Gözlerin (Aşk Hikayesi )

23 Eylül 2018 Yazan  
Kategori EDEBİYAT, HİKAYE,MASAL,ÖYKÜ,FIKRA

GÖZLERDE BAŞLAYAN AŞK
( H.Metin Yiğit’ten bir Aşk hikayesi )
Ceza evi duvarları ne kadar da soğuktu. Sırtını  dayayıp oturmak mümkün değildi. Ona Mahsun diyorlardı. Geldiği  günden beri genelde hep tek başınaydı. Cinayetten hüküm giymişti. Oysa tamamen masumdu. Tek suçu olmaması gereken bir yerde olmasıydı. Yol kenarında yatan bir insan için durmuş ona yardımcı olmak için uğraşırken polisler gelip üstüne çullanmışlardı. Tutuklu olarak yargılanmaya başlayınca bu koğuşa getirmişlerdi kendisini . Uğradığı haksızlığa rağmen isyan etmemiş vardır bunda bir hayır diye Allaha teslim olmuştu. İçine kapanık yapısı yüzünden fazla konuşmaz sadece dinlerdi.

Sürekli eline geçirdiği bir şeyleri okumakla zaman geçirirdi. Herkes onun bu haline alışmış, buldukları kitap gazete dergi her ne varsa ona getirirlerdi.

Ziyaretçisi gelen bir mahkumun kendine uzattığı gazeteye adeta hazine bulmuşçasına sarılmış, heycanla her zaman yaptığı gibi arka sayfadan okumaya başlamıştı. Okunmadık bir satır kalmayıncaya kadar her sayfayı gözden geçiriyordu.

Gazetenin baştan ikinci sayfasındaki bir mağazin haberi dikkatini çekti. Aslında dikkatini çeken haber değil haberin konusuydu. Henüz on sekiz yaşında üniversite öğrencisi bir genç kızdı. Geçirdiği bir kaza neticesinde sakat kalmış tekerlekli sandalyeye mahkum olmuştu. O kadar güzel gözleri vardıki. Tekrar tekrar baktı. Hatta uzun uzun baktı. büyülenmiş gibiydi. Haberin tamamını itinayla yırtıp aldı.

Ogünden sonra  o haber ve resim onun için büyük bir sır oldu. Genç kıza plotonik bir aşkla bağlanmış, yalnız kaldığı her anda,  başını yastığına her koymasında onun ilgili uzun uzun hayaller kurup  uykuya öyle dalıyordu. Kimseye bu konudan bahsetmemiş  bu sırrını paylaşmamıştı. Neden sonra haberin tam içeriğini okumadığını farkedince kendi  kendine hayretler içinde kaldı.

Gazete parçasının katlı olduğu bölümler neredeyse silinmeye yüz tutmuştu. Haberi okuyunca  sırtını soğukluğuna aldırmadığı duvara yaslayıp düşünmeye başlamıştı.
Haberin içeriğinde zengin bir ailenin kızı olan  Sedef’in geçirdiği trafik kazasından sonra tekerlekli sandalyeye mahkum olmasıyla yaşadığı dramı anlatıyordu.Yalnız kaldığından,arkadaşlarının birer birer kendisinden nasıl uzaklaştıklarından söz ediyordu.Yalnızlığını gidermek için mektup arkadaşları istiyordu. Sedef  tamamen doğal , halk içinden samimi yaşıtlarıyla mektuplaşmak istediğini söylüyordu. Birde posta adresi vardı yazının en altında.

Sedef şaşkındı. Annesinin  posta kutusundan alıp getirdiği onlarca  mektubu  bir poşete koyup odasına çekildi. Gün boyu bu mektupları okumakla zaman geçirir olmuştu.

Fakat gelen mektuplar onun beklentisinden çok farklıydı. Genelde çocuk yaştaki kızlardan gelen ipe sapa gelmez çocuksu şeylerdi.

Ama her şeye rağmen eğlenceliydi. En sonda  zarfı kırış kırış olmuş bir mektup vardı. Açınca şaşırdı. Mektup bir ajanda sayfasına yazılmıştı çünkü.  Merakla okumaya  başladı.

Gözlerin…diye başlamıştı
Sebebini bilmiyorum bu mektubu size neden yazdığımıda izah edemem ama yazdım işte.. Sizi rahatsız edecek değilim merak etmeyin. Sadece yaşadığım bir duygu sağanağının ardından dayanamayıp yazdım işte. Zarfın ve kağıdının kusuruna kalmayacağınızı umarım. İmkansızlık ne yaparsın

Ben güneşe hasret özgürlüge hasret kapalı bir mekanda ömrünün  yettiğince yaşamaya çalışan sıradan bir insanım. Zaten kim olduğumunda bir ehemmiyeti yokki.

Ne kadar şanslı olduğunuzu bilmenizi istedim.Üzücü bir kaza geçirmişsiniz Allah başa vermesin. Gazeteden okuduğum habere göre bir gün ayağa kalkma ihtimaliniz varmış. İki ayağını tamamen kaybedenlerde var.Sağlam olup dört duvar arasında yaşamaya mahkum olanlar var.Dünyayı dünya gözüyle göremeyenleri düşün Oysa senin öyle güzel gözlerin varki…Saf tertemiz adeta tabiri caiz ise cennet bahçesi gibi. Baktıkça huzur veren, karanlık gecelere  ışık olan. Saçmaladım değilmi ama ne yapayım baktığım gördüğüm her yerde   gözlerin gözlerin …
İsim Rumuz ( Mazlum ) yazıyordu
İltifatmıydı bir ilanı aşkmıydı kızın kafas karışmıştı.Fakat sözleri o kadar anlamlıydıki.İçindeki karamsarlık duyguları bir anda uçup gidi vermişti. En azından bir gün yürüyeceğine dair umudu vardı
Zarfın üzerindeki adrese bakıncı şaşırdı. İnanılır gibi değildi bu mektup bir ceza evinden gönderilmişti. Biraz tedirgin olmuştu ama sonra onun için üzüntü duymuştu. Ama çok içten çok başkaydı.  Biraz tedirğin biraz mutlu oldu ama o gözlerin kelimesi aklına yer etmişti nedense. Aynaya gözlerine baktı. Olağanüstü bir şey göremiyordu. Bildiğin bir çift göz idi işte. Bir kaç sefer gözleri ile ilgili iltifat almıştı ama. Mektuptaki gözlerin kelimesi o kadar tutku ile yazılmıştıki.

Aradan geçen iki hafta süre  ona bu mektubu unutturmuştu. Haftanın ilk günü yeni gelen mektupları posta kutusundan alırken yine buruşuk sayılabilecek bir zarf dikkatini çekmişti.

Odasına çekildiğinde ilk o zarfı açıp okumaya başladı.

Gözlerin…..

Ne yaptın bana bilmiyorum aklım fikrim hep gözlerinde. Ne kadar şanslısın dünyaya bu kadar güzel bakmak kaç insana nasip olurki. Yine aklın karışmaya başladıysa lütfen sakin ol amacım seni üzmek yada endişelendirmek  değil.
Sahi sen cennetten gelmiş bir melekmisin ? Bu kadar güzel bakan bir insan olmaz. Oysa benim gözlerim kapkara tıpkı bir zeytin gibi. Bakışlarımda hep gece gibi. Ancak senin resmine senin gözlerine bakmak yüzümü yüreğimi aydınlatıyor. Herşey gönlünce olsun güzel gözlü güzel insan….

Genç kız şaşkındı ne yapacağını ne düşüneceğini bilemez durumdaydı. Üstelik birazda korkuyordu. Yoksa bir sapıkmı dadanmıştı kendisine. Yok canım dedi bu kadar şiirsel bir mektup yazan insan sapık olamazdı.

Bir an o talihsiz kazayı yaşadıkları gün gözlerinin önüne geliverdi. babası Burhan bey iş yerine gelen bir telefon aramasıyla Aydın’daki babasının hastalanarak hastaneye kaldırıldığı öğrenince  Apar topar eve dönüp ailesinide alıp yola çıkmışlardı.
İçindeki üzüntü ve endişenin etkiyle fakında olmadan biraz hızlı gidiyordu.

Ve korkulan oldu. Hasta ziyaretine giden aile kaza neticesinde hastanelik oldu. Ziyaretine gittikleri büyükbaba  onları ziyarete geldi. Can kaybı yoktu ancak korkunç bir gerçek ortaya çıktı. Sedef’in bir bacağı kırıktı. Genç kız sadece bacağını değil belden aşağısınıda çok az hissediyordu.

Uzun tahliller kontroller neticesinde baş hekimin korkulacak bir şey olmadığı zamanla eski sağlığına kavuşmasının mümkün  olabileceğini söyleyince bir parça moralleri düzelmişti.

Bu kazanın basına yansımasından sonra genç kıza gelen mektuplar adeta bıçak gibi kesilmiş sadece birkaç mektup gelir olmuştu. Birde o gözlerinin hayranı  iki haftada bir mektup göndermeye devam ediyordu. Mektubu açıp  okumaya başladı.

Geçmiş olsun güzel gözlü
Öncelikle size çok geçmiş olsun.Haberini gazetede okudum. Dilerim en kısa zamanda sağlığınıza kavuşur yeniden güzel gözleriniz gülmeye başlar. Hayatın insana neler getireceğini kimseler bilemez elbette, bizlere düşen sabretmek .

Birgün sağlığınıza kavuşacağına  tüm kalbimle inanıyorum. Gazeteden okuduğum kadarıyla size gelen mektuplar azalmış üzüldüm. Kimse yazmasada ben yazarım merak etme. Sen iste her gün her saat yazarım. Senin yaşadıklarına üzülürken ben sevindirici bir haber aldım. Suçsuz lduğum anlaşıldı.Yakında özgürlüğüme kavuşacağım inşallah… Artık ışığa hasret değil ışıkla yaşayacağım. Yaşadıklarımı saymazsam Allah bana yeni bir hayatı sundu. Sanırım sabretmemin karşılığını alıyorum. Beni merak ediyormusun bilmem. Çok yakında sana geçmiş olsuna geleceğim. Beni tanımayacaksın belki ama sende benim kara gözlerimde sana bakışlarımdaki ışığı görebilirsen ben işte oyum. İsmim hiç önemli değil. Bilmeni istediğim bir başkasına cennet bahçesi görünene kadar gözlerinin , sahibine  hayranlığım ve sevgim sonsuza kadar sürecektir. Tertemiz bir dünya ve sen  istersen görebileceğim gözlerin.

O günden sonra genç kız büyük bir merakla kendisine geçmiş olsuna gelecek olan sadece kara gözlü olduğunu bildiği meçhul hayranını bekledi..

Öte yandan tedavisini sürdüren doktoru aileye Sedef’i Amerika’ya göndermelerinin iyileşme konusunda çok daha hızlı katkı sağlayacağını söyleyince, Amerika’ya yolculuk hazırlığına başlandı. Sedef iyileşip sağlığına kavuşmayı istiyordu ama kara gözlüyü merak ediyordu. Amerika’ya giderse onu birdaha göremeyebilirdi.
Oysa onu görmeyi onunla karşı karşya gelmeyi çok istiyordu.

Burhan Bey Gitmeleri konusunda ısrarcı olunca yer ayırtıp Atatürk hava limanının yolunu tuttular. İşlemlerini tamamlayıp uçağa binmek için dış hatlar bölümüne geçerlerken Sedef Kendisine hayranlıkla bakan genç bir delikanlının önünden tekerlekli sandalyesiyle geçerken, onun zeytin karası gözleri dikkatini çekmişti. Kapı kapanmak üzereyken

– Gözlerin
Birisi anlamsızca ve sebepsizce gözlerin diye haykırmıştı.
Gözlerin bu sihirli kelimenin anlamını biliyordu. Tekerlekli sandalyeyi durdurdu. Annesine
– Anne lütfen az geriye dönebilirmiyiz dedi
Annesi şaşırmıştı.
– Neden yavrum uçak kalkmak üzere geç kalabiliriz.
-Anne lütfen !
Geri dödüklerinde az önce gördükleri genci gördüler.
– Ne dedin sen ?
Delikanlı gülümsedi
– Gözlerin”  diye yineledi.
Genç kız sebebini bilemediği bir sevinçle yerinden fırladı. Annesinin şaşkın bakışları arasında delikanlıya doğru koştu.Mazlum genç pırıl pırıl bir gülümseme ve coşkuyla beklerken, Sedef Ayaklarının yere bastığının farkında bile olmadan kelebek gibi kanatlanmıştı adeta.Daha önce hiç görüşmedikleri halde yıllardır tanışıyorcasına karşı karşıya geldiler. İkisininde gözlerinde aynı ışık aynı sevgi kıvılcımları ve cevap bekleyen merak edilen onlarca soru  vardı  sırada. Sedef’in annesi Gülizar hanım şaşkındı. Ne diyeceğini ne yapacağını bilemeden sadece seyrediyordu.

Bir mucize olmuş kızı ayaklanmıştı. Kızı mutluluktan uçmuştu adeta. Kendisi ise bir aşk mucizesinin tanığı olarak sevinç ve şaşkınlık içerisinde onları seyrediyordu.

H. Metin Yiğit

Bu hikayenin tüm telif hakları yazara aittir. Yazar ve sitenin linkini vererek yayınlayabilirsiniz: http://www.metin1.net/gozlerin-ask-hikayesi/
Metin1.net

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar



Yorum Yazaken SeviyeLi YorumLar Yazınız.!