Bolu ili ve ilçeleri

24 Aralık 2017 Yazan  
Kategori ŞEHİRLER VE İLÇELER

BOLU İLİMİZ HAKKINDA GENEL BİLGİLER
Yüzölçümü: 8.320 km²
Nüfusu: 283.496 kişidir.(2014 yılı veilerine göre )
İl Trafik No: 14

COĞRAFYASI
Karadeniz Bölgesi’nin Batı Karadeniz Bölümü’nde yer alan Bolu, kuzeyde Karadeniz ve Zonguldak, doğuda Çankırı ve Ankara, güneyde yine Ankara ve Eskişehir, batıda Bilecik ve Sakarya illeri ile çevrilidir. Karadeniz ile İç Anadolu arasında, çok engebeli ve dağlık bir alanda yer alır.
Topraklarının yarıdan fazlası ormanlaplı olan Bolu’ nun yüzey şekillerinde dağlar, platolar ve ovalar önemli yer tutar. DAĞLAR
Yüzey şekillerini Batı Karadeniz Dağlarının uzantıları ile bu yükseltiler arasında kalan çukur bölgeler belirler. İl sınırları içerisinde, kıyıdan iç kesimlere doğru üç dağ sırası vardır. Bu dağlardaki en yüksek nokta Kızıltepe’dir (1.486 m.). İkinci sırayı oluşturan Bolu Dağları daha yüksektir. Yükseklik Çele Tepesi’ndarla ke 1.911 m.ye ulaşır. Üçüncü sıra dağı ise İlin güney ve doğusunu bütünüyle kaplayan, kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu Köroğlu Dağlarıdır. Bunların en yüksek noktası Köroğlu tepesi’dir (2.499 m.). Bu dağlık alanda çok sayıda yayla bulunmaktadır. En önemlileri Bolu Dağlarındaki Mengen ve Bolu yaylaları, Köroğlu Dağlarındaki Gerede, Kıbrıscık, Seben, Mudurnu ve Göynük yaylalarıdır.

İKLİM
Bolu genellikle Karadeniz iklim tipinin içinde yer almaktadır. Bunun yanında güney bölümlerinde İç Anadolu iklim tipi de görülmektedir.

GÖLLER VE AKARSULAR
Yöre, yağış zenginliği ve eğimlerin çokluğu nedeniyle irili ufaklı doğal ve baraj gölleri açısından zengindir. İl sınırları içerisinde, Efteni, Filyos ve Sakarya olmak üzere üç su toplama havzası vardır. Efteni Havzası, Efteni Gölü’ne dökülen Aksu, Asar Suyu ve Uğur Suyu ile gölün sularını Karadeniz’e boşaltan Büyük Melen’i kapsar. Abant Gölü’nün ayağı olan Büyüksu (Bolu Suyu) ve Ulusu Filyos Havzası’nın sularıdır. Sakarya Havzası’nın ise başlıca suları Mudurnu Çayı, Aladağ Suyu ve Göynük Suyu’dur. Bolu’da bir çok da göl bulunmaktadır. Abant ve Efteni gölleri dışında, İldeki göllerden bazıları, Abant, Yedigöller, Gölcük, Yeniçağa, Çubuk, Sünnet, Karagöl, Karamurat, Sülük, Gölköy, Aladağ,Çağla Gölü ve Saraycıkgölü bu göllerden başlıcalarıdır.Ayrıca Mudurnu ve Büyüksu çayları üzerinde kurulmuş olan Gölköy Barajı ile, Küçük Melen Suyu üzerindeki Hasanlar Barajının oluşturduğu göller de önemlidir.

İl alanının %9’u ovadır. Bu ovalardan en önemlisi ilin kuzeybatısındaki Düzce Ovasıdır.Ayrıca Bolu, Gerede, Himmetoğlu ve Mudurnu ovaları da önem taşımaktadır.

EKONOMİSİ
Bolu’nun ekonomisi tarım, ormancılık, hayvancılık ve turizme dayalıdır. tarımsal ürün olarak, baklagiller, sanayi bitkileri, buğday, arpa, mısır, fasulye, şeker pancarı, tütün, patates, fındık ve meyve üretilmektedir. Bitkisel üretimden sonra ormancılık önemli bir ekonomik güçtür. İl yüzölçümünün yarısını kaplayan ormanlarda karaçam, Seben Kaya Evlerisarıçam, göknar ve kayın ağaçları çoğunluktadır. Ayrıca orman ürünlerini işleyen sanayi kuruluşları da bulunmaktadır. hayvancılık güneydeki dağlık kesimde yaygındır. Mera hayvancılığı yapılan ilde, en çok koyun, sığır, tiftik keçisi ve kıl keçisi beslenir. Kümes hayvancılığında da büyük bir gelişim yakın zamanlarda başlamış ve bir çok tavuk çiftlikleri kurulmuştur. Bolu Dağı’nın batı yamaçlarında arıcılık, ırmak ve göllerinde de balıkçılık yapılmaktadır. Alabalık ve sazan ön plandadır.

MADENLER
Bolu topraklarında linyit kömür yatakları oldukça zengindir. Kalorisi yüksek olan Bolu linyitleri çeşitli kuruluşlar tarafından işletilmekte, kükürt oranının fazlalığı da sanayide kullanılmasına neden olmaktadır. Ayrıca kahverengi ve siyah desenli mermerler, alçı taşı üretimi de ihraç malzemesidir.

TURİZM
Tabaklar Hamamı ve CamisiZengin bir turizm potansiyeline sahip olan Bolu’da Köroğlu Dağları’ndaki Kartalkaya, Sarıalan başlıca kayak ve dinlenme merkezleridir. Abant Gölü ve Yedigöller yörenin turistik bölgeleridir. Bu nedenle de Yedigölleri çevreleyen geniş bir alan ulusal park ilan edilmiştir. Büyük ve küçük kaplıca, Efteni, Babas, Bağlum, Sarot kaplıcaları ile Dernin Hamamı bölgedeki termal kaynaklarıdır.

TARİHÇESİ
Bolu ve çevresinde bulunan Eski Çağ kültürlerinin izleri, mimari kalıntılar, heykeller ve çok sayıda lahit ile kitabeler ilin tarihi ile ilgili yeterli bilgiyi vermektedir. Buna göre; Bithynion ismi ile kurulan bir İlk Çağ kenti olarak kurulan Bolu’ya İmparator Cladius zamanında Onun isminden ötürü Cladiopolis denilmiştir.

M.Ö 2000’lerde, Frigler’in bir kolu olan Bithynialılar, bugünkü Bolu kentinin 8 km yanında, bugün Eski Hisar diye anılan yerde Bithynion ya da Bithynium adlı yerleşim merkezini kurdular. Daha sonra bu kente ‘Claudiopolis’ adı verildi. Ama kent kısaca ‘Poli’ diye anılıyordu. Söylentiye göre Türkler, kenti alınca ‘Poli’yi ‘Bolu’ya çevirmişlerdir.

Antik Bithynion, Batısında Kieros/Prusias ad Hypium, doğusunda ise Paphlagonia yolu üzerindeki Krateia yer almaktadır. MS.I. yüzyılda Bithynion ismi terk edildi. İmparator Claudius (41-54) kendi adına aynı yerde yeni bir şehir kurdurmuştur. Günümüze ulaşan kalıntılardan anlaşıldığına göre bu şehir Bithynion’un kalıntıları üzerinde kurulmuştur. MS.II.yüzyılda Claudiopolis kenti, en ince ayrıntısına kadar bir Roma kenti özelliğini yansıtmaktadır. Claudiopolis’in güneyinde Olympus Bithynicus, Ala Dağ eteğindeki sıcak su banyoları da Plinius ile Traianus arasındaki bir mektuba konu olmuş, bu kaplıcaların yapımında kullanılacak bir mimar istenmiştir.

Bolu’da belirgin bir Roma dönemi yapılarına rastlanmamaktadır. Kentin Osmanlılar döneminde kuruluşu sırasında, bunların büyük bir kısmının tahrip edildiği sanılmaktadır. Yalnızca, temel kazılarından rastlantı sonucu Roma dönemine ait mimari yapı kalıntıları ile çeşitli buluntular çıkmaktadır.

Bolu, Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesinden sonra Bizans İmparatorluğunun payına düşmüşse de eski önemini bu devirden itibaren kaybetmiştir. VII.ve IX. yüzyıllar arasında Anadolu içinde batıya yönelen Araplar, sarp dağlardan ötürü buraya ulaşamamıştır. XII.yüzyılda Anadolu Selçukları, ardından İlhanlılar bütün bu yöreyi ele geçirmişlerdir.

Orhan Gazi tarafından Bolu ve yöresi ele geçirilmiş, Sultan Yıldırım Beyazıt tarafından şehir imar edilmiş, hanlar, hamamlar, yollar ve camiler yapılmıştır. Timur’un Anadolu istilasından sonra Bolu yöresi, İsfendiyaroğullarının eline geçmiş, Sultan II.Murat zamanında da Osmanlı egemenliği altına girmiştir. Osmanlı- Çandaroğlu, sonra İsfendiyarlılar zamanında, sık sık bu bölgede egemenlik mücadeleleri olmuştur. XVI.yüzyılda yaşamış ve Bolu Beyi’ne baş kaldırmış halk ozanı ve destan kahramanı Köroğlu da Bolu’da yaşamıştır.

El-Ömerî ve İbn Batûta da Bolu ile ilgili bilgiler vermektedir. İngiliz Gezgin Richard Pococke, Bolu’ya gelmiş, şehrin kurulduğu yerin topografyasını anlattıktan sonra bazı bilgiler vermiştir. Şehrin kısmen bir tepenin batı ve güney yamaçlarında kurulu olduğunu belirttikten sonra tepede eski tarihlerden kalan duvar kalıntılarını, bir çok yazılı kaideyi gördüğünü belirtmiştir.

Osmanlı döneminde Bolu, uzun süre önce Anadolu ve daha sonra da Kastamonu eyaletinin ilçe merkezi olmuştur. Yapılan idari düzenleme sonunda 1867’de Kastamonu’nun bir sancağı olmuş, II. Meşrutiyetten sonra Bolu-Viranşehir ismiyle yeniden sancak haline getirilmiştir. Milli Mücadele sırasında çeşitli ayaklanmalara sahne olmuş, Cumhuriyetin ilanından sonra da İl haline getirilmiştir.

İLÇELER
Dörtdivan, Gerede, Göynük, Kıbrısçık, Mengen, Mudurnu, Seben ve Yeniçağa’ dır.

DÖRTDİVAN
yüzölçümü 284 km2’olan, Dörtdivan,Güneyden Ankara’nın Çamlıdere İlçesi, doğudan Gerede İlçesi, Kuzeyden Yeniçağa İlçesi, Batıdan Bolu Merkezi, güneybatıdan Kıbrısçık İlçesi ile çevrilidir.

Kuzey Anadolu Sıradağları, Ilgaz Tepesi’nden batıya doğru ikiye ayrılarak uzanırlar. Bu sıradağların güney kolu ilçenin güneyinde Ankara ile Dörtdivan doğal sınırını çizer. Doğu batı doğrultusunda uzanan bu sıradağlara Benli ve Kütüklü adı verilir. Bu sıradağların devamını oluşturan Köroğlu Dağları da ilçenin batı güneyinden kuzeye doğru uzanırlar ve ilçenin batı doğal sınırını çizerler. Bu dağların en yüksek tepesi Köroğlu Tepesi olup,yüksekliği 1.378m.dir. Köroğlu Dağları volkanik dağlardır. Dörtdivan ilçesi genelde ovalıktır. Çalköy, Çetikören, Karaçayır, Kapaklı ve Kirazlı en önemli yaylalarıdır. Dörtdivan ilçesinden Köroğlu Dağlarının doğu yamacında iki kol halinde çıkıp Dörtdivan Ovasında birleşen Gerede Ovası, ortasından batı-doğu doğrultusunda akan ve Çankırı topraklarından sonra, Zonguldak topraklarından Filyos Çayı ile birleşerek Karadeniz’e dökülen Ulusu adı verilen akarsuyu vardır. Bu akarsu Sorkun, Yalacık ve Düğer dereleri ile beslenmektedir.

İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. İlçe arazisinin az olması nedeni ile halk, çevre ormanlarda işçilik yapmak ve büyük şehirlerde çeşitli işlerde çalışarak geçimlerini sağlarlar. Tarıma dayalı olarak yetiştirilen ürünler, arpa,buğday,patatestir. İlçe ekonomisine katkıda bulunan büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık da yapılmaktadır.

Malazgirt Savaşı ile Anadolu’ya gelen Oğuz Türkleri’nin Kayı boyundan bir grup 1074-1076 yıllarında Dörtdivan’a yerleşmişlerdir. Burada kurdukları köylere de Oğuzlara özgü izimler vermişlerdir. Günümüzde de bu isimleri yörede görmek mümkündür

1990 yılında Bolu’ya bağlı ilçe durumuna getirilmiştir.

GEREDE
İl merkezine uzaklığı 52 km olup,Yüzölçümü 1.255 km2 dir. Gerede’nin, doğu ve kuzeydoğusunda Çankırı, doğu-güneydoğu ve güneyinde Ankara, güneybatısında Kıbrıscık, batısında Bolu Merkez, kuzeyinde de Mengen ilçeleri bulunmaktadır.

Bolu İli’nin doğu kesimindeki dağlık yörede yer alan Gerede’nin kuzeyinde Arkut Dağı ve buradaki Naldöken Doruğu (1.911 m.) ilçenin en yüksek noktasıdır. Arkut Dağı’nın 1.250-1.500 m. yüksekliğinde yaylalar bulunmaktadır. Güney kesimini kaplayan Köroğlu Dağları üzerinde Haşat, Zobran ve Dörtdivan yaylaları yer almaktadır.

Gerede’nin en önemli akarsuyu Köroğlu dağlarının kuzey yamaçlarından doğan, Filyos Çayı’nı oluşturan Gerede Çayı’dır. Bu çay, Gerede Ovasını sulamaktadır. Ayrıca bu ovanın batısında da Çağa Gölü bulunmaktadır. Arazi yapısı iyice oturmayan ve deprem kuşağı içinde bulunan Gerede ile ilgili deprem bilgisi, İlk çağda tarihi Bithnia antik kentininden arta kalanları yok eden büyük deprem ve 1944 yılında olan Gerede depremi olarak bilinmektedir. 1999 depremi de Gerede’ye büyük zarar vermiştir.

İlçenin ekonomisi tarım, ormancılık ve hayvancılığa dayalıdır. Gerede Ovasının büyük bir kısmında buğday ekilir. Ayrıca patates, arpa, elma ve armut yetiştirilir. İlçenin dağları kesif bir orman örtüsü ile kaplıdır. Burada gürgen, kayın ve karaçam bulunmakta olup, Yeniçağa ve Dörtdivan’da orman ürünlerini işleyen atölyeler bulunmaktadır. Bir bölümü hayvancılıkla uğraşan halk, koyun ve tiftik keçisi yetiştirir. Bu yüzden de süt inekçiliği de sürekli gelişmektedir. Montofon orkı ineklerin yetiştirildiği ilçede, kümes hayvancılığı da ileri bir düzeydedir.
İlçe topraklarında tuğla ve kiremitin hammaddesi olan kireçtaşı ve kaolin yatakları bulunmaktadır.

Gerede adının ilkçağlarda kullanılan “Kratia”dan türediği bilinmektedir.Tarih içersinde Flaviopolis, Geredia, Kratya, Gerdiboli, Gerdüpeboli, Gerdepeboli, Gerede isimleri ile anılmıştır.
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Bolu ilinin bir ilçesi olmuştur.

GÖYNÜK

GÖYNÜK
Bolu il merkezine 96 km. uzaklıkta olup,yüzölçümü 1.437 km2 dir. Göynük, doğu ve kuzeydoğuda Mudurnu İlçesi, güneydoğuda Ankara, güneyde Eskişehir, güneybatıda Bilecik, batı, kuzeybatı ve kuzeyde de Sakarya illeri ile çevrilidir. Göynük ilçesi Bolu ilinin güneybatı ucunda, çok yüksek olmayan engebeli bir alanda yer alır. İlçe topraklarını doğuda Kocaman, kuzeyde de Kapıorman dağları gibi Köroğlu Dağlarının uzantıları engebelendirir. Bu dağların güneye ve batıya doğru açılan kesimlerinde, en büyükleri olan Karabey ve Kaşıkçı yaylaları yer alır. İlçe topraklarını, kapıorman Dağından kaynaklanan akarsular ve Söğüt Gölünün fazla sularıyla beslenen Göynük Suyu ile doğudaki dağlık yöreden kaynaklanan Çatak Çayı sular. Bu akarsular ilçe sınırları dışında Sakarya’ya karışır. İlçenin güneyinde genişliği 5 km., uzunluğu 17 km. kadar olan düzlüklerin oluşturduğu Himmetoğlu Ovası yer alır.

İlçenin ekonomisi tarıma, ormancılığa ve hayvancılığa dayalıdır. Tarımsal ürünlerden; buğday, arpa, patates ve elma üretilmektedir. Baklagiller, şeker pancarı, soğan, armut ve fındık da yetiştirilir. İlçenin kuzeyindeki dağlar zengin bir orman örtüsü ile kaplı olduğundan ormancılık da ilçe ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır. Hayvancılık ikincil bir uğraş olup, en çok kıl keçisi ve koyun yetiştirilmektedir. Eskiden yapılan ipekböcekçiliği günümüzde önemini yitirmiştir. Bunun yerine dutluklar sökülerek, meyve ve sebze bahçeleri düzenlenmiştir. Ayrıca ilçe topraklarında bitümlü şist, traverten yatakları ile kaplıca suyu kaynakları bulunmaktadır.

Eski bir yerleşim olan Göynük’ün bilinen tarihi Friglerle başlamakta olup, bununla ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır.
Göynük, 1923’te il yapılan Bolu’nun ilçesi olmuştur. Göynük Bolu’nun ilk kazası olması yönünden de ayrı bir önem taşımaktadır.

KIBRISÇIK

KIBRISÇIK
Bolu il merkezine 65 km. uzaklıktaki İlçenin yüzölçümü 641 km2dir. Kıbrıscık, doğu ve güneyde Ankara İli, batıda Seben İlçesi, kuzeyde Merkez İlçe, kuzey ve kuzeydoğuda Gerede İlçesi ile çevrilidir. İlçe tümü ile dağlık ve engebeli bir alanda yer almaktadır. İlçe topraklarını engebelendiren Köroğlu Dağları’nın en yüksek noktası olan Köroğlu Dağı (2.499 m.) ilçe sınırları içerisindedir. İlçenin güney kesimini Karlık Dağı engebelendirir.

Dağın güney yamaçlarında yer alan yaylalar hayvancılık bakımından önem taşır. İlçenin doğu kesimini Karlık Dağı engebelendirir. Dağların güney yamaçlarından inen irili ufaklı suların oluşturduğu Uludere, Sarıyar Baraj Gölü’ne dökülen Aladağ Suyuna ilçe sınırları dışında katılır. Yüksek bir plato olan Kıbrıscık, sağlam bir zemine oturmuştur.

İlçenin ekonomisi, tarım, ormancılık ve hayvancılığa dayalıdır. Ekime elverişli alanlarda şeker pancarı, buğday ve arpa yetiştirilir. Koyun ve Ankara keçisi yetiştirilen başlıca hayvanlardır.

Eski ismi Karadoğan olan Kıbrıscık, 1864-1908 Yılları arasında Kastamonu iline bağlı Bolu sancağının bir bucağı durumunda idi. II. Meşrutiyetin (1908) ilanından sonra Bolu, müstakil bir Mutasarrıflık olmuş, 1334 Bolu Salnamesine göre de Kıbrısçık Bolu’ya bağlı bir bucak merkezidir. 1946 Yılında Seben ilçe olunca, Kıbrısçık Seben’in bir bucağı olmuştur. 1 Nisan 1958’de ise Bolu iline bağlı bir ilçe olmuştur.

MENGEN

MENGEN
İl merkezine 53 km. uzaklıkta olan ilçenin yüzölçümü 883 km2dir. Mengen, doğuda Çankırı’nın Eskipazar İlçesi, batıda Bolu Merkez İlçe, kuzeyde Zonguldak’ın Devrek İlçesi, kuzeydoğuda Karabük ve Bartın İlleri, güneyde ise Bolu’nun Gerede ve Yeniçağa İlçeleri ile çevrilidir. İlçenin dört bir yanı ormanlarla çevrili bir havza şeklinde olup, arazi engebelidir. Bolu Dağlarının engebelendirdiği dağlık bir alanda yer alır. Güneyde doğal sınırı oluşturan Arkut Dağı bulunmaktadır.

İlçeyi Bolu Suyu (Büyük Su) ile Mengen Çayı’nın Gökçesu yakınlarında birleşmesinden oluşan Devrek Çayı sulamaktadır. Ayrıca Arkut Dağının alçak kesimlerinde meşe, daha yükseklerde ise kayın, göknar, kızılçam ve sarıçam ormanları bulunmaktadır.

İlçenin ekonomisi hayvancılık, tarım ve ormancılığa dayalıdır. Ekime elverişli topraklarda, buğday, patates, arpa ve az miktarda da mısır, soğan, baklagiller, elma, armut ve fındık yetiştirilir. Hayvancılık daha çok sığır üzerine yoğunlaşmıştır. Geyik Gölü denilen yerdeki geyikler için koruma ve üretme alanları kurulmuştur. İlçede arıcılık da oldukça yaygındır.İlçe topraklarında bulunan linyit yatakları da işletilmektedir.

Mengen: Mengen ormanlık bir bölgedir ve yüksek yaylaları bulunmaktadır. Başlıcaları; Soğucak, Akçakoca, Bürnük, Sırıklı, Çukur Yayla, Göl Yaylası, Aktepe, Ağalar, Küçükkuz, Civcivler, Mamatlar, Elemen ve Afşar Yaylalarıdır. Ödek, Kemal Savaş, Şirinyazı ve Hızarderesi Göletleri önemli mesire yerleridir. Mengen’in en büyük özelliği; çok ünlü aşçılar yetiştirmesidir. Her yıl Eylül ayının ilk haftasında geleneksel “Mengen Aşçılar ve Turizm Festivali” düzenlenmektedir.

Mengen, 1948 yılında Gökçesu ve Pazarköy bucaklarını da içine alan bir İlçe haline getirilmiştir.

MUDURNU

MUDURNU
İl merkezine 52 km uzaklıkta yüzölçümü 1.349 km2 olan Mudurnu,Bolu’dan 50 km. güneybatıda, Hisar ve Kulaklı tepelerinin arasında kalan vadi içerisinde kurulmuştur. İlçe hudutları; Kuzeyinde Düzce İlçesi, kuzeybatısında Hendek İlçesi, kuzeydoğusunda Bolu İli, doğusunda Seben İlçesi, güneyinde Nallıhan İlçesi, batısında Göynük ve Akyazı İlçeleri ile çevrilidir.

İlçenin belirgin olarak üç dağ sırası vardır. Göynük İlçesini ortalayıp yükselerek, güneybatıdan Mudurnu İlçesi sınırına girerler. Dağ sıraları, batı yönünde uzanır ve batıdan doğuya doğru yükseklikler artar. Mudurnu İlçe merkezinin doğusunda bulunan Hisar Dağı (1.384 m.) ve Şehriman Tepeleri (1.115 m.) de Mudurnu’ya girişte dikkati çeken iki yükseltilerdir. İlçenin belli başlı ovaları; Munduşlar Ovası, Pelitözü Ovası, Çapni Ovası, Sarıyer Ovası, Örencik Ovası, Sürmeli Ovası, Topallar Ovası’dır. Mudurnu Suyu; Ardıç Dağlarının kuzey eteklerinden doğar. Belirli bir kaynağı yoktur. Küçük kaynaklar ve yan derelerden toplanarak meydana gelir. Akşam Boğazında Büyük Su deresiyle birleşir.

İlçenin ekonomisi tarım, ormancılık, turizm ve hayvancılığa dayalıdır. Tarım alanlarında buğday, arpa, patates, şeker pancarı ve elma yetişir. Hayvancılıkta ise koyun, kıl keçisi ve sığır yetiştirilir. Tavukçuluk ve arıcılık da yapılmaktadır. Ayrıca Abant Gölü’nde kültür balıkçılığı yöntemi ile Alabalık üretilir. Abant Gölü’nün çevresinde geyik üretme istasyonu kurulmuştur. Abant Gölü çevresi turizm yönünden önemlidir.

Mudurnu’ya 5 km. mesafede bulunan Babas Kaplıcası’nın metabolizma hastalıkları ve hafif diabetliler üzerinde olumlu etkileri vardır. Konaklama tesisi bulunmaktadır. Mudurnu’nun 30 km. kuzeybatısında yeralan Sarot Kaplıcası Taşkesti – Ilıca Köyü hudutları içerisindedir. Bolu ili dahilinde bulunan bütün maden sularından ayrı bir özellik taşıyan kaynak, sıcak ve sülfatlıdır.

1865 yılında Mudurnu Kastamonu sancağına bağlanmış ve Cumhuriyetin ilanından sonra Bolu’ya bağlı ilk ilçelerden biri olmuştur.

Seben-magarası

SEBEN
İl merkezine 52 km uzaklıkta yüzölçümü 665 km2 olan Seben, doğusunda Kıbrıscık, batısında Mudurnu, kuzeyinde Bolu, güneyin de ise Nallıhan ilçeleri ile çevrilidir. İlin güney kesiminde yer alan toprakları oldukça yüksek ve engebelidir. Bu toprakları Köroğlu Dağları engebelendirir. Doğal bitki örtüsü açısından zengin olan dağlarda göknar, karaçam ve sarı çamlardan oluşan ormanları vardır. Dağların yüksek kesimlerinde yer alan düzlüklerden başlıcaları Kızık ve Gerenözü yaylalarıdır. İlçe topraklarından kaynaklanan suları Sakarya Irmağının bu yöredeki başlıca kollarından olan Aladağ Çayı toplar. Bu akarsu ilçe sınırları dışında Sarıyar Baraj Gölüne dökülmektedir.

İlçenin ekonomisi tarım ve ormancılığa dayanmaktadır. Aladağ Çayı vadisinin alçak kesimlerinde yaygın olarak meyve üretimi yapılır. Yetiştirilen tarımsal ürünler, buğday, arpa, patates ve şeker pancarıdır. Ayrıca az miktarda armut ve fındık da yetiştirilmektedir. Kızık Yaylasında merinos üretimi yapılmaktadır. Son yıllarda tavuk çiftlikleri de ilçe ekonomisinde yer almıştır.

Kiraz Dağı çevresinde toplanmış, ortalama 1400 m. yükseklikteki yaylalarla çevrilidir. Bu yaylaların en önemlileri Gerenözü ve Kızık yaylalarıdır. Kızık Yaylasının evleri, değişik mimarisiyle dikkati çeker. Bu evler hiç çivi kullanmadan, çam ağaçlarından çatkılı, kenetleme ve birbirine geçme şeklinde yapılmıştır. Yerden yüksekçe yapılmış merdivenler, geniş ocakları ve kendine özgü eşyaları ile bu evler değişik özellikler taşırlar.

Seben, Mudurnu’ya bağlıyken, 1911 yılında Çarşamba adıyla nahiye olmuştur. 1957 yılında kuzeyinde bulunan dağlardan adını alarak ilçe olmuştur
Seben İlçesinin 14 km. güneyinde, Kesenözü Köyünde bulunan Bağlum Kaplıcaları mide, safra kesesi, solunum ve dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri olduğu bilinmektedir.

YENİÇAĞA

YENİÇAĞA
İl merkezine 37 km uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 225 km2 olup, Ankara-İstanbul karayolu üzerindedir.Yeniçağa, doğusunda Gerede, batısında Bolu İl merkezi, kuzeyinde Mengen, güneyinde Dörtdivan ilçeleri ile çevrilidir. Yeniçağa, güneyindeki bir tepenin eteğindeki düzlüğe kurulmuştur. İlçenin kuzeyinde ve hemen yakınında kendi adıyla anılan yaklaşık 400 hektarlık Yeniçağa Gölü yer almaktadır.

İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Ankara – İstanbul Karayolu üzerinde bulunan ilçenin hemen kıyısındaki Yeniçağa Gölü kıyısında, kıyı boyunca uzanan ağaçların altı, mesire ve dinlenme yeri olarak halkın rağbet ettiği yerlerdir. Ayrıca gölde tatlı su balığı olan Karabalık avlanmaktadır.

İlçenin tarihi, ilçe merkezine 7 km. uzaklıktaki Eskiçağa Köyü’ne dayanmaktadır. Bu köy 700 yıl önce “Çağa” ismiyle Zonguldak yolu üzerinde iki tepe arasında kurulmuştur.
İlçenin hemen kıyısında uzanan Yeniçağa Gölü kıyı boyunca uzanan ağaçları ile güzel bir mesire yeridir. Gölde tatlı su balıklarından karabalık avlanabilir.

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar



Yorum Yazaken SeviyeLi YorumLar Yazınız.!