Kaya tuzu nedir faydaları nelerdir

15 Temmuz 2018 Yazan  
Kategori BİTKİLER VE SAĞLIK

Kaya tuzu nedir ve faydaları:
Kaya tuzunun sahip olduğu 84 farklı elementle vücudun ihtiyaçları olan bütün elementleri tek başına karşılayabileceği gibi doğal olduğu için de sağlık açısından çok sayıda yararı bulunduğu tespit edilmiştir.

Kaya tuzu; tuzun işlenmemiş doğal halidir. Mineral bakımından daha zengin, kimyasallardan arınmış hallerinden dolayı sofra tuzuna göre daha sağlıklıdır.

Ancak, kaya tuzu sofra tuzu gibi kolay karışabilen bir tuz olmadığından çok tercih edilmez. Günümüzde ise deniz sularının kirlenmesinden dolayı kaliteli kaya tuzu bulmak sorgulanması gereken bir hal almıştır.

Kaya tuzunun Faydaları nelerdir ?
– Oksijen akışı kaya tuzunu lambalarda veya mumlarda yakarak arttırılabilir. Kaya tuzu lambaları negatif serbest iyonları salarak oksijen akışını arttırır.

– Oksijen akışı ruh halini de geliştirir ve mevsimsel değişiklikler için faydalıdır.
– Bağışıklık sistemini güçlendiren mineraller içerir.

– Demir, magnezyum, bakır ve kalsiyum organlarımız için gereklidir.
– Renkli duman rahatlama sağlar. Stresle baş etmeye de yardımcıdır.

– Bağırsak fonksiyonlarını geliştirir ve asiditeyi düşürür.
– Birçok solunum rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılır.

– Alerji, astım ve soğuk algınlığı tedavisinde de kaya tuzu faydalıdır.
– Sinüs iltihaplarını azaltır.

– Kaya tuzu sindirimi uyararak iştahı geliştirir.
– Astım, bronşit gibi alt solunum yolları hastalıklarına iyi geliyor.

– Cildin güzelleştirilmesi, yüzlerde bulunan aknelerin giderilmesi, antidepresan özelliğinin yanında stres alıcı yanı da var. Evde tuz kristalini eriterek içinde 20 dakika kadar durulursa bacaklarda ve kollardaki ağrıların gitmesi yanında ferahlama olur

Ev hayatı için pratik bilgiler

15 Temmuz 2018 Yazan  
Kategori KADIN VE MUTFAK

EV HAYATINI KOLAYLAŞTIRACAK PRATİK BİLGİLER
Küçük yanıklar için: Temiz bir süngeri hafifçe ıslatın buzdolabınızın derin dondurucu bölümüne koyun. Yanmış yerin üzerine hafif hafif kompres yapın.

Ağız kokusu için: Kahve çekirdeği çiğneyin.

Arı, sivri sinek sokmalarına karşı: Kesme şekeri hafif ıslatın sokulan kısmın üzerine hafifçe bastırın zehir’i alır ve kaşınmayı şişmeyi önler.

Fermuarlar sıkışırsa: Kurşun kalemle fermuar dişlerinin üzerini karalayın.

Gözlük camları: Gliserin ile silerseniz buğulanmadığını göreceksiniz.

Ayakkabılarınız ayağınızı sıkıyorsa: Bir bardak saf alkolü ayakkabınızın içine dökün. İyice derisine yedirin ve giyin. Derisi ayağınıza göre açılacaktır.

Cam sil ile deri ayakkabılarınızı silmeyi hiç denediniz mi?

Çiçekleriniz için, haşladığınız yumurtanın suyunu saksıya dökün.

Gülleriniz boyunlarını bükerse, ilk önce sıcak suya sonra soğuk suya batırın.

Sigara küllerini saksınıza koyarsanız yapraklardaki kurt böcek vs. yok edersiniz.

Kapılarınızı vs. cila yaparken: Cila olmamasını istediğiniz yerlere vazelin sürün buralara cila taşarsa bile kuruyunca çok kolay çıkarabilirsiniz.

Akü başları oksitlenirse cola sürerseniz oksitlenmeyi önlersiniz

Fareleri kaçırmak için nane yağını bir karton parçasının üzerine sürün farelerin geldiği yere koyun.

Boya fırçaları sertleşmiş ise kaynamış sirkeli suda bekletin yumuşadığını göreceksiniz.

Elinize uhu yapıştırıcı bulaşırsa, asetonla silin

Mangal ızgaranızı temizlemek zordur: Ilıkken cam sille temizleyin veya ılıkken nemli gazete kağıdına sarın bir müddet sonra sertleşmiş artıkların yumuşadığını göreceksiniz.

Boya kokusunu gidermek için iki büyük baş soğanı soyup ikiye bölün suyun içine atın bunu da kokulu odaya koyun.

Cam kırıklarını temizlersiniz fakat kıymıkları göremezsiniz bunu da temizlemek için ıslak pamuk imdadınıza yetişir.

Ağzı dar şişe kavanoz temizlemek için biraz deterjan biraz su bir kasık pirinç çalkalayın

Balık kokan tavayı limonla bir güzel ovalayın ve yıkayın.

Kesik limonu nasıl saklarsınız: Küçük bir tabağa toz şeker serpin, kesik tarafı şekerin üzerine gelecek şekilde koyun iki hafta limon kurumadan saklanır.

Ampülün üzerine biraz parfümünüzden sıkınız yakıldığında mis gibi kokar odanız.

Patates haşlarken: Haşlama suyunun içine bir kaşık margarin koyun patateslerin vitaminlerini kaybetmemiş olursunuz. Aynı zamanda patatesler daha çabuk.

Soyulmuş patateslerin kararmadan saklanabilmesi için: Saklanacak kabın içine su, bir tutam tuz koyun. Buzdolabında saklayın gerektiği zaman suyla yıkayıp kullanın.

Pastaların daha gevrek olması için: (tatlı*tuzlu farketmez): Hamurun içine bir çay kaşığı tuz atın.

Günümüzdeki evlilikler

15 Temmuz 2018 Yazan  
Kategori MAKALE YORUM

Günümüzde evlilikler‏ ( İlknur Polat )
Evlilik sosyal bir kurum olarak hayatı paylaşmak birbirini anlamak zorluklara karşı beraber hareket etmek için kurulmuş saygın bir müessesedir.

Günümüzde evlilikler pamuk ipliğine bağlı bir bakmışız evlenmişler bir bakmışız ayrılmışlar.

Eşler arasında sevgi ,saygı gün geçtikçe azalmakta, evlilikte üstünlük kurma çabası egemen olma gayreti baş göstermeye başlamıştır. Eşler malesef birbirini anlamıyor. Dayak atan eşlerin daha çok eğitimli olduğunu görüyoruz çok üzücü insana insan olarak şiddet uygulamak bu kadar yanlışken bir bayanın bir erkek tarafından mağdur edilmesi katlanılamayan bir davranış.

Madalyonun diğer yüzü anlayışsız istekleri bitmeyen hanımlar,sürekli gözü dışarda olan teknoloji canavarı erkekler, ekonomik sıkıntılarla zarar görüp yıpranan sevgiler azalınca yuvalar çatırdamaya başlıyor.
İnanç ve ahlaki eğitim eksikliği,gelenek ve göreneklerin terkedilip batı kültürüne özentilerde evlilik kurumunu hemen bitirme yoluna gidilmesine sebep olabiliyor….

Erkekler de sorumluluk duygusunun azalması ,ihanete çabuk yönelmesi bu ve buna benzer sebeplerde önemli etkenler.
Zorluklarla kurulan yuvaların sağlam temellerle oluşturulması çiftlerin anlayışlı ve birbirlerine sahip çıkılması dileğiyle …

Unutmayalım evlilik bir iş sözleşmesi değildir. iki insanın birlikte ömür geçirmesidir.Çıkar ilişkisi maddiyata dayalı evliliklerde insanlar sadece kendilerini aldatmış olur.
Tüm evli çiftlere saygı ve sevgi dolu birliktelikler diliyorum.

İlknur Polat

Topal Osman kimdir

15 Temmuz 2018 Yazan  
Kategori TARİHİ BİLGİLER

TOPAL OSMAN EFSANESİ
Gerçekler ışığında Topal Osman Destanı
Osman Ağa, Giresun’un Hacıhüseyin mahallesindeki Ferudunzadeler ailesindendir. Babası Hacı Mehmet Efendi, Annesi Zeynep hanım olup ailesi ticaret ile uğraşmakta idi. 1912 yılında balkan savaşı başladığına Osman Ağa ticaret işi ile uğraşmakta idi, babası askerlik bedelini ödemesine rağmen O gönüllü birlik oluşturarak savaşa katıldı. Savaşta göstermiş olduğu başarılarından dolayı Yarbaylık rütbesine kadar yükseldi. Bu savaşlarda sağ dizinden yaralanarak Gazi unvanını aldı. Giresun’a döndükten sonra 1.Dünya savaşına katılmış,Batum ve Harşit çayında Ruslara karşı savaşarak, Rusların Harşit çayını geçmelerini engelleyerek Tirebolu’nun işgalini önlemiş,Mondros Mütarekesinden sonra Belediye başkanı olmuş, Uzun yıllar beraber yaşayan Ermeni ve Rum işgalci çetelerinin belini gönüllüler kurarak kırmıştı. Bu Rum ve Ermeni işgalci çeteler,Osmanlı hükümetine Osman Ağa’yı şikayet ederek hakkında tutuklama kararı çıkarttırmışlar, Bunun üzerine Osman Ağa, Şebinkarahisar bölgesine yerleşmişti.
8 Mayıs 1919 tarihinde Yunan Kızılhaç heyetini taşıyan bir Yunan gemisi Giresun’a gelir. Heyet 11Mayıs 1919 tarihinde Taşkışla (şimdiki ticaret lisesi)’ya beyaz renkli Yunan Kızılhaç Bayrağını 5 Haziran 1919 Tarihinde ise Pontus bayrağını asmaları üzerine,Osman Ağa , Harekete geçerek arkadaşları ile birlikte işgalcilerin bayraklarını indirip, yerlerine Türk bayrağını asmışlardı.Osmanlı hükümeti tarafından affedilen Osman Ağa; İzmir ilinin Yunanlılar tarafından işgal edilmesi üzerine, 17 Mayıs 1919 tarihinde Giresun’da büyük bir miting düzenleyerek işgalci devletleri ve göz yumanları protesto etmiştir.

29 Mayıs 1919 tarihinde Havza’da Mustafa Kemal Atatürk ile gizlice buluşmuş. Bu buluşmadan sonra Atatürk’den aldığı emirler doğrultusunda hareket etmişti. Ayrıca bu emirler kendisine güç verdiği için daha rahat hareket etmeye başlamış,Erzurum Kongeresine Dr Ali Naci DUYDUK ve İbrahi Hamdi Bey’i temsilci temsilci olarak göndermiştir. Giresun Askerlik Şubesi Başkanı Hüseyin Avni Alpaslan ve Jandarma Komutanı Hamdi Bey ile anlaşarak,Eylül 1920’de Giresun gençlerinden oluşan ‘Giresun gönüllüler taburu’nu kurmuştur.Kurulan bu tabur ilk önce Ermeni saldırılarında görev almış. 12 Kasım 1920’de Osman Ağa Mustafa Kemal ATATÜRK ile tekrar buluşmuş, onun korunması içi önce yanındaki on kişiyi, Daha sonrada Giresun’dan topladığı 100 kişilik muhafız gurubunu Ankara göndermişti. Bu şekilde Atatürk’ün ilk muhafız birliği Giresunlulardan kurulmuştu.
Giresun’da GEDİKKAYA isimli bir gazete çıkartarak, Milletin milli şuurun’un oluşmasını sağlamaya çalışmış. Bu çalışmaları art niyetli kişiler tarafından engellenmeye çalışılmışsada Giresun Müdafa-i Milliye Başkanı ve Belediye Başkanı sıfatıyla Kasım 1920’de Ankara’ya gitmiş,Gerekli emirleri aldıktan sonra Giresun’a dönerek, 12 Ocak 1921 tarihinde 42. ve 47. Gönüllü Alayların kurulması çalışmalarını başlatmıştı.
Mart 1921’deki Koçgiri ayaklanması Topal Osman Ağa komutasındaki 47. Gönüllü Alayının büyük katkıları ile bastırılmıştır.
Çorum-Merzifon-Tokat ve Samsun havalisinde Rum ve Ermeni çetelerini tamamen kaldıran Osman Ağa , komutasındaki Gönüllü Alayı ile birlikte Sakarya savaşına katılmıştır. Bu savaşta 42. Alay, Tirebolulu Binbaşı Hüseyin Avni Bey Komutasında büyük kahramanlıklar göstermiştir, Taşlıtepe sırtlarını kanlarının son damlasına kadar savunmuşlar.Bu alayın tamamını şehit veren Osman Ağa, Mangaltepe sırtlarında büyük kahramanlıklar göstermiştir.
Bu büyük kahraman hiçde inandırıcı olmayan bir iddia üzerine meclis başkanı Şükrü beyi öldürdüğü gerekçesiyle yargılanmadan soruşturulmadan Muhafız taburu komutanı Ismail Hakkı Paşa tarafın dan olay yerinde tabancayla vurularak infaz edildi.Ve inanılmaz bir vahşetle başı kesilerek teşhir edildi.

Peynirli dilim poğaça tarifi

15 Temmuz 2018 Yazan  
Kategori KADIN VE MUTFAK

PEYNİRLİ DİLİM POĞAÇA
Malzemeler:
1 su bardağı ılık süt
Yarım su bardağı ayran
1 su bardağı zeytinyağ
1 adet yumurta
1 buçuk yemek kaşığı şeker
2 tatlı kaşığı tuz
1 yemek kaşığı kuru maya

Üzeri için
2 çorba kaşığı oda sıcaklığında tereyağ ( Dilerseniz 1 adet yumurtanın sarısını ayırıp üzerine sürebilirsiniz.)

İçine:
1 kase lor peyniri
1 tutam maydanoz
4-5 dal taze soğan
4-5 yaprak taze nane

hazırlanışı:
Mayayı karıştırma kabına alın ve ılık süt ile şekeri ekleyip karıştırın.3-4 dakika bekletip un haricindeki malzemeleri ekleyip karıştırın ve azar azar un ekleyip yumuşak bir hamur yoğurun.Hamurun üzerini nemli bezle örtün ve mayalanmaya bırakın.Peynir ve ince kıyılmış yeşillikleri bir kapta karıştırın.Mayalanan hamurdan cevizden büyüklüğünde parçalar kopartın ve elinizle açıp içerisine bir kaşık peynirli karışımdan koyun ve fotoğraftaki gibi yuvarlayın.Yuvarladığınız poğaçayı bıçakla dilimler halinde kesip yağlı kağıt serili fırın tepsisine alın.Oda sıcaklığında yumuşayan tereyağı fırça ile poğaçaların üzerine sürün ve 200 derecede üzerleri kızarana kadar pişirin.

Afiyet şifa olsun..

Baş tacımız annelerimiz

15 Temmuz 2018 Yazan  
Kategori MAKALE YORUM

Anne ve babalarımızın kıymetini biliyormuyuz ? ( İlknur Polat )
Cenneti ayaklarının altına yerleştirilen annelerimiz bizi dokuz ay karnında taşıyan bakıp büyüten dünyaya hazırlayan.

Annelik öyle kutsal bir görev ki anlatılamaz ben anne değilim nasipse yaşarım bilinmez ama.Mükemmel bir annem var bizi koruyup kollayan iyi kötüyü öğreten hep kendinden veren ama şikayet etmeyen bu yüzden şanslı bir çocuğum. Annem hem anne hem baba oldu çünkü babamı ben ondokuz yaşındayken kaybettik. Öyle bir aile bağımız var ki babam sanki yaşıyor ve hergece geliyor. Bu düzeni anneme borçluyuz.

Yaşlandığı için bakılmayan terkedilen sevgiye muhtaç bırakılan annelerimizin evlatlarına sesleniyorum siz de birgün yaşlanacaksınız çocuğunuz var ise karşılığını mutlaka tadarsınız unutmayın insan ne ekerse onu biçer.

Annelik sadece çocuğu dünyaya getirmek demek değil elbet sokağa çocuklarını terkedenleri televizyonlarda çöpe atanları bile gördük.Böyle insanların yüreklerine Rabbim tarafından merhamet verilmesini diliyorum. İnsanlık dışı davranışlar sergileyen bu insanlar için aslında söylenecek hiçbir söz yok .

Güzel anaların hayırlı evlatları olur inşallah saygılar…

İlknur Polat

Kiralık konak hikaye özeti

15 Temmuz 2018 Yazan  
Kategori EDEBİYAT

Kiralık konak Romanının Özeti (Yakup Kadri Karaosman oğlu)
Romanda nesiller arasındaki çatışma yansıtılmıştır. Nesiller arasındaki uçurumdan ve hızlı değişimin getirdiği ahlak buhranı anlatılmıştır.
Naim Efandi çok zengin, zengin olduğu kadarda hesaplı bir kişiydi. Babasından kalma bir serveti vardı. Büyük bir itina ile idare ediyor ve koruyordu. II. Abdülhamit döneminde devletin yüksek mevkilerinde bulundu. Bir çok defalar valiliklerde dolaştı.
Bütün çocukluğu, bütün gençliği İstanbul ‘un en kalabalık konağında geçen Naim Efendi eğlenceli toplantıları, dostlar arasındaki sohbetleri, misafirlere ziyafetleri çok severdi. Fakat öyle bir zaman yaşadı ki bunların hepsi yasaktı. Naim Efendi yeni sazdan, yeni şarkılardan zevk almak bir tarafa, son senelerde yazılan ve konuşulan Türkçe’yi bile anlamıyordu.
Bundan beş sene öncesine kadar karısı Nefise Hanımefendi yanı başında idi, rahatı ve huzuru iyi durumdaydı. Zira, bu ihtiyar kadın ölünce evin içinde yalnız kaldı. O öldükten sonra yerine kızı Sekine hanım geçti; fakat Sekine Hanımı hiçbir yönüyle annesine benzemiyordu.
Naim Efendinin damadı Düyunu Umumiye Müfettişlerinden Servet Bey, Naim Efendinin saflığından yararlanarak konak içerisinde işleri istediği gibi yürütüyordu. Servet Beyin oğlu Cemil henüz yirmi yaşında olmasına rağmen Beyoğlu’ndaki büyük lokantaların, gazinoların, barların sadık dostu idi. Bu yaşında birçok zevkleri vardı. Biraderinin küçük sırlarını bilen Seniha ise son çıkan moda gazetelerinin resimlerine benzerdi. Körpe, ince ve çolak vücudu, ipek böcekleri gibi daima biçim değiştirme, değişim içerisindeydi.

Pazartesi günleri Seniha’nın çay günleridir. Avrupa’nın bütün kibar kadınları gibi o günleri güzel giyinir, kuşanır ve tam beşte konağın salonunda az görülen bir hanımefendi gibi ziyaretçilerini beklerdi. Seniha salonun bir köşesinde iki genç kızla halasının torunu Hakkı Celis’in kendisine okuduğu şiirleri dinler gözüküyordu. Bu genç kendisinden iki ay küçük olmasına rağmen ve birçok şiiri bazı dergilerde çıkmasına rağmen ona parmakları mürekkep lekeli ve pantolonunun dizleri çıkmış zavallı bir okul çocuğu gibi görünmekten kurtulamıyordu. Saat beşte Faik Bey konağı ziyarete geldi. Faik Bey Cemil’in yakın arkadaşları arasındaydı. Kumral, zayıf, uzun saçları iyi taranmış bir gençti. Küçük yaşından beri Avrupa’nın önemli şehirlerinde dolaşmış, oturmuş olduğu için hareketlerinde hiç sahte görülmeyen bir zerafet vardı.

Faik Bey ile Seniha arasındaki ilişkinin bir arkadaşlık derecesinden fazla olması genç kızın bütün arkadaşları bilirdi. Fakat, buna da hafif bir flört manasını verirlerdi. Günden güne aralarındaki sevgi çoğalmaya başladı. Faik Bey için Seniha’yı sevmek birdenbire vazgeçilmeyen birşey oluverdi. O şimdi kumara ne kadar düşkünse, Seniha’yı da o kadar arıyordu. Seniha’ya kendini o kadar bağlı hissediyordu. Dört günlük bir ayrılıktan sonra sabah Faik Bey konağa geldi. Herkes uykudaydı. Saçları karma karışık, yüzü sapsarıydı. Suratında üç günlük bir sakal, toz renginde bir kir tabakası vardı. Seniha “Ne var? Ne oldu?” demek isteyen gözlerle Faik Bey’ e baktı. Faik Bey sessiz bir şekilde hiçbir şey söylemiyordu. Seniha daha sonra kardeşi Cemil’ den Faik Bey’ in kumarda Üç yüz elli lira kaybettiğini ve paraya ihtiyacı olduğunu öğrendi.

Cemil parayı Seniha’nın büyükbabasından istemesini söyledi. Seniha’nın bunun olmayacağını söylemesi üzerine Cemil Seniha’nın elmaslarını rehin koymasını istedi. Seniha dolabını açtı içinden bir çekmece çıkardı. Çekmecenin içinden birkaç tane mahfaza aldı ve birer birer Cemil’e uzattı ve hayatında ilk defa ağır ve ciddi bir şekilde düşündü, kaldı. Hayat bir an içinde, ona çıplak ve en kaba haliyle görünmüştü. Bu dünyada güzellik bir hayal, asalet ve zerafet, insanın üstünde hafif bir cilaydı. Güzel bir yüze iskelet ifadesi vermek için iki gecelik bir uykusuzluk, bir sevgiyi bir alışverişe çevirmek için birkaç paket iskambil kağıdı, zarif bir adamı bir dilenciye döndürmek için üç yüz elli liralık bir borç yeterliydi. Seniha kalbinin bu bir günlük hesaplaşmasından epeyce değişmiş çıktı.

Konağı kiraya verip kardeşi Selma Hanımefendi’nin yanına taşınma fikri ortaya çıktığından beri Naim Efendi’ nin rahatı, huzuru kaçtı. Selma Hanımefendi kararında o kadar katıydı ki hiçbir şekilde bunun önüne geçmek mümkün değildi. Naim Efendi; “Burada doğmuşum, burada yaşamışım, ihtiyarlamışım! Nasıl bırakır giderim?” diyordu. Selma Hanım; “Burada, fareler, örümcekler ortasında yapayalnız öleceğine, benim yanımda benim gözüm önünde ölürsün.” diyordu.
Konak, Naim Efendiyle beraber, hergün biraz daha yıkılıp gidiyordu. Zili bozulan sokak kapısı ağır bir tokmakla vuruluyor ve bir çok gıcırtılarla sarsılak açılıyordu.

Yassı horoz ( Günün süper fıkrası )

15 Temmuz 2018 Yazan  
Kategori HİKAYE,MASAL,ÖYKÜ,FIKRA

Horoz ( Fıkra )
Trabzon’da bir  köyün içerisinden geçen taksi şoförü arabasıyla  horozun birini ezmiştir. Düşünceli adammış neticede.. Anında arabasını durdurur, geriye doğru yürürken köylünün birine rastlar ve başından geçeni anlatır. Horozun sahibine ücretini ödemek istediğini söyler . Köylü adama şöyle bir bakar:
– Ha bunu bilse bilse bizum köyün muhtari Temel bilur.

Adam vakit geçirmeden muhtarlığın yolunu tutar. Temel’e horozu gösterir:
– Horozun sahibi kimse parasını ödeyeceğim, tanıyor musunuz muhtar bey?
Temel adama şöyle bir bakar ve cevabı verir:
– Ha bu bizum köyün değildur uşağum , bizum köyde yassi horoz yoktir daaa !!

Boraks nedir nerelerde kullanılır

15 Temmuz 2018 Yazan  
Kategori BİLİM TEKNİK

Boraks nedir Nasıl Kullanılır
Boraks doğal bir temizlik malzemesidir. Temizlik denince aklımıza deterjanlar dışında bir şey gelmezken boraksın doğal bir temizleme bileşeni olduğunu bilmeniz de fayda var. Boraks su,oksijen,sodyum ve bor minerallerinden oluşan doğal bir karışımdır ve antiseptik özellik taşımaktadır. Boraksın antiseptik özelliği dışında dezenfekte edici özelliği de bulunur. Tüm bu özelliklerinden dolayı boraks temizlik amaçlı kullanıldığı yerlerde kesinlikle küflenmeyi önleyici bir rol oynamaktadır.
Boraksı nasıl kullanmalıyız, neleri boraks ile nasıl temizleriz?

* Boraks ile Banyo Temizliği
Banyolarda bulunan lavabo, tuvalet, küvet, klozet gibi sert yüzeyleri boraks ile temizleyip banyonuzu hijyen açısından zengin bir hale getirebilirsiniz.

İhtiyaca göre boraks ve çamaşır sodası eşit miktarlarda karıştırılır.
Bir sünger ya da fırça yardımı ile yüzeyler ovulur.
Su ile durulanarak temizlik tamamlanır.

Boraks banyo fayansları için de son derece hijyenik bir temizlik sağlar. Fayanslar arasındaki derzlere zarar vermez.

* Boraks ile Bulaşık Temizliği
Mutfaktaki bulaşıklar için bulaşık makinenizde boraksı iki yönlü kullanabilirsiniz, ilki deterjana karıştırarak, ikinci ise ile boraks ile bulaşık deterjanı oluşturarak.

Boraks ile Bulaşık Deterjanı Karışımı
Bulaşık makinenizde kullandığınız bulaşık deterjanı bölmesine 3te 1 oranda boraks ilave edin ve ölçeğin geri kalanını bulaşık deterjanınız ile doldurun. Boraks ile bulaşık deterjanınız birleşince;

Yıkama suyundaki kalıntılar çözülür ve bulaşık makinenizin temizleme gücü artar. Bulaşık deterjanının tek başına çözemediği yağ kalıntıları borakslı bulaşık deterjanınız ile tertemiz olur. Bulaşıklarınız pırıl pırıl parlar ve lekesiz sonuçlar elde edersiniz.

Boraks ile Bulaşık Deterjanı Yapımı
Gerekli Malzemeler
Boraks
Çamaşır Sodası
Limon Tuzu
Limon ya da portakal kabuğu (arzuya göre)

Hazırlanışı
Derin bir kap içerisine 6 su bardağı kaynamış suyu koyun. Sıcak su içerisine 4 su bardağı kadar limon tuzu ilave edin ve erimesi için karıştırın. Limon tuzu tamamen eridikten sonra 8 su bardağı boraks ilave edin. Karışımın içerisinde boraks da tamamen eridikten sonra, 4 su bardağı çamaşır sodasını karışıma ilave edin. Sodayı ilave ederken köpürme meydana geleceğinden bu işlemi mümkün olduğunca ağır ve yavaş hareketlerle gerçekleştirin. Hazırlanan karışım kullanılmadan evvel 1-2 saat kadar dinlenmelidir.
Arzuya göre hoş kokmasını isterseniz karışıma limon ya da portakal kabuğu ilave edebilirsiniz. Dinlenen karışımı süzdükten sonra bulaşık makinenizde kullanabilirsiniz.

Boraks ile Halı Temizliği
Evinizde bulunan her çeşit halıyı ve kilimi kolaylıkla temizleyeceğiniz bir formül: 1 litre ılımış su içerisine 2 ölçek boraks ilave edin. Karışımı karıştırıp boraksın erimesini sağladıktan sonra, yumuşak bir bez yahut fırça yardımıyla halınıza uygulayın. Halınızın temizliğini bitirdikten sonra kurumaya bırakın.

Borks ile halı ve kilimleriniz dezenfekte olacaktır. Özellikle evcil hayvan besleyenlerin, hayvanları için bulundurdukları paspaslarda da uygulanmalıdır.
Bölüm4: Boraks ile Çamaşır Makinesi Deterjanı Yapımı

Boraks ile hazırlayacağınız çamaşır deterjanı sayesinde lekesi çıkmayan çamaşırlarınız bile lekelerden kurtulacaktır. Çamaşırlar için kimyasal deterjanlardansa boraks ile hazırlanan deterjanı kullanmak giysilerinizin de ömrünü uzatacaktır.

Gerekli Malzemeler
Boraks
Çamaşır sodası
Zeytinyağlı doğal yeşil sabun

Hazırlanışı
Çalkalayabileceğiniz şekilde ağzı kapanabilen bir geniş bidon seçin.
Bidon içerisine bir kalıp zeytinyağlı doğal yeşil sabunu rendeleyin.
Üzerine 4 su bardağı boraks, 4 su bardağı da çamaşır sodası ilave edin.
Kabın ağzını kapatıp hepsi karışıncaya kadar çalkalayın, çamaşır makinesi deterjanınız hazır!

Tüm bunların yanı sıra nemli bir beze boraks koyarak, yalnızca silme işlemiyle temizlik gerçekleştirebileceğiniz yerler:
Paslanmaz çelik
Alüminyum tava ve tencereler
Porselen eşyalar
El yapımı aksesuarlar
Buzdolabı temizliği
Fırın temizliği
Mikrodalga fırın temizliği
İç mekan PVC kaplamalar
Panjur temizliği
Pimapen temizliği
Hasır(şilte) temizliği
Plastik dış mekan eşyaları

Boraks ile Yapay Çiçek Yapımı
Bir çok bölgede temizlik için kullanılan boraksın doğal bir temizleyici olma özelliği dışında, kurutucu özelliğinden de faydalanılabilinmektedir. Kurutarak saklamak istediğiniz ya da dekoratif amaçla kullanmak istediğiniz canlı çiçeklerinizi boraks ile kurutarak ölümsüzleştirebilirsiniz.

Nasıl Yapılır?
Saklamak istediğiniz çiçekleri saklamak istediğiniz şekilde kesin. Dallarından ayırabilir yalnızca çiçeklerini seçebilirsiniz, tamamen size kalmış.
Ayakkabı kutusu büyüklüğünde bir karton kutunun dibine 1 cm kalınlığında boraks sürün. Daha sonra kutunun içerisine kurutmak istediğiniz çiçekleri koyun. Çiçeklerin üzerini tekrar boraks ile kapatın. Kutuyu kapatın ve hava almayacak şekilde bantlayın. Oda sıcaklığında 1 hafta kadar bekletin.
1 hafta sonunda saklamak istediğiniz çiçekler kurumuş olacaktır. İster dekoratif amaçlı isterseniz de hatıra amaçlı saklayabilirsiniz.

Boraks Ne İşe Yarar?
Ev temizliğinde sık sık kullanılan boraks, çeşitli maddelerin bir araya gelmesi ile ortaya çıkmış ve mikropların yok edilmesinde oldukça başarılıdır.

Boraks Nedir?

Boraks doğal bir mineraldir. Su, oksijen, sodyum ve bordan oluşur. Doğal dezenfektan olarak evlere girmektedir.

Boraks Ne İşe Yarar?

Boraks adını Arapça Burak yani parlak isminden alır. Kimyasal madde evinde kullanmak istemeyenler, sağlığına dikkat edenler, deterjanlara alerjisi olanlar, küçük çocuğu olanlar boraks ile evlerinin dört bir yanında doğal olarak hijyeni sağlamaktadırlar.

Boraks Nerede Kullanılır?

Boraks tıpkı marketlerden alınan kimyasal maddeler yoluyla elde edilmiş temizleyicilerle aynı işi yapar. Aralarındaki fark boraks mineralinin insana ve çevreye zarar vermemesidir. Çamaşır yıkanmasında, bulaşık temizliğinde kullanılır. Evlerinde sağlıklı temizliğe kavuşmak isteyenlerin boraks mineralini yakından tanıması gerekmektedir. Evlerini temizlerken faydadan çok zarar gören ev kadınları ve aileleri çareyi doğaya ve çevreye dost olan boraks maddesini almakla bulmaktadırlar.

Boraks aynı zamanda bahçe işlerinde de kullanılır. Zehirli otların temizliğinde kullanılır. Topraktaki diğer canlılara zarar vermez ve böcek oluşumunun önlenmesinde toprağa serilir.

Boraksın Kullanıldığı Alanlar

Boraks kozmetik sanayisinde kullanılır.
Boraks inşaat sanayisinde kullanılmaya başlamıştır.
Çimentoya sağlamlık verdiği öğrenilmiştir.
Boraks atık sanayide kullanılır.
Boraks deterjan sanayisinde kullanılır.
Boraks enerji sektöründe kullanılır.

Boraksın Çamaşırlarda Kullanımı Nasıl Olmalıdır?

Kimyasal deterjanlar hem çok pahalı hem de sağlığa olumsuz etkileri bulunmaktadır. Evde hazırlanabilir bir reçeteye artık kimyasal deterjanlara dünyanın paraları verilmeyecek hem de sağlık korunmuş olacak. 1 kahve fincanı boraks, 1 kahve fincanı çamaşır sodası ve limon tuzu ile sağlıklı deterjanlar hazırlamak mümkündür. Bu karışımı normal deterjan ölçüsünde çamaşır makinesinin yıkama gözüne eklemek suretiyle temizlik işlemine başlamak mümkündür.

Boraksın Bulaşık Yıkamada Kullanımı Nasıl Olmalıdır?

1 Su bardağı boraksı aynı şekilde çamaşır sodasıyla karıştırmak ilaveten portakal yağı ya da mandalina yağı kullanmak bunlardan karışım yapmak bulaşık deterjanı yerine geçmektedir. Unutulmamalıdır ki bulaşıkların iyice durulanması gerekmektedir.

Boraksın Halılarda Kullanımı Nasıl Olmalıdır?

1 fincan boraks ve 1 fincan karbonatı su ile macun kıvamına getirerek kirli veya lekeli kısma ovmak suretiyle temizliğini sağlamak mümkündür. Koku sinen halılar ya da kilimleri bu karışımı üzerine serperek bekletmek, sonrasında ise süpürge ile iyice temizlemek gereklidir.

Boraksın Tuvalet Temizliğinde Kullanımı Nasıl Olmalıdır?

1 su bardağı boraks ve çamaşır sodasına ilaveten sirke de mikrop kırıcı özelliğiyle aralarına katılmaktadır. Karışımı macun haline getirerek yüzeylere fırça ya da sünger yardımıyla ovmak suretiyle temizlik işi gerçekleştirilebilir.

Boraksın Böcek İlacı Olarak Kullanılması Nasıldır?

Her türlü böceğe karşı etkili olan boraks böceklerin çıktığı deliklere sürülmektedir. Hamam böceklerine bile tesiri vardır. Çocuklara temas etmesinden kaçınmalıdır. Uygulandıktan sonra eller bol suyla durulamak gereklidir.

Boraks Nerede Satılır?

Boraksı aktarlardan, organik pazarlardan, eczanelerden ve güvenilir internet sitelerinden temin etmek mümkündür. Son yıllarda insanların doğal ve doğaya yönelik organik ürünler seçmesi boraks gibi pek bilinmeyen maddelerin günümüzde popüler olmasını sağlamıştır.

Peygamberimiz neden bir çok evlilik yapmıştır

15 Temmuz 2018 Yazan  
Kategori İSLAM VE YAŞAM

HZ.Muhammed SAV efendimizin eşleri ve evlilik nedenleri
Peygamber Efendimizin Eşlerinin İsimleri

ÜMMEHÂTU’L-MÜ’MİNÎN (Ezvac-ı Tahirat (Peygamber Eşleri)

Peygamber Efendimizin Eşlerinin İsimleri
Hz. Hatice (r);
Hz. Sevde binti Zem’a (r);
Hz. Aişe (r);
Hz. Hafsa binti Ömer (r);
Hz. Zeynep binti Huzeyme (r);
Hz. Zeyneb binti Cahş (r);
Hz. Ümmü Seleme (r);
Hz. Ümmü Habîbe (Remle binti Ebî Süfyan) (r);
Hz. Cüveyriye binti Hâris (r);
Hz. Safiyye binti Huyey (r);
Hz. Mâriyetü’l-Kıbtiyye (Ümmü İbrahim) (r);
Hz.Meymûne binti Hâris (r)
Hz.Reyhane oğlu Zeyd’in kızıdır. Benî Kureyza esirlerindendir.

1- Haticetü’l-Kübra: Hatice (r.an)’nin babası Hüveylid b. Esed’dir. Nesebi, Rasulüllah(s.a.s)’in dördüncüsü atası Kusay’da birleşir. İki defa evlenmiş, kocalarının ikisi de vefat etmiş ve dul kalmıştır. Evlendikleri zaman Hz. Peygamber 25, Hz. Hatice ise 40 yaşındaydı. Rasulüllah(s.a.s)’e ilk iman eden kişi Hz. Hatice (r.a) olmuştur. Hayatta iken Hz. Peygamber (s.a.s) onu çok sevdiği için üzerine evlenmemiştir . Zira bu hanım, peygamberlik görevinde Hz. Muhammed’e yardım eden, onunla birlikte üstün gayret gösteren, canını ve malını onun yoluna koymuştu. Hicretten üç sene önce vefat etti.Peygamber (s.a.s)’in İbrahim dışındaki bütün çocukları Hz. Hatice (r.a)’den olmadır. O Hz. Fatıma’nın da anasıdır.

2- Hz. Sevde (r.an): Kureyş’li Zem’a’nın kızıdır. İlk Müslümanlardan olup Müslüman olan amcası Sekran b. Amr’ın yanında kalıyordu. Amcasıyla birlikte ikinci kafile ile Habeşistan’a hicret etti. Mekke’ye geri döndükleri zaman kocası öldü ve dul kaldı. Rasûl-i Ekrem’le Hz. Hatice’nin vefatından günlerce sonra Kureyşli Zem’a’nın bu kızı ile evlendi. Beş çocukluydu, beş yaş büyüktü. Resûlullah ile birlikte Medine’ye hicret ettiler. Hz. Sevde Hz. Peygamber’le geceleme hakkını Hz. Aişe’ye devretmişti. Yaşlı bir hanımdı. Hicretin dördüncü senesinde Medine’de vefat etti.

3- Hz. Aişe (r.an): Hz. Ebu Bekir’in kızıdır. Hz. Peygamber (s.a.s) ile hicretin birinci senesinde Medine’de evlendi. Dokuz sene birlikte hayat sürdüler.
Hz. Aişe annemiz Peygamberimiz SAV efendimizin kız olarak nikahlandığı tek eşidir. Peygamberimiz genç yaşta olan (17-18 yaşlarında : Hz. Aişe’nin ablası Esma hicrette 27 yaşındaydı. Hz. Aişe ablasından 10 yaş küçük olduğuna göre onun da hicrette tam 17 yaşında olması gerekir. Ayrıca Hz. Aişe peygamberimizden önce Cübeyr’le nişanlanmış, daha sonra dini nedenlerle ayrılmışlardı. Demek ki evlenecek çağda bir kızdı, nişanlanmış, nişan bozulmuş sonra peygamberimizle evlenmiştir-)
Hz. Aişe Müslüman hanımların sormaya utandığı sorulara cevap vermesi için peygamberimiz SAV efendimiz Aişe’yi öğretmen olarak yetiştirmiştir. Hz. Aişe peygamberimizden 2000 hadis rivayet etmiş, Müslüman kadın ve erkeklere öğretmenlik yapmış, hatta Müslüman orduların komutanlığını dahi üstlenmiştir. Hz. Aişe hicretin 59. Senesinde yirmi bir yaşında vefat etmiştir.

4- Hz. Hafsa: Ömer b. Hattâb’ın kızıdır. Yirmi yaşında hicretin üçüncü senesinde evlendi. Ebû Dâvûd, Hz. Peygamber’in onu boşadığını fakat daha sonra ona geri döndüğünü zikretmektedir. Hicretin 45. senesinde Muaviye’nin hilafeti zamanında 60 yaşında vefat etti. Hz. Hafsa bilgili bir hanımefendi idi. Bilgi öğrenmeğe de büyük bir merakı vardı. Abdullah ibni Ömer, Hamza ibni Abdullah, Hârise ibni vehb, Abdurrahman Hâris gibi erkeklerle Safiye Binti Ebu Ubeyde ve Ummi Mübeşşir Ensariye gibi kadınlar da onun talebeleri olup kendisinden kesbi kemal eylemişlerdir.

5- Hz. Zeyneb (r.an): Huzeyme b. el-Haris’in kızıdır. Muhtaçlara yemek verdiği için cahiliye devrinde kendisine “muhtaçların anası” denirdi. Hz. Peygamber (s.a.s) ile Hicretin 31. ayı Ramazanında evlendiler. Evlendikten sonra Hz. Peygamber’in yanında sadece iki üç ay kaldı ve hicretin 39. ayı Rebiülevvelin sonunda vefat etmiş ve Baki’ mezarlığına gömülmüştür.Efendimiz ile olan evliliği çok kısa sürmüştür. Henüz birkaç aylık evli iken ahirete irtihal eden Hz. Zeynep Validemiz hakkında maalesef elimizde fazla bir bilgi yoktur. Siyer kaynaklarında kendisi ile ilgili hadise rastlanmamaktadır.

6- Hz. Ümmü Seleme Validemizin asıl adı Hind’dir. Mahzum kabilesinden Ümeyye’nin kızıdır. Hz. Muhammed (s.a.s) ile Hicretin dördüncü senesinde evlendi. Onu, Rasûl-i Ekremle oğlu Seleme evlendirmiştir. 84 yaşında iken hicretin 59. senesinde vefat etmiş ve Baki’ mezarlığına gömülmüştür. Ümmü Seleme, Allah Resûlü’nün en son ölen hanımıdır.

7- Hz. Zeyneb bt. Cahş: Esed İbn Huzeyme oğullarından Cahş İbni Rebab İbni Ya’mur’un kızıdır. Esedoğulları’ndandır. Bu hanım,kureyşli halası Ümeyye’nin kızıdır. Daha önce adı”Berre” idi. Peygamberimiz (aleyhissalatu vesselam) sonradan adını Zeyneb olarak değiştirmiştir.

Berre Binti Cahş, Allah’a ve Resûlünün emrine itaat etmek için Zeyd İbn Hârise ile evlendi ancak her ikisi de mutlu olamadılar. Zeyd birkaç defa boşanmak istediyse de Efendimiz boşamamasını rica etti. Fakat buna rağmen Zeyd, Berre Binti Cahş’tan ayrıldı. Şu âyet onun hakkında inmiştir: “AHZAB,37: Ve bir zaman, (ey Muhammed,) Allah’ın lütufta bulunduğu ve senin de iyilik ettiğin kişiye, Eşini terk etme ve Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde ol! demiştin. Ve (böylece) Allah’ın yakında aydınlığa çıkaracağı şeyi içinde gizlemiştin; çünkü insanlar(ın ne düşüneceklerin)den çekiniyordun, oysa çekinmen gereken yalnız Allah olmalıydı! (Fakat) sonra Zeyd o kadınla beraberliğini sona erdirdiğinde onu seninle evlendirdik ki (gelecekte) evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlar(la evlendikleri) için müminler suçlanmasın. Ve Allah’ın buyruğu (böylece) yerine getirilmiş oldu”…
Bu âyet nedeniyle Hz. Peygamber’in diğer hanımlarına karşı övünerek şöyle derdi: “Sizi aileleriniz evlendirdi. Beni ise yedi kat ötesinden Allah evlendirdi!” Evlendiklerinde Peygamberimiz 55 yaşıdaydı.. Hz. Zeyneb 53 yaşında, Hz. Ömer’in hilâfetinin ilk zamanlarında vefat etti.”Gariplerin annesiydi, en çok sadaka verendi.”

8- Hz. Cüveyriye: Babası Huzâ’a kabilesinin Mustalikoğulları aşiretinden, aşiretin reisi ve seyidi olan el-Hâris b. Ebî Dırâr’dır. Bu hanım Beni Mutsalikoğulları ile yapılan savaşta esir edilmiş, Sabit b. Kays’ın hissesine düşmüştü. O da belli bir miktar parayı temin etmesi kaydıyla onu serbest bırakmak üzere bir sözleşme yapmıştı. Hz.Cüveyriye, Hz. Peygamber’e gelerek ondan kölelikten azât sözleşmesi (mükâtebe) ile yardım istedi. Bu parayı da Hz. Peygamber onun adına kölelikten kurtulma parası olarak ödemiş ve onunla evlenmiştir.
“Ben kavmi için Cüveyriye’den hayırlı ve mübarek bir kadın bilmiyorum.” Hz. Âişe (r.anha)
Çünki, Peygamberimiz’in (aleyhissalatu vesselam) Cüveyriye ile evlenmesinin haberi duyulunca, Ashab, Peygamberimiz’e (aleyhissalatu vesselam) olan saygı ve hürmetlerinden ötürü Mustalikoğulları’ndan alınan köle ve cariyeleri serbest bırakmışlardır. Azad edilen köle ve cariyelerin sayısı 700 kadardır.

9- Hz. Safiyye (r.an): Babası Hayber emîri olan Huyey b. Ahtab en-Nadîrî el-İsrailî’dir. Hz.Hârûn b. İmrân’ın soyundan gelmektedir.Hz. Peygamber (s.a.s) onu Hayber savaşında esir etmiş ve kendisine almıştır. Müslüman olduktan sonra onu azat etmiş, azâdını mehri saymış ve onunla evlenmiştir.Hz. Safiyye, Allah Resulünün nikâhına girince çok samimi bir Müslüman olmuştur. Şu hadise onun sadakatinin en büyük delilidir:
Resûlullah, hastalandığında bütün hanımları başucuna toplanmışlardı. Safiyye dedi ki: “Keşke senin uğradığın hastalığa ben uğrasaydım, senin yerinde yatan ben olsaydım.”
Onun bu sözleri üzerine Resûlullah’ın zevceleri birbirlerine göz kırptılar. Bunu fark eden Allah Resûlü buyurdular ki: “Safiyye bu sözünde sadıktır.”

10- Hz. Reyhâne (r.an): Reyhâne validemiz, Amr oğlu Zeyd’in kızıdır. Rasûlüllah (s.a.s) onu Beni Kureyzda esir etmiş, Salebe bin Sâye’nin tavsiyesiyle islamı kabul ettiş ve azad ederek Hicretin 5. senesinde evlenmişlerdir. Hz. Peygamber Veda haccından dönünce vefat etmiş ve Baki mezarlığına gömülmüştür. Vakidî, onun hicretin 16. senesinde vefat ettiğini ve namazını Hz. Ömer’in kıldırdığını söylemektedir. . Peygamber efendimizden önce vefat ettiği için naklettiği hadis-i şerif yoktur. Ebu’l-Ferec, Peygamber (s.a.s)’in Hz. Reyhâniye’yi azad etmediğini, cariye olarak kaldığını söylemiştir. Bu yüzden bazı tarihçiler onu Peygamberimizin hanımları arasında saymazlar

11- Hz. Meymune (r.an):Babası Hâris b. el-Hazen. Meymune validemiz, Hilaliye kabilesinden Haris’in kızıdır. Hz. Peygamber (s.a.s) onunla Mekke’ye on mil uzaklıktaki Şerif denilen yerde Hicretin 7. yılında şevval (mart-nisan M.S.629) evlendi.
Asıl adı Berre idi. Berre, “cömert, dürüst, itaakâr” demekti. Efendimiz, “Bir insanın kendini tezkiye etmesi doğru değil” diyerek onun adını Meymûne olarak değiştirmiştir.” Resul-i Ekrem’in (aleyhissalatu vesselam) amcası Hz. Abbas’ın eşi Ümmü Fadl ile Hz. Cafer’in eşi Esma’nın kız kardeşidir.Hicretin 61. senesinde Serif’te vefat etmiş ve oraya gömülmüştür. İslam tarihinde savaşanlara yardım etmek gayesiyle kadınlardan bir bölük kurmuş ve bu bölüğün başına da kendisi geçmiştir. Hz. Meymûne Validemiz o savaşlarda yaralılara yardım etmek, ihtiyaçlarını karşılamak için bulunan ilk hemşiredir. Onun kurduğu sağlık ve yardım timi yüzyıllara örnek olacak bir nitelikteydi. Yaralılara yardım ediyorlar, yemek ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Sürekli onların yanında hizmet eden bir bölüğe sahiptiler.

12- Hz. Ümmü Habibe (r.an): Adı Remle’dir. Kureyş’in Emeviler kolundan Ebû Süfyân’ın kızıdır. Hz. Zeyneb’in kardeşi ve Resûlullah’ın (aleyhissalatu vesselam) amcazadesi Ubeydullah b. Cahş b. Riab b. Ya’mur el-Esedî’nin zevcesi idi.Eeşi Ubeydullah ile beraber Habeşistan’a hicrete giden ikinci kafileye katılmıştı. Ubeydullah orada hıristiyan oldu, Ümmü Habîbe ise müslüman olarak kaldı. Daha sonra Ubeydullah Habeşistan’da vefat etti.Hicretin 7. Yılında islamı tebliğ için her tarafa mektuplarla elçiler gönderildi. Amr bin Ümeyye ed-Damri’yi Habeşistan’a Necaşi’ye gönderildi.Necaşiye iki mektup göndermişti.Birinci mektupta islamı tebliğ için, ikincisinde isi Hz. Habibeyi istiyordu. O hemen islamı kabul eder ve Hz. Habibeye Haber verir ve olumlu cevap alır.Bunun üzerine Necâşî, Hz. Muhammed’le onu nikahlar. Necâşî, Hz. Peygamber adına Ümmü Habîbe’ye mehir verdi. Onu hediye yüklü iki gemiyle medineye gönderdi.

13- Hz. Mâriye binti Şemun (r.a): Babası Mısırlı bir Kıbtî olan Şem’ûn’dur. Hz. Peygamber’in Mâriye ile evlenmesi, b Hz. Zeyneb bt. Cahş ütün Mısırlılar üzerinde fevkalâde güzel tesir icra etmiş, Araplar Mısır’a hücum ederek Bizanslılarla muharebe ettikleri zaman Mısırlıların tarafsız kalmalarının sebeplerinden biri de bu olmuştur. Mısırlılar, Resûl-i Ekrem’in bir Mısırlı kadınla evlendiğini bu münasebetle hatırlamışlardı.
Peygamberimiz’in (s.a.v.) en küçük ve en son çocuğu İbrahim’in annesidir.
Efendimiz’in (s.a.v), Hz. Hatice’den (r.a) sonraki hanımlarından sadece Hz. Mâriye’den çocuğu olmuştur.

*Peygamberimizin Bazı Evliliklerindeki Siyasi Maksatlar
*“İslam Peygamberinin bazı evlilikleri, siyasi amaçlıdır. Bu evliliklerle pek çok kabilenin İslam etrafında bir araya gelmesi sağlanmıştır. Yaratılış gereği olarak şu bir gerçektir ki; kişi, bir kabile veya aileyle evlilik bağı kurduğunda, o kabile veya aileyle aralarında ister istemez bir yakınlaşma ve sevgi meydana geliyor. Aradaki düşmanlıklar kalkıyor, kin ve nefretler siliniyor, yerini sevgi ve hoşgörü alıyor.
*Bu gerçeği çok iyi bir şekilde bilen, insan sarrafı Hz. Peygamber, bu vesileyle onları İslam’a yaklaştırmayı yeğlemiştir. Mesela Cüveyriye binti Haris, Safiyye binti Huyeyy ve Remle binti Ebi Süfyan (radıyallahu anhünne) ile evlilikleri bu kabildendir. Bu üç annemiz de, toplumda ağırlığı olan kişilerin kızlarıdır. Cüveyriye ile Safiyye’nin (r.anha) babaları, Yahudilerin reisleri durumundadırlar. Bunlarla evlenince Yahudilerle arada akrabalık bağı kurulmuş, onlarla daha yakın temas sağlanmış ve bu vesileyle pek çoğunun İslam’la şereflenmesine sebep olunmuştur.”

*Resulı-i Ekrem (s.a.s)’in bu hanımIarla evlenmesinin sebebi kadına düşkünlük ve maddiyat değil, siyaset ve şefkattir. Zira Hz. Aişe’den başka bütün hanımları dul ve yaşlı kadınlardı. İstese bunlar yerine genç ve güzel hanımlar alabilirdi. Peygamberimiz servet düşkünü değildir. Çünkü Hz. Hatice’den başka öteki bütün hanımları öyle servetine tamah edilecek kişiler değillerdi

Sonraki yazılar »