Ahmet Rasim kimdir

13 Ekim 2018 Yazan  
Kategori EDEBİYAT

Ahmet Rasim  hayatı (1864 – 1932)
Kıbrıs’lı Menteşeoğulları ailesi, Kıbrıs’tan Ermenak’a gelip yerleşir. Bu ailenin oğlu Bahaettin Efendi Ermenak’ta evlenir, bir süre Kıbrıs’a gidip Posta-Telgraf memurluğu yapar. Kıbrıs’tan görevle İstanbul’a gelirken karısını bırakır.
İstanbul’da Albay Laz Mehmet Bey’in varlıklı ailesinin yanında Nevber adından bir evlâtlık vardı. Nevber, Hacı Sadık Bey’le evlenmiş, ondan bir çocuğu olduktan sonra ayrılmış, kendisini yetiştirip koruyan ailenin yanına dönmüştü.
Karısını bırakıp İstanbul’a gelen Bahaettin, İstanbul’da Nevber Hanımla evlendi. Görevle Tekirdağı’na giderken, eşi Nevber Hanım’ı da götürdü. Nevber Hanım gebeydi. Kocası Bahaettin, onu boşayıp Tekirdağı’nda başka bir kadınla evlendi. Nevber Hanım, yine İstanbul’daki eski hanımının yanına döndü. Eski hanımı, Nevber’i Sarıgüzel’de küçük bir eve yerleştirdi. Nevber Hanım burda bir oğlan çocuğu doğurdu. (1864) Çocuğun adını Ahmet Rasim koydular.
Her gittiği yerde evlenmeyi huy edinen, aile bağına önem vermeyen bencil bir kişi olan Rasim’in babası, birkaç kez daha evlendi, başka çocukları oldu. Rasim’le annesini bikez bile sorup aramadı.
Nevber Hanım, dikiş dikip kazandığı parayla, Rasim’i büyük bir özen göstererek büyüttü. Baba baskısı olmadığı için Rasim ele avuca sığmaz bir çocuk oldu. Birkaç okul değiştirdi. Falaka dayağı korkusundan okuldan kaçtı. Okuldan kaçıyor, arkadaşlarıyla cami avlularından oynuyordu. Kendisini ve annesini koruyan ailenin büyüğü Albay Laz Mehmet Bey’in ölümü üzerine, değiştirdiği dördüncü okuldan da alınıp Darüşsefaka’ya yazdırıldı. 1876′da Darüşsefaka’ya girdiği zaman onbir yaşındaydı. Abdülhamit’in tahta çıktığı yıldı. Darüşşefeka, Rasim için ilk aylarda sıkıntılı, ama sonraları sıcak bir sevecenlik yuvası olmuştu. Burda haylazlıktan kurtularak düzenli bir yaşama alıştı. Önceleri sınıfının, sonra da okulunun çalışkan öğrencilerinden biri oldu. 1883 yılında Darüşşefeka’yı birincilikle bitirdi. Posta ve Telgraf Nezaretinde (bakanlığında) kâtip oldu. Memurluk yaşamına hiç ısınamadı. Ahmet Mithat Efendi gibi özgür bir yazar olup yaşamını kazanmak istiyordu. Fransızcadan çevirdiği Yolcu başlık bir yazısı Ahmet Mithat Efendi’nin gazetesi Tercüman-ı Hakikat’te çıkınca çok sevindi; bu, yayınlanan ilk yazısıydı.
Bigün gazetede Ahmet Mithat Efendi’yle karşılaşır. Onun, gazetesinde yazıları çıkan Ahmet Rasim olduğunu öğrenen Ahmet Mithat Efendi şöyle der:
«Aferin! Bak oğlum, burası yazı ocağıdır; istediğin zaman gel. İşte kalem, kâğıt, mürekkep. İstediğin kadar otur, istediğin kadar yaz. Şimdilik bir makalene bir mecidiye vereceğim. Harçlık edersin, al bakalım siftah et!»
Rasim’in aldığı ilk telif hakkıdır.
Ahmet Rasim, Binbaşı Bilâl Bey’in kızı Sadberkle evlenir. Annesi Nevber Hanım, Rasim’in kendisine haber vermeden evlenmesine çok üzülmüştür.
1885 de ilk kitabı çıkar. Bu, yeni buluşlara değgin bir dizinin ilk kitabıdır: Fonograf, (gramofon)
Ahmet Rasim okulu bitirdikten az sonra içkiye başlamış, akşamlarını arkadaşlarıyla birlikte geçirmeye, eğlence yerlerine gitmeye alışmış, meyhanelere dadanmış, evlendikten sonra da bu yaşamını sürdürmüştür. Sonraları aylarca evine uğramadığı türlü yerlerde kiraladığı evlerde yaşadığı olmuştur.
Yetmiş kadar şarkı sözü (güfte) yazmış, bunların çoğunu kendisi bestelemiştir. Her şarkısının bir öyküsü vardır. Çok ünlü bir şarkısının öyküsü şöyledir: Aylarca ortalarda görünme dikten sonra bigün evine döner. Çok uysal ve sabırlı olan karış Sadberk Hanım hiç çıkışmadan onu karşılar. Rasim yıkanıp bir süre dinlendikten sonra giyinip hazırlanır, kapıdan çıkarken Sad berk Hanım,
– Sakın geç kalma, erken gel! diye ricada bulunur.
Ahmet Rasim, eşinin bu sözünü yolda besteleyip şarkı ya par:
«Sakın geç kalma erken gel
Bu akşam gün batarken gel»
Onbeş ay süren memurluktan ayrılıp Kendini büsbütün gazeteciliğe, yazarlığa verir. Menakıb-ı îslâm adlı bir kitabı için Abdülhamit’ten ikinci Mecidî nişanı alır.
Bir süre öğretmenlik de yapar.
Meşrutiyetin ilânından sonra (1908), Hüseyin Rahmi’yle birlikte Boşboğaz adlı mizah dergisini çıkarmışsa da, dördüncü sayısından sonra dergiden ayrılmıştır.
Ahmet Rasim’le evlilikleri onyedi yıl-süren Sadberk Hanım, 1902 yılında öldüğünde Ahmet Rasim otuzaltı yaşındaydı. Bir daha evlenmedi, yalnız yaşadı.
Zamanındaki hemen bütün gazete ve dergilerde yazılar yazmıştır. Yazdığı mizah dergileri; Eşref, Davul, Karagöz,
Hacivat’tır.
Gazete muhabiri olarak Suriye, Sofya ve Romanya’ya gitmiştir.
Resmî hiçbir görev almamış, iki kez Maarif Nezareti (Eğitim Bakanlığı) Teftiş ve Muayene üyeliğine atanmışsa da istifa etmiştir.
Yalnız kalemiyle geçinmiş, ama yazılarına aldığı para hiçbir zaman kendisini, ailesini rahatça geçindirmeye yetmemiştir. Dört oğlu, iki kızı olmuştur. Dar durumda olduğunu bilen yayıncılar, onu çok az parayla çalıştırıyorlar, sömürüyorlardı. Bu sıkıntısı, Meşrutiyet’ten sonra da sürdü. Birinci Dünya Savaşı sırasında öyle sıkıntıya düştü ki, Vezirhan’ın bir odasında bulunan biçok kitabını satmak zorunda kaldı.
1927 yılında istanbul Milletvekili seçilerek, iki dönem (3. ve 4. dönemler) milletvekilliği etmiş, ama bu yılları hastalık içinde geçmiştir. 21 Eylül 1932′de 67 yaşındayken, Heybeliada’daki evinde öldü ve Heybeliada mezarlığına gömüldü,
Ahmet Rasim politikaya hiç karışmamış, yaşadığı üç politik dönemde de (Mutlakiyet, Meşrutiyet, Cumhuriyet) siyasal yasamdan uzak kalmıştır. İki dönem süren milletvekilliği sırasında hastalığından ötürü çok zaman Meclis toplantılarına bile katılamamıştır. (*)
Eserlerinin sayısı kırka ulaşır. En bilinenleri şunlardır: Gecelerim (1894) — Şehir Mektupları (4 cilt 1910-1911) — Eş-kal-i Zaman (1918) — Cidd ü mizah (1918) — Fuhş-i atik (2 cilt :922) — Muharrir şair edip (1924) — Gülüp ağladıklarım (1926)
— Falaka (1927) — Muharrir bu ya (1927) — Kamazan Sohbetleri (1913).

Eserlerinde belli tarihsel dönemleri ele aldı.
Kiralık Konak: I. Dünya Savaşı öncesinin,
Hüküm Gecesi: II. Meşrutiyet’in,
Sodom ve Gomore: Mütareke döneminin,
Yaban:Kurtuluş Savaşı yıllarının,
Ankara :Cumhuriyet’in ilk on yılının,
Bir Sürgün: 2’nci Abdülhamid döneminin işlendiği romanlardır.
Panorama: 1923-1952 yıllarını kapsar.
1955’ten sonra da anıları dışında kitap yazmadı. Romanları arasında en ünlüleri Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban’dır. İlk romanı Nur Baba, 1922’de kitap olarak basılmadan önce gazetede yayınlandı.

ESERLERİ
ROMAN:
Kiralık Konak (1922)
Nur Baba (1922)
Hüküm Gecesi (1927)
Sodom ve Gomore (1928)
Yaban (1932)
Ankara (1934)
Bir Sürgün (1937)
Panaroma (2 cilt, 1953)
Hep O Şarkı (1956)

ÖYKÜ:
Bir Serencam (1914)
Rahmet (1923)
Milli Savaş Hikâyeleri (1947)

ŞİİR:
Erenlerin Bağından (1922)
Okun Ucundan (1940)

OYUN:
Nirvana (1909)

ANI:
Zoraki Diplomat (1955)
Anamın Kitabı (1957)
Vatan Yolunda (1958)
Politikada 45 Yıl (1968)
Gençlik ve Edebiyat Hatıraları (1969)

MONOGRAFİ:
Ahmet Haşim (1934)
Atatürk (1946)

MAKALE:
İzmir’den Bursa’ya (1922, Halide Edip, Falih Rıfkı Atay ve Mehmet Asım Us ile birlikte)
Kadınlık ve Kadınlarımız (1923)
Seçme Yazılar (1928)
Ergenekon (iki cilt, 1929)
Alp Dağları’ndan ve Miss Chalfrin’in Albümünden (1942)

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar



Yorum Yazaken SeviyeLi YorumLar Yazınız.!