Dizi filimler ve gerçek hikayeleri

11 Mayıs 2010 Yazan  
Kategori EDEBİYAT

AŞKI MEMNU- YAPRAK DÖKÜMÜ - KALP AĞRISI Dizilerinin hikayelerini özet olarak  sizler için araştırdık. Okuyun televizyon karşısında nasıl uyutulduğumuzu görün.

Aşkı memnu

Aşkı memnu hikayesinin gerçek özeti
Firdevs, elli yaşlarında ve gözü yükseklerde olan bir kadındır. Hatta eşini de genç yaşında bu tür davranışları yüzünden kaybetmiştir. Eşi artık sonunda Firdevs Hanım’ın para ve şöhret hırsından bunalmış, bir gün Firdevs Hanım’ın genç aşıklarından gelen mektupları fark ederek kalp krizinden vefat etmiştir. Firdevs Hanım ise çok kısa bir süre yas tutarak, tekrar gezinti yerlerinde görünmeye devam etmiştir. Ayrıca ölümüne rağmen kendisini anne yaptığı için eşine nefret duymaya devam etmiştir. Firdevs Hanım’ın kızları olan Bihter 22, Peyker ise 25 yaşında ve evlidir. Peyker annesinin istemediği bir evlilik yaparak bir memurla evlenmiştir. Hatta bir de hamiledir ve Firdevs Hanım’ı büyükanne yapacaktır. Bu durum Fidevs Hanım için çok korkunçtur. Çünkü yaşlanma düşüncesi bile onu çılgına çeviriyordur. Bu yüzden de kızına içten içe bir nefret duymaktadır.

Firdevs Hanım ve kızları herkes tarafından tanınır ve her yaptıkları, giydikleri olay olur; beğeni kazanırlardı. İstanbul’un gezinti yerlerinde “Melih Bey Takımı” diye anılırlardı. Onlar için şöhret, zenginlik, mücevherler, giyim her şeyden önemliydi.
Adnan Bey ise kırk beş yaşında, zengin bir adamdır. Nihal adında genç bir kızı, Bülent adında küçük bir oğlu vardır. Karısı ölmüştür. Bülent yatılı okulda okumaktadır. Adnan Bey şuhluğu ve serbestliğiyle ün alan Firdevs Hanım’ın kızı Bihter’le evlenir. Bihter bu evlenmeye, sırf Adnan Bey’in zenginliği yüzünden razı olmuştur. Artık kocaman bir evde zengin bir hayat sürecektir. Hizmetçiler, mücevherler, kıyafetler… Bu, tam onun istediği gibi bir yaşamdır.
Nihal bu evlilikten hiç memnun değildir, babasını başkasıyla paylaşma düşüncesiyle Bihter’den nefret etmektedir. Hatta babasına da Bihter’i aralarına soktuğu için kızmaktadır. Fakat küçük yaştaki Bülent bu durumdan gayet memnundur; çünkü genç bir anneye sahip olmuştur. Firdevs Hanım ise kızını zengin bir koca ile evlendirdiği için memnun, fakat bir yandan da kızına karşı olan kıskançlığından dolayı bir kin beslemektedir.
Kısa zamanda Bihter’in düşünceleri değişmeye başlar. Genç bir insanın yalnız servete değil, sevmeye de ihtiyacı olduğunu anlar. Bir süre sonra da kocasının çapkın yeğeni Behlûl ile aralarında bir “yasak aşk” başlar. Behlûl, hayatta eğlenceden başka bir şeye değer vermeyen, her gününü başka bir kadınla geçiren biridir. Fakat bu sefer hayatının aşkını bulduğunu düşünmektedir. Fakat yanılmaktadır. Çünkü bu aşk onu çok kısa bir süre eğlence hayatından uzak tutar. İki hafta içinde Behlûl yine eğlence hayatına kaldığı yerden devam eder. Bihter ise geceleri Behlûl’ün eve gelmediğini fark ederek çok üzülmektedir. Çünkü bütün umudunu bu aşka adamıştır.

Adnan Bey ise bütün bunlardan habersiz genç karısının güzelliğiyle gurur duymaktadır. Diğer yandan da kıskanmaktadır. Nihal’in Bihter’i kıskandığını anlayarak, kızının bu yersiz hislerini umursamamamaktadır. Ona daha çok ilgi göstermek yerine zamanla ondan uzaklaşmaya başlar. Bu uzaklaşmada Nihal’in de payı vardır. Bihter’e olan nefretini babasına yansıtmaktadır. Bu düşüncelerini ise yalnız Behlûl’le paylaşabilmektedir. Behlûl’le beraber büyüdüklerinden dolayı aralarında ağabey kardeş muhabbeti vardır. Fakat zamanla Nihal’in serpilip güzelleşmesiyle Behlûl’ün ilgisini çekmeye başlar. Zaten Behlûl de Bihter’le aralarında olan “yasak aşk”tan ve yaşadığı serüvenli yaşamdan bıkar. Nihal’e olan sevgisi artmaya başlar ve onunla evlenmeye karar verir. Bu düşüncesine ilk destek olan Firdevs Hanım’dır. Bu evlenme düşüncesini herkes iyi karşılar. Evde bu durumdan memnun olmayan yalnız bir kişi vardır: Bihter.
O, aşkını korumak için isyan eder. Adnan Bey’e bu evliliğin sandığı kadar iyi bir düşünce olmadığını açıklamaya çalışır. Fakat Adnan Bey Bihter’in bu evliliği neden istemediğini anlayamaz. Bihter bu evliliğin olmaması için hiçbir şeyin fayda vermediğini görünce her şeyi meydana çıkarmayı düşünür. Böylece, hem kendisine rakip olan Nihal’den, hem kendisini böyle yüz üstü bırakan Behlûl’den, hem de bu evlenmeyi hazırlayan annesinden öç alacaktır.
Sonunda her şey anlaşılır; Bihter kendisini öldürür; Behlûl kaçar; Nihal de, hayalleri kırılmış olarak yine eskisi gibi babasıyla yalnız kalır.

——————————————————————————————
YAPRAK DÖKÜMÜ:

Yaprak dökümü

Ali Rıza Bey, şair ruhlu, içine kapanık, kendi hâlinde dürüst bir insandır. Prensipleri kendi prensipleriyle bağdaşmayan insanlarla çalışmak istemediği için şirketteki memuriyetinden istifa eder; Üsküdar’daki evine çekilir. Ali Rıza Beyin, Şevket isminde bir oğlu ile Fikret, Neclâ, Leylâ ve Ayşe adında dört kızı vardır. Ali Rıza Bey, işten çıktığı sırada oğlu Şevket yüksek maaşla bir bankaya memur olur; evin bütün yükü onun üzerine biner. Şevket, babası gibi iyi yetişmiş, karakterli, namuslu bir gençtir. Ailesine de son derece bağlıdır. Babasının doğruluk ve namus uğruna işten istifa etmesini uygun bulur. Buna karşılık Ali Rıza Beyin hanımı Hayriye Hanım durumdan hiç memnun kalmaz.

Bir süre sonra Şevket, Ferhunde adında hafif meşrep bir kadınla evlenir. Eğlenceye düşkün olan bu kadın, birbirinden genç, güzel ve hareketli, asrî olmaya meraklı olan Neclâ ve Leylâ’nın da karakterini bozar. Bir eğlence ve moda düşkünlüğü başlar. Evde sık sık partiler düzenlenir. Evin büyük kızı Fikret, yengesi ve kardeşleriyle anlaşamadığı ve bu durumdan hiç memnun olmadığı için en az babası kadar üzgün ve kırgındır. Hayriye Hanım, sırf kızlarına koca bulmak ümidiyle evde her değişikliğe razı olur. Şevket de olanlardan memnun kalmamasına rağmen belki de karısının tesiriyle kendisini bu hevese kaptırmıştır…
Evde gün geçtikçe itibarı düşen Ali Rıza Bey tekrar işe girmeyi düşünürse de başaramaz. Eğlenceler ve toplantılar için lüzumsuz yere para harcanan evde maddî sıkıntılar başlar; kavgalar, türlü rezaletler ve sefalet birbirini takip eder. Ali Rıza Bey, çocuklarındaki bu korkunç değişiklikler karşısındaki hayret, şaşkınlık ve acı içinde kıvranmaktadır. Evdeki bu anormal havaya ayak uyduramayacağını anlayan Fikret Adapazarı’na yaşlı, dul bir adama gelin gider. Böylelikle aile ağacının yapraklarından biri düşer. Ali Rıza Bey, çirkin durumlardan kurtarmak için kızlarını evlendirmeyi düşünür; fakat dürüst ve namuslu damat adayı bulamaz.

Bu arada Şevket masrafları karşılamak için bankadan borç alır; sonra ödeyemez, hapse atılır. Böylece, ikinci yaprak düşer. Kocası hapisteyken Ferhunde evden kaçar. Bu üçüncü yaprağın düşüşü olur. Karısının kaçtığı haberini hapishanede babasından alan Şevket üzülmez, hatta bir belâdan kurtulduğu için memnun olur.
Ferhunde’nin kaçışı ile elebaşlarını kaybeden Leylâ ve Neclâ bocalarlar. Evde hakimiyet yine Ali Rıza Beyin eline geçer; toplantılara ve eğlencelere son verilir. Bu monoton hayat kızlara pek sıkıcı gelir; sırf bu havadan kurtulmak için Neclâ bin bir türlü hayaller kurarak, kendisini zengin gösteren bir Suriyeli ile evlenir. Fakat Suriye’ye gidince orada kocasının birkaç karısının daha olduğunu görür.

Kendisini kurtarması için babasına mektuplar yazar. Bu dördüncü yaprağın düşüşüdür. Bu arada Leylâ kötü yola sapar. Ali Rıza Bey, kızını evden kovar. Leylâ bir avukatın metresi olur. Bu beşinci yaprağın düşüşüdür. Bu olaydan sonra Ali Rıza Beye hafif bir inme iner. Onu yiyip bitiren asıl hastalık içindedir. Leylâ da gittikten sonra ev büsbütün ıssız kalır. Hayriye Hanım bütün güç ve kuvvetini kaybeder. Leylâ yüzünden kocasına sık sık sitemlerde bulunur. Bunun üzerine Ali Rıza Bey, Adapazarı’na, Fikret’in yanına gider. Fakat aradığı huzuru orada da bulamaz; kalabalık bir aile hayatı içinde âdeta bir cehennem hayatı yaşayan Fikret, bütün iyi niyetine rağmen babasını yanında barındıracak durumda değildir. Bunun üzerine Ali Rıza Bey İstanbul’a döner, hastalığı ilerlediği için eve uğramadan hastahaneye yatar. Babasının hastalık haberini alan Leylâ onu hastahaneden çıkarır, kendi evine götürür. Taksim’deki lüks apartman katında hep birlikte rahat yaşamaya başlarlar. Ara sıra yolda eski kahve arkadaşları ile göz göze gelmese Ali Rıza Bey büsbütün huzur içinde olacaktır.

————————————————————————————–
KALP AĞRISI

Kalp ağrısı

Roman kahramanlardan Zeynep’in doktor babasına hikayesini anlatmasıyla başlar.
Zeynep’in hikayesinin adı “Kalp Ağrısı”dır. çünkü bu onun için gerçektende bir kalp acısıdır.
Zeyno babası gibi doktor olan Saffet’ten hoşlanmaktadır bu duygusallık aşktan öteye zihinde canlanan bir fırtınadır yani Saffet’e duyduğu saygı çok üst seviyededir. Ayrıca bunlar resmi olarak da nişanlılardır.

Hikayemizin başlangıcı Zeynep’in canından çok sevdiği Azizelerde gercekleşir: Azize, Zeynep’e herkesin deyimiyle Zeyno’ya, platonik olarak nitelendirdiği aşkı ve aynı zamanada akrabası olan zabit Hasan’dan bahseder ve onun geleceğini söyler, onunla tanıştırır. Bu saatten sonra Zeyno’nun kalp ağrısı başlar. Çünkü Zeyno ile Hasan’ın aşkları için bu bir başlangıç teşkil edecektir. Günler geçer Zeyno ile Saffet birbirlerine daha da yaklaşırlar ama zeyno bu ilişkinin bir sonuca bağlanamayacağını bilmekte ve bu yüzden de çeşitli buhranlara girmektedir. Sonuçta Zeyno’da bi rahatsızlık baş gösterir. Bu olay üzerine Saffet Zeyno’yu Ayastefanos’taki evlerine dinlenmelesi için götürür. Bir müddet sonra Hasan ile Azize buraya onu ziyaret için gelirler artık her gün Zeyno ile Hasan birlikte ava gitmektedirler.

Bir gün yine bir avda Hasan, Zeyno’ya evlenme teklif eder. Cevapsız kalan bu tekliften sonra hasan Azize’ye onunla evlenmeyeceğini söylüyor. Bu olayın ardından Hasan Zeyno ‘ya tekrar evlenme teklifediyor. Bu olayın ardından Zeyno nişan yüzüğünü boynuna asıyor ve Saffete kararını babası gelince vereceğini söylüyor.(Babası orada değildir ve hikayesini babasına, Ayastefonos’a gidinceye kadarını anlatır diğer olaylar daha sonra gerçekleşir Zaten bu sırada Azize’nin kıskançlık kırizleri tutmuştur ve çok ciddi anlamda hasta olmuştur. Doktorluk görevi ise Saffete düşmüştür.
Saffet bir süre sonra Zeynonun yanına gelir ve Azize’nin iyileştiğini söyler ve onu görmeye giderler. Orada garcekleri öğrenir ve Azize’nin kıskançlıktan dolayı intihara kalkıştığını öğrenir. Azize’nin refakatini yaptığı birgün Azize olanları anlatır ve Hasan’dan bahseder. Zeyno da Azize’ye Hasan’ın onun olduğunu ve onu elinden almayacağına sözverir. Bu olayın ardından Zeyno, Hasan ile bu işin olmayacağından bahseder ve bunun üzerine Azize ile Hasan evlenirler. Bu sürede Azize’nin rahatsızlığı devam etmiştir ve iyleşmesi için İsviçre’ye gitmesi gerekmiştir.
Evlendikten sonra Hasan izin alarak Viyanaya giderler. Viyanadan Azize Zeynoya mektuplar yazar nekadar saadetli olduğundan bahsediyor.Ancak busefer de orada Dora isminde babasının aradaşının kızını kıskanıyor. Günler geçip gider ama Hasan, Zeyno’yu unutamaz ve ona mektup yazmaya karar verir ama mektubu göndermez. Tam mektubu yazarken odaya Dora girer ve Hasan olayı Dora’ya anlatır ve ona karşı da çeşitli duygularından bahseder. Bu duygular Dora tarafından olumlu karşılanır. Bu ilişki devam ederken bir gün Azize ikisini Dora’nın odasında bulur ve iyiden iyiye Azize’nin kıskançlık kırizi artar. Bu arada Hasan’nın 1 ay izini kalmıştır ve şarka tayini çıkmıştır. Bunların hepsini Azize mektubunda Zeyno’ya anlatır.

Zeynep ile babası evde konuşur iken eve babasının arkadaşı Miralay Muhsin girer. Muhsin Bey evlenmek istemektedir ve Zeyno’nun babasından yardım istemektedir. Ancak bu sırada Zeyno’ya karşı da bir ilgisi oluşmaya başlamıştır. Bir gün Miralay Zeyno’ya ondan hoşlandığını söyler. Bunları Zeyno Azize’ye yazdığı mektubunda söylüyor. Zeyno onu sevip sevmemede kararsızdır ama bu sevgiden haz aldığını da saklamamaktadır. Olayın tesadüfi tarafı Miralayın, Hasan’ı tanımasıdır. Hasan zamanında Miralayın yaverliğini yapmıştır. Bir de ilginç hiraye giçmiştir başlarından. Eski çalıştıkları yerde yine Zeyno isminde bir kürt kızını Hasan hamile bırakmış ve tam kızın akrabaları tarafından öldürülecek iken Muhsin Bey tarafından kurtarılmıştır.

Zeyno akıp geçen zaman zarfında Miralay’ın aşkına cevap vermeye başlar. Zeynep’in kalbinde artık iki büyük zevk vardır birisi Miralay birisi de cektiği acının sebebi Hasan’dan alacağı intikamdır. Hasan’ın tayin yeri de miralayın fırkasıdır.

Azize, Hasan’ın odasında Dora’dan bir mektup bulur. Mektupta Dora, Hasan’a istediği zaman yanına gelebileceğini söylemektedir. O gün Viyanaya inen Hasan’a Azize bir telgıraf çeker ve hemen yanına gelmesini çok hasta olduğunu söyler. Hasan gelir, doktorlar muayne ederler ve Azize’nin hamile olduğunu söylerler. Ancak bu güzel olay bebeği doğurmanın çok riskli olacağının öğrenilmesiyle bir buhrana döner. Hasan İstanbul’a gelip iznini uzattırır bu sırada Zeyno’yu görür. Ama artık hiç bir şey eskisi gibi değildir.

Azizenin tedavisi için yine Saffet getirtilir bu sırada Azize bir oyun yapıp Zeyno ile Saffeti bir araya getirmeye çalışsa da başarılı olamaz.
Zaman ilerler ve Azize’nin doğumu gerçekleşir ve bir oğul dünyaya getirir ama bu oğul artık hayata öksüz olarak devam etmek zorundadır.

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar


4 Yorum yapılmış "Dizi filimler ve gerçek hikayeleri"

  1. erdem demişki 21 Mayıs 10 15:54 

    zaten abiciğim bu dizileri seyreden ben hastasıyım diyen kişiler birde izledikleri dizilerin senaryolarının nerden alındıklarını ve bir kitabın konusunun dışında ne kadar saçmaladıklarını okusa onlarda uyutulduklarını anlayacaklardır

  2. degeroto2@mynet.com demişki 30 Mayıs 10 09:25 

    metin kardeşim bu değeri çalışmaların için çok teşekkürederim bu çalışmalarını başka sitelerede yol allaha amanetol

  3. degeroto2@mynet.com demişki 30 Mayıs 10 09:26 

    akşam fetih kutlamalarında yoktun* ?

  4. admin H.METİN YİĞİT demişki 30 Mayıs 10 12:27 

    Akşam maç vardı gelemedim birdahaki sefere inşallah

Yorum Yazaken SeviyeLi YorumLar Yazınız.!