Hayırsız evlatlar (Hikaye) Metin Yiğit

Metin Yiğit’ten ibretlik bir hikaye

Hayattan acı dersler ( Bu hikaye yaşanmış bir hayattan derlenmiştir )

Saçlarına bembeyaz aklar düşmüş,yaşı yetmişi aşmış yaşlı bir adam parktaki banklardan birinde oturmuş kaydıraktan kayan iki küçük çocuğu seyrediyordu.
Dalgındı aslında,çocuklar sadece gözünün baktığı noktayı teşkil ediyorlardı.

Hayat arkadaşını sevgili eşini kaybedeli iki ay kadar olmuştu. Hayatı boyunca çalışmış çabalamış bütün birikimini Okmeydanında bulunan arsasına yaptırdığı altı katlı çift daireli apartmanının inşatına harcamıştı. Birde yaklaşık yirmi yıldır aldığı emekli maaşı vardı.

Sekiz daireden gelen gelirinin önemli bir bölümünü dört oğluna eşit miktarda pay ederek geçimlerine yardımcı olmak amacıyla onlara veriyordu.

En büyük oğlu Süha oldum olası çalışmayı sevmezdi. Mesleği olmadığı için sağda solda kısa süreli hafif işlerde çalışarak yaşamını sürdürüyordu.

İkinci oğlu Cemil ise bir barda barmenlik yapıyordu. O ise neredeyse kazancının tamamını içkiye harcayarak tüketiyor babasının destek olarak verdiği parayla geçimini sağlamaya çalışıyordu.

Ortanca oğlu Kaşif, üçüncü lig takımlarından birinde futbol oynuyordu. Daha bir ay önce iki yıldır birlikte olduğu sevgilisi Suna’yı kaçırarak evlenmişlerdi.

En küçük oğlu Veli ise askerden geldikten sonra hiç çalışmamış, kahveden oyun oynayıp eğlencelere katılmaktan başka bir uğraşı yoktu. Askeden gelir gelmez evlenmek istiyorum diye tutturup oda lise aşkı Serpil’le iki yıl önce dünya evine girmişti. İçlerinde en sayğısız en asi olan oydu.

Dört kardeşin ortak yanları ise hiç birininde çocuğunun olmamasıydı. Gelinlerin dördüde bir birinden kurnaz ve siyasetçi olunca çok iyi anlaşmaları kaçınılmaz olmuştu. Bir birlerinden nefret ederken bile gülümsemeyi başarıyorlardı.

Son bir aydır hepsininde keyfini kaçıracak bir gelişme yaşamışlardı. Babaları annelerinin ölümünden sonra bir karar almış, her ay dört oğlunda birer hafta sırayla yatıp kalakcak, onlarla yeyip içecekti. Yaşlı adamın amacı eşinin yokluğunda bir başına kalmadan aile ortamında kalan ömrünü tamamlamaktı.

Bir süre bu şekilde haftalar geçti gitti. Ama gelinler adeta dert küpüne dönmüşlerdi. Kimi yaşlı adamın çok pasaklı olduğundan,kimi herşeye karıştığından, kimi evden bir yere ayrılmadığından şikayet ederken, biriside hiç özel hayatlarının kalmadığından şikayet ediyordu.

Daha ikinci ay dolmadan isyan bayrağını çeken gelinler kocalarına rest çekmeye başlamışlardı. Necip beyin olmadığı bir gün hepsi toplanıp bir çözüm aradılar.

Aldıkları ortak karar kiracıların kontratı olduğu için çıkaramayacakları için ona çatı katında kalacak bir yer yaptırıp orada yatıp kalkmasını sağlayıp yine eski düzende olduğu gibi birer hafta yemeğe sırasıyla gelecekti.

Bu durumu açıklamak onlar için hiç kolay olmasada sekizi birer cümleyle Necip beye aldıkları kararı anlattılar. Yaşlı adam onlara hiç cevap vermeden sessizce yanlarından ayrıldı.

Kısa sürede çatıya yapılan çekme kata, Necip bey iki çek yat ,bir küçük masa ve iki küçük halıyla yerleşti.

Aradan tam iki ay geçmişti. Evde gelinlerin keyfi yerindeydi. Yaşlı adamı ne arayıp ne sormuşlardı. Kendi aralarındada pek gelip gitmedikleri için bu durumu hiç dile getirmemişlerdi.

Bir pazar günü öğlen saatlerinde apartman kapısınına gelen iki takım elbiseli adam tüm zillere basıp Necip beyi sordular. Dört kardeşte aşağıya inip adamların karşısına dikilip ne istediklerini sordular. Adamlar onlara Necip beyi çağırmalarını söyleyince Süha koşarak çatı katına çıkıp babasını baktı. Kapının üstündeki tozlardan,kilitin üstündeki pastan uzun süre kimsenin girip çıkmadığı belli oluyordu. Şaşkın bir şekilde aşağıya indi.

“Babam uzun süredir yukarı çıkmamış dedi”
Takım elbiseli adamlardan biri :
” Biliyoruz deyip devam etti. Biz Darüleceze avukatıyız.Ben Kemal Sezgin arkadaşım Hüseyin Sönmez : Babanız iki aydır kurumumuzda ikamet etmekteydi.Üçgün önce hakkın rahmetine kavuştu.Öncelikle başınız sağolsun !

Dört kardeş ve arkalarındaki eşlerinin yüzünde bir anda hüzün yerine güller açmıştı. Avukatların şaşkın bakışlarını fark edince toparlanıp ah vah !demeye başlamışlardı.
İsmi Hüseyin olan avukat çantasından bir evrak çıkarıp onlara uzattı.

” Bu babanız Necip beyin resmi vasiyetidir. Bu apartmanın tamamını vakfımıza bağışlanmış olup ,babanızın özel olarak eklettiği bir istekle bu apartmanı üç gün içinde boşaltmanızı istiyoruz”

Tek kelimeyle şoke olmuşlardı. İtiraz edip ortalığı ayağa kaldırdılar ama nereye gidip ne yaptılarsa bir sonuç alamadılar. Necip bey hayırsız evlatlarına öyle bir ders vermiştiki….

H.Metin Yiğit http://www.metin1.net/hayirsiz-evlatlar/

Bu hikayenin tüm hakları yazarımıza aittir. Yazar adı ve Site linki vererek yayınlayabilir paylaşabilirsiniz…

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar



Yorum Yazaken SeviyeLi YorumLar Yazınız.!