Ağa takılan olta (Hikaye )

25 Kasım 2018 Yazan  
Kategori EDEBİYAT, HİKAYE,MASAL,ÖYKÜ,FIKRA

Balık Ağı Hikaye ( Metin Yiğit )
On beş kafadar sözleşmiş cumartesi öğlenden sonra Arnavut köyde bir gölete balık tutmak için yola çıkmışlardı. Üç araba ile yola çıkarak  planlanan yere varmışlardı.

Oltalar hazırlanıp ucuna yemler takılarak birer birer suya atılmıştı.
Fakat bir terslik vardı. Atılan oltalar bir yerlere takılıp kalıyordu. Çekmeye uğraştıkça misinalar kopuyordu. Aradan iki saat geçmesine rağmen bir tek balık bile tutamamışlardı.

Morelleri bozulmaya başlamıştı . Bilemedikleri bir terslik vardı. Elliden fazla olta suyun içindeki meçhul şeye takılıp kalmıştı.

Hava kararmaya yüz tutmuştu. Gençlerden Fatih üstünü soyup suya girmeye hazırlanınca yaşça kendisinden büyük olan abileri ona itiraz ettiler.
– Fatih ne yapıyorsun oğlum bu havada suya girilirmi ? Su çok soğuk hasta olursun.
– Abi yeter ya sabaha kadar burada kalsakta bir şey tutacağımız yok . Bu suyun dibinde ne var anlamazsam kafayı yiyeceğim yahu !
– Hava karardı kardeşim göremezsin.
– Bir şey olmaz daha önce de bu göle girmiştim
– Fatih sakın açılma , dikkat et tamammı ?
– Tamam merak etmeyin

Fatih neredeyse zifiri karanlıkta yuya girmişti. Dibe dalıp el yordamıyla oltaların takıldığı şeyi anlamaya çalışıyordu. Arkadaşları el lambalarını suyun üstüne tutmuş merakla bekliyorlardı.

Çok geçmeden Fatih suyun yüzeyine çıkmıştı. Elinde ağ vardı. Kıyıdaki herkes ağı çekmek için bir ucundan tutup çekmeye başlamışlardı.
İnanılmaz derecede ağırdı.Uzun bir uğraştan sonra ağı kıyıya çekip ucundan ağaçlardan birine bağlayıp bıraktılar.

Geç vakte kadar oturup çay içip sohbet etmişler hoş zaman geçirmişlerdi. Sabah güneş doğduğunda uyanmış kahvaltı hazırlığına başlamışlardı.

Gurubun en yaşlısı olan Sami gölün kenarındaki seslere kulak verince oraya yönelmişti. Ağın bir ucunu çekince gözlerine inanamadı.

– Hey millet koşun! Şu manzaraya bakın !
Merakla oraya koştular. Ağın içinde balıklar vardı. Hepsi birden ağın kalan kısmını çekmeye başlamışlardı.Ağın tamamını çekince kocaman Aynalı sazanların, Turnaların çırpınıp kurtulmaya çalıştıklarını gördüler.

Kahvaltıyı keyifle yaptılar. Balık ızgaralarda  mis gibi olmuş afiyetle yemişlerdi.
Öğlen saatlerinde balıkları paylaşıp ağı gölün kenarına suyun içine bırakmışlardı. Hiç kimse yaptıklarının doğru yada yanlış olduğunu düşünmemişti. Balıkları göle kaptırdıkları onlarca oltanın, misinanın hesabına saymışlardı.

Bu olaydan beş ay sonra Fatih için ailesi kız istemeye gitmişlerdi. Uzun süredir sevdiği kızı Büşra’yı nihayet isteyeceklerdi.
Kahveler hazırlanırken Büşra’nın babası Samet efendi damat adayını tanımak amacıyla ona ne iş yaptığını, boş zamanlarını nasıl değerlendirdiğini sorunca :
– Tekstilde makinacılık yapıyorum. Hafta sonları genelde balığa giderek değerlendiririm efendim.
– Balığa nereye gidiyorsun
– Genelde Eminönü’ne köprüye giderim ama bazende Arnavutköye göllere gideriz.
– Hiç Arnavutköy’de ilginç bir olay yaşadınızmı ?
Fatih ona yaşadıkları ağ macerasını anlatınca Samet efendi şaşkındı.
– Ulan demek benim ağı sudan çıkarıp hasılatı götüren sizdiniz ha !

Her hakkı mahfuzdur izinsiz yayınlanamaz. Site yazar ismi  belirtilmek suretiyle yayınlayabilirsiniz

H. Metin Yiğit

 

Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar



Yorum Yazaken SeviyeLi YorumLar Yazınız.!