Konya ilimiz genel bilgiler

25 Kasım 2018 Yazan  
Kategori ŞEHİRLER VE İLÇELER

Konya ilimiz hakkında geniş bilgiler
Yüzölçümü: 38.183 km²
Nüfus 2.079.225 dir.(2014 Yılı verilerine göre )
İl Trafik No: 42

İnsanlık tarihinin ilk yerleşim yerlerinden biri olan ve tarih akışı içerisinde birçok medeniyetin izlerini bağrında taşıyan Konya, adeta bir müze şehir hüviyetindedir.
Sayısız tarih, kültür ve doğal zenginliklerine sahip olan Konya yetiştirdiği İslam büyükleri ile de tanınmaktadır. Konya tarih boyunca belli başlı yollar üzerinde yer almıştır. Tarihi İpek Yolu’nun en önemli ticaret ve konaklama merkezlerinden birisi olmuştur.

KONYA COĞRAFİ KONUM
Konya ili Anadolu Yarımadası’nın ortasında bulunan İç Anadolu Bölgesş’nin güneyinde şehrin kendi adı ile anılan Konya bölümünde yer almaktadır.
İlin topraklarının büyük bir bölümü İç Anadolu’nun yüksek düzlüklerine rastlar. Güney ve güneybatı kesimleri Akdeniz Bölgesi’ne dahildir. Konya, coğrafi olarak 36º 41 ve 39º 16 kuzey enlemleri ile 31º14 ve 34º26 doğu boylamları arasında yer alır. Yüzölçümü 38 257 km²(göller hariç)’ dir. Bu alanı ile Türkiye’nin en büyük yüzölçümüne sahip ilidir. Ortalama yükseltisi 1016 m’dir. İdari yönden, kuzeyden Ankara, batıdan Isparta, Afyon Karahisar, Eskişehir, güneyden İçel, Karaman, Antalya, doğudan Niğde ve Aksaray illeri ile çevrilidir.

Konya ili doğal açıdan kuzeyinde Haymana Platosu, kuzeydoğuda Cihanbeyli Platosu ve Tuz Gölü’ne, batısında Beyşehir Gölü’ne ve Akşehir Gölü’ne güneyinde Sultandağları’ndan başlayan Karaman ilinin güneyine kadar devam eden Toros yayının iç yamaçları önünde bir fay hattı boyunca oluşmuş volkanik dağlara doğusunda ise; Obruk Platosu’na kadar uzanır. İlin uç noktalarını kuzeyinde Kulu’nun Köşkler Köyü, batısında Akşehir’in değirmen Köyü, güneyinde Taşkent’in Beyreli Köyü doğusunda ise Halkapınar’ın Delimahmutlu Köyü uç noktalarını oluşturmaktadır.

JEOLOJİ
Konya il sınırları içerisinde kalan, Türkiye’nin Ana Tektonik Üniteleri’nden Orta Anadolu Birliği’nin güney kesimi ile Toros birliğinin orta kesiminde kalmaktadır. Toros Birliği farklı çökelme ortamlarını yansıtan ve geç Krestase Paleosen ( II. zaman sonu- IV. zaman başlangıcı) döneminde gelişen sıkışma kuvvetleri ile üst üste bindirilmiş kütlelerden meydana gelmektedir. Konya il sınırları içerisine giren alanda bunlardan Bozkır Geyikdağı ve Aladağ kütleleri gözlenmektedir. Gerek Toros Kuşağında, gerekse Orta Anadolu Birliği’nde yörede yüzeyleyen en yaşlı kayaçlar olrak Paleozoik (I. Zaman) yaşlı kayaç birimleri Bozkır, Hadim, Seydişehir, Akören, Ahırlı, Beyşehir, Doğanhisar, Kadınhanı yörelerinde ortaya çıkmaktadır. Genellikle Paleozoik yaşlı birimlerin bir devamı niteliğinde olan Mesozoik (II. Zaman) yaşlı kayaçlar ise yaygın olarak Ereğli, Bozkır, Beyşehir, Seydişehir, Ahırlı, Akören, Altıneki, Kadınhanı, Akşehir; Ilgın, Doğanhisar bölgelerinde yüzeylemektedir. Mesozoik zamanda sonunda kapanan okyanusun sıkışması ile ortaya çıkan dağ oluşumu evresinde Toroslar’da kütleler meydana gelirken okyanus kabuğu parçaları olan ofiyolidler bu kütlelerin arasında özellikle Konya Meram, Ereğli güneyi, Bozkır güneyi, Karapınar ve Cihanbeyli civarında gözlenir konuma gelmiştir.

Tersiyer’de (III. zaman) denizin ve gölsel sedimanların yanısıra yaygın volkanik faaliyetler ile daha yaşlı birimlerin üzeri örtülmüştür. Denizel sedimanlar Ereğli ve Çumra civarında gözlenir. Konya ve çevresi Geç Miyosen (10 milyon yıl) Pliyosen döneminde blok faylanmalarla çökmeye başlamış daha sonra bu ortamda bugün de kalıntılarını gördüğümüz (Akgöl ve Hotamış Gölü) büyük bir göl oluşmuştur. Bu göl, karasal ve gölsel sedimanlar ile doldurularak bugünkü ovalardan Ereğli, Karapınar, Cihanbeyli, Kulu, Sarayönü, Kadınhanı, Konya merkez ve çevre ilçeler ile Çumra Ovaları oluşmuştur. Bu dönemde meydana gelen volkanik faaliyetler ile Karapınar, Çumra, Akören, Selçuklu kesiminde Takkeli Dağ, Acıgöl, Meke Gölü gibi volkanik yapılar ve tüfler ortaya çıkmıştır.

MADENLER
Konya ili sınırları içerisinde Türkiye’nin en büyük aluminium (boksit) ve magnezit yataklarının yanısıra, kömür, kil, çimento hammaddeleri, kurşun-çinko, barit madenleri ile önemli oranda yeraltı suyu rezervleri bulunmaktadır. Alüminyum yatakları Seydişehir ilçesi güneyinde üst Kretas zaman aralığında karasal ayrışımlarla meydane gelmiştir. Magnezit yatakları ise, Meram ilçesi sınırları içinde olup tek başına hem Konya’nın hemde dünyanın en büyük rezervli magnezit yatağıdır. Yunak civarında magnezit ve az miktarda lületaşı yatakları bulunmaktadır. Ilgın, Beyşehir ve Seydişehir ilçelerinde Pliyosen yaşlı toplam 750 milyon ton rezervli linyit köürü yatakları bulunmaktadır. Beyşehir, Selçuklu ve Ilgın civarında önemli mktarda kil yatağı vardır. Ayrıca Bozkır’da barit, Hadim ve Bozkır’da kurşun çinko yatakları bulunmaktadır. Ayrıca Konya’nın bir çok yerinde çimento hammaddelerinden kil, kalsit, jips, tras, kireç taşı ve dolomit gibi hammaddeler bulunmaktadır. Konya ve çevresindeki Çumra, Ereğli, Cihanbeyli, Akşehir, Yunak Ovaları’nda yaklaşık 20-100 m arasında yeraltı suyu bulunmakta ve bazı yerlerde bu su artezyen yapmaktadır.

DAĞLAR
İlin kuzey kısmında yar alan yükseltiler genel olrak doğu-batı doğrultusunda uzanır. Bozdağlar üzerinde yer yer tepeler yükselir, bu tepelerin en yükseği Bozdağlar’ın batısındaki Karadağ Tepesi’dir(1919 m). Bu tepeler arasında da geçitler yer alır.

Konya’nın batısında yer alan sıra dağlar kuzeyden güneye doğru uzanırlar. En kuzeyinde Sultandağları (2169 m ), Aladağlar (2339 m), Loras (2040 m), Eşenler (1951 m) yer almaktadır. Bölgenin güney kısmı Toros Dağları ile sınırlanmıştır. Bu kuşakta ise Geyik (3130), Bolkar Dağları (3134), Ados Dağları (3240 m) yer almaktadır. Bu alanda volkanik kütlelerin ve arazilerin önemli bir yeri vardır. Karapınar Ovası’nın güneyinde yer alan Karacadağ (2025), Konya’nın güney batısındaki Erenler Dağoı (2319 m), batısında Takkeli Dağ (1400) yer almaktadır.

Belirtilen volkanik dağların dışında Karapınar yakınlarında kül konilerine rastlanır. Bunlar genç volkanik faaliyetler sonucunda oluşturulmuş küçük konilerden ibarettir. Il sınırları içinde yer alan volkanik dağlar İç Anadolu Bölgesi’nin diğer vokanik dağları ile karşılaştırıldığı zaman yükselti alanlarının daha az olduğu görülür.
Volkanik konilerin çevresinde volkanizma esnasında meydana gelen gaz patlamaları ile daire şeklinda çanaklar oluşmuştur. Bu çanaklara suların dolması ile küçük maar gölleri meydana gelmiştir.

Püskürme ile oluşmuş bu dağların yakın çevrelerindeki arazilerde volkanik örtüler meydana getirmiş olmaları ve aynı zamanda yörenin volkanizmaya sahip olduğunu göstermeleri bakımından önemlidir. Konya’nın ormanları ve su kaynaklarının büyük bir bölümü buradaki yükseltilerde yer almaktadır. Bölgenin güneyindeki kireç taşlarından oluşmuş yükseltilerin bulunduğu yerlerde mağaralar ve Seydişehir’de bulunan Tınaztepe mağarası milli park olmuştur.

PLATOLARI
Yöredeki Obruk ve Cihanbeyli platoları ortalama 1000 m yükseltiye sahip geniş düzlüklerden oluşurlar. Tuz Gölü’nün batısında Cihanbeyli platosu, güneyinde ise Obruk Platosu yer alır.

Obruk platosu üzerinde kireç taşı tabakaları üzerinde gelişmiş karstik şekillerden olan obruklara rastlanıldığından bu isim verilmiştir. Bunların en büyüğü Kızören obruğudur. Konya’nın kuzeydoğusunda yer alan bu obruk kireç taşlarının çözülmesi ile oluşmuş yaklaşık 300 m çapında 145 m derinliğindedir. Obruk içine suların dolması ile aynı ismi taşıyan bir de göl oluşmuştur. Göl tabanından fazla suları boşalttığından suları tatlıdır. Obruk platosu yörenin en çukur yeri olan Tuz Gölü ile Konya ve Ereğli ovalarını birbirinden ayıran bir eşik görünümündedir.

İl kuzeyini kaplayan Cihanbeyli platosu genel olarak kireçtaşı tabakaları ile kaplıdır. Bu plato akarsular tarafından az parçalanmış dalgalı bir yüzeye sahiptir.
Zaten bozkırla kaplı olan bu platolar, il hayvancılığı ve tarımı açısından önemlidir.

OVALAR
İl sınırları içerisinde ovalar platolardan sonra en fazla alanı kaplar. Buradaki ovalar, genel olarak buraya yerleşen bir gölün ortadan kalkması ve göl tabanında alüvyonların depolanmasıyla ortaya çıkmıştır. Obruk platosunun kuzeyindeki en çukur alanda Tuz Gölü yerleşmiş güneyde ise Hotamış Bataklığı ile İvriz bataklıkları burada oluşan eski göl kalıntıları olrak yer almıştır.

 

Konya ve Ereğli ovaları yörenin en geniş ovalarıdır. Bu ovalar Konya ve Ereğli arasında geniş düzlükler şeklinde uzanırlar. Konya ili bu ovaların batı ucunda kurulmuştur. Bu dizi içinde, Çumra ovası ve Karapınar’ın bulunduğu Karapınar ovasında eski Konya Gölü tabanını kum depoları rüzgar erezyonunada imkân vermiştir. Bozdağlar’ın kuzeyinde Altınekin, Sarayönü ve Kadınhanı ovaları bulunur. Ilgın Gölü ve Akşehir Gölü’nün bulunduğu çanakta bir çöküntü hendeğidir. Ilgın ve Akşehir ovaları, bu çöküntü hendeği içerisinde oluşmuş ovalardır. Ayrıca Obruk Platosu’nun kuzeyinde Aksaray Ovası’nın bir bölümüde ye almaktadır. Bu ovalar dışında Beyşehir Ovası, Seydişehir Ovası, Doğanhisar Ovası ile Yukarı Sakarya Ovalarının güney ucunu oluşturan Yunak ve Akgöl ovalarıdır.
Konya ili ovaları Türkiye tarımı ve hayvancılığı açısından ayrı bir öneme sahiptir.

AKARSULAR GÖLLER
Konya ili sınırları içerisinde daha çok mevsimlik ve sel rejimli akarsular yer alır. Buradaki akarsuların boyları kısadır. Konya ilinin geniş sahaları, kapalı havza olması sebebiyle akarsular ova tabanlarındaki bataklıklarda kaybolur. Bölgedeki akarsular kar ve yağmur suları ile beslenirler. Konya’daki yağış rejimi düzensiz olduğu için bu akarsuların rejimi de düzensizdir. Bir çoğu, yaz aylarında kururlar; ancak ilkbahar ve yaz aylarında kısa süreli sağanak yağışlar ile sel baskınlarına sebep olabilmektedir. Sel baskınları tarım alanlarında büyük zarara neden olur. Bundan dolayı bölgede erozyonla mücadele çalışması yapılmaktadır. Bu çalışmalar en fazla sel gelen dereler üzerine barajlar kurularak sürdürülmektedir. May ve Apa barajları buna örnektir.

Konya’da akarsuların su toplama havzaları farklı yönlere akış gösterirler. Bunlardan Yukarı Sakarya Nehri’ne ulaşan Gökpınar Deresi ile Karadeniz’e, Göksu Nehri’nin kuzey kolu olan Hadim Çayı, Manavgat Nehri’nin yukarı havzası çevresindeki dere ve çaylar açık havza niteliğinde olup sularını Akdenize ulaştırırlar.

Bunlardan Tuz Gölü, Çavuşçu Gölü, Beyşehir Gölü, Ereğli Ovasındaki Akgöl, Hotamış Bataklığı çevresindeki yükseltilerden kaynağını alan dereler ise kapalı havza şeklindeki bu alanlara akış gösterirler. Bölgenin güneyindeki kapalı havzanın merkezinde Konya ve Ereğli ovalarında kuraklık nedeniyle göl oluşmaz ve buradaki yükseltilerden kaynağını alan dereler ovada kaybolurlar.Konya’da yer alan en büyük ve en önemli akarsu Çarşamba Suyu’dur. Kaynağını Bozkır ilçesindeki yükseltilerden alır. Beyşehir Gölü’nün ayağı ile birleşerek Çumra Ovası sulama şebekesini oluşturur. Çarşamba Suyu üzerinde kurulan Apa Barajı hem selleri önlemek hem de Konya Ovasının bir bölümünde sulama yapmak için kurulmuştur.

Konya ilinde Meram Çayı, Sille Deresi, May Deresi, İvriz, Bolasan, Çiğil, Doğanhisar İnsuyu, Göksu, Adıyan, Engilli, Çavuşköy, Karasu Çayları da önemli akarsulardandır. Şehrin içme ve kullanma suyu olarak kullanılan Hatıp, Çayırbağı, Mukbil ve Dutlu Suyu ve Hotamış Bataklığı çevresindeki çeşitli kaynaklarda önemlidir.

Göller
Konya ili sınırları içerisinde pek çok tabii göl ve bataklık bulunmaktadır. Bunların kimilerinin suları acı ve tuzlu, bazılarının da suları tatlıdır. Oluşum yönünden de birbirinden farklılıklar gösterirler.

Tuz Gölü
Tuz Gölü kapalı havzasının merkezinde Tuz Gölü oluşmuştur. Ankara, Konya, Aksaray sınırlarının kesiştiği yerde olup bir kısmı Konya ili sınırları içerisinde yer almaktadır. Tuz Gölü Türkiye’nin yüzölçüm olarak ikinci büyük gölüdür. Derinliği 12 m. civarındadır. Yaz mevsiminde buharlaşmanın etkisi ile alanı oldukça küçülür. Kuruyan kesimlerde tuz tortulları meydana gelir. Türkiye’nin tuz ihtiyacının bir kısmı buradan temin edilir. Sulama ve su ürünleri için kullanılamaz.

Beyşehir Gölü
Konya ilinin batısında Konya-Isparta sınırı üzerinde yer almaktadır. Beyşehir Gölü, yurdumuzun 3. büyük gölüdür. Aynı zamanda en büyük tatlı su gölüdür. Tektonik-Karstik olaylarla meydana gelmiştir. Aynı zamanda Türkiye’nin en önemli milli parklarından biridir. Milli park alanı içerisinde aynı anda su sporları, dağ sporları ve av sporları yapmak imkanı vardır. Su ürünleri açısından ekonomik değeri yüksektir. Gölün iki plajı, 22 adası ve pek çok kayalığı bulunmaktadır. Göl Ornitolojik bakımdan önemli bir kuş üreme, barınma, beslenme ve konaklama merkezidir. Bu yönü ile de turizm açısından önem taşımaktadır.

Akşehir Gölü
Konya ilinin kuzey batısında Konya-Afyonkarahisar il sınırında yer alır. Suyu tatlıdır. Tektonik olaylarla meydana gelmiştir. Su ürünleri açısından ekonomik değer gösterir. Sulama suyu olarak kullanılmakta olup kamış üretimi de yapılmaktadır.

Suğla Gölü
Konya ilinin güneybatısında yer alır. Oluşumu tektoniktir. Yağışlı yıllarda alanı iyice genişlemekte kurak yıllarda ise göl kurumakta ve alüvyonlu göl tabanı ortaya çıkarak, iyi bir tarım alanı oluşturmaktadır. Suları tatlıdır. Su ürünleri ve sulama açısından önemi büyüktür.

Ilgın (Çavuşçu) Gölü
Konya ilinin kuzeybatısında yer alır. Oluşumu tektoniktir. Suları tatlıdır. Su ürünleri açısından önemlidir. Ayrıca bir ayağı ile Atlantı ovaları sulanmaktadır.

Ereğli Akgöl
Ereğli ilçesinin batısındadır. Eski göl tabanıdır. Çok sığ bir özelliğe sahiptir. Tatlı sulara sahiptir. İvriz deresinden gelen sularla beslenir. Akgöl sazlıklarında 200’ün üzerinde kuş türü yaşamaktadır. Bu yüzden tabiatı koruma alanı olarak kabul edilmiştir.

Yunak Akgöl
Yunak ilçesi yakınlarında küçük bir göldür. Suyu tatlıdır. Çoğu yeri bataklık halindedir. Göl Gökpınar Deresi ile Sakarya Nehrine boşalmaktadır.
Bunların dışında Konya ilinin karstik sahalarında, karstik şekillerden olan obrukların sularla dolması ile çok ufak göller meydana gelmiştir. Bunlar Kızören obruğu, Timraş obruğu, Obruk gölü, Çiralı gölü, Meyil gölü de vardır. Obruk göllerden bazıları sulama amaçlı kullanılırken bazı obruk gölleri de turistik değer taşır.

Volkanik olaylarla da göller meydana gelmiştir. Volkan konilerinin çevresinde volkanizmanın etkisi ile daire şeklinde çanaklar oluşmuştur. Bu çanaklara suların dolması ile küçük maar gölleri meydana gelmiştir. Bunlar Acıgöl Maarı ve Meke Gölü’dür.
Karapınar ilçesi sınırları içerisinde bulunan bu krater göllerinin içerisinde magnezyum sülfat çözeltileri vardır. Bu nedenle suyu çok acıdır. İçinde canlı yaşamaz. Oluşumdan kaynaklanan özellikler nedeniyle Meke Gölü etrafındaki volkanik malzeme biriket yapımı ve benzer amaçlarla büyük ölçüde tahrip edilmiştir. Meke Gölü, Kültür Bakanlığı, Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından “1. Doğal Sit Alanı” ilan edilmiştir.

Yeraltı Suları

Konya ilinde Çumra, Ereğli, Cihanbeyli, Akşehir, Yunak ovalarında yaklaşık 20 ila 100 m. arasında zengin yer altı suyu bulunmaktadır. Bazı yerlerde bu su artezyen yapmaktadır. Bunun yanında binlerce adi kuyu kazılmıştır. Genellikle tarım amaçlı olarak pek çok sondaj kuyusu da açılmıştır. Konya çevresinde genellikle paleozoik mermerler, mesozoik kalkerler, neojen kalkerleri ve Alüvyonlar su taşıyan formasyonlardır.

KONYA İLİ TARİHÇESİ

Cennet Yurdumuzun, adı eski devirlerden beri değişmeyen şehirlerinden biri de Konya’dır. Konya adının “Kutsal Tasvir” anlamındaki “İkon” sözcüğüne bağlı olduğu iddia edilir. Bu konuda değişik rivayetler bulunmaktadır. Bunlardan biri; kente dadanan ejderhayı öldüren kişiye şükran ifadesi olarak bir anıt yapılır ve üzerine de olayı anlatan bir resim çizilir. Bu anıta verilen isim, “İkonion” dur.
İkonion adı, İcconium’a dönüşürken, Roma döneminde İmparator adlarıyla değişen yeni söyleniş biçimlerine rastlanır. Bunlar; “Claudiconium, Colonia Selie, Augusta İconium” dur. Bizans kaynaklarında “Tokonion” olarak geçen şehrimize yakıştırılan diğer isimler şöyledir:
“Ycconium, Conium, Stancona, Conia, Cogne, Cogna, Konien, Konia…”

Arapların Kuniya dedikleri güzel kentimiz, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde bir daha değişmeyerek günümüze kadar gelen ismine kavuşmuştur: Konya…
Konya İli, M.Ö. 7. bin yılından beri yerleşim yeri olmuş, pek çok medeniyete beşiklik etmiştir. Yazının M.Ö. 3500’de kullanılmaya başlattığı hatırlanacak olursa, Konya’nın, ülkemizin en eski yerleşim merkezleri arasında yer aldığı söylenebilir.

Çumra Çatalhöyük, sadece ülkemizin değil, Dünya ölçüsünde yemek kültürünün ilk defa başladığı, tarımın yapıldığı, ateşin kullanıldığı, yerleşik hayata geçildiği, vahşi hayvan saldırılarına karşı ortak savunmanın yapıldığı merkez olarak tanınır.
Çatalhöyük, Neolitik, Erbaba ve Karahöyük Kalkolitik, Alaeddin Tepesi, Eski Tunç Devri merkezleridir.

Tarih devirlerinde Hititler ve Lidyalılar, M.Ö. 6. yüzyılda Persler, M.Ö. 4. Yüzyılda Büyük İskender, Selevkoslar, Bergama krallığı, M.Ö. 2. yüzyılda Roma, M.S. 395’te Konya ve çevresine hakim oldular.
7. yüzyıl başlarında Sasaniler, bu yüzyılın ortalarında Muaviye komutasındaki Emeviler, şehri geçici olarak işgal ettiler.

10. yüzyıla kadar bir Bizans eyaleti olan Konya; Müslüman Araplar’ın akınlarına maruz kaldı. Malazgirt Zaferi’nden önce Konya’ya ilk gelen, Türk akıncıları Selçuklular oldu. (1069)
Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan, 1071’de Bizans İmparatoru Romen Diyojen’i Malazgirt’te kesin bir yenilgiye uğratarak, Türkler’e Anadolu’nun Kapılarını açtı. Sultan Alparslan, zaferden sonra komutanlarına Anadolu’nun tamamen fethedilmesi görevini verdi.

İLÇELERİ
Konya ilinin ilçeleri; Karatay , Meram, Selçuklu, Ahırlı, Akören , Akşehir, Altınekin , Beyşehir, Bozkır, Cihanbeyli, Çeltik, Çumra, Derbent, Derebucak , Doğanhisar , Emirgazi , Ereğli, Güneysınır , Hadım, Kulu, Sarayönü , Seydişehir, Taşkent, Tuzlukçu, Yalıhöyük ve Yunak’tır.

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar



Yorum Yazaken SeviyeLi YorumLar Yazınız.!