Anlaşmanın reddi gerekiyordu.”

meis adası

Türkiye ve İtalya arasında 1932 yılında Meis adası bölgesinde yer alan bazı adacıklar ile Bodrum körfezi karşısındaki Karaada’nın hangi devlete ait olacağı konusunda bir anlaşma yapıldı. 10 Mayıs 1933’te yürürlüğe giren bu antlaşmayla birçok ada Türkiye’ye bırakılmış, Meis kenti kilisesi kubbesi merkez alınarak çizilen ve yarıçapı bu merkez ile Sen Stephane burnu olan bir dairenin içinde kalan adacıklar da İtalya egemenliğine geçmiştir.
Lozan Anlaşması’nda, Yunanistan Oniki Ada’nın İtalya’ya devrini nihaî bir çözüm olarak kabul etmediklerini bildirmiş ve bu sorunun mevcut olan anlaşma hükümlerine ve milliyetler prensibine uygun bir biçimde çözümlenmesini isteme hakkını saklı tutmuştur. Böylece Türk Hükümeti Oniki Adalar’daki tüm haklarından feragat etmelerine rağmen, Yunanlı’lar haklarını korumuşlardır.

İtalyanlar 1912 yılında Oniki Ada’yı Osmanlı’lardan alır almaz hemen adaların yönetiminde değişikliğe gitmişler ve adalardaki Türk yönetimini ortadan kaldırmışlardır. İtalyan işgal kuvvetleri komutanlarından olan Amiral Presbiteno, işgal edilen adalarda vapurlara İtalyan bayrağı çekileceğini, yabancı yerlerle, yani adalar dışındaki haberleşmelerde İtalyan posta pulları kullanılacağını, işgal edilen adalar arasındaki haberleşmede ise postu pulu yerine ada cemaatlerinin mührünün kullanılacağını, Osmanlı Devleti’nden ithal edilecek eşyanın %11 gümrük vergisine tabi olacağını, buna karşılık Yunanistan’dan ithal edilecek malların gümrük vergisine tabi olmayacağını söylemiştir.

Madeira adası

İtalya Dışişleri Bakanlığı’nca idare edilen Oniki Ada İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar İtalyanlarda kaldı. Oniki Ada’da resmi dil ve eğitim dili İtalyanca oldu. Basın ve konuşma özgürlüğü kısıtlandı. 1925 yılında şartlar daha da ağırlaştırıldı. Oniki Ada’da oturanlara İtalyan vatandaşlığına geçme mecburiyeti getirildi. Bütün bu baskılar sonunda da Oniki Ada’dan göçler başladı. İtalyan yönetiminde göçler sonucu Oniki Ada halkı %15 civarında azaldı.

İtalya faşist yönetimi, Oniki Ada’da bir yandan adalara yoğun bir İtalyan kitlesi yerleştirdi, diğer yandan adalıları İtalyan vatandaşı olmaya zorladı. Her yıl 300.000 kadar İtalyan, özellikle de ziraatçılar adalara getirilmek istendi. Ancak, Rodos’a gelen 20-30 kadar aile yıl dolmadan İtalya’ya geri döndüler.
İtalyanlar adalardaki Türk ve Rumlara İkinci Dünya Savaşı öncesinde baskı uygulamaya başladılar. Öğrenimin İtalyanca olmasını zorunlu hale getirdiler. Rum okullarına Rumca bilmeyen Türk öğretmenler, Türk okullarına da Türkçe bilmeyen Rum öğretmenler atadılar. Türk okullarında günde sadece bir saat Türkçe din derslerine izin veriliyordu. Türkleri ve Rumları İtalyanlaştırma gayretleri vardı. Türk çocukları İtalyan misyonerleri ile beraber Katolik ayinleri yapmaya mecbur edilmişlerdi.

1937’de Türk Cumhuriyet Bayramı kutlamaları çok coşkulu olmuştu. Adalardaki Türklerin konsolosluğa girmelerine bile silahlı İtalyan askerleri engel oldular. İtalyanlar adalardaki milli duygunun varlığından rahatsız oluyorlardı.
İtalyanların faşist yönetimi, hem İtalyan hem de dünya kamu oyuna zaman zaman Türkiye’nin güney vilayetlerini hedef alan beyanatlar veriyordu. Bu beyanatlardan dolayı Türk-İtalyan ilişkileri gittikçe gergin ve soğuk bir havaya giriyordu. İtalya Hükümeti daha da ileri giderek 1936 yılında Oniki Ada’yı, özellikle de Leros adasını tahkim etmeye başladı. Bu durum iki ülke ilişkilerini daha da gerginleştirdi. Bu gerginlik İkinci Dünya Savaşı’na ve sonrasına kadar devam etti.

ON İKİ ADALARI KİMLER KAYBETİRDİ
Bundan 62 yıl önce 15 Şubat 1947’de tam olarak 390 yıl boyunca Osmanlı egemenliğinde kalmış olan Rodos ve 12 Adalar, resmen Yunanistan’ın egemenliğine geçti.
Trablusgarp Savaşı’nda İtalyanlara geçici olarak bırakılan Rodos ve 12 Adalar, “Monşerlerin” Lozan’da bu konuyu gündeme dahi getirmemeleri nedeniyle İtalyanlara terk edilmişti. 1947 yılında ise ABD ve İngiltere’nin adaları almamızı teklif etmelerine rağmen İsmet İnönü kabul etmemişti. Yine Limni Adası da Monşerlerin “unutkanlığı” nedeniyle kaybedilmişti. Çanakkale Boğazı’nı kapattığı için müzakere dahi edilmeden bize teslim edilen Limni Adası, alt komisyonun kayda geçirmemesi nedeniyle Yunanistan’a bırakılmıştı. İngiliz başmurahhası Lord Curzon dahi bu duruma şaşırmış ve uyarmak ihtiyacı hissetmişti.

CHP VE İNÖNÜ ZİHNİYETİ 12 ADAYI BÖYLE KAYBETTİRMİŞTİ
Türkiye’nin yakın tarihinin en dramatik olaylarından biri olan Ege adaları, dönemin Cumhurbaşkanı ve CHP’nin değişmez Genel Başkanı ‘Milli Şef’ İsmet İnönü’nün eliyle Yunanistan’a verildi. 1912’de Trablusgarp Savaşı sırasında İtalyanlarca işgal edilen ve Lozan Anlaşması’yla İtalyanlara bırakılan adalar, Türkiye’nin Ege’deki karasuları içerisinde bulunmasına rağmen “monşer”lerin marifetiyle kaybedildi. İsmet İnönü’nün başında bulunduğu Türk heyetinin Lozan’da İtalyanların egemenliğine bıraktığı adalar, İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından işgal edildi. Savaş sonrasında İtalyanların yenilmesiyle Türkiye’nin geri alabileceği adalar, 1947’de ‘Milli Şef’ İsmet İnönü ve CHP’nin Türkiye’ye yaşattığı en büyük yenilgilerden biri olarak tarihe not edildi. İtalyan ve Alman işgaline uğrayan ve savaştan yenik çıkan bu ülkenin adaları terk etmesiyle Türkiye’ye teklif edilen adalar, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından inanılmaz bir şekilde kabul edilmedi.

İNÖNÜ ÖNCE KAPTIRMIŞ, SONRA ÜZÜLMÜŞ
Rahmetli Ahmet Kabaklı “Temellerin Duruşması” adlı eserinde 12 Adalar, Rodos, Kerkük ve Musul’un kaybedilişi ile alakalı olarak TBMM’de bir oturumda İsmet İnönü’nün “Aslında yanlış yaptık. Bugün bu toprakların kaybedilişinin üzüntüsünü yaşıyorum” dediğini aktarıyor. Tarihçi Yazar Sadık Albayrak da adaların kaybedilmesinin o dönemdeki dünya konjonktüründen kaynaklandığını belirtere, “Misak-ı Milli sınırlarına sahip çıkamayan bir ülke 12 adaya da sahip çıkamamıştır” dedi.

Girit adası

MONŞERLER “ADAYI” KAYDA ALMAYI UNUTTULAR
Oniki Adalar dışında, Yunan işgalindeki adalar konusunda çok ilginç bir “Monşer unutkanlığı” daha yaşanmıştı. Lozan’da Çanakkale Boğazı’nı kapattığı için müzakere dahi edilmeden bize teslim edilen dört adadan biri olan Limni Adası, alt komisyonda “Monşerlerin” kayda geçirmeyi unutması üzerine Yunanistan’a bırakılmıştı. İngiliz Başmurahhası Lord Curzon dahi bu duruma şaşırmış ve uyarmak ihtiyacı hissetmişti. Dr. Rıza Nur bunu hatıralarında şöyle naklediyordu: “Komisyonda Limni bizim müşavirler tarafından unutulmuş. Lord Curzon, komisyon celsesinde bu sebeple bizimle alay etmiştir. Hakkı var. Kendi menfaatimiz hususunda büyük bir gaflet edilmiş idi. Bu müşavir de Tevfik reisicumhur katibi idi.” Bu nedenle, Yunanlılar mağlup geldikleri Lozan’dan Londra Antlaşması’nın adalar konusundaki hükmünü heyetimize kabul ettirerek ayrılmayı başarmışlardı. Bu hükümle Sevr’de Türkiye’ye bırakılan adaların sayısı üç iken Lozan’da bu sayı İmroz ve Bozcaada olmak üzere ikiye düşmüş oldu.

RODOS ADASI
On iki adaların en büyüğüdür. Dünyanın 7 harikasından biri kabul edilen Rodos heykeli M.Ö.280 yılında Dorlar tarafından Rodos limanı girişinde inşa edilmiştir. Rodos’a yaklaştığınızda sizi ilk karşılayan boylu boyunca uzanmış kaleler oluyor. Kalenin içinden geçilerek merkeze gidiliyor. Keşfin ilk dakikalarında adanın yeşil örtüsüne hayran oluyorsunuz, çünkü Rodos ağaçtan, çiçekten geçilmiyor.

Adanın önemli yerleşimlerinden biri Lindos’dur. Lindos tarihi Akropolisi, meşhur Athena Lindia tapınağı, çok güzel kumsalı, masmavi denizi, ilginç dar sokakları, bembeyaz badanalı evleri ile adeta insanı büyüler. Adada gezilecek ilginç yerlerden biriside kelebekler vadisidir. Yaklaşık 4 kilometre uzunluğunda olan Faliraki plajında deniz keyfini tam anlamıyla yaşamak mümkün. Rodos ödül almış plajları, birçok dalış merkezi ile ünlü olan bir adadır. Ege’de ’12 Adalar’ tanımlaması içine girenlerden en büyüğü olan Rodos, inanılmaz düzenli, sanki turistler için özellikle hazırlanmış gibi.

Otobüs duraklarına benzeyen özel taksi durakları, gitmek istediğiniz yere, belirlenmiş ücreti dahilinde götürüyor. Yunanistan’ın büyük adalarından olan Rodos, yılın her mevsiminde gezip görebileceğiniz kozmopolit bir sayfiye yeridir. Doğal güzellikle modern altyapının birleştiği güzel bir oluşum olan Rodos’un; Faliraki, Lindos, Ialysos, Ixia, Prassonissi, Arhagelos, Afandou, Koskinou, Embonas görülmesi gereken yerleridir. Şövalyelerin izleri adaya ayrı bir mistik hava katar. Apollon tapınağı, antik tiyatrosu, kiliseleri, sarayları, Türk isimli camileri, ünlü kelebekler vadisi, ödül almış plajları, dalış merkezleri, su sporları, şarap ve ouzo eşliğinde yiyebileceğiniz harika deniz ürünleri, Türk damak tadına uygun yemekleriyle, eğlencesiyle harika bir tatil yapabileceğiniz Rodos, Avrupanın en güneşli yeridir, yıl başına senenin 300 günü güneş ışığı alır.

Eski ve yeni şehirdeki evleri, dar sokaklarıyla ayrı bir güzellik sunar önümüze. Adanın, kesinlikle sizi büyüleyecek olan cazibesinin karşı konulamaz bir ikonunu oluşturduğu, Rodos’un göreneksel profil ve doğal güzelliğiyle, mükemmel turist altyapısı ve modern yaşam tarzı, önemli tarihsel anıtlar şaşırtıcı tarihsel binalarla, arkeolojik eserlerle, eski ve modern şehre ek olarak her yerde, harikulade bir dekor oluşturur.

Kaydet

Kaydet

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar


13 Yorum yapılmış "On iki adayı yunanlılara nasıl verdik"

  1. bülent demişki 26 Mayıs 10 14:58 

    benim görüsüm bu adalara türkiye bakmis olsaydi üstesinden gelecegini sanmiyorum.o yüzdende ismet inönü dogru bir karar vermistir.eger düsüncemde yanilmiyorsam.ve ada bakimi bir evin bakimina benzemez.bir ülkenin masrafindan daha masraf gerektiriyor.ve bu adalar istanbuldaki 3 adaya benzemiyor yani cok uzaklar

  2. recepsen demişki 02 Haziran 10 17:54 

    oniki adaların lozanda verilmesi büyük hatadır,fakat ogun o şartlarda müzareke yapanlar cihan savaşından ve kurtuluş savaşından bitkin çıkmış,yorgun,yoksul.vs.bir milletin temsilcileriydi hataları mazur görülebilir.ya bugun ogunkü şartların hiçbiri yokken vatan topraklarını ecnebiye (paraylada olsa)veren,madenlerimizi peşkeş çeken,en verimli
    devlet kurumlarını(petkim-poaş-seka-telekom vb.)üç kuruşa satan millet idarecilerine ne demeli…

  3. okan demişki 01 Temmuz 10 15:31 

    özelleştirme yıllardır var bu ülkedee eskıden sorun yapmıyodunuz zaten yönetılemıyodu turkıye biraz icrrat yapan hukumet gelıncede vatan satılıyo kılıctaroğlu nun acıklaması var özellestırmeye karsı degılız dahada artırcazz ben akp lı degılım ama senın gıbılere ınat mhp yerıne akp ye vercem:)

  4. mehmet demişki 26 Ağustos 10 23:29 

    ÖNEMLİDİR OKUYUNUZ…

    İlk sömürge anlaşmalarını İsmet İnönü yaptı. İsmet İnönü anti-emperyalist bilince sahip değildi. 1919 yılında Atatürk’e yazdığı mektupta “bütün memleketi parçalamadan ülkeyi bir ABD denetimine bırakmak, yaşayabilmek için tek çare gibidir diyordu.
    Atatürk’ün vefatından sadece 6 ay sonra “bağımsız dış politika” anlayışından vazgeçilerek, İngiltere ve Fransa ile iki ayrı deklarasyon imzalandı. Dışişlerine getirilen Şükrü Saraçoğlu İngiltere Büyükelçisine “Türkiye’nin bütün nüfuzunu batı ülkelerinin hizmetine verdiğini” söylemişti Antlaşma yapılan İngiltere 1930 yılına kadar süren bütün Kürt ayaklanmalarını kışkırtıyordu.
    Bağımsız dış politikadan vazgeçerek üçlü ittifak imzalayan Türkiye; Almanya, Rusya ve Balkan devletlerinden tepki aldı. Rusya ve Türkiye birbirine öncelikli tehdit oluşturan 2 ülke oldu. Atatürk’ün “yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi ve komşularımız ile iyi ilişkiler sürdürme dış politikası terk edildi. Hani şimdi diyorlar ya: “Komşularımız ile hep sorunluyuz” diye Sorunlu olmanın temelleri o yıllarda atıldı.
    Atatürk’ün ölmesinden önce projeleri hazırlanan Demir Çelik, Genel Makina ve Elektrolit Bakır gibi yatırımlar programdan çıkarıldı. ABD ile gizli “sanayileşmeme” antlaşmaları yapıldı. İMF, Dünya Bankası ile antlaşmalar yapıldı.(1947) yılında
    1945’de BM’e katılındı. 1947’de Truman Doktrini kabul edildi. 1948’de Marshall yardım planı kabul edildi.
    İSMET İNÖNÜ döneminde ABD ile bir dizi ikili antlaşmalar imzalandı. Bu antlaşmaların içinde “sömürge devletlerin bile imzalamayacağı” antlaşmalar vardı. Bu antlaşmalar Türkiye’yi ağır sorumluluklar altına soktu. Bu maddelerden birinde: T.C. Hükümeti sağlamakla görevli olduğu hizmetleri, kolaylıkları ya da bilgileri ABD’ne sağlayacaktı.” Bu antlaşmanın sınırı da belirsizdi…
    Tam bir ihanet antlaşması olan Eğitim Antlaşması 27-Aralık 1949 yılında imzalandı. İmzalanan antlaşmaya göre Türkiye’de Birleşik Devletler Eğitim Komisyonu kurulacak, parasını Türk Devleti verecekti. Komisyon üyeleri dördü ABD, dördü Türk olmak üzere 8 kişiden teşekkül edecek, oylar eşit olduğu takdirde kararı komisyon başkanı verecekti. Komisyon başkanı kim dersiniz? ABD’nin diplomatik misyon şefi
    Eğitimin dinselleştirilmesi de “yeni dünya düzeni” politikalarına uygun olarak İSMET İNÖNÜ dönemidir. Din dedi isek, ABD’leştirilmiş bir dini eğitimden bahsediyoruz. 2 Bakanlık bütçesine sahip bir Diyanete rağmen bu ülkede insanlar “dinini neden öğrenemedi, neden hurafeleri din sanıyor”un cevabını belki de buralarda aramak lazım.
    Bebek-köpek davasından yargılanan Menderes ise NATO’ya girmek uğruna yer altı kaynaklarımızı 50 yıl çıkarmama antlaşması yapmıştır.
    C.H.P. vekili olan Menderes’in yolu C.H.P. ile toprak reformu nedeni ile ayrılır. DP ve C.H.P. aslında farklı iki parti değildir. Biri ABD’deki Demokratların, diğeri Cumhuriyetçilerin Türkiye uzantısıdır. Bebek-köpek kavgası yapanlar, idam sehpaları kuranlar bu gizli antlaşmaları asla deşifre etmediler. Tıpkı günümüzde olduğu gibi…
    İlk devşirilen “aydın kesim” halkına ihanet ederek bu gerçekleri sakladı. Mason kadrolar bütün milli bünyeyi kanser hücreleri gibi sardı. ABD’de alınan bir karara göre ele geçirilmek istenilen ülkelerin ilk önce üniversite ve basını ele geçirilecekti. İşte bu yüzden ülkemizde çeviri ile doçent-profesör oldular. Bilimsel çalışmalar hep engellendi.

    Arkadaslar bildigimiz gibi (yada bilmeyenler icin) İsmet inönü ile Atatürk ün arası son zamanlara dogru açılmıştır….

    İsmet inönü Atatürk’ü kıskanmaya baslamıış ve gizli bir düşmanlik beslemiştir….

    Atatürkün ölümümünden sonra onun politikasiyla gitmeyen İsmet İnönü tamamen başka bir politika benimsemistir….

    Mustafa Kemale ATATÜRK denilmesini kiskanan İsmet İnönü kendisine milli şef ünvanını yakıştırmıştır…..

    Atatürkün ölümünden sonra paralardaki bozkurtlari ve Atatürk resimlerini kaldirmış kendi görüşü ve düsüncesi dogrultusunda Kendi resimlerini koymuş ve istediği resimleri bastırmıstır….

    sonra itirazlar uzerine İSMET İNÖNÜ tekrar bozkurt olarak degistirmemiş ATATÜRK’ÜN resimlerini yaptırmıstır…(bildigimiz bu günkü resimlerle aynıdır)yani bozkurt resimlerini ismet inönü kaldırtmıştır. bozkurt türklerin simgesidir,
    NOT:Hatırlatmamız gereken bir nokta da 1938’de Atatürk’ün ölümünden sonra toplanan C.H.P. Olağanüstü Kongresi’nde Atatürk’ün Ebedi Şef, yeni başkan İnönü’nün ise Millî Şef ilân edilmesidir. Devlet başkanı konusunda boşluğun bulunmadığını göstermek amacıyla devlet dairelerine İnönü portreleri asılır ve banknotların üzerine de İnönü resmi basılır.

    Dip not:ey gidi C.H.P. güya Atatürkçüsün he vah vah vah devlet dairesinden resimlerini indirtipde inönünün resimlerini koyacak kadar mı alçaldın…..

  5. recepsen demişki 27 Ağustos 10 19:57 

    yorumculardan okan demişki, ‘biraz icrrat yapan hukumet gelıncede vatan satılıyo kılıctaroğlu nun acıklaması var özellestırmeye karsı degılız dahada artırcazz ben akp lı degılım ama senın gıbılere ınat mhp yerıne akp ye vercem’.Ne icraatlar ama,vatan topraklarını başta yahudiler olmak üzere ecnebilere satmak,binlerce kilise evi açılmasına,domuz eti ve at eti atışına izin vermek,milletin parası ile kilise onarıp açmak(akdamar-1 trilyon) bunlar mı icraat.Sonra ben yazımda ne chp yi ne de mhp yi övdüm,bilakis dediğin gibi onlarda özeleştirmeden yana,ve AB,ABD karşıtı değiller,onun için onlarıda beğenmiyorum.Boşa sallama yazı yazma,önce yorumu oku,bir yanlış var ise ,bu yanlış de……

    Yorumculardan mehmet bey de,inönü zamanını anlatmış,aynen yazısına katılıyorumda,ben inönü ve zamanını övmedimki.Biz
    o zamanı biliyoruz,sen bugüne gel, bugun bağımsız dış polıtıkamı var? iç te AB,dışta ABD uşağı olmuşuz ne istiyorlarsa yapıyoruz.Adamlar en değerli madenlerimizi yabancılara peşkeş çekiyor sizde tık yok,en karlı kurumları iç ve dış firmalara peşkeş çekiliyo tık yok,mason kadrolar milli bünyemizi sarmış demişsin ,çok doğru ama bu masonlardan cesaret ödülü alanlara tık yok.şu an icratın başındakileri
    eleştiriyoruz,yarın bu icratın başındakiler başkasıda olsa yanlışlarını eleştiririm.Hiç bir partiye bağlı değilim,zaten bağlanmam,bağımsızım,bizi yönetenlerinde, bağımsız,Türk Milleti nin en büyük düşmanlarının başta ABD,AB ve İsrail olduğunu bilen,ve ona göre programı olanları,icratın başında görmek isteyen biriyim.Bu benim kendi şahsi fikrim….iyi akşamlar

  6. RFT CMT demişki 13 Eylül 10 22:11 

    recepsen arkadaşa katılıyorum çok doğru

  7. protez beyinlilere demişki 18 Eylül 11 17:45 

    bülent demi?ki 26 Mayıs 10 14:58

    adalar çok uzak korunamaz demiş , Allahın salağı , mal herif ,hiç evden çıkmıyormusun anneni nasıl koruyorsun geri zekalı ,yunanlılara senden dahamı uzak bu adalar

  8. umt demişki 20 Kasım 11 15:05 

    Osmanlı otuzbin şehit vermiş bu savaşta ve inönü rodos u istemiyor kayalıkları ne yapalım diyor … boşunamı verildi bu kadar şehit…hepsinin kemikleri sızlıyordur…400 yıl osmanlı rodosda hüküm sürmüş,yaşamış sahip çıkmış…biz neden çıkamadık..osmanlı döneminde yapılan 27 camii den şuan sadece 7 si var. camiler yunanlılar tarafınfan müze ve nikah salonu olarak kullanılıyor tarihimize dinimize saygıları bile yok.. tek bir camide ibadet etme imkanı veriyorlar.osmanlının bizlere bıraktığı mirası istemeyen tek devlet biz olurduk sanırım.bülent arkadaşa gelirsek adanın bakımı ev bakımına benzemez demiş masrafı çok olurmuş.biz altından kalkamazmışız yunanistandan çokkk çokkk daha büyük bir ülkeyiz.. bakımını çok daha iyi yapardık..senden sonra çocuklarına torunlarına osmanlı topraklarının miras kalması hoşuna gitmezmiydi. rodos a yıllık giden turizm gelirini bi araştır derim ben sana o gelirle neler yapılırdı bir düşün azcık beynini çalıştır derim ben sana…

  9. cemilkaya demişki 05 Şubat 12 11:35 

    burnumuzun dibindeki adaları yunana bırakan bırakma sebebi olarakta adaların kontrollünün askeri ve siyasi yönden zor olacagını risk almamak gerektigini söyleyen dönemin zavallı siyaset adamları üç kıtayı milyonlarca kilometrekare toprakları kık küsür devleti topraklarına katıp hazar dezin den cebelitarık bogazına fastan balkanlara ordan kırıma ordan yemene basrakörfezine adenkörfezinesuveyş kanalından karadenize hakim olan yöneten ahlaki askeri ve siyasi güce aynı adaledli yöneten cihan devleti OSMANLI İMPARATORLUGU nu begenmeyen kendini devlet adamı zanneden muhtarlık dahi teslim edilmicek kadar beceriksiz olan kuranı elifbayı namazhocası kitabını arabca ezanı yasaklayarak ancak egosunu tatmin edmiştir günümüzdede onu ve ozihniyeti savunan küçük akıllı zavallı siyaset adamlar varya hah işte ben kızar ona yana yanarım

  10. cemilkaya demişki 05 Şubat 12 11:59 

    ozaman adaları veren zihniyet c.h.p yasakcı millete kan kusturan iktidara talipmiş 60 yıldır talipsin daha çokkk talip olursun niye talipsin gökce ada bozca ada büyük ada kıprısın kuzeyi elimizde kalan adalarıda yunanlara vermek içinmi iktidara talipsin 12 adayı siyasi gücüne güvenemiyen devlet yönetmeyi beceremiyen c.h.p.nin yeniliderleride geçmişinden gurduyuyormuş bunların dünüde bugünüde ayı yani aynı tas aynı hamam ALLAH size fırsat vermesin

  11. celil ünal demişki 17 Mart 12 23:30 

    su anda teknolojı o kadar gelıstıkı google eartttan sureklı dunyayı gezerım ancak ege kıyılarına geldıgımde katıksız turk oldugumdan gercekten utanıyorum yaaaa burnumuzun dıbındekı adalar nasıl verılır bu adaları gelın alın dahı demısler savasmadan alınabılecek yanı masa basında alınabılecek yalancı cennet gıbı adalar ısmet ınonu ataturkten sonra ıkıncı adam ama hıc kımse kusura bakmasın bence sonuncu adam bu adaları alın denıldıgı halde vermıs ya hele 12 ada bunu ben bır turk olarak ıcıme sındıremıyorum ama turkler ıkıncı kez dunyaya hakım olacak belkı bız goremeyız ama torunlarımıza vasıyetım olsun ozellıkle 12 ada ve turkıyeye en yakın adaları ve kucuk bır ugrasla alınabılecek ama yıne ıhmal edılen musul ve kerkuku ve batı trakyayı bulgarıstandakı turklerın yogun yasadıkları yerlerı ve doguda gurculere bıraktıgımız ahıskaya bu topraklara dahıl etmeyı unutmayın BIZLER OZELLIKLE SON DONEMLERDE SAVASTA KAZANIP MASA BASINDA VERMEYI ADET EDINMIS MILLET OLMUSUZ ARTIK BUNA DUR DEMENIN ZAMANI GELDI GECIYOR DAAAA

  12. mustafa özçiftci demişki 21 Mayıs 12 11:05 

    CHP geçmişi ile övünüyor.övünmelerinde neden bu 12 adaları almadılarda yunanistanın almasına göz yumdular ve kıbrıstaki türk mezalimine ve savaş olmasına neden oldular.Bir CHP linin hatasını bir CHP li olan bülent ecevit kapatmaya çalışmıştır.Bu ne çapraşık karmaşık bir siyasi zihniyet yumağıdır.anlamakta çok güçlük çekiyorum.Zamanında ecdadımız bu adalar için çok kanlar akıtmışlardır.

  13. zekeriya demişki 28 Haziran 13 23:21 

    bence ne olursa olsun alinmaliydi ne yazikki alinamamis fakat yinede kimseyi suclayamayiz ne de olsa osmanlilar italyanlara inonude yunanlara vermis

Yorum Yazaken SeviyeLi YorumLar Yazınız.!